05 Eylül 2026

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Süre Hesaplama Aracı — CMK m.141-144

Haksız yakalama, gözaltı, tutuklama ve diğer koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan zarar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca Devletten istenir. Talebin en kritik yanı süredir ve burada iki süre birlikte işler: kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl. Hangisi önce dolarsa hak düşer. Aşağıdaki araç bu iki süreyi birlikte hesaplar, hangisinin belirleyici olduğunu gösterir ve özgürlükten yoksun kalınan gün sayısını çıkarır.

Üç aylık süre tebliğden, bir yıllık süre kesinleşmeden işler

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Süre Hesaplama (CMK m.141-144)



Bir yıllık süre bu tarihten işler.

Üç aylık süre bu tarihten işler. Tebliğ yapılmadıysa boş bırakınız.



Boş bırakılırsa bugünün tarihi kullanılır.

Not: İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Davalı taraf Devlet Hazinesidir.

CMK m.141: Tazminat İstenebilecek Hâller

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi tazminat sebeplerini sınırlı sayıda saymıştır. Maddede yer almayan bir işlem nedeniyle bu yola başvurulamaz; genel hükümlere göre idari yargıda tam yargı davası gündeme gelebilir.

Hâlİçeriği
Kanuna aykırı yakalama veya tutuklamaKanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen
Hâkim önüne çıkarılmamaKanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan
Hakların hatırlatılmamasıKanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan
Makul sürede yargılanmamaKanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen
Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıKanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında bu yönde karar verilen
Cezanın tutukluluktan kısa olmasıMahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri cezasından mahsup edilmeyen veya cezası bu sürelerden az olan
El koyma ve aramaEşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine kanuna aykırı el konulan

Beşinci satır uygulamada en sık başvurulan hâldir. Tutuklama kararı verildiği anda kanuna uygun olsa dahi, yargılama sonunda beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse tazminat hakkı doğar. Burada tedbirin haksızlığı sonradan ortaya çıkar.

Altıncı satır ise kısmen mahkûm olan kişileri korur: alınan ceza, tutuklu kalınan süreden kısaysa aradaki fark için tazminat istenebilir. Mahsup edilmeyen süreler de aynı kapsamdadır.

Tazminatın muhatabı Devlettir. Dava, kararı veren hâkime veya işlemi yapan kolluk görevlisine karşı değil, Devlet Hazinesine yöneltilir.

İki Süre Birlikte İşler

Bu davanın en çok hak kaybına yol açan yönü süre rejimidir. Kanun tek bir süre değil, birbirini sınırlayan iki süre öngörmüştür.

Birincisi, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç aydır. İkincisi ise her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıldır.

İki süre birlikte uygulanır ve hangisi önce dolarsa hak düşer. Bunun iki pratik sonucu vardır.

Tebliğ erken yapılmışsa üç aylık süre belirleyicidir. Kesinleşmeden kısa süre sonra tebliğ yapılmışsa, bir yıllık süre dolmadan üç aylık süre dolar ve hak düşer. Tersine tebliğ hiç yapılmamış veya çok geç yapılmışsa, bir yıllık süre devreye girer ve daha erken dolar. Bu ikili yapı gözden kaçtığında, “bir yılım var” düşüncesiyle bekleyen kişi hakkını kaybeder. Süre kontrolü için 0554 648 37 15 numarasından bilgi alabilirsiniz.

Süreler hak düşürücü niteliktedir. Zamanaşımından farklı olarak hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve karşı tarafın ileri sürmesi beklenmez. Süresinde yapılmayan başvuru esasa girilmeden reddedilir.

Kesinleşme tarihinin doğru tespiti bu nedenle kritiktir. Kanun yoluna başvurulup başvurulmadığı, başvurulmuşsa hangi tarihte sonuçlandığı dosyadan kontrol edilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tazminat istemi, hukuk mahkemesinde değil ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Bu, ceza mahkemesinde görülen özel bir dava türüdür ve niteliği itibarıyla hukuk davasına yaklaşır.

Yetki bakımından ölçüt, zarara uğrayanın oturduğu yerdir. Resmî ikametgâh ile fiilen oturulan yer farklıysa, yetkili mahkeme fiilen oturulan yer mahkemesidir.

Özel bir yetki kuralı da vardır: zarara uğrayanın oturduğu yerdeki ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkiliyse ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, istem en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Bu kural, kendi kararının haksızlığını değerlendirecek mahkemenin aynı mahkeme olmasını önler.

Davalı taraf Devlet Hazinesidir. Dilekçe ve ekleri, Hazinenin ilgili yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ edilir.

Usul: Dilekçeden Karara

Süreç dilekçeyle başlar ve kanunda belirli aşamalar öngörülmüştür. Her aşamada süreye bağlı yükümlülükler vardır.

AşamaSüreSonucu
Ağır ceza mahkemesine dilekçeyle başvuru3 ay / 1 yılSüre kaçarsa hak düşer
Dilekçedeki eksikliğin giderilmesi1 ayGiderilmezse istem reddedilir
Hazine temsilcisinin beyan ve itirazı15 günCevap verilmezse duruşma günü belirlenir
Duruşma ve kararKarara karşı kanun yolu açıktır

Dilekçede bulunması gerekenler bellidir: açık kimlik ve adres, zarara uğranılan işlemin niteliği, zararın nitelik ve niceliği ve bunları destekleyen belgeler. Eksiklik bulunması hâlinde mahkeme bir aylık süre verir ve giderilmezse itiraz yolu açık olmak üzere ret kararı verilir.

Talep konusunda duruşma açılarak karar verilir. Dosya üzerinden karar verilmesi kural değildir; tarafların dinlenmesi esastır.

Kararın icrası bakımından özel bir sınırlama vardır: tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Bu, genel ilamlı icra rejiminden ayrılan bir düzenlemedir.

CMK m.144: Tazminat İsteyemeyecek Kişiler

Kanun, koruma tedbirine maruz kalmış olsa dahi bazı kişilerin tazminat isteyemeyeceğini düzenlemiştir. Bu hâller başvuru öncesinde kontrol edilmelidir.

En belirgin hâl, kişinin kendi davranışıyla tedbire sebep olmasıdır: gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına ya da tutuklanmasına neden olan kişi tazminat isteyemez. Burada zararı doğuran, kişinin kendi iradesidir.

Diğer hâller ise kararın niteliğine ilişkindir. Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen ya da kamu davası geçici olarak durdurulan kişiler bakımından değerlendirme yapılır. Bu hâllerde beraat söz konusu olmadığından, tedbirin haksızlığı ortaya çıkmış sayılmaz.

Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler de aynı kapsamda değerlendirilir. Kişi fiili işlemiştir; yalnızca ceza sorumluluğu doğmamıştır.

Aracın ilgili seçenekleri işaretlendiğinde bu hâllerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği bildirilir. Her olayın kendi şartlarında incelenmesi gerekir; bu seçenekler otomatik bir ret sonucu doğurmaz.

Maddi ve Manevi Zarar Kalemleri

Talep edilebilecek zarar iki başlık altında toplanır ve ispat rejimleri farklıdır.

Maddi zarar, özgürlükten yoksun kalınan süre boyunca uğranılan somut kayıplardır. Kazanç kaybı, işten çıkarılma nedeniyle doğan zararlar, avukatlık ücreti ve yol giderleri bu kapsamdadır. Maddi zararın belgelenmesi gerekir; bordro, banka kayıtları, iş sözleşmesi ve fatura gibi belgeler sunulmalıdır.

Manevi zarar ise özgürlükten yoksun kalmanın kişide yarattığı elem ve ıstıraptır. Burada hesap yapılmaz; hâkim, özgürlükten yoksun kalınan süreyi, olayın niteliğini, kişinin sosyal ve ekonomik durumunu ve tedbirin kamuoyuna yansıma biçimini gözeterek takdir eder.

Manevi tazminatın miktarı bakımından temel ilke, tazminatın zenginleşme aracı olmaması ancak sembolik de kalmamasıdır. Uygulamada gün başına belirli bir tutar üzerinden yaklaşım geliştirilse de, bu bağlayıcı bir formül değildir.

İki talep aynı dilekçede ileri sürülebilir ve genellikle birlikte istenir. Talep sonucunda her iki kalem ayrı ayrı belirtilmelidir.

Tazminatın Geri Alınması

Ödenen tazminat her hâlde kesin değildir. Kanunun 143. maddesi, belirli hâllerde tazminatın Devletçe geri alınabileceğini öngörür.

Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılıp hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilen kişiye ödenmiş tazminat, mahkûmiyet süresine ilişkin kısım bakımından geri alınır. Aynı şekilde beraat kararı sonradan kaldırılıp mahkûmiyete dönüşen hâllerde de geri alma gündeme gelir.

Geri alma işlemi kendiliğinden yapılmaz; ayrı bir yargısal süreç gerektirir. Bu nedenle tazminat alan kişinin dosyasının sonraki gelişmelerini takip etmesi önem taşır.

Bir başka hâl, tazminatın gerçek dışı beyanla alınmış olmasıdır. Bu durumda hem geri alma hem de ayrıca cezai sorumluluk gündeme gelebilir.

Diğer Başvuru Yollarıyla İlişkisi

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat, tek başına işleyen bir yol değildir. Aynı olay bakımından başka başvuru imkânları da bulunabilir ve bunların sıralaması önem taşır.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, olağan kanun yolları tüketildikten sonra gündeme gelir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiası bu kapsamda ileri sürülebilir; ancak CMK m.141 yolunun etkili bir başvuru yolu olarak tüketilmesi genellikle aranır.

İdari yargıda tam yargı davası, CMK m.141’de sayılmayan işlemler bakımından gündeme gelebilir. Hangi yolun izleneceği, işlemin niteliğine göre belirlenir; yanlış yola başvurulması süre kaybına yol açar.

Kamu görevlisine rücu, Devletin ödediği tazminatı kusurlu görevliden istemesidir. Bu, zarar görenin talebinden bağımsız bir ilişkidir ve zarar gören doğrudan kamu görevlisine dava açamaz.

Ceza yargılamasındaki diğer süre hesapları için tutukluluk süresi hesaplama aracımıza, infaz hesapları için infaz süresi hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.

Tazminat Komisyonu ve CMK m.141 Ayrımı

Uygulamada iki ayrı başvuru mekanizması bulunur ve hangi yola gidileceği olayın niteliğine göre belirlenir. Yanlış merci seçimi süre kaybına yol açar.

Birincisi bu sayfada anlatılan CMK m.141 yoludur: ağır ceza mahkemesine dilekçeyle başvurulur, Devlet Hazinesi davalıdır ve karara karşı kanun yolu açıktır.

İkincisi, belirli ihlal iddiaları bakımından öngörülen idari komisyon başvurusudur. Bu yol, özellikle makul sürede yargılanma hakkının ihlali gibi belirli başlıklarda işletilir ve başvuru idari nitelik taşır.

İki yolun kapsamı örtüşmez. Komisyon kapsamı dışında kalan hâllerde, örneğin hukuka aykırı yakalama veya kanuni haklar hatırlatılmadan tutuklama iddialarında ağır ceza mahkemesine başvurulur.

Başvuru öncesinde hangi mekanizmanın işletileceğinin belirlenmesi, hem sürenin doğru hesaplanması hem de talebin usulden reddedilmemesi bakımından gereklidir.

Tutukluluk Süreleri ve Makul Süre

Tazminat sebeplerinden biri, kanuna uygun olarak tutuklanmış olmakla birlikte makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama ve bu süre içinde hüküm verilmemesidir. Bu hâl, tutuklamanın başlangıçtaki hukuka uygunluğuna rağmen tazminat doğurur.

Makul süre değerlendirmesi mutlak bir rakama bağlanmamıştır. Dosyanın karmaşıklığı, sanık sayısı, delil durumu, yargılamanın yürütülüş biçimi ve başvurucunun tutumu birlikte değerlendirilir.

Buna karşılık Ceza Muhakemesi Kanunu tutukluluk için azami süreler öngörmüştür ve bu sürelerin aşılması ayrı bir hukuka aykırılık oluşturur. Azami sürelerin hesabı için tutukluluk süresi hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.

Tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz olması da başlı başına bir ihlal iddiası oluşturabilir. Kanun, tutukluluğun devamı kararlarının gerekçeli olmasını arar; matbu gerekçelerle verilen kararlar bu ölçütü karşılamaz.

Tutukluluğa itiraz yolları tüketilmemiş olması, tazminat talebini kendiliğinden engellemez; ancak dosyadaki itiraz geçmişi, ihlalin ispatı bakımından önem taşır.

Gözaltı Süreleri ve Hâkim Önüne Çıkarılma

Gözaltı, tazminat sebeplerinin en somut ölçütlerinden birini içerir: kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama. Burada değerlendirme, makul süre gibi takdire bağlı değil, kanunda yazılı sürelerin aşılıp aşılmadığına dayanır.

Süre hesabında yakalama anı esas alınır ve yol süresi ayrıca değerlendirilir. Sürenin bir dakika dahi aşılması hukuka aykırılık doğurur.

Gözaltına alınan kişiye kanunî haklarının hatırlatılması da zorunludur. Yakalama sırasında suç isnadı, susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve yakınlarına haber verilmesi hakkı bildirilmelidir. Bu hakların hatırlatılmaması veya hatırlatıldığı hâlde yerine getirilmemesi ayrı bir tazminat sebebidir.

Yakalama ve gözaltı tutanakları, ifade tutanakları ve müdafi görevlendirme kayıtları bu iddiaların ispatında temel belgelerdir. Başvuru dilekçesine bu belgelerin eklenmesi gerekir.

Gözaltında geçen süre, mahkûmiyet hâlinde cezadan mahsup edilir. Mahsup edilmemişse bu da ayrı bir tazminat sebebi oluşturur.

Başvuru Dilekçesine Eklenecek Belgeler

Mahkeme, dilekçeyi ve eklerini yeterli görürse süreci başlatır. Bu nedenle belgelerin baştan eksiksiz sunulması, hem bir aylık eksiklik giderme sürecini hem de gereksiz gecikmeyi önler.

BelgeNeyi ispatlar
Kesinleşme şerhli karar örneğiSürenin başlangıcı ve tazminat sebebinin varlığı
Tebligat parçası veya tebliğ tarihini gösterir belgeÜç aylık sürenin başlangıcı
Yakalama ve gözaltı tutanaklarıÖzgürlükten yoksun kalınan sürenin başlangıcı
Tutuklama ve tahliye kararlarıTutukluluk süresinin tespiti
Cezaevi giriş çıkış kayıtlarıFiilî sürenin gün gün doğrulanması
Bordro, iş sözleşmesi ve fesih belgesiKazanç kaybı ve işten çıkarılma zararı
Avukatlık ücret sözleşmesi ve makbuzYapılan giderler
Basında yer alan haberlerManevi zararın ağırlığı

İkinci satır özellikle önemlidir. Üç aylık sürenin başlangıcını tebliğ tarihi belirlediğinden, tebligatın ne zaman yapıldığını gösteren belge dosyanın en kritik parçasıdır. Tebligat yapılmamışsa bu durumun da belirtilmesi gerekir; o hâlde yalnızca bir yıllık süre işler.

Beşinci satırdaki kayıtlar, tutuklama ve tahliye kararlarındaki tarihlerle fiilî durum arasında fark bulunabildiğinden ayrıca istenir. Tahliye kararının verildiği gün ile fiilen tahliye edilen gün farklı olabilir.

Sekizinci satır manevi tazminatın takdirinde etkili olur. Tedbirin kamuoyuna yansıması, kişinin çevresinde uğradığı itibar kaybını somutlaştırır.

Uygulamada Sık Yapılan Beş Hata

Bu davalarda kayıpların çoğu esastan değil usulden doğar. Beş hata düzenli olarak tekrarlanır.

Birincisi tebliğ tarihini kontrol etmemektir. “Bir yılım var” düşüncesiyle beklenirken üç aylık süre dolar. İki sürenin birlikte işlediği unutulmamalıdır.

İkincisi kesinleşme tarihini yanlış almaktır. Karar tarihi ile kesinleşme tarihi farklıdır. Kanun yoluna başvurulmuşsa kesinleşme, kanun yolu incelemesinin sonuçlanmasıyla gerçekleşir.

Üçüncüsü yanlış mercie başvurmaktır. Talep hukuk mahkemesine değil ağır ceza mahkemesine yapılır ve davalı Devlet Hazinesidir.

Dördüncüsü maddi zararı belgelendirmemektir. Manevi tazminat takdiren belirlenirken maddi zarar ispat gerektirir. Kazanç kaybının bordro ve kayıtlarla ortaya konmaması, bu kalemin reddine yol açar.

Beşincisi CMK m.144 hâllerini gözden kaçırmaktır. Af, uzlaşma veya şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen kararlarda değerlendirme farklılaşır; başvuru öncesinde bu kontrol yapılmalıdır.

Kanun Yolu ve Sonrası

Ağır ceza mahkemesinin tazminat istemi hakkındaki kararına karşı kanun yolu açıktır. Karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması hâlinde dosya, bölge adliye mahkemesinin ilgili ceza dairesince öncelikle ve ivedilikle incelenerek karara bağlanır.

Bu ivedilik kuralı, tazminat taleplerinin uzun süre sonuçsuz kalmasını önlemeye yöneliktir. Buna karşılık uygulamada süreler yine de uzayabilmektedir.

Kesinleşen karar sonrasında icra aşamasına geçilir; ancak yukarıda belirtilen sınırlama gereği kesinleşme ve idari başvuru süreci tamamlanmadan takip başlatılamaz.

İç hukuk yolları tükendikten sonra, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu gündeme gelebilir. Bu başvurunun da kendi süresi vardır ve olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren işler.

Ankara ve çevresindeki dosyalarınız için Av. Fatma Öztürk’e 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Mevzuat Çerçevesi

HükümNeyi düzenlerPratik sonucu
CMK m.90-99Yakalama ve gözaltıTedbirin kanuna uygunluk ölçütü
CMK m.100-108TutuklamaŞartlar ve süreler
CMK m.109Adli kontrolTutuklama yerine tedbir
CMK m.141Tazminat istemiSınırlı sayıda sayılan hâller
CMK m.142/1İstemin süresiTebliğden 3 ay, kesinleşmeden 1 yıl
CMK m.142/2Yetkili mahkemeOturulan yer ağır ceza mahkemesi
CMK m.142/3Dilekçe eksikliği1 ay içinde giderme
CMK m.142/5Hazineye tebliğ15 gün içinde beyan ve itiraz
CMK m.143Tazminatın geri alınmasıMahkûmiyet hâlinde iade
CMK m.144Tazminat isteyemeyeceklerGerçek dışı beyan ve diğer hâller
TCK m.63MahsupGözaltı ve tutukluluk cezadan düşülür
Anayasa m.19/sonTazminat hakkıAnayasal dayanak

Aracın sınırı: Araç, girdiğiniz tarihlere göre üç aylık ve bir yıllık süreleri birlikte hesaplar, hangisinin belirleyici olduğunu gösterir ve özgürlükten yoksun kalınan gün sayısını çıkarır. Tazminat miktarını hesaplamaz; maddi zarar belgelendirilerek, manevi zarar ise mahkemece takdir edilerek belirlenir. Araç ayrıca tedbirin kanuna aykırı olup olmadığını değerlendirmez; bu, dosya incelemesi gerektiren hukuki bir tespittir. CMK m.144 seçenekleri otomatik ret sonucu doğurmaz, ayrıca değerlendirme gerektiğini bildirir. Sürelerin hafta sonu ve resmî tatile denk gelmesi hâlindeki uzamalar hesaba katılmamıştır. Araç bir ön değerlendirme sunar, hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Haksız tutuklama tazminatı için süre ne kadar?

İki süre birlikte işler: kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl (CMK m.142/1). Hangisi önce dolarsa hak düşer.

Bir yılım var diye bekleyebilir miyim?

Hayır. Tebliğ yapılmışsa üç aylık süre işlemeye başlar ve bir yıl dolmadan sona erer. Tebliğ tarihinin kontrol edilmemesi en sık görülen hak kaybı sebebidir.

Dava nerede açılır?

Zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde. O yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkiliyse ve aynı yerde başka daire yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde görülür.

Dava kime karşı açılır?

Devlet Hazinesine karşı açılır. Kararı veren hâkime veya işlemi yapan kolluk görevlisine karşı dava açılmaz; Devletin kusurlu görevliye rücu hakkı ayrıca saklıdır.

Beraat ettim, tazminat alabilir miyim?

Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişi tazminat isteyebilir (CMK m.141/1-e). Tedbirin başlangıçta hukuka uygun olması sonucu değiştirmez.

Ceza aldım ama tutuklu kaldığım süreden azdı, ne olur?

Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri cezasından mahsup edilmeyen veya cezası bu sürelerden az olan kişi tazminat isteyebilir.

Kimler tazminat isteyemez?

CMK m.144 uyarınca gerçek dışı beyanla suç işlediğini bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olan kişi isteyemez. Af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma nedeniyle karar verilen ve kusur yeteneği bulunmadığı için ceza verilmeyen kişiler bakımından ayrıca değerlendirme yapılır.

Hangi zararlar istenebilir?

Maddi zarar olarak kazanç kaybı, işten çıkarılma nedeniyle doğan zararlar ve yapılan giderler belgelenerek istenir. Manevi zarar ise özgürlükten yoksun kalınan süre ve olayın niteliği gözetilerek mahkemece takdir edilir.

Dilekçemde eksiklik olursa ne olur?

Mahkeme eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini tebliğ eder. Eksiklik giderilmezse itiraz yolu açık olmak üzere ret kararı verilir.

Karar hemen icraya konulabilir mi?

Hayır. Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.

Tazminat sonradan geri alınabilir mi?

Evet. CMK m.143 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya beraat kararı sonradan kaldırılıp kişi mahkûm edilirse, ödenmiş tazminat mahkûmiyet süresine ilişkin kısım bakımından geri alınır.

Girdiğim bilgiler kaydediliyor mu?

Hayır. Hesaplama tamamen tarayıcınızda yapılır; girdiğiniz tarihler sunucuya gönderilmez.

Bilgilendirme: Bu araç ve rehber genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süreler hak düşürücü niteliktedir; kesinleşme ve tebliğ tarihleri dosyadan kontrol edilmelidir.

Süre hak düşürücüdür — tebliğ tarihini hemen kontrol ettirin

Haksız tutuklama ve koruma tedbiri tazminatı için Ankara’da Av. Fatma Öztürk: 0554 648 37 15

Randevu Talep Edin



Post by Av. Fatma Öztürk