Tapu Kütüğüne Güven İlkesi: İyiniyetli Üçüncü Kişinin Korunması (TMK m. 1023)
22 Haziran 2026

Tapu Kütüğüne Güven İlkesi: İyiniyetli Üçüncü Kişinin Korunması (TMK m. 1023)

Taşınmaz alım-satımında en temel güvence, tapu kütüğüne güven ilkesidir. Türk Medeni Kanunu m. 1023, tapudaki kayda iyiniyetle güvenerek hak kazanan üçüncü kişiyi korur; ancak bu koruma otomatik ve sınırsız değildir. Bu rehberde ilkeyi, iyiniyet şartını, m. 1024 sınırını (yolsuz tescil) ve Devletin m. 1007 sorumluluğunu güncel Yargıtay uygulaması ışığında açıklıyoruz.

Tapu iptali, yolsuz tescil veya taşınmaz alımında iyiniyet sorununu birlikte değerlendirelim.

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Tapu Kütüğüne Güven İlkesi Nedir? (TMK m. 1023)

TMK m. 1023 şöyledir: “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” Yani tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan ve kendinden beklenen özeni göstermesine rağmen bir yolsuzluk bulunduğunu bilemeyecek durumda olan kişinin kazanımı korunur. Bu ilke, taşınmaz piyasasında işlem güvenliğinin bel kemiğidir; alım-satım, ipotek ve devir işlemlerinin sürdürülebilmesini sağlar.

İlkenin Uygulanma Şartları

Korumadan yararlanmak için şu şartlar birlikte aranır:

  • Kazanan kişinin üçüncü kişi olması (yolsuz tescilin tarafları bu ilkeden yararlanamaz),
  • Sicildeki yolsuz bir tescile dayanılmış olması,
  • Bir aynî hak (mülkiyet veya sınırlı aynî hak) kazanılmış olması,
  • Kazananın iyiniyetli olması (yolsuzluğu bilmemesi ve bilmesinin gerekmemesi).

İyiniyet Şartı: Özen Yükümlülüğü (TMK m. 3)

İyiniyet, ilkenin kilit koşuludur. TMK m. 3 gereği, kişi kendinden beklenen özeni göstermelidir. Hâkim, üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığını belirlerken; “normal görüşlü bir insanın göstermesi gereken dikkati gösterseydi yolsuzluğu fark edip edemeyeceğini” araştırır. Yani yüzeysel ve şekilci bir inceleme yeterli değildir; yasa koyucunun amacı, “şeklen iyiniyetli görüneni” değil, gerçekten iyiniyetli olanı korumaktır.

Sicildeki Şerh ve Beyanlar Bağlar

Tapu sicilinin aleniyeti (açıklığı) gereği, sicilde görünen yükler üçüncü kişiyi bağlar. Sicilde ipotek, haciz, tedbir, şerh, beyan gibi kayıtlar varken “ben bilmiyordum” savunması çoğu zaman ayakta kalmaz; çünkü sicil herkesin inceleyebileceği şekilde “bilinebilir” kılınmıştır. Özellikle “şerhler ve beyanlar” bölümü, güven ilkesinin sınırının en görünür olduğu alandır: bir şerh/beyan, taşınmazda bir risk veya kişisel hak bulunduğunu bildirdiğinden, bunu gören kişinin artık araştırma yükü doğar; görmezden gelen kişinin iyiniyeti tartışmalı hâle gelir.

Korumanın Sınırı: Yolsuz Tescil (TMK m. 1024)

m. 1023 korumayı kurar; tamamlayıcı m. 1024 ise korumanın nerede bittiğini söyler: “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” Türk hukukunda tapu kayıtları illilik (hukuki sebebe bağlılık) ilkesine tabidir; tescilin geçerli bir sebebe dayanması zorunludur. Hukuki sebebi geçersiz olan tescil yolsuz tescildir ve bunu bilen/bilmesi gereken kişi korunmaz. Ayrıca çifte tapu kaydı (aynı taşınmazın iki ayrı sayfada farklı kişiler adına kaydı) hâlinde de güven ilkesinden yararlanılamaz.

Güncel Yargıtay Yaklaşımı (İBK 2025)

Yargıtay uygulamasında iyiniyet/kötüniyet tartışması çoğunlukla olgu (somut olay) ispatı üzerinden döner; mahkeme “kötüniyet ispatlanamadı” gerekçesiyle davayı reddedebildiği gibi, olgular kuvvetliyse üçüncü kişinin korunmasını kaldırabilir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16.05.2025 tarihli kararı, sözleşmenin geçersizliği veya geriye etkili feshi hâlinde dahi, somut olaya göre üçüncü kişinin iyiniyetli olması durumunda tapuya güven iddiasının dinlenebileceğine işaret eden bir çerçeve kurmuştur. Kilit soru her zaman iyiniyet ve somut olayın şartlarıdır.

İyiniyet Korunmazsa: Devletin Sorumluluğu (TMK m. 1007)

Tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararlar için gerçek hak sahibi, TMK m. 1007 uyarınca Devletten (Hazineden) tazminat talep edebilir. Bu sorumluluk objektif (kusursuz) ve asli niteliktedir; devlet, sicillerin doğru tutulmasını taahhüt ettiğinden aykırı kayıtlardan doğan zararları da üstlenir. Yargıtay, tapu ve kadastro işlemlerini bir bütün sayarak kadastro aşamasındaki hatalardan da devleti sorumlu tutar. Bu davada zamanaşımı, iptal kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır ve zarar, güncel gerçek değere göre belirlenir. Ancak sahte vekâletname gibi tapu sicili dışı bir yolsuzluk varsa (tapuya değil, sahte belgeye güven söz konusuysa) m. 1007 uygulanmaz.

Yolsuz tescil, tapu iptali veya Devletin sorumluluğu davanız için avukatınıza danışın.

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Sıkça Sorulan Sorular

Tapu kütüğüne güven ilkesi nedir?

TMK m. 1023 uyarınca, tapudaki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Yani gerçek durumu bilemeyecek konumdaki iyiniyetli alıcı, tescil gerçeği yansıtmasa bile hak kazanabilir.

İyiniyetli olmak ne demek, nasıl belirlenir?

İyiniyet, kişinin yolsuzluğu bilmemesi ve kendinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilemeyecek durumda olmasıdır (TMK m. 3). Hâkim, normal bir kişinin gerekli dikkati gösterseydi yolsuzluğu fark edip edemeyeceğini araştırır; yüzeysel inceleme yeterli sayılmaz.

Tapuda şerh/haciz varken ‘bilmiyordum’ diyebilir miyim?

Kural olarak hayır. Sicil aleni olduğundan ipotek, haciz, tedbir, şerh ve beyanlar üçüncü kişiyi bağlar. Bu kayıtlar varken bilmeme savunması çoğu zaman kabul edilmez; şerh/beyan gören kişinin araştırma yükü doğar.

Yolsuz tescil ne demek, alıcı korunur mu?

Hukuki sebebi geçersiz olan tescil yolsuz tescildir (TMK m. 1024). Yolsuzluğu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz ve korunmaz. Çifte tapu kaydı hâlinde de güven ilkesinden yararlanılamaz.

İyiniyetim korunmazsa zararımı kimden alırım?

Tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararlar için TMK m. 1007 uyarınca Devletten (Hazineden) tazminat talep edebilirsiniz. Bu kusursuz ve asli bir sorumluluktur; zamanaşımı iptal kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır.

Sahte vekâletnameyle satışta devlet sorumlu mu?

Hayır. Sahte vekâletname gibi tapu sicili dışı bir yolsuzlukta ‘tapuya güven’ değil ‘sahte belgeye güven’ söz konusudur. Bu durumda TMK m. 1007 kapsamında Devletin sorumluluğu doğmaz; hak sahibi tapu sicilinin düzeltilmesi davası açabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Av. Fatma Öztürk