Taşınmaz alım-satımında en temel güvence, tapu kütüğüne güven ilkesidir. Türk Medeni Kanunu m. 1023, tapudaki kayda iyiniyetle güvenerek hak kazanan üçüncü kişiyi korur; ancak bu koruma otomatik ve sınırsız değildir. Bu rehberde ilkeyi, iyiniyet şartını, m. 1024 sınırını (yolsuz tescil) ve Devletin m. 1007 sorumluluğunu güncel Yargıtay uygulaması ışığında açıklıyoruz.
Tapu iptali, yolsuz tescil veya taşınmaz alımında iyiniyet sorununu birlikte değerlendirelim.
Hukukçular Evi yanınızda.
⚡ Net Cevap: Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m.1023); yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken ise korunmaz (TMK m.1024). Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020/3) ve durumun gerektirdiği özeni göstermeyen iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m.3/2). Arsa payı karşılığı inşaatta yükleniciden taşınmaz edinenlerin iyiniyet savunması da 16.05.2025 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile dinlenir hâle gelmiştir. Taşınmazını bu yolla kaybeden gerçek hak sahibi, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde Devlete karşı tazminat davası açabilir (TMK m.1007).
Tapu Kütüğüne Güven İlkesi Nedir? (TMK m. 1023)
TMK m. 1023 şöyledir: “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Yani tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan ve kendinden beklenen özeni göstermesine rağmen bir yolsuzluk bulunduğunu bilemeyecek durumda olan kişinin kazanımı korunur. Bu ilke, taşınmaz piyasasında işlem güvenliğinin bel kemiğidir; alım-satım, ipotek ve devir işlemlerinin sürdürülebilmesini sağlar.
İlkenin Uygulanma Şartları
Korumadan yararlanmak için şu şartlar birlikte aranır:
- Kazanan kişinin üçüncü kişi olması (yolsuz tescilin tarafları bu ilkeden yararlanamaz),
- Sicildeki yolsuz bir tescile dayanılmış olması,
- Bir aynî hak (mülkiyet veya sınırlı aynî hak) kazanılmış olması,
- Kazananın iyiniyetli olması (yolsuzluğu bilmemesi ve bilmesinin gerekmemesi).
İyiniyet Şartı: Özen Yükümlülüğü (TMK m. 3)
İyiniyet, ilkenin kilit koşuludur. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m.3). Hâkim, üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığını belirlerken; “normal görüşlü bir insanın göstermesi gereken dikkati gösterseydi yolsuzluğu fark edip edemeyeceğini” araştırır. Yani yüzeysel ve şekilci bir inceleme yeterli değildir; yasa koyucunun amacı, “şeklen iyiniyetli görüneni” değil, gerçekten iyiniyetli olanı korumaktır.
Sicildeki Şerh ve Beyanlar Bağlar
Tapu sicilinin aleniyeti (açıklığı) gereği, sicilde görünen yükler üçüncü kişiyi bağlar. Sicilde ipotek, haciz, tedbir, şerh, beyan gibi kayıtlar varken “ben bilmiyordum” savunması çoğu zaman ayakta kalmaz; çünkü sicil herkesin inceleyebileceği şekilde “bilinebilir” kılınmıştır. Özellikle “şerhler ve beyanlar” bölümü, güven ilkesinin sınırının en görünür olduğu alandır: bir şerh/beyan, taşınmazda bir risk veya kişisel hak bulunduğunu bildirdiğinden, bunu gören kişinin artık araştırma yükü doğar; görmezden gelen kişinin iyiniyeti tartışmalı hâle gelir.
Bu sonuç doğrudan kanundan gelir: tapu sicili herkese açıktır, ilgisini inanılır kılan herkes ilgili sayfanın ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya örneklerinin verilmesini isteyebilir ve kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020). Sözleşmeden doğan kişisel haklar da tapuya şerh edildiğinde, o taşınmaz üzerinde sonradan hak kazananlara karşı ileri sürülebilir (TMK m.1009); çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları, haciz ve iflas gibi tasarruf yetkisi kısıtlamaları da şerh edilebilir (TMK m.1010).
Korumanın Sınırı: Yolsuz Tescil (TMK m. 1024)
m. 1023 korumayı kurar; tamamlayıcı m. 1024 ise korumanın nerede bittiğini söyler: “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” Türk hukukunda tapu kayıtları illilik (hukuki sebebe bağlılık) ilkesine tabidir; tescilin geçerli bir sebebe dayanması zorunludur. Kanun tanımı açıktır: bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur (TMK m.1024/2) ve bunu bilen veya bilmesi gereken kişi korunmaz. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, yolsuzluğu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir (TMK m.1024/3) ve tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir; ancak iyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır (TMK m.1025). Taşınmaz satışı da resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmadığından (TBK m.237), resmî şekle uyulmadan yapılan bir devre dayanan tescil yolsuz tescilin tipik örneğidir. Ayrıca çifte tapu kaydı (aynı taşınmazın iki ayrı sayfada farklı kişiler adına kaydı) hâlinde de güven ilkesinden yararlanılamaz.
Dönüm Noktası: 2025 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı
Bu alandaki en önemli gelişme, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun E.2024/1, K.2025/2 sayılı ve 16.05.2025 tarihli kararıdır. Karar 18.07.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve oybirliğiyle alınmıştır.
Uyuşmazlık şuydu: arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmaz tapuda yükleniciye devredildikten sonra, yüklenici arsa payını veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satar ya da ipotek tesis eder. Sonradan sözleşmenin geçersizliği tespit edilir veya sözleşme geriye etkili olarak feshedilirse, bu üçüncü kişilerin kazanımı korunacak mıdır?
| 16.05.2025 öncesi | 16.05.2025 sonrası | |
|---|---|---|
| Yükleniciye yapılan devrin niteliği | “Avans” sayılırdı | Nitelendirme belirleyici olmaktan çıktı |
| Üçüncü kişinin iyiniyet savunması | Dinlenmezdi | Dinlenir |
| Sonuç | Tapu, iyiniyet araştırılmaksızın arsa sahibi adına tescil edilebiliyordu | Mülkiyet veya ipotek hakkı kural olarak korunur |
| İstisna | — | Somut olayda iyiniyetli olmadığı anlaşılırsa taşınmaz arsa sahibine dönebilir |
Kararın sonuç kısmı özetle şudur: üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyiniyetle ayni hak edindikleri iddialarının dinlenmesi, dolayısıyla iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerekir; ancak somut olaya göre iyiniyetli olmadıkları anlaşılırsa taşınmazlar arsa sahibine dönebilir.
Sonraki uygulama da bu yönde yerleşti. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 04.12.2025 tarihli E.2025/190, K.2025/4167 sayılı kararında, İçtihadı Birleştirme Kararı sonrasında üçüncü kişilerin iyiniyetli olup olmadıkları araştırılmaksızın hüküm kurulamayacağını belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Aynı Dairenin 28.05.2025 tarihli E.2023/3082, K.2025/2258 sayılı kararında ise, tapu kaydında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin herhangi bir şerh bulunmamasının üçüncü kişinin iyiniyetinin en güçlü göstergelerinden biri olduğu kabul edilmiştir.
Karardan sonra Yargıtay 6. Hukuk Dairesi korumanın kimleri kapsadığını somut dosyalarda netleştirmiştir. Aşağıdaki tablo, yayımlanmış daire kararlarından derlenmiştir:
| Kim? | Yargıtay yaklaşımı | Karar |
|---|---|---|
| İBK’nın derdest davalara etkisi | İçtihadı birleştirme kararları görülmekte olan davalarda da bağlayıcıdır; iyiniyet incelemesi yapılmaması bozma sebebidir | Y. 6. HD, 28.10.2025, E.2025/2930, K.2025/3634 |
| Kötüniyetin ispatı | Arsa sahibi, üçüncü kişinin sözleşmeyi ve geriye etkili fesih sebeplerini bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlamalı; delil sunma imkânı tanınmalıdır | Y. 6. HD, 19.06.2025, E.2024/3430, K.2025/2450 |
| Sonraki malikler | Taşınmazı yükleniciden değil önceki malikten alanların iyiniyeti de ayrıca araştırılır | Y. 6. HD, 30.06.2025, E.2023/4251, K.2025/2601 |
| Cebri icradan alandan alanlar | Cebri icrayla satın alan kişiden edinen kişinin iyiniyeti TMK m.1023 gereği korunur | Y. 6. HD, 27.05.2025, E.2024/3059, K.2025/2232 |
| Banka ve ipotek alacaklıları | Tapuya güvenerek ipotek tesis eden iyiniyetli alacaklının hakkı korunur; şerh yokluğu önemli bir göstergedir | Y. 6. HD, 23.10.2025, E.2024/3470, K.2025/3564 |
Pratik sonuç iki yönlüdür. Alıcı bakımından müteahhitten daire almanın hukuki riski belirgin biçimde azalmıştır. Arsa sahibi bakımından ise korunmanın yolu, sözleşmeyi tapu kütüğüne şerh ettirmekten geçer (TMK m.1009); şerh yoksa üçüncü kişinin iyiniyetini çürütmek çok zorlaşır. Sürecin tarafları için kat karşılığı inşaatta müteahhit temerrüdü ve kentsel dönüşümde hak sahiplerinin dikkat etmesi gerekenler yazılarımıza bakabilirsiniz.
İyiniyet Korunmazsa: Devletin Sorumluluğu (TMK m. 1007)
Tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararlar için gerçek hak sahibi, TMK m. 1007 uyarınca Devletten (Hazineden) tazminat talep edebilir. Bu sorumluluk objektif (kusursuz) ve asli niteliktedir; devlet, sicillerin doğru tutulmasını taahhüt ettiğinden aykırı kayıtlardan doğan zararları da üstlenir. Yargıtay, tapu ve kadastro işlemlerini bir bütün sayarak kadastro aşamasındaki hatalardan da devleti sorumlu tutar. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder ve bu davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür (TMK m.1007/2-3). Kanun m.1007 için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir; sürenin başlangıcı ve tazminatın hangi tarihteki değere göre hesaplanacağı uygulamada tartışmalı olduğundan, tapu kaydının iptaline ilişkin karar kesinleşir kesinleşmez gecikmeden dava açılmalıdır. Yolsuzluk sahte vekâletname gibi tapu dışındaki bir belgeden kaynaklanıyorsa, Devletin sorumluluğunun yanında belgeyi düzenleyen noterin sorumluluğu da ayrıca gündeme gelir (Noterlik K. m.162/1).
İlgili Rehberler
Yolsuz tescil, tapu iptali veya Devletin sorumluluğu davanız için avukatınıza danışın.
Hukukçular Evi yanınızda.
İyiniyeti Düşüren Somut Olgular
İyiniyet soyut bir iddia değil, ispat edilebilir olgular üzerinden tartışılır. Hâkim, normal görüşlü bir kişinin göstermesi gereken dikkati gösterseydi yolsuzluğu fark edip edemeyeceğini araştırır. Uygulamada iyiniyeti tartışmalı hâle getiren başlıca durumlar şunlardır:
| Olgu | Neden iyiniyeti zedeler |
|---|---|
| Sicilde şerh, beyan, haciz, tedbir veya ipotek bulunması | Sicil aleni olduğundan “bilmiyordum” savunması ayakta kalmaz; araştırma yükü doğar |
| Rayicin çok altında bedel | Olağandışı ucuzluk, araştırma yükünü artıran bir işarettir |
| Taraflar arasında yakınlık veya organik bağ | Akrabalık, ortaklık ya da aynı adres, yolsuzluğun bilindiğine karine oluşturabilir |
| Kısa aralıklarla zincirleme devirler | Muvazaayı gizleme amacı şüphesi doğurur |
| Taşınmazda üçüncü kişinin fiilî zilyetliği | Yerinde başkasının oturması, sicile aykırı bir durumu görünür kılar |
| Vekâletnameyle yapılan devirde vekilin yetkisini aşması | Vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken kişi korunmaz |
Bunların hiçbiri tek başına kötüniyeti kanıtlamaz; her biri araştırma yükü doğuran birer işarettir. Kötüniyeti ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür — kural, iyiniyetin asıl olmasıdır.
İspat yükü de kanunla belirlenmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m.6). Kanun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığını asıl kabul ettiğinden (TMK m.3/1), tapu iptali isteyen gerçek hak sahibi, üçüncü kişinin yolsuzluğu bildiğini veya bilmesi gerektiğini somut olgularla ortaya koymak zorundadır. Yukarıdaki tablodaki işaretler bu ispatın malzemesidir; tek başına hiçbiri yeterli değildir, ancak birlikte değerlendirildiğinde hâkimin kanaatini belirler. Delil olarak tapu işlem dosyası, ödeme dekontları, taraflar arasındaki yazışmalar ve taşınmazın fiilî durumunu gösteren keşif ve tanık beyanları kullanılır.
Tapu kaydının kendisi de güçlü bir delildir: resmî sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur; ancak içeriklerinin doğru olmadığının ispatı, kanunda başka bir hüküm yoksa herhangi bir şekle bağlı değildir (TMK m.7). Yani tapudaki kayıt, aksini ispat edene kadar geçerli kabul edilir; gerçek hak sahibinin görevi, kaydın dayandığı hukuki sebebin yolsuzluğunu ve üçüncü kişinin bunu bilebilecek durumda olduğunu tanık, belge ve bilirkişi incelemesiyle ortaya koymaktır.
Kimler Bu Korumadan Yararlanamaz?
Koruma herkese açık değildir. Şu hâllerde m.1023’e dayanılamaz:
- Yolsuz tescilin tarafları. Hukuki sebebi geçersiz işlemin tarafı olan kişi, kendi işleminden doğan yolsuzluğa güven iddiasıyla sığınamaz.
- Mirasçılar. Miras yoluyla kazanım külli halefiyet esasına dayanır; mirasçı, murisin hukuki durumunu olduğu gibi devralır. Bu nedenle mirasçı, murisin sahip olmadığı bir korumadan yararlanamaz. Miras yoluyla intikalin işleyişi için miras hukuku rehberi rehberimize bakınız.
- Bilen veya bilmesi gereken kişi. Tamamlayıcı hüküm açıktır: bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
- Çifte tapu kaydı hâlinde. Aynı taşınmazın iki ayrı sayfada farklı kişiler adına kayıtlı olması durumunda güven ilkesinden yararlanılamaz.
Muvazaalı devirlerde durum ayrıca değerlendirilir: mirastan mal kaçırma amacıyla yapılan devirlerde üçüncü kişinin konumu Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma): 1974 İçtihadı Birleştirme Kararı yazımızda ele alınmıştır. Aile konutu şerhinin üçüncü kişiye etkisi için ise aile konutu şerhinin üçüncü kişiye etkisi yazımıza bakabilirsiniz.
Devletin Sorumluluğu: Kime, Nasıl Dava Açılır?
Üçüncü kişinin kazanımı korunduğunda gerçek hak sahibi taşınmazı kaybeder. Bu, onu çaresiz bırakmaz: tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur ve bu sorumluluk kusursuz (objektif) ve asli niteliktedir. Yani zarar görenin, tapu görevlisinin kusurunu ispat etmesi gerekmez.
- Davalı: Hazine. Dava, Hazineyi temsile yetkili birime yöneltilir.
- Görevli mahkeme: Asliye hukuk mahkemesi.
- Yetkili mahkeme: Tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesi (TMK m.1007/3).
- Talep: Taşınmazın gerçek değeri üzerinden tazminat. Değerin hangi tarihe göre belirleneceği uygulamada tartışmalıdır ve dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.
- Süre: Bu davalarda süre konusunda uygulamada farklı yaklaşımlar bulunduğundan, zararın öğrenilmesinin ardından gecikilmemesi gerekir.
Devletin ödediği tazminatı, kusuru bulunan görevlilere rücu etme imkânı ayrıca saklıdır. Usul ve süre çerçevesi için yargılama usulü rehberi rehberimize bakabilirsiniz.
Tapu İptali ve Tescil Davası: Tedbir Şerhi Neden Hayatidir?
Yolsuz tescil nedeniyle hakkı zedelenen kişinin davası, tapu sicilinin düzeltilmesi davasıdır (TMK m.1025). Taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1); görevli mahkeme, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda genel görevli asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2).
Bu davalarda en sık kaybedilen şey zamandır. Dava sürerken davalı taşınmazı bir başkasına satarsa, yeni alıcı iyiniyet savunmasına sarılır ve m.1023 devreye girer. Bunu önlemenin yolu, dava açılırken veya hemen sonra ihtiyati tedbir istemektir: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi hâlinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m.389). Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin bu karar tapuya şerh edilir (TMK m.1010/1) ve şerhten sonra kimse o kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020/3). Böylece dava sonuna kadar yapılacak her devir, alıcının iyiniyetini baştan ortadan kaldırır.
| Adım | Amaç | Dayanak |
|---|---|---|
| Takyidatlı tapu kaydı ve işlem dosyası | Yolsuzluğun kaynağını (sahte belge, geçersiz sözleşme, yetkisiz vekil) tespit etmek | TMK m.1020 |
| İhtiyati tedbir talebi | Dava sürerken taşınmazın devrini önlemek | HMK m.389 |
| Tedbirin tapuya şerhi | Sonraki alıcıların iyiniyet savunmasını kesmek | TMK m.1010/1, m.1020/3 |
| Sicilin düzeltilmesi davası | Yolsuz tescilin iptali ve gerçek hak sahibi adına tescil | TMK m.1025; HMK m.12/1 |
| Devlete karşı tazminat (gerekirse) | İyiniyetli üçüncü kişi korunmuşsa zararın giderilmesi | TMK m.1007 |
Dava türleri ve süreç için tapu iptali ve tescil davası nedir, ne zaman açılır yazımıza bakabilirsiniz.
Sahte Vekâletname ve Kimlikle Yapılan Devirler
Uygulamanın en acı dosyaları bunlardır: malikin haberi olmadan, sahte kimlik veya sahte vekâletnameyle taşınmaz devredilir; sonra bir başkasına satılır. Burada iki ayrı halka vardır ve ayırmak gerekir.
İlk devir yolsuz tescildir; sahte belgeye dayanan işlemin geçerli bir hukuki sebebi yoktur. İkinci devri alan kişi ise iyiniyetliyse korunabilir; işte m.1023’ün asıl çalıştığı yer burasıdır. Bu nedenle gerçek malikin şansı, çoğu zaman zincirin kaçıncı halkasında dava açtığına bağlıdır.
Vekâletnameyle yapılan devirlerde ayrı bir ölçüt işler: vekâlet görevinin kötüye kullanılması. Vekil yetkisini vekâlet edenin zararına kullanmışsa ve üçüncü kişi bunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa, koruma kalkar. Vekâletnamenin kapsamı, tarihi ve azledilip azledilmediği bu yüzden kritiktir.
Devir işleminin usulü ve tapuda nelere dikkat edileceği için taşınmaz satışında tapu devri yazımıza bakabilirsiniz.
Tapu Kaydını Okumak: Hangi Kayıt Ne Anlama Gelir?
İyiniyetin ispatında belirleyici olan, alıcının işlem anında tapu kaydını ne ölçüde incelediğidir. Takyidatlı tapu kaydında görülebilecek başlıca kayıtların hukuki anlamı Türk Medeni Kanunu’nda tek tek düzenlenmiştir:
| Kayıt | Ne anlama gelir? | Alıcıya etkisi | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Kişisel hak şerhi (satış vaadi, kira, önalım, arsa payı karşılığı inşaat) | Sözleşmeden doğan hak tapuya yansıtılmıştır | Şerh sahibinin hakkı sonradan hak kazanana karşı ileri sürülebilir | TMK m.1009 |
| İhtiyati tedbir, haciz, iflas, konkordato şerhi | Malikin tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır | Kısıtlama sonraki hak sahiplerine karşı ileri sürülebilir; “bilmiyordum” savunması dinlenmez | TMK m.1010, m.1020/3 |
| Geçici tescil şerhi | İddia edilen bir aynî hak güvence altına alınmıştır | Hak sonradan gerçekleşirse şerh tarihinden itibaren üçüncü kişilere karşı ileri sürülür | TMK m.1011 |
| Beyan (eklenti, kamu hukuku kısıtlaması) | Taşınmazın durumuna ilişkin bilgi kütüğe yazılmıştır | Araştırma yükü doğurur; beyanın konusu alıcıyı bağlar | TMK m.1012 |
| İrtifak veya taşınmaz yükü (geçit, üst hakkı) | Taşınmaz başka bir taşınmaz veya kişi lehine yüklüdür | Yük, malik değişse de devam eder | TMK m.779-780 |
| İpotek | Taşınmaz bir alacak için güvence altındadır | İpotek tescille doğmuş bir aynî haktır; malik değişse de taşınmaz üzerinde kalır | TMK m.1022 |
Tapu kaydı temiz olsa bile iyiniyet araştırması bitmez; kanun, durumun gereklerine göre beklenen özeni arar (TMK m.3/2). Taşınmazda satıcıdan başkasının oturması, bedelin rayicin çok altında olması veya aynı taşınmazın kısa sürede defalarca el değiştirmesi, tapu dışında bir araştırma yükü doğurur. Satış vaadi sözleşmesiyle alım yapılıyorsa vaadin tapuya şerhi, alıcıyı sonraki devirlere karşı korur: satış vaadi ve tapuya şerh.
Alıcı İçin Kontrol Listesi
İyiniyet, işlem anında ölçülür. Sonradan “bilmiyordum” demek yerine, alım öncesinde aşağıdakileri yapmak hem hakkı korur hem ispatı kolaylaştırır:
- Takyidat dâhil güncel tapu kaydını alın. Şerhler ve beyanlar bölümü, güven ilkesinin sınırının en görünür olduğu yerdir.
- Arsa payı karşılığı inşaat şerhi var mı bakın. Şerh varsa iyiniyet iddiası zorlaşır; yoksa bu, iyiniyetin güçlü göstergelerinden biridir.
- Yerinde kim oturuyor? Fiilî zilyetlik sicille uyuşmuyorsa durun ve araştırın.
- Bedeli gerçek değeri üzerinden ve banka kanalıyla ödeyin. Rayicin çok altındaki bedel, aleyhinize bir olgu olarak kullanılabilir.
- Vekâletle işlem yapılıyorsa aslını ve güncelliğini kontrol edin. Kapsamını, tarihini ve azil durumunu teyit ettirin.
- Ön sözleşme yapıyorsanız şerh ettirin. Satış vaadinin tapuya şerhi için gayrimenkul satış vaadi ve tapuya şerh, tescile zorlama için taşınmaz satış vaadinde zamanaşımı ve tescile zorlama yazılarımız yol gösterir.
Paylı mülkiyette pay satın alıyorsanız diğer paydaşların önalım hakkı ayrıca gündeme gelir: önalım (şufa) hakkı davası. Kaparo ve ön ödemelerin niteliği için kapora (pey akçesi) yazımıza bakabilirsiniz.
İlgili Konular: Hangi Dosya Nereye Bakar?
- Tapusuz taşınmaz veya zilyetlikle kazanım söz konusuysa güven ilkesi değil ayrı bir rejim işler: zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı ile tescil ve kazandırıcı zamanaşımıyla mülkiyet.
- Ortaklık ilişkisi varsa ortaklığın giderilmesi davası devreye girer.
- Taşınmazın bütünleyici parçaları tartışmalıysa bütünleyici parça ve eklenti yazımız; yol ve geçit sorunu varsa geçit hakkı yazımız ilgilidir.
- Kamulaştırma söz konusuysa bedelin kime ödeneceği ayrı bir konudur: kamulaştırmada hak sahipliği.
- Tarım arazisiyse devir ve bölme işlemleri ayrıca izne tabidir: 5403 ve tarım arazisinin amaç dışı kullanımı.
Konunun genel çerçevesi için gayrimenkul hukuku rehberi incelenebilir.
Taşınmaz alımı öncesinde tapu kaydının riskini değerlendirmek, yolsuz tescile karşı ihtiyati tedbirle birlikte tapu iptali davası açmak ya da taşınmazınızı kaybettiyseniz Devlete karşı tazminat talebini hazırlamak için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Tapu kütüğüne güven ilkesi nedir?
Türk Medeni Kanunu m.1023 uyarınca, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. İlke, taşınmaz piyasasında işlem güvenliğinin temelini oluşturur; ancak koruma otomatik ve sınırsız değildir.
Koruma hangi şartlarda işler?
Dört şart birlikte aranır: kazananın üçüncü kişi olması, sicildeki yolsuz bir tescile dayanılmış olması, bir ayni hak kazanılmış olması ve kazananın iyiniyetli olması. Yolsuz tescilin tarafları bu ilkeden yararlanamaz.
İyiniyet nasıl ölçülür?
Kişinin kendinden beklenen özeni göstermesi aranır. Hâkim, normal görüşlü bir insanın göstermesi gereken dikkati gösterseydi yolsuzluğu fark edip edemeyeceğini araştırır. Şeklen iyiniyetli görünen değil, gerçekten iyiniyetli olan korunur.
Tapuda şerh varsa yine korunur muyum?
Zorlaşır. Tapu sicilinin aleniyeti gereği sicilde görünen kayıtlar üçüncü kişiyi bağlar; şerh, beyan, haciz veya tedbir varken ‘bilmiyordum’ savunması çoğu zaman ayakta kalmaz. Şerhi gören kişinin araştırma yükü doğar.
2025 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ne getirdi?
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun E.2024/1, K.2025/2 sayılı ve 16.05.2025 tarihli kararıyla, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi geçersiz sayılsa veya geriye etkili feshedilse dahi, yükleniciden taşınmaz edinen üçüncü kişilerin iyiniyet iddialarının dinlenmesi ve kazanımlarının korunması gerektiği oybirliğiyle kabul edilmiştir. İyiniyetli olmadıkları anlaşılırsa taşınmaz arsa sahibine dönebilir.
Karar öncesinde durum neydi?
Yargıtay, arsa sahibinden yükleniciye yapılan devirleri ‘avans’ niteliğinde kabul ediyor ve sözleşmenin geriye etkili feshi hâlinde yükleniciden taşınmaz edinen üçüncü kişilerin m.1023’e dayalı iyiniyet savunmalarının dinlenemeyeceğini benimsiyordu. Bu yaklaşım 16.05.2025 kararıyla terk edilmiştir.
Mirasçı bu korumadan yararlanır mı?
Hayır. Miras yoluyla kazanım külli halefiyet esasına dayanır; mirasçı murisin hukuki durumunu olduğu gibi devralır ve murisin sahip olmadığı bir korumadan yararlanamaz.
Sahte vekâletname veya kimlikle devir yapılmışsa ne olur?
İlk devir yolsuz tescildir; geçerli bir hukuki sebebi yoktur. Ancak ikinci devri alan kişi iyiniyetliyse korunabilir. Vekâletle yapılan devirlerde ayrıca vekâlet görevinin kötüye kullanılması ölçütü işler: vekilin yetkisini vekâlet edenin zararına kullandığını bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi korunmaz.
Taşınmazımı kaybettim, tazminat alabilir miyim?
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur ve bu sorumluluk kusursuz ve aslidir; görevlinin kusurunu ispat etmeniz gerekmez. Dava Hazineye karşı, tapu sicilinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır (TMK m.1007/3). Süre konusunda uygulamada farklı yaklaşımlar bulunduğundan gecikilmemelidir.
Tapudaki bir kaydı bilmediğimi ileri sürebilir miyim?
Hayır. Tapu sicili herkese açıktır ve kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020/3). Şerh, haciz, tedbir veya ipotek gibi kayıtlar bu nedenle alıcının iyiniyet iddiasını zayıflatır.
Dava sürerken taşınmaz satılırsa ne olur?
Yeni alıcı iyiniyetliyse TMK m.1023 korumasından yararlanabilir. Bunu önlemek için dava açılırken ihtiyati tedbir istenmeli (HMK m.389) ve tedbir tapuya şerh ettirilmelidir (TMK m.1010/1); şerhten sonra yapılan devirlerde alıcı kaydı bilmediğini ileri süremez.
Devletin sorumluluğu davası hangi mahkemede açılır?
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür (TMK m.1007/3); görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder (TMK m.1007/2).
Sahte vekâletnameyle taşınmazım satıldıysa kimden tazminat isteyebilirim?
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zarar için Devlete (TMK m.1007), vekâletnameyi hatalı veya eksik düzenleyen noter için ise noterin sorumluluğuna (Noterlik K. m.162/1) başvurulabilir. İlk devir yolsuz tescil olduğundan, iyiniyetli olmayan sonraki alıcılara karşı tapu iptali de istenebilir (TMK m.1024, m.1025).
Bankanın ipoteği de korunur mu?
Evet. Tapuya güvenerek iyiniyetle ipotek tesis eden alacaklının hakkı TMK m.1023 kapsamında korunur. İBK sonrası uygulamada, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sonradan feshinin tek başına ipoteği kaldırmayacağı kabul edilmiştir.
Tapu iptali davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. HUAK m.18/B’deki zorunlu arabuluculuk kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarıyla sınırlıdır. Tapu iptali ve tescil davası doğrudan taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır (HMK m.12/1).
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


