Türk hukuku, yardıma muhtaç bir insanın karşısında kayıtsız kalmayı iki ayrı suçla cezalandırır. Terk, koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi kendi hâline bırakmaktır. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ise herkesi bağlar: kendini idare edemeyecek durumdaki kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmemek ya da durumu ilgili makamlara bildirmemek suçtur.
Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?
Bir yakınınız bakımsız bırakıldı veya yardımsız mı kaldı?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Terk Suçu (TCK 97): Kim, Kimi Terk Edebilir?
Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesine göre; yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi hâline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Suçun üç unsuru vardır ve üçü birlikte aranır:
- Mağdurun durumu: yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek olması. Küçük çocuklar, ileri yaştaki kişiler, ağır hasta veya engelli bireyler.
- Failin sıfatı: bu kişi hakkında koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunması. Herkes bu suçun faili olamaz.
- Fiil: kişiyi kendi hâline terk etmek. Bu, fiziken bir yere bırakıp gitmek olabileceği gibi, bakım ve gözetimi tümüyle kesmek biçiminde de gerçekleşebilir.
Maddenin ikinci fıkrası ağırlaştırıcı sonucu düzenler: terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Yani sonuç ağırlaştıkça ceza da ağırlaşır.
Yardım veya Bildirim Yükümlülüğü (TCK 98): Herkesi Bağlar
Kanunun 98. maddesi çok daha geniş bir çevreye hitap eder: yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu maddenin üç ayırt edici özelliği vardır:
- Fail herkes olabilir. Koruma yükümlülüğü aranmaz; yoldan geçen bir kişi de bu suçun faili olabilir.
- Seçimlik hareket vardır. Ya yardım edeceksiniz ya da durumu ilgili makamlara bildireceksiniz. İkisinden birini yapmak yeterlidir — 112’yi aramak da yükümlülüğü yerine getirir.
- Ölçü “hâl ve koşulların elverdiği kadar”dır. Kimseden kendi hayatını tehlikeye atması beklenmez.
“Hâl ve Koşulların Elverdiği Ölçüde” Ne Demek?
Bu ibare, suçun sınırını çizen anahtardır. Kanun kahramanlık beklemez; makul ve mümkün olanı bekler.
Değerlendirmede dikkate alınan unsurlar:
- Fiili imkân. Kişinin fiziksel durumu, yaşı, sağlık hâli. Yüzme bilmeyen birinin suya atlaması beklenemez.
- Kendi güvenliği. Yardımın, yardım edeni ciddi bir tehlikeye atacak olması.
- Bilgi ve fark etme. Kişinin durumu fark etmiş olması gerekir; fark edilmeyen bir tehlike için sorumluluk doğmaz.
- Alternatif davranış. Doğrudan müdahale mümkün değilse bildirim yükümlülüğü devreye girer. Telefonla ihbar etmek çoğu durumda yeterli ve beklenen davranıştır.
Bu nedenle bu suçun savunmasında en güçlü argüman, yardımın fiilen mümkün olmadığı ya da bildirimin yapıldığıdır. Çağrı kaydı, arama dökümü ve tanık beyanları bu noktada belirleyici delildir.
Üç Suç, Üç Farklı Ağırlık: 83, 97 ve 98
Aynı olay, failin konumuna göre üç farklı maddeye girebilir. Ayrımı netleştirelim:
- TCK 98 — herkes. Koruma yükümlülüğü olmayan üçüncü kişi. Ceza en hafiftir: bir yıla kadar hapis veya adli para cezası; ölüm hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis.
- TCK 97 — koruma ve gözetim yükümlüsü. Kişiyi kendi hâline terk eden yükümlü. Üç aydan iki yıla kadar hapis; sonuç ağırlaşırsa ceza artar.
- TCK 83 — garantör ve kast. Koruma yükümlülüğü bulunan kişinin, ölüm neticesini kabullenerek hareketsiz kalması. Ceza on yıldan başlar.
Somut bir örnekle: bir trafik kazasında yaralıyı gören yoldan geçen kişi yardım etmez ve ihbar da yapmazsa TCK 98; yaralı bakımından koruma yükümlülüğü bulunan kişi onu terk ederse TCK 97; kazaya sebep olan sürücü, yaralının öleceğini bilerek olay yerini terk ederse TCK 83 gündeme gelir.
Bu üç madde arasındaki geçişler dosyanın kaderini belirlediği için, nitelendirme daha soruşturma aşamasında tartışılmalıdır.
Aile İçi Bakım İhmali: Sık Karşılaşılan Alan
Uygulamada terk suçunun en sık gündeme geldiği alan, bakıma muhtaç yaşlı veya hasta yakınların ihmalidir. Burada dikkat edilmesi gereken noktalar:
- Yükümlülük kimde? Bakım yükümlülüğü aile hukukundan, vesayet ilişkisinden veya fiilen üstlenilen bakımdan doğabilir. Birden fazla yakın varsa yükümlülüğün paylaşımı tartışılır.
- İmkânsızlık savunması. Bakım için maddi imkânın bulunmaması, failin kendisinin hasta olması veya bakımın fiilen üstlenilemeyecek durumda olması değerlendirilir. Bu hâllerde beklenen davranış, durumu ilgili sosyal hizmet birimlerine bildirmektir.
- Kurum bakımı talebi. Bakım yükümlülüğünü yerine getiremeyecek durumdaki kişinin, kişiyi kaderine terk etmek yerine resmî yollara başvurması hem hukuken hem fiilen doğru yoldur.
- Ayrı suçlar. Bakım ihmaline şiddet, aç bırakma veya sistematik aşağılama eşlik ediyorsa eziyet veya kötü muamele suçları ayrıca gündeme gelir.
Yeni Doğan Bebeğin Terki
Terk suçunun en ağır sonuçlar doğuran görünümlerinden biridir ve dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir. Belirleyici olan, terkin gerçekleştiği koşullardır:
- Bebeğin bulunma ihtimalinin yüksek olduğu, korunaklı bir yere bırakılması ile hayati tehlike yaratan koşullarda bırakılması hukuken farklı değerlendirilir.
- Ölüm veya ağır zarar meydana gelmişse, olayın kast durumuna göre çok daha ağır suçlar gündeme gelebilir.
- Annenin doğum sonrası ruhsal durumu, ceza sorumluluğunun değerlendirilmesinde ayrıca incelenir ve bu husus adli tıp raporuyla tespit edilir.
Bu tür olaylarda hukuki değerlendirme yapılmadan önce mutlaka uzman görüşü alınmalıdır; nitelendirme, olayın en küçük ayrıntısına göre değişir.
Şikâyet, Delil ve Pratik Adımlar
Şikâyet: her iki suç da şikâyete tabi değildir; savcılık öğrendiği anda resen soruşturma yürütür.
Toplanması gereken deliller:
- Sağlık kayıtları. Mağdurun bakıma muhtaç olduğunu ve ihmalin sonuçlarını gösteren raporlar.
- Çağrı ve ihbar kayıtları. 112 veya kolluk araması yapılıp yapılmadığı; hem suçlama hem savunma bakımından kritik.
- Kamera kayıtları. Olay yerinde kimin bulunduğu ve ne yaptığı.
- Tanık beyanları. Komşular, bakım personeli, sağlık görevlileri.
- Sosyal inceleme raporu. Bakım koşullarının ve failin imkânlarının tespiti için talep edilebilir.
Mağdur hâlen risk altındaysa ceza şikâyetiyle yetinilmemeli; korunma ihtiyacı bulunan çocuk, yaşlı ve engelliler bakımından sosyal hizmet birimlerine bildirim yapılmalı ve gerekiyorsa koruma tedbirleri istenmelidir.
Garantör Sıfatı: İki Suçu Ayıran Temel Ölçüt
TCK 97 ile TCK 98 arasındaki ayrım, failin mağdura karşı hukuki bir koruma ve gözetim yükümlülüğü taşıyıp taşımadığına dayanır. Bu sıfat hukukta “garantör” olarak adlandırılır ve dosyanın hangi maddeye oturacağını tek başına belirler.
| Ölçüt | Terk (TCK 97) | Yardım/bildirim yükümlülüğü (TCK 98) |
|---|---|---|
| Fail | Mağduru koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan kişi | Herkes — özel bir yükümlülük aranmaz |
| Suçun yapısı | Gerçek ihmali suç — “terk etmeme” emrinin kasten yerine getirilmemesi | Tehlike suçu; ikinci fıkrada ölüm neticesiyle ağırlaşır |
| Mağdur | Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendisini idare edemeyecek durumda olan kişi | Kendini idare edemeyecek durumda olan veya yardıma muhtaç kişi |
Garantör olmayan kişi de sorumsuz değildir. Koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmayan bir kişi TCK 97 kapsamında cezalandırılamaz; ancak genel nitelik taşıyan TCK 98 hükmüyle sorumlu tutulabilir. Yani “benim bakma yükümlülüğüm yoktu” savunması ilk maddeyi kaldırır, ikinciyi kaldırmaz.
Mağdur tanımı bakımından da bir sınır vardır: kanun “yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendisini idare edemeyecek durumda olan” kişiyi korur. Salt yaşlılık ya da hastalığın bulunması yeterli değildir; bu durumun kişinin kendisini idare etmesini fiilen imkânsız kılması aranır. Kendini idare edemeyecek olma, mağdurun başkalarının yardımına ihtiyaç duyması ve üçüncü bir kişinin yardımı olmadan sağlıklı biçimde hayatını sürdürmesinin güç ya da imkânsız olması anlamına gelir.
Neticenin Ağırlaşması: 97, 98 ve 83 Arasındaki Geçiş
Bu üç madde arasında bir ağırlık merdiveni vardır ve dosyanın hangi basamağa oturacağı, failin neticeyi önleme konusundaki hukuki yükümlülüğüne bağlıdır.
- Yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali (TCK 98/1). Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu mağdurun yaralanması veya zarar görmesi. Birinci fıkra tehlike suçu niteliğindedir.
- Ölüm neticesi (TCK 98/2). Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle mağdurun ölmesi hâlinde ikinci fıkra uygulanır — neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç oluşur. Ancak bu neticenin failin ihmali nedeniyle doğmuş olması gerekir.
- İhmali davranışla kasten öldürme (TCK 83). Failin neticeyi önleme konusunda hukuki bir yükümlülüğü varsa ve diğer şartlar da gerçekleşmişse, yükümlülüğe aykırı davranış artık TCK 83 kapsamında değerlendirilir. Yaralama sonucu doğmuşsa aynı mantıkla TCK 88 (kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi) gündeme gelir.
Üçüncü basamak özellikle önemlidir: öngelen tehlikeli durum nedeniyle mağdurun kendini idare edemeyecek duruma gelmesine fail sebep olmuşsa ve bu nedenle ölüm gerçekleşmişse, fail ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. Yani tehlikeyi kendi yaratan kişi, sonrasında yardım etmemekle yetinmiş sayılmaz.
“Hâl ve Koşulların Elverdiği Ölçüde” ve Bildirimin Şekli
TCK 98’in en çok tartışılan ifadesi, yardımın hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yapılmasının aranmasıdır. Kanun, kimseyi kendi hayatını tehlikeye atmaya zorlamaz. Ancak burada seçimlik bir yapı vardır ve bu, savunma açısından belirleyicidir:
- Fail, hâl ve koşullar elverdiği hâlde mağdura yardım etmemişse suç oluşur;
- Yardım edemeyecek durumda olsa dahi, durumu yetkili makamlara derhâl bildirmemişse yine suç oluşur.
Yani “yardım edecek durumda değildim” savunması tek başına yeterli değildir; bu durumda bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması gerekir. Bildirimin yazılı, sözlü, telefon veya benzeri herhangi bir yolla yapılması mümkündür. “Derhâl” kavramı ise ilgili makamların müdahale imkânını sağlayacak makul süreyi ifade eder.
İki yükümlülüğün ihlali tek suçtur. Fail hem yardım hem de bildirim yükümlülüğünü birlikte ihlal ederse tek bir suçtan sorumlu olur; iki ayrı ceza verilmez. Buna karşılık yardıma muhtaç birden fazla kişi varsa, aynı neviden fikri içtima kuralı uyarınca tek bir cezaya hükmedilmekle birlikte bu ceza artırılır. Terk suçunda ise durum farklıdır: failin her bir mağdura karşı ayrı bakma, koruma ve gözetme yükümlülüğü bulunduğundan, birden fazla mağdur hâlinde gerçek içtima kuralı uygulanır ve zincirleme suç hükmü uygulanamaz.
Usul bakımından bir not: yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Bu, tarafların anlaşmasıyla dosyanın kapanmayacağı anlamına gelir.
Terk suçunun aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlaliyle karıştırılmaması da gerekir: mağdurun yanında bulunmakla birlikte onu koruma ve gözetimden yoksun bırakma hâli terk suçunu değil, koşulları varsa aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturabilir. Aynı konutta yaşanan sistematik kötü davranışların nitelendirilmesi için kötü muamele rehberimize, süreklilik gösteren fiillerde eziyet sınırı için eziyet suçu rehberimize bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yardım etmemek suç mu?
Evet. Kendini idare edemeyecek durumdaki kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Yardım edemiyorsam ne yapmalıyım?
Kanun seçimlik hareket öngörür: yardım edemiyorsanız durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeniz yeterlidir. 112 veya kolluğu aramak yükümlülüğü yerine getirir.
Terk suçunun cezası nedir?
Yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumdaki ve koruma-gözetim yükümlülüğü altındaki kişiyi kendi hâline terk edene üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir; sonuç ağırlaşırsa ceza artar.
Terk suçunu herkes işleyebilir mi?
Hayır. Terk suçunun faili, mağdur hakkında koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişidir. Böyle bir yükümlülüğü olmayanlar bakımından yardım veya bildirim yükümlülüğü hükmü uygulanır.
Yardım etmediğim kişi ölürse ceza artar mı?
Evet. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kendimi tehlikeye atmam gerekir mi?
Hayır. Kanun yardımı ‘hâl ve koşulların elverdiği ölçüde’ arar. Kendi hayatını tehlikeye atmak beklenmez; böyle hâllerde bildirim yükümlülüğü devreye girer.
📚 İlgili Rehberler
Bu dosyalarda ‘yardım imkânı var mıydı’ sorusu belirleyicidir
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İlgili Rehberler
- 📚 Ana Rehber: Ceza Hukuku Rehberi
- ▸ Sosyal Medya ve E-Posta Hesabının Ele Geçirilmesi 2026: İlk 24 Saat, Suç Duyurusu, İçerik Kaldırma ve Tazminat (TCK 243-245)
- ▸ Hazine Arazisinde Ceza Boyutu: Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (TCK 154) ve İmar Kirliliği (TCK 184)
- ▸ Çarpıp Kaçan Sürücü: Mağdurun Yapacakları ve Dilekçe Örnekleri (2026) — KTK m. 81, TCK m. 98
- ▸ Meraya Müdahalenin Yaptırımları: Otlatma Hakkının Kaldırılması, Eski Hâle Getirme ve Üç Ayrı Süreç
Bu konuda hukuki destek almak için


