İşçinin vefatı, geride kalan ailesi için maddi haklar da doğurur. Peki işçi vefat ettiğinde kıdem tazminatı ne olur, mirasçılar hangi ödemeleri talep edebilir? Bu rehberde işçinin ölümü hâlindeki hakları sade bir dille açıklıyoruz.
Sözleşme Kendiliğinden Sona Erer
İş sözleşmesi, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer; ayrıca bir fesih işlemine gerek yoktur. İşçinin ölümüyle birlikte birikmiş işçilik haklarının (ücret, fazla mesai, kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi) talep hakkı, yasal mirasçılarına geçer.
Kıdem Tazminatı Mirasçılara Ödenir
İşçinin ölümü hâlinde, kıdem tazminatına hak kazanma koşulları (özellikle en az bir yıllık kıdem) gerçekleşmişse, kıdem tazminatı işçinin yasal mirasçılarına ödenir. Bu, kıdem tazminatını düzenleyen ve hâlen yürürlükte olan 1475 sayılı (mülga) İş Kanunu’nun 14. maddesinin açık bir sonucudur. Ölüm hangi sebeple olursa olsun (iş kazası, hastalık veya başka bir neden) bu hak doğar.
İhbar Tazminatı Ölümde Doğmaz
Önemli bir ayrım: ihbar tazminatı, bildirim süresine uymadan yapılan bir fesih hâlinde doğar. İşçinin ölümünde ise ortada bir fesih iradesi bulunmadığından, sözleşme kendiliğinden sona erdiği için ihbar tazminatı talep edilemez.
İşverenin Ödeme Yükümlülüğü (TBK m. 440)
Türk Borçlar Kanunu m. 440, ölüm hâlinde ayrı bir ödeme daha öngörür. Buna göre işveren; işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, bunlar yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun sürmüşse iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür. Bu ödeme, kıdem tazminatından ayrı ve ona ek bir haktır.
Ayrıca ölüm bir iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanıyorsa; mirasçıların maddi-manevi tazminat ile SGK’dan gelir bağlanması gibi ayrı hakları da gündeme gelebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


