İstirdat Davası
10 Şubat 2026

İstirdat Davası

İstirdat davası, icra takibinin özel bir sonucu olarak açılan geri alma davasıdır. Borçlunun, aslında borçlu olmadığı bir alacak için icra takibi sonucunda zorunlu olarak ödemek durumunda kaldığı miktarı geri alma amacıyla açtığı bu dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu yazıda istirdat davasının hukuki niteliği, açılma şartları, davacı ve davalı, dava süresi, ispat yükü, mahkeme ve yetki, karar sonrası uygulama esasları ile pratik öneriler ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

1) İstirdat Davasının Hukuki Niteliği

İstirdat davası, İİK m.72 hükmünde düzenlenmiş özel bir dava türüdür. “İstirdat” kelimesi “geri alma” anlamına gelir; bu dava ile borçlu, aslında borçlu olmadığı hâlde icra takibi sonucunda ödemek zorunda kaldığı miktarı alacaklıdan geri alır. İİK m.72 hükmü uyarınca “menfi tespit davasının açıldığı fakat borç ödendiği takdirde, ödenen para, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılacak istirdat davasında istenebilir.”

İstirdat davasının niteliği hem eda davası hem de tespit davası özelliği taşır. Eda davası niteliği ile davalıdan belirli bir para miktarının ödenmesi talep edilir. Tespit davası niteliği ile ise borcun gerçekten mevcut olmadığı ya da ödendiği tespit edilir. Bu iki yönlü niteliği, istirdat davasının hem hukuki durumu netleştirmesi hem de somut para tahsili sağlaması açısından önemlidir. Ayrıca istirdat davası, borçlunun kendi rızası ile ödeme yapması durumunda değil, icra takip baskısı altında ödeme yapması durumunda açılabilir; borçlunun sonradan pişman olması istirdat davasına dayanak olmaz.

2) İstirdat Davasının Açılma Şartları

İstirdat davasının açılabilmesi için birkaç koşulun karşılanması gerekir. Birinci koşul, icra takibi sürecinde borçlu tarafından ödemenin yapılmış olmasıdır. Ödeme, borçlunun kendi iradesi ile değil, icra takip baskısı altında yapılmış olmalıdır. Yani borçlu, ödemeyi haczin uygulanmaması, mallarının satılmaması, tazyik hapsinden kurtulmak gibi baskı altında yapmalıdır. Serbest irade ile yapılan ödemeler için istirdat davası kural olarak açılamaz.

İkinci koşul, borcun aslında mevcut olmamasıdır. Yani borçlu, ödediği miktara ilişkin gerçekte bir borç yükümlülüğünün bulunmadığını iddia etmelidir. Bu iddianın somut hukuki sebeplere dayanması gerekir; örneğin borcun daha önce ödendiği, alacaklının haksız zenginleşmede bulunduğu, borcun zamanaşımına uğradığı, borç ilişkisinin geçersiz olduğu gibi sebepler ileri sürülebilir. Üçüncü koşul, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde davanın açılmasıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca borçlunun ödeme sırasında ihtiraz kaydı ile ödeme yaptığını belirtmesi (yani “ihtirazi kayıtla” veya “protesto ile” ödeme yaptığını beyan etmesi) davanın kabulünü kolaylaştırır.

3) İhtiraz Kaydı ile Ödemenin Önemi

İstirdat davasının başarılı olabilmesi için borçlunun ödemeyi “ihtiraz kaydı” ile yapması genellikle önem taşır. İhtiraz kaydı, borçlunun ödemeyi yaparken bu ödemenin borcu kabul anlamına gelmediğini, ödemenin sadece icra takip baskısından kurtulmak amacıyla yapıldığını ve istirdat hakkının saklı tutulduğunu beyan etmesidir. İhtiraz kaydı, icra müdürlüğüne verilen makbuz üzerine yazılabilir veya ayrı bir dilekçe ile bildirilebilir.

İhtiraz kaydının mutlak zorunluluk olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Uygulamada ihtiraz kaydı olmadan yapılan ödemelerde de istirdat davası açılabilir; ancak bu durumda borçlunun ödemesinin “iradî” olmadığını ispatlaması daha zor olur. İhtiraz kaydı, bu ispat sürecini kolaylaştırır ve davanın kabul edilme olasılığını artırır. Bu nedenle icra takibi baskısı altında ödeme yapan borçluların, ödeme öncesinde ihtiraz kaydı beyanında bulunmaları önerilir. Ayrıca menfi tespit davası da açılmış ise, ödeme sonrası istirdat davasına dönüştürülebilir; İİK m.72 hükmü bu geçişi düzenler.

4) Davacı ve Davalı

İstirdat davasının davacısı, icra takibi sırasında ödeme yapan ve aslında borçlu olmadığını iddia eden kişidir. Kural olarak asıl borçlu bu kişidir; ancak borçlu adına ödeme yapan üçüncü kişi de (kefil, borçlunun mirasçısı vb.) belirli koşullarda istirdat davası açabilir. Ayrıca borçlunun ölmesi durumunda mirasçıları da istirdat davasını devam ettirebilir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15 💬 WhatsApp

Davanın davalısı, icra takibini yürüten ve ödemeyi tahsil eden alacaklıdır. Alacaklının kimliği icra takip dosyasından belirlenir. Alacaklı gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir. Alacaklının ölmesi durumunda mirasçıları davalı olabilir; alacaklının şirket olduğu durumlarda şirket tüzel kişiliği davalı sıfatını taşır. Davalı sayısı birden fazla olabilir; müşterek alacaklılar veya alacağın kısmen devri hâlinde birden fazla alacaklı davalı sıfatı taşıyabilir. Bu durumda dava tüm davalılara birlikte açılır ve karar tüm davalıları etkiler.

5) Dava Süresi ve Zamanaşımı

İstirdat davasının açılması için İİK m.72 hükmünde belirlenen süre, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıldır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; yani süresinde açılmayan dava reddedilir ve bu ret geriye alınabilir bir usul hatası değildir. Süre hesabı, ödemenin fiilen yapıldığı tarihten başlar; kısmî ödemeler için her ödeme kendi süresi içinde takibe alınır.

Süre hesabında bazı özel durumlar bulunabilir. Örneğin borçlu, ödeme yaparken ödemenin gerçekten yapılıp yapılmadığından emin değilse veya ödeme sonucunu sonradan öğrenmişse süre öğrenme tarihinden başlayabilir. Ancak bu tür istisnalar dar yorumlanır ve borçlunun somut gerekçelerle desteklemesi beklenir. Bir yıllık süreye ek olarak medeni hukuk kaynaklı zamanaşımı süreleri de (TBK m.146 vd.) göz önünde bulundurulabilir; ancak İİK m.72 hükmü özel düzenleme olarak öncelikle uygulanır. Süresinde açılmayan istirdat davası için borçlu alternatif olarak Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde sebepsiz zenginleşme davası (TBK m.77 vd.) açma yolunu deneyebilir; ancak bu farklı bir dava türü olup ispat şartları da farklıdır.

6) Mahkeme, Yetki ve Görev

İstirdat davası kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetki ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6). Ancak davanın konusuna göre farklı görevli mahkemeler de söz konusu olabilir; örneğin tacir davalarında ticaret mahkemesi, tüketici davalarında tüketici mahkemesi görevli olabilir. Yetki ve görev tespitinde somut dosyanın koşullarına göre değerlendirme yapılır.

Dava dilekçesinde şu unsurlar yer almalıdır: (i) davacı ve davalı bilgileri, (ii) icra takip dosya bilgileri (icra dairesi, dosya numarası), (iii) ödeme yapılan miktar ve ödeme tarihi, (iv) borcun mevcut olmadığına dair gerekçe, (v) ihtiraz kaydının bulunup bulunmadığı, (vi) hukuki dayanak (İİK m.72), (vii) deliller (icra takip dosyası, ödeme belgeleri, borç ilişkisi belgeleri, tanık, bilirkişi vb.), (viii) netice-i talep (ödenen miktarın faizi ile birlikte geri istenmesi). Dava açma sırasında harç ödenmesi gereklidir; harç miktarı dava değerine göre hesaplanır. Uzun sürebilecek yargılamada avukat desteği çok önemlidir.

7) Yargılama Süreci ve Karar

İstirdat davasında ispat yükü kural olarak davacı borçluya aittir. Borçlu, borcun mevcut olmadığını ve ödemenin baskı altında yapıldığını ispat etmek zorundadır. Bu ispat için icra takip dosyası, ödeme belgeleri, borç ilişkisine dair belgeler, ihtiraz kaydı beyanları, tanıklar ve bilirkişi raporları kullanılabilir. Örneğin senetli borç iddiasında senedin gerçekliği veya vadesi tartışılabilir; ödendiği iddiasında ödeme belgeleri sunulur.

Yargılama süreci HMK’nın genel usulüne göre yürür. Ön inceleme, tahkikat ve karar aşamaları izlenir. Yargılama süresi somut olayın karmaşıklığına göre değişir; genellikle 1-3 yıl arasında olabilir. Karar sonucu davanın kabul edilmesi hâlinde alacaklının ödediği miktarı geri iade etmesine hükmedilir; bu iade faiziyle birlikte yapılır. Faiz hesabı, ödeme tarihinden başlayarak karar tarihi arasındaki dönem için hesaplanır ve genellikle yasal faiz uygulanır. Karar sonrası alacaklının ödemeyi yapmaması durumunda borçlu, yeni bir icra takibi başlatarak ilamlı takip yolu ile tahsilat sağlayabilir. Karar taraflarca istinaf ve temyiz yoluna götürülebilir; kararın kesinleşmesi ile iade yükümlülüğü kesinleşmiş olur.

Sıkça Sorulan Sorular

İstirdat davası nedir?

İstirdat davası, borçlunun aslında borçlu olmadığı hâlde icra takibi sonucunda ödemek zorunda kaldığı miktarı alacaklıdan geri alma amacıyla açtığı davadır. İİK m.72 hükmünde düzenlenmiştir. “İstirdat” kelimesi “geri alma” anlamına gelir.

İstirdat davası hangi sürede açılmalıdır?

İİK m.72 uyarınca ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süresinde açılmayan dava reddedilir. Süresinde açılmayan dava için sebepsiz zenginleşme davası (TBK m.77 vd.) alternatifi değerlendirilebilir.

İhtiraz kaydı zorunlu mu?

Mutlak zorunlu değildir ancak çok faydalıdır. İhtiraz kaydı, borçlunun ödemenin borcu kabul anlamına gelmediğini beyanı olup istirdat davasının kabul edilme olasılığını artırır. Uygulamada icra takip baskısı altında ödeme yapan borçluların ihtiraz kaydı beyanında bulunmaları önerilir.

İstirdat davasında hangi mahkeme yetkilidir?

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m.6). Görev bakımından genellikle asliye hukuk mahkemesi, tacir uyuşmazlıklarında ticaret mahkemesi, tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi görevli olabilir.

Ispat yükü kimdedir?

Davacı borçluya aittir. Borçlu, borcun mevcut olmadığını ve ödemenin baskı altında yapıldığını ispat etmek zorundadır. İspat için icra takip dosyası, ödeme belgeleri, borç ilişkisine dair belgeler, ihtiraz kaydı beyanları, tanıklar ve bilirkişi raporları kullanılabilir.

Serbest irade ile yapılan ödeme için istirdat mümkün mü?

Kural olarak hayır. İstirdat davası, icra takip baskısı altında yapılan ödemeler için açılabilir. Serbest irade ile yapılan ödemeler kural olarak istirdada konu olmaz. Ancak borcun sonradan geçersiz olduğu anlaşılırsa sebepsiz zenginleşme davası açılabilir.

Kararla ödenen miktar faizi ile iade edilir mi?

Evet. Karar sonucu davanın kabul edilmesi hâlinde alacaklı, ödenen miktarı faiziyle birlikte iade eder. Faiz hesabı, ödeme tarihinden karar tarihi arasındaki dönem için yapılır ve genellikle yasal faiz uygulanır. Alacaklı iade yapmaz ise borçlu yeni bir icra takibi ile ilamlı takip yapabilir.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın

Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk

📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Av. Fatma Öztürk