Mülkiyet hakkı sınırsız değildir. Türk Medenî Kanunu’nun 737 nci maddesi bunu tek cümlede kurar: “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.” İki nokta çoğu kişiyi şaşırtır. Birincisi: bu korumadan yararlanmak için malik olmak gerekmez — kanun yalnızca “komşular” der ve kiracı da komşudur. İkincisi: bu maddeden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk değildir; davalının kusursuz olması tazminattan kurtarmaz. Buna karşılık her rahatsızlık taşkınlık sayılmaz — ölçüt, komşuluğun olağan hoşgörü sınırının aşılmasıdır.
Gürültü, koku, titreşim veya su sızması mı var? Komşuluk hukuku yolu açıktır.
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Kural: TMK m.737 Taşkınlık Yasağı
Komşuluk hukukunun temel hükmü, mülkiyet hakkına toplumsal bir sınır çizer. Maddenin birinci fıkrası şudur:
“Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.“
Maddenin devamı, taşkınlığın nasıl ölçüleceğini belirler: taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek derece esas alınır.
Hükmün amacı, komşuluk ilişkisinde denge ve hakkaniyeti sağlamak ve mülkiyet hakkının kötüye kullanılmasını önlemektir. Komşuluk kuralları, komşuların taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken — özellikle işletme faaliyetlerini sürdürürken — komşularını rahatsız edecek taşkınlıkları yasaklar.
Kim Dava Açabilir? Kiracı da Komşudur
Bu, uygulamada en çok yanlış bilinen husustur ve kiracılar açısından büyük önem taşır.
“Komşu hakları” denilince ilk akla taşınmaz malikleri arasındaki ilişkiler gelir. Ancak Kanun’un 737 nci maddesinde yalnızca “komşular” deyimi kullanılmıştır. Bu nedenle taşkın kullanıma karşı komşuluk hukukundan yararlanacak olanlar taşınmaz malikleriyle sınırlı tutulmamıştır:
- Malik,
- Oturma ve yararlanma hakkı sahibi,
- Kiracı.
Bunların tümüne zararın giderilmesini ve tehlikenin önlenmesini isteme hakkı tanınmıştır. Nitekim doktrinde açıkça belirtildiği üzere, taşkınlıktan rahatsız olan veya zarar gören kişinin komşu sayılması için o taşınmazın maliki olması şart değildir; bir taşınmazda kiracı sıfatıyla oturan kimsenin komşusunun taşkınlıklarına katlanması kendisinden istenemez. Maddenin açık metni bunun tersini düşünmeye elverişli değildir.
Pratik sonuç: gürültü, koku veya titreşimden rahatsız olan kiracı, “ben malik değilim” diye susmak zorunda değildir. Kendi adına dava açabilir. Kiracının kiraya verenine karşı sahip olduğu haklar ise ayrıdır ve bunlarla birlikte kullanılabilir: Kiralananda Onarım, Ayıp ve Kira İndirimi.
Ölçüt: Hoş Görülebilecek Derece
Her rahatsızlık taşkınlık değildir. Yargıtay ve öğretide “normal katlanma ölçüsü” esas alınır: her komşu, günlük hayatın gerektirdiği düzeydeki rahatsızlıklara katlanmak zorundadır.
Taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşuyu olumsuz etkileyen kullanımdır (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 20/6/2013, 7927/9417).
Ölçü nasıl belirlenir? Üç kriter
Yargıtay uygulamasında taşkınlık, her somut olayda taşınmazın durumu, niteliği ve yerel âdetlere göre belirlenmelidir:
- Taşınmazın durumu — konum, kat, cephe, komşu parsele mesafe.
- Taşınmazın niteliği — konut mu, işyeri mi, sanayi tesisi mi?
- Yerel âdet — bölgenin yerleşim karakteri. Sanayi bölgesinde makine sesi ile sakin bir konut bölgesinde aynı ses aynı sonucu doğurmaz.
Bu nedenle “komşum gürültü yapıyor” iddiası tek başına yeterli değildir; gürültünün o taşınmaz, o nitelik ve o bölge bakımından hoşgörü sınırını aştığı ortaya konmalıdır.
Zarar Koşulu: Projeye Uygun Kullanım Taşkınlık Değildir
Komşuluk hukukunun ihlali zarar koşuluna bağlıdır. Bu, Yargıtay’ın açıkça vurguladığı bir husustur.
Bir dosyada, komşu taşınmaza bakan pencere açılmasının davacıya zarar verip vermediği ve hoş görülebilecek ölçünün aşılıp aşılmadığı tartışılmıştır. Yargıtay değerlendirmesinde şu ilke kurulmuştur: malikin kendi mülkiyet alanı içinde ve projeye uygun olarak yaptığı, komşulukta olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşmayan ve zarar doğurmayan kullanım, TMK m.737 anlamında önlenmesi gereken bir taşkınlık oluşturmaz (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 29/5/2014, E.2013/20971, K.2014/10674).
Aynı kararda dikkat çekici bir usul tespiti daha yapılmıştır: hükme esas alınan bilirkişi raporunun varsayıma dayalı ve denetime elverişsiz olması bozma sebebi sayılmıştır. Yani teknik raporun somut ölçüm ve gözleme dayanması, gerekçesinin denetlenebilir olması gerekir.
TMK m.730: Taşınmaz Malikinin Sorumluluğu
Komşuluk hukukunun ikinci ayağı, taşınmaz malikinin sorumluluğunu düzenleyen 730 uncu maddedir. Bu madde, taşkın kullanımdan doğan zararların tazmini bakımından temel dayanaktır.
Fonksiyonel bağ şartı
Malikin sorumlu tutulabilmesi için taşkınlıkların taşınmazın kullanılması veya işletilmesiyle ilgili olması gerekir. Doktrinde ifade edildiği üzere, zararla taşınmazın kullanılması arasında fonksiyonel bir bağ, amaçsal bir ilişki bulunmalıdır.
Yani her zarar değil, taşınmazın kullanımından veya işletilmesinden kaynaklanan zarar bu kapsamdadır.
Kusursuz sorumluluk — belirleyici nokta
Bu, davanın kaderini belirleyen husustur: Kanun’un 730 ve 737 nci maddeleri uyarınca doğan sorumluluk, kusura bağlı bir sorumluluk değildir.
Sonuç olarak davalının kusursuz olması, tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olmaz. “Ben elimden geleni yaptım”, “önlem almıştım”, “kaçınılmazdı” savunmaları sorumluluğu kaldırmaz.
Bu, komşuluk hukukunu haksız fiil sorumluluğundan ayıran temel özelliktir ve davacı açısından ispat yükünü önemli ölçüde hafifletir: kusuru ispat etmek gerekmez, taşkınlığı ve zararı ispat etmek yeterlidir.
Üçüncü Yol: Fedakârlığın Denkleştirilmesi
Bazı taşkınlıklar yerel âdete uygun olsa da kaçınılmaz niteliktedir. Kanun bu durum için ayrı bir çözüm öngörmüştür.
Kanun’un 737 nci maddesine eklenen üçüncü fıkra ile — taşınmaz malikinin sorumluluğuna ilişkin 730 uncu maddeye eklenen yeni fıkrada olduğu gibi — yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirme istemlerinin ileri sürülebileceği kabul edilmiştir. Bu taşkınlıklar yerel âdetin öngördüğü sınırlar içinde kalmasına rağmen kaçınılmaz olduğunda, doğan zararların denkleştirilmesi istemlerinde fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uygulanır.
Pratik anlamı şudur:
- Zarar gören taraf doğrudan eylemin durdurulmasını talep edemeyebilir — çünkü taşkınlık yerel âdete uygun ve kaçınılmazdır.
- Ancak uğradığı zararın denkleştirilmesini isteyebilir. Hâkim, zararın uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.
Bu, “durduramıyorum, o hâlde çaresizim” sonucunu ortadan kaldıran önemli bir imkândır ve özellikle sanayi, madencilik veya büyük altyapı faaliyetlerinin yanındaki taşınmazlar bakımından işlevlidir.
Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Taşkın kullanıma maruz kalan kişinin başvurabileceği yollar dörde ayrılır:
- El atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) — hâlen devam eden rahatsızlığın durdurulması.
- Eski hâle getirme — taşkınlığın yarattığı fiilî durumun ortadan kaldırılması.
- Tazminat — doğmuş zararların giderilmesi.
- Denkleştirme — kaçınılmaz ve yerel âdete uygun taşkınlıklarda.
Bu talepler birlikte ileri sürülebilir. Ayrıca somut olayın niteliğine göre ihtiyati tedbir talebi de değerlendirilmelidir; devam eden bir taşkınlıkta tedbir, yargılama süresince zararın büyümesini önler.
Uygulamadan Örnekler
- Sanayi gürültüsü. Konutların hemen yanındaki küçük sanayi sitesinde sabah erken saatlerde başlayan torna sesleri nedeniyle rahatsız olan kişi, gürültünün yerel âdet sınırlarını aştığını ileri sürerek durdurma davası açabilir.
- Koku. Çok katlı bir binanın zemin katındaki mangal restoranının yaydığı yoğun et kokusu komşu daireleri rahatsız ediyor ve bu durum süreklilik kazanmışsa, m.737’ye dayalı müdahalenin önlenmesi davası gündeme gelir.
- İnşaat titreşimi. Komşu parselde yapılan yüksek katlı bina inşaatı nedeniyle komşu binada çatlaklar oluşmuşsa, hem taşkınlığın durdurulması hem zararın tazmini istenebilir.
- Su sızması. Üst kattan sızan su nedeniyle alt kat malikinin veya kiracısının uğradığı zarar, komşuluk hukuku çerçevesinde tazminat konusu olur.
Apartman ve site yaşamında bu tür sorunlar kat mülkiyeti hukukuyla da kesişir; yönetim planı ve kat malikleri kurulu kararları hem delil hem dayanak oluşturabilir: Kat Mülkiyeti ve Aidat Uyuşmazlıkları.
İmar Mevzuatına Aykırılık Tek Başına Yeterli mi?
Hayır — ve bu, dava dilekçelerinde sıkça yapılan bir hatayı düzeltir.
Yargı uygulamasında benimsenen ilke şudur: imar mevzuatına aykırılık, salt bu nedenle komşuluk hukukuna aykırılık sonucunu doğurmaz. Bir yapının ruhsatsız veya projeye aykırı olması idari yaptırımları gündeme getirir; ancak komşuluk hukuku davasının kazanılması için ayrıca taşkınlığın ve zararın ortaya konması gerekir.
Tersi de doğrudur: bir kullanım imar mevzuatına tamamen uygun olsa dahi, hoşgörü sınırını aşan ve zarar doğuran nitelikteyse komşuluk hukukuna aykırılık oluşturabilir. İki rejim birbirinden bağımsız işler.
Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay uygulamasında komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında izlenecek yöntem şudur:
- Zararın miktarı bilirkişi aracılığıyla tespit edilir ve tazminat bu zarara göre takdir edilir.
- Tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz.
- Davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarının indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması gerekir.
- Davalının kusursuz olması tazminatı düşürmez — sorumluluk kusura bağlı değildir.
- Yıpranma payı nazara alınır; örneğin zarar gören yapının eskimişlik durumu hesaba katılır.
Bu ölçütler, dava dilekçesinin ve bilirkişi itirazlarının kurgulanmasında doğrudan kullanılabilir.
Delil Düzeni
Komşuluk davalarında hukuk çoğu zaman açıktır; belirleyici olan ispattır. Toplanması gereken deliller:
- Teknik ölçüm — gürültü, titreşim, koku ölçümleri; mümkünse yetkili kuruluş raporu.
- Delil tespiti — dava öncesi mahkemeden tespit istenmesi, özellikle geçici veya giderilebilir taşkınlıklarda kritiktir.
- Tarihli fotoğraf ve video — çatlak, sızıntı, duman gibi görünür etkilerde.
- Apartman yönetimi kayıtları — şikâyet defteri, yönetici yazışmaları, kurul kararları.
- Kolluk ve belediye kayıtları — gürültü ihbarları, denetim tutanakları.
- Tanık beyanları — süreklilik ve yoğunluğun ispatı için.
- Sağlık kayıtları — uyku bozukluğu gibi etkiler iddia ediliyorsa.
Bilirkişi raporunun somut verilere dayanması ve denetlenebilir olması şarttır; varsayıma dayalı rapor bozma sebebi sayılmaktadır.
Kira ve Kat Mülkiyeti ile Kesişim
Aynı olay çoğu zaman birden fazla hukuki ilişkiyi harekete geçirir. Bir kiracı komşu tarafından rahatsız ediliyorsa üç ayrı yol birlikte değerlendirilmelidir:
- Komşuya karşı — TMK m.737 ve m.730 çerçevesinde el atmanın önlenmesi ve tazminat.
- Kendi kiraya verenine karşı — kiralananın kullanıma elverişli tutulması yükümlülüğü kapsamında; koşulları varsa kira bedelinden indirim: Kira Bedelinden İndirim (TBK m.307).
- Rahatsızlığın kaynağı bir kiracıysa, onun kiraya vereni bakımından sözleşmeye aykırılık rejimi işletilebilir — konut ve çatılı işyeri kirasında yazılı ihtar ve en az otuz gün süre şartıyla: Aykırı Kullanım ve Komşulara Saygı (TBK m.316).
Bu üç yol birbirinin alternatifi değildir; birlikte yürütülebilir ve genellikle en hızlı sonucu, rahatsızlık kaynağının kiracı olduğu hâllerde kiraya vereni sürece dâhil etmek verir.
Adım Adım Yol Haritası
- Rahatsızlığı somutlaştırın — ne, ne zaman, hangi sıklıkta, hangi yoğunlukta?
- Kayıt tutmaya başlayın — tarih ve saat içeren bir günlük, en basit ama en etkili delildir.
- Teknik ölçüm yaptırın veya yetkili birimlere ihbarda bulunup tutanak oluşturun.
- Yönetime yazılı başvurun — apartman veya site söz konusuysa.
- Karşı tarafa yazılı ihtar gönderin — çoğu dosya bu aşamada çözülür ve ihtar dava için de delil olur.
- Delil tespiti isteyin — taşkınlık giderilebilir nitelikteyse bu aşama atlanmamalıdır.
- Talebinizi belirleyin — durdurma mı, eski hâle getirme mi, tazminat mı, denkleştirme mi?
- Dava açın ve gerekiyorsa ihtiyati tedbir talep edin.
Sık Yapılan Hatalar
- Kiracının “ben malik değilim” diye susması. Kanun “komşular” der; kiracı da komşudur.
- Her rahatsızlığı taşkınlık sanmak. Olağan hoşgörü sınırı içinde kalan rahatsızlıklara katlanma yükümlülüğü vardır.
- Yalnızca imar aykırılığına dayanmak. Tek başına komşuluk hukukuna aykırılık sonucunu doğurmaz.
- Kusur ispatına odaklanmak. Sorumluluk kusura bağlı değildir; taşkınlık ve zarar ispatlanmalıdır.
- Delil oluşturmadan taşkınlığın giderilmesini beklemek. Sonradan ispat imkânsızlaşır.
- Varsayıma dayalı bilirkişi raporuna itiraz etmemek. Denetime elverişsiz rapor bozma sebebidir.
- Kaçınılmaz taşkınlıkta pes etmek. Durdurma mümkün olmasa da denkleştirme istenebilir.
- Zararın artmasına kendi kusuruyla katkıda bulunmak. Tazminat indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.
Kontrol Listesi
- Rahatsızlık, komşuluğun olağan hoşgörü sınırını aşıyor mu?
- Değerlendirmede taşınmazın durumu, niteliği ve yerel âdet dikkate alındı mı?
- Zarar doğmuş mu? Komşuluk hukukunun ihlali zarar koşuluna bağlıdır.
- Taşkınlık ile taşınmazın kullanılması veya işletilmesi arasında fonksiyonel bağ var mı?
- Taşkınlık yerel âdete uygun ve kaçınılmaz mı? Öyleyse denkleştirme yolu değerlendirilmelidir.
- Talep doğru belirlendi mi — durdurma, eski hâle getirme, tazminat, denkleştirme?
- Teknik ölçüm ve delil tespiti yapıldı mı?
- Bilirkişi raporu somut verilere dayanıyor ve denetlenebilir mi?
- Tazminat hesabında yıpranma payı ve davacının kusuru değerlendirildi mi?
- Kiracıysanız, kiraya verene karşı haklarınız da ayrıca değerlendirildi mi?
Sık Sorulan Sorular
Komşuluk hukukunda taşkınlık nedir?
Türk Medenî Kanunu’nun 737 nci maddesi uyarınca herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Taşkınlık, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre hoş görülebilecek dereceyi aşan kullanımdır.
Kiracı komşuluk hukukuna dayanarak dava açabilir mi?
Evet. Kanun’da yalnızca komşular deyimi kullanıldığından, komşuluk hukukundan yararlanacak olanlar taşınmaz malikleriyle sınırlı değildir; ister malik, ister oturma ve yararlanma hakkı sahibi, ister kiracı olsun tüm komşulara zararın giderilmesini ve tehlikenin önlenmesini isteme hakkı tanınmıştır.
Her rahatsızlık dava konusu olur mu?
Hayır. Yargıtay ve öğretide normal katlanma ölçüsü esas alınır; her komşu günlük hayatın gerektirdiği düzeydeki rahatsızlıklara katlanmak zorundadır. Aranan, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarının aşılmasıdır.
Komşum kusursuzsa tazminat isteyebilir miyim?
Evet. Kanun’un 730 ve 737 nci maddeleri uyarınca doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk değildir; davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olmaz.
Taşkınlık kaçınılmazsa ne yapılabilir?
Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklarda doğrudan durdurma talep edilemeyebilir; ancak denkleştirme istemi ileri sürülebilir. Fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca hâkim, zararın uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.
Komşunun yapısı imara aykırıysa davayı kazanır mıyım?
İmar mevzuatına aykırılık salt bu nedenle komşuluk hukukuna aykırılık sonucunu doğurmaz. Ayrıca taşkınlığın ve zararın ortaya konması gerekir.
Projeye uygun yapılan kullanım taşkınlık sayılır mı?
Yargıtay uygulamasında, malikin kendi mülkiyet alanı içinde ve projeye uygun olarak yaptığı, komşulukta olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşmayan ve zarar doğurmayan kullanımın önlenmesi gereken bir taşkınlık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.
Tazminat nasıl hesaplanır?
Zararın miktarı bilirkişi aracılığıyla tespit edilir ve tazminat bu zarara göre takdir edilir; tazminat hiçbir zaman zararı aşamaz. Davacının zararın artmasında kusuru varsa tazminat indirilebilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir; hesapta yıpranma payı da nazara alınır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.
📚 İlgili Rehberler
- Kat Mülkiyeti Rehberi: Aidat, Kurul Kararı, Ortak Alan ve Yönetim
- Kat Mülkiyeti ve Aidat Uyuşmazlıkları
- Aykırı Kullanım ve Komşulara Saygı (TBK m.316)
- Kiralananda Onarım ve Masraflar (TBK m.301-317)
- Kira ve Tahliye Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Kiralananın Gösterilmesine Katlanma (TBK m.319)
- Tapu İptal ve Tescil Davası: Yolsuz Tescil
- Apartman ve Site Güvenlik Kamerası ve KVKK
Sorumluluk kusura bağlı değildir — kusuru değil, taşkınlığı ve zararı ispatlayın.
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.


