Sigortalının ölümü hâlinde geride kalanlara bağlanan aylık, mirastan tamamen ayrı bir haktır: kimin hak sahibi olacağı, kime hangi oranda ödeneceği ve hangi hâllerde kesileceği 5510 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Reddi miras yapan çocuk da aylık alabilir; buna karşılık evlenen kız çocuğunun aylığı kesilir. Bu rehber, ölüm sigortasını kanun maddeleriyle birlikte anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Ölüm aylığı için sigortalının en az 1800 gün prim ödemiş olması ya da kanunda öngörülen diğer şartları sağlaması gerekir (5510 m.32).
- Hak sahipleri; dul eş, çocuklar ve şartları varsa anne-babadır (m.34).
- Paylar kanunda oran olarak belirlenmiştir: dul eşe kural olarak yüzde elli, çocuğu bulunmayan ve şartları taşıyan eşe yüzde yetmiş beş; her çocuğa yüzde yirmi beş.
- Kız çocuklarının aylığı evlenme hâlinde kesilir; talep üzerine aylıkların iki yıllık tutarı evlenme ödeneği olarak bir defaya mahsus ödenir (m.37).
- Ölüm aylığı mirastan bağımsızdır; mirası reddeden çocuk da hak sahibi olarak aylık alabilir.
Ölüm aylığının şartları (5510 m.32)
Ölüm sigortasından aylık bağlanabilmesi için önce sigortalının kendisi bakımından bir şart aranır. 5510 sayılı Kanun’un 32. maddesi, en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmasını ya da kanunda öngörülen diğer hâllerin gerçekleşmesini arar. Bunun yanında hak sahiplerinin yazılı talepte bulunması gerekir; aylık kendiliğinden bağlanmaz.
Sigortalının ölüm tarihinde malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta olması ya da bu aylıkları bağlanacak durumda olup henüz işlemi tamamlanmamış olması hâlleri de aylık bağlanmasına imkân verir. Prim gün sayısı yetmeyen dosyalarda, sigortalının hizmet dökümündeki eksikliklerin giderilmesi belirleyici olabilir: sigortasız çalıştırılan dönemlerin tespiti ya da borçlanılabilecek sürelerin değerlendirilmesi gün sayısını eşiğe taşıyabilir. Hizmet tespiti yolunu hizmet tespit dava dilekçesi örneği yazımızda, borçlanma imkânlarını ise hizmet borçlanması rehberimizde ele aldık.
Hak sahipleri kimlerdir? (m.34)
Kanun’un 34. maddesi hak sahiplerini üç grupta sayar ve her biri için ayrı şartlar öngörür.
| Hak sahibi | Şart | Pay oranı |
|---|---|---|
| Dul eş | Ölüm tarihinde resmî nikâhlı eş olmak | %50 |
| Dul eş (aylık alan çocuk yoksa ve kendisi çalışmıyor/aylık almıyorsa) | Kanunda öngörülen şartlar | %75 |
| Çocuklar | Çalışmamak, aylık almamak ve yaş/öğrenim şartlarını taşımak | Her biri %25 |
| Anne ve baba | Eş ve çocuklardan artan hisse olması ve geçiminin sigortalıca sağlandığının belgelenmesi gibi şartlar | Artan hisse üzerinden |
| Sürekli iş göremez çocuk | Çalışma gücünü belirli oranda kaybettiğinin tespiti | Yaş şartı aranmadan %25 |
| Evli olmayan, boşanan veya dul kalan kız çocuk | Çalışmamak ve kendi aylığı bulunmamak | Yaş şartı aranmadan %25 |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Payların toplamı sigortalıya bağlanacak aylığı aşamaz; aşması hâlinde her hak sahibinin hissesi orantılı olarak azaltılır. Bu kural, çok sayıda hak sahibi bulunan dosyalarda paylardaki düşüşün sebebidir. Hak sahipliğinin ve payların Kurumca hatalı belirlendiği hâllerde itiraz yolu açıktır; ölüm gelirinde hak sahipliği itirazının nasıl kurulacağını ölüm geliri başvurusu ve hak sahipliği itiraz dilekçesi örneği yazımızda gösterdik.
Çocuklarda yaş ve öğrenim şartı
Erkek çocuklar bakımından aylık, kural olarak belirli bir yaşa kadar ödenir; öğrenim durumu bu yaşı uzatır. Lise ve dengi öğrenim görenlerde ve yükseköğrenim görenlerde kanunda öngörülen üst yaş sınırlarına kadar aylık devam eder. Öğrenimin sona ermesi ya da yaş sınırının dolması hâlinde aylık kesilir. Öğrenci olduğunun her yıl belgelenmesi gerekir; belgelenmemesi aylığın durmasına yol açar.
Çalışma gücünü kanunda öngörülen oranda kaybetmiş çocuklar bakımından yaş şartı aranmaz; aylık, sürekli iş göremezlik hâli devam ettiği sürece ödenir ve kontrol muayenesine tabidir. Kız çocuklarında ise yaş şartı yoktur: evli olmamak, çalışmamak ve kendi çalışmasından dolayı aylık almamak şartıyla aylık devam eder. Bu üç şarttan birinin ortadan kalkması aylığın kesilmesini gerektirir.
Aylığın kesilmesi ve yeniden bağlanması (m.35)
Kanun’un 35. maddesi, hak sahiplerinin aylığının hangi hâllerde kesileceğini ve yeniden bağlanacağını düzenler. Kesilme sebepleri hak sahibine göre değişir.
- Dul eş: Yeniden evlenmesi hâlinde aylığı kesilir. Sonraki evliliğin de sona ermesi hâlinde, talep üzerine aylık yeniden bağlanabilir; ancak sonraki eşinden aylık hakkı doğmuşsa tercih hakkı gündeme gelir.
- Kız çocuk: Evlenmesi hâlinde aylığı kesilir; evliliğin sona ermesi ve şartların yeniden oluşması hâlinde aylık yeniden bağlanabilir.
- Erkek çocuk: Yaş sınırının dolması ya da öğrenimin sona ermesiyle aylık kesilir.
- Çalışmaya başlama: Hak sahibinin sigortalı olarak çalışmaya başlaması ya da kendi çalışmasından dolayı aylık bağlanması aylığın kesilmesini gerektirir.
- Sürekli iş göremezliğin sona ermesi: Kontrol muayenesinde durumun düzeldiğinin tespiti hâlinde aylık kesilir.
Aylığın kesilmesini gerektiren bir durumun Kuruma bildirilmemesi hâlinde yersiz ödeme doğar ve ödenen tutar, kanunda öngörülen esaslara göre geri istenir. Bu nedenle evlenme, işe girme ve öğrenimin sona ermesi gibi değişikliklerin gecikmeden bildirilmesi gerekir; bildirim yapılmadığında yıllar sonra çıkan borç, faiziyle birlikte ciddi tutarlara ulaşabilir.
Boşanma sonrası aylık ve muvazaa denetimi
Uygulamada en çok tartışılan başlıklardan biri, babasından yetim aylığı alabilmek için evliliğini sonlandıran kadınların durumudur. Kanun, evli olmayan kız çocuğuna aylık bağlanmasına izin verdiğinden, boşanma sonrası aylık talebi mevzuata uygundur. Ancak boşanmanın yalnızca aylık almak amacıyla, fiilen birlikte yaşama devam ederken yapılması hâlinde durum değişir: Kurum, boşanmanın muvazaalı olduğunu tespit ederse bağlanan aylığı keser ve o güne kadar ödenen tutarı yersiz ödeme olarak geri ister.
Denetim, adres kayıtları, tanık beyanları, sosyal inceleme raporları ve aynı konutta oturmaya ilişkin veriler üzerinden yürütülür. Kurumun tespit yazısına karşı önce itiraz edilir, sonuç alınamazsa iş mahkemesinde dava açılır. Bu dosyalarda ispat yükü ve delil değerlendirmesi ayrı bir öneme sahiptir: boşanmanın gerçek bir iradeye dayandığı, tarafların ayrı yaşadığı ve ekonomik bağımsızlığın bulunduğu somut delillerle gösterilmelidir. Kurum tarafından çıkarılan yersiz ödeme borcuna karşı ise menfi tespit talebi ileri sürülebilir. Boşanan kadının sağlık güvencesi ve aylık haklarını ilgili rehberimizde ayrıca ele aldık.
Birden fazla aylık hakkı: birleşme ve tercih
Bir kişi aynı anda birden fazla aylığa hak kazanabilir: hem kendi çalışmasından yaşlılık aylığı hem eşinden ölüm aylığı, ya da hem anne hem babadan ölüm aylığı gibi. Kanun bu hâlleri ayrıntılı düzenler ve hangi aylıkların birlikte, hangilerinin tercihe bağlı olarak ödeneceğini belirler. Genel yaklaşım, aynı sigortalıdan doğan birden fazla aylığın birleşmemesi; farklı sigortalılardan doğan hakların ise kanunda öngörülen sınırlar içinde birlikte ya da tercihe göre ödenmesidir.
Anne ve babasından ayrı ayrı hak sahibi olan çocuklar bakımından kanun, her iki aylığın da bağlanabileceği hâlleri ve bunun sınırlarını gösterir; eşinden ve anne-babasından hak sahibi olan kadın bakımından ise tercih kuralları uygulanır. Tercihin hangi yönde yapılacağı yalnızca tutar karşılaştırmasıyla değil, aylığın kesilme risklerine göre de belirlenmelidir: örneğin yeniden evlenme riski bulunan bir aylık ile kesilme ihtimali düşük bir aylık arasında seçim yapılırken bu boyut gözetilmelidir. Kurumdan her iki aylığın hesabını gösteren yazı istenmesi, kararın sağlıklı verilmesini sağlar; tercih talebi yazılı yapılır ve değişiklik talebi izleyen ödeme döneminden itibaren uygulanır.
Evlenme ödeneği ve cenaze ödeneği (m.37)
Kanun’un 37. maddesi iki toplu ödeme öngörür. Birincisi evlenme ödeneğidir: evlenmeleri nedeniyle aylığı kesilecek kız çocuklarına, talepleri hâlinde aylıklarının iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere ödenir. Bu ödeme yapıldıktan sonra evliliğin sona ermesi hâlinde, iki yıllık süre dolmadan aylık yeniden bağlanmaz; süre dolduktan sonra şartların varlığı hâlinde yeniden bağlanır.
İkincisi cenaze ödeneğidir: sigortalının ölümü hâlinde, kanunda belirlenen tutarda cenaze ödeneği ödenir. Ödenek sırasıyla eşe, yoksa çocuklara, yoksa ana babaya, yoksa kardeşlere verilir. Cenaze giderlerinin gerçek kişiler tarafından karşılanmış olması hâlinde belgeye dayalı ödeme yapılabilir. Bu ödemeler mirastan bağımsızdır ve terekeye dâhil edilmez; mirasla ilişkisini ölüm aylığı mirasa dâhil mi yazımızda ele aldık.
Ölüm aylığı ile mirasın farkı
Ölüm aylığı, sigortalının malvarlığından değil, sosyal güvenlik sisteminden doğan bir haktır. Bunun üç pratik sonucu vardır. Birincisi, mirası reddeden çocuk da hak sahibi sıfatıyla aylık alabilir; reddi miras, sosyal güvenlik hakkını etkilemez. İkincisi, aylık terekeye dâhil olmadığından mirasçılar arasında paylaştırılmaz; kanunun belirlediği oranlara göre hak sahiplerine ödenir. Üçüncüsü, sigortalının borçları için ölüm aylığına kural olarak başvurulamaz; aylıklar üzerindeki haciz sınırlamaları burada da geçerlidir.
Buna karşılık ölen kişinin birikmiş ve ödenmemiş aylık alacakları farklı değerlendirilir: ölüm tarihinden önce doğmuş ve ödenmemiş aylık alacakları terekeye dâhil olur ve mirasçılara geçer. Bu ayrım, uygulamada sık karıştırılır ve yanlış talep yönlendirmesine yol açar. Miras yönünden hak sahiplerinin durumunu ve reddi mirasın sonuçlarını miras hukuku rehberlerimizde ayrıntılı ele alıyoruz.
İş kazası ve meslek hastalığında ölüm geliri
Sigortalının ölümü iş kazası ya da meslek hastalığından kaynaklanıyorsa, hak sahiplerine ölüm aylığı yerine ölüm geliri bağlanır. İkisi arasındaki temel fark, ölüm gelirinde 1800 gün gibi bir prim şartının aranmamasıdır; iş kazası tek başına yeterlidir. Bu nedenle prim gün sayısı düşük olan sigortalıların ölümünde, olayın iş kazası sayılıp sayılmadığı belirleyici olur.
Ölüm geliri bağlanan dosyalarda, Kurumun yaptığı ödemeler bakımından işverene rücu gündeme gelebilir: 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığının işverenin kastı veya mevzuata aykırı hareketi sonucu meydana gelmesi hâlinde, Kurumca yapılan ve ileride yapılacak ödemeler ile bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin işverenden isteneceğini düzenler. Rücu davasında savunma noktalarını SGK rücu davasına cevap dilekçesi örneği yazımızda, hak sahipliği itirazını ise ölüm geliri başvurusu ve itiraz rehberimizde inceledik. Hak sahipleri ayrıca işverene karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir; Kurumca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri bu tazminattan mahsup edilir.
Yurt dışında yaşayan hak sahipleri
Hak sahiplerinin yurt dışında yaşaması, aylık hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak belge ve bildirim yükümlülükleri farklılaşır. Yurt dışındaki hak sahiplerinden, hayatta olduklarını ve aylığın kesilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığını gösteren belgelerin belirli aralıklarla Kuruma iletilmesi istenir. Bu belgelerin süresinde sunulmaması hâlinde ödemeler durdurulur; belgelerin sonradan tamamlanmasıyla ödemeler geriye dönük yapılabilir. Yurt dışında evlenme ve boşanma gibi kişisel hâl değişikliklerinin de bildirilmesi gerekir; bildirilmemesi yersiz ödeme borcu doğurur.
Sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerde yaşayan hak sahipleri bakımından ayrıca sözleşme hükümleri uygulanır. Bu sözleşmeler, sürelerin birleştirilmesi ve aylıkların ödenmesine ilişkin özel kurallar içerebilir; sigortalının hem Türkiye’de hem yurt dışında hizmeti bulunuyorsa, hangi ülkeden hangi oranda aylık bağlanacağı sözleşmeye göre belirlenir. Bu nedenle yurt dışı unsurlu dosyalarda, başvuru öncesinde ilgili ülkeyle sözleşme bulunup bulunmadığının ve sözleşmenin kapsamının incelenmesi gerekir. Yurt dışında geçen sürelerin borçlanılması ise ayrı bir konudur ve 3201 sayılı Kanun’a tabidir; ayrıntısını hizmet borçlanması yazımızda ele aldık.
Başvuru, belgeler ve itiraz
Başvuru, hak sahiplerinin Kuruma yazılı talebiyle yapılır. Aylık, talebi izleyen ay başından itibaren bağlanır; bu nedenle başvurunun geciktirilmesi gelir kaybı doğurur. İstenen belgeler tipik olarak şunlardır: ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, hak sahiplerinin kimlik ve öğrenim belgeleri, iş kazası hâlinde kaza tutanağı ve soruşturma evrakı, gerekiyorsa sağlık kurulu raporu.
| Uyuşmazlık | İlk adım | Dava yolu |
|---|---|---|
| Aylık talebinin reddi | Kuruma itiraz | İş Mahkemesi |
| Prim gün sayısının yetersiz sayılması | Hizmet dökümü incelemesi | Hizmet tespit davası |
| Hak sahipliğinin kabul edilmemesi | Belgelerle başvuru | İş Mahkemesi; tespit |
| Payların hatalı hesaplanması | Düzeltme başvurusu | İş Mahkemesi |
| Aylığın kesilmesi işlemi | Kuruma itiraz | İş Mahkemesi |
| Yersiz ödeme borcu | Borç tebligatına itiraz | İş Mahkemesi; menfi tespit |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında Kuruma başvuru dava şartıdır; bu aşama atlanırsa dava usulden reddedilir. Boşanmış kadının sağlık güvencesi ve yetim aylığı bakımından durumunu boşanan kadının sağlık güvencesi ve yetim aylığı hakları yazımızda ayrıca ele aldık.
Sağlık güvencesi ve diğer haklar
Ölüm aylığı bağlanması, hak sahipleri bakımından sağlık güvencesini de belirler. Aylık alan dul eş ve çocuklar genel sağlık sigortalısı sayılır ve sağlık hizmetlerinden bu kapsamda yararlanır; ayrıca prim ödeme yükümlülüğü doğmaz. Aylık bağlanmamış ya da aylığı kesilmiş kişiler bakımından ise sağlık güvencesinin devam edip etmediği ayrıca değerlendirilir; çalışmayan ve başka bir güvencesi bulunmayan kişiler genel sağlık sigortası kapsamında gelir testine tabi tutulabilir.
İkinci konu, aylık dışındaki toplu ödemelerdir. Prim gün sayısı ölüm aylığı için yeterli olmayan sigortalıların hak sahiplerine, kanunda öngörülen şartlarla toptan ödeme yapılması mümkündür; bu ödeme, sigortalı adına bildirilen primlerin kanuni esaslara göre hesaplanan tutarının hak sahiplerine paylaştırılmasıdır. Toptan ödeme alındıktan sonra, sonradan yapılacak borçlanma ya da hizmet tespiti ile şartların oluşması hâlinde ihya imkânı gündeme gelebilir: alınan tutarın kanuni esaslara göre geri ödenmesi koşuluyla süreler yeniden değerlendirilir ve aylık bağlanması istenebilir. Bu ihtimal, özellikle hizmet tespit davası açmayı düşünen hak sahipleri bakımından önemlidir; toptan ödeme almadan önce dava ihtimalinin değerlendirilmesi yerinde olur.
Ölüm aylığı reddine karşı dava dilekçesi örneği
…………… İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE
DAVACI: Ad Soyad (müteveffa ……’ın eşi/çocuğu), T.C. Kimlik No, Adres
DAVALI: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
DAVA KONUSU: Ölüm aylığı talebinin reddine ilişkin ……/……/2026 tarih ve …… sayılı işlemin iptali ile ölüm aylığına hak kazanıldığının tespiti istemidir.
AÇIKLAMALAR
1. Müteveffa ……, ……/……/…… tarihinde vefat etmiştir. Kendisi davalı Kurum nezdinde …… sicil numarasıyla sigortalı olarak kayıtlıdır.
2. Hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanması talebiyle davalı Kuruma başvurdum; talebim ……/……/2026 tarihli işlemle …… gerekçesiyle reddedilmiştir.
3. Ret gerekçesi yerinde değildir. Müteveffanın hizmet dökümünde görünmeyen ancak fiilen çalıştığı ……/……/…… – ……/……/…… dönemi bulunmaktadır; bu sürelerin eklenmesiyle 5510 sayılı Kanun’un 32. maddesinde öngörülen prim gün sayısı şartı sağlanmaktadır.
4. Ayrıca 34. maddede öngörülen hak sahipliği şartlarını taşımaktayım; çalışmamakta ve kendi çalışmamdan dolayı aylık almamaktayım. Nüfus kaydı ve ilgili belgeler ektedir.
5. Kurum işlem dosyasının ve müteveffaya ait tüm hizmet kayıtlarının celbini talep ediyorum.
HUKUKİ SEBEPLER: 5510 sayılı Kanun m.32, 34, 35, 37 ve ilgili hükümler; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, SGK hizmet dökümü, başvuru ve ret işlemi, Kurum işlem dosyası (celbi talep olunur), tanık ve bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ret işleminin iptaline, ölüm aylığına hak kazandığımın tespitine ve aylığın başvuru tarihini izleyen ay başından itibaren bağlanmasına; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı Kuruma yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026
Davacı
Ad Soyad – İmza
Hak sahipleri için kontrol listesi
- Başvuruyu geciktirmeyin; aylık talebi izleyen ay başından bağlanır.
- Müteveffanın hizmet dökümünü alın; prim gün sayısı eşiğin altındaysa eksik dönemleri araştırın.
- Ölüm iş kazasından kaynaklanıyorsa gelir yolunu değerlendirin; prim şartı aranmaz.
- Öğrenim gören çocuklar için her yıl öğrenci belgesi verin; aksi hâlde aylık durur.
- Evlenme, işe girme ve öğrenimin sona ermesini gecikmeden bildirin; yersiz ödeme borcu doğar.
- Evlenen kız çocuğu için evlenme ödeneği talebini yazılı olarak yapın.
- Cenaze ödeneği için sıralamayı ve belge şartını kontrol edin.
- Ret veya kesme kararında önce Kuruma itiraz edin; dava şartıdır.
Sık sorulan sorular
Ölüm aylığı için kaç gün prim gerekir?
Kural olarak en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi; kanunda öngörülen diğer hâllerde de aylık bağlanabilir.
Kimler hak sahibidir?
Dul eş, şartları taşıyan çocuklar ve eş ile çocuklardan artan hisse bulunması hâlinde şartları taşıyan anne-baba.
Dul eşin payı ne kadar?
Kural olarak yüzde elli; aylık bağlanmış çocuk bulunmayan ve kanundaki şartları taşıyan eşte yüzde yetmiş beş.
Çocukların payı ne kadar?
Şartları taşıyan her çocuğa yüzde yirmi beş; payların toplamı sigortalının aylığını aşamaz, aşarsa orantılı olarak azaltılır.
Kız çocuğunun aylığı ne zaman kesilir?
Evlenmesi, çalışmaya başlaması ya da kendi çalışmasından dolayı aylık bağlanması hâlinde.
Evlenme ödeneği nedir?
Evlenmesi nedeniyle aylığı kesilecek kız çocuğuna, talebi hâlinde aylığının iki yıllık tutarının bir defaya mahsus ödenmesidir.
Evlilik biterse aylık yeniden bağlanır mı?
Şartların yeniden oluşması hâlinde bağlanabilir; evlenme ödeneği alınmışsa iki yıllık süre dolmadan yeniden bağlanmaz.
Dul eş yeniden evlenirse ne olur?
Aylığı kesilir. Sonraki evliliğin sona ermesi hâlinde talep üzerine yeniden bağlanabilir; iki aylık hakkı doğmuşsa tercih gündeme gelir.
Erkek çocuk kaç yaşına kadar aylık alır?
Kanunda öngörülen yaş sınırına kadar; lise ve yükseköğrenim görenlerde bu sınır kanundaki üst yaşlara kadar uzar.
Reddi miras yapan çocuk aylık alabilir mi?
Evet. Ölüm aylığı mirastan bağımsız bir sosyal güvenlik hakkıdır; reddi miras hak sahipliğini etkilemez.
Ölüm aylığı haczedilebilir mi?
Aylıklar üzerindeki haciz sınırlamaları burada da geçerlidir; sigortalının borçları için kural olarak aylığa başvurulamaz.
İş kazasında ölümde prim şartı aranır mı?
Hayır. İş kazası veya meslek hastalığına bağlı ölümde hak sahiplerine gelir bağlanır ve 1800 gün şartı aranmaz.
Prim günü yetmezse hak sahiplerine ne ödenir?
Kanunda öngörülen şartlarla toptan ödeme yapılabilir; sonradan borçlanma veya hizmet tespitiyle şartlar oluşursa ihya yoluyla aylık talep edilebilir.
Aylık almak için boşanmak muvazaa sayılır mı?
Boşanma fiilen birlikte yaşama devam ederken yalnızca aylık amacıyla yapılmışsa Kurum aylığı keser ve ödenen tutarı yersiz ödeme olarak geri ister.
Hem eşimden hem babamdan aylık alabilir miyim?
Kanun, aylıkların birleşmesi ve tercih kurallarını ayrıntılı düzenler; farklı sigortalılardan doğan haklarda kanundaki sınırlar içinde birlikte ödeme ya da tercih söz konusu olur.
Aylık kesilmesi gereken durumu bildirmezsem ne olur?
Yersiz ödeme doğar ve ödenen tutar kanunda öngörülen esaslara göre faiziyle geri istenir.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.20, 21, 32, 34, 35 ve 37 hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


