Finansal Kiralama, Faktoring ve Sigortacılıkta Vergilendirme 2026: Değerleme, BSMV-KDV Ayrımı ve Teknik Karşılıklar (VUK mük. m.290)
05 Eylül 2026

Finansal Kiralama, Faktoring ve Sigortacılıkta Vergilendirme 2026: Değerleme, BSMV-KDV Ayrımı ve Teknik Karşılıklar (VUK mük. m.290)

Finansal kiralama, faktoring ve sigortacılık işlemleri genel vergi rejiminden ayrılır: banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamındaki işlemler katma değer vergisinden istisnadır, kiralama konusu kıymetin kimin aktifinde izleneceği kanunla belirlenmiştir ve alacak devirlerinde şüpheli alacak uygulaması farklı işler. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Finansal kiralama işlemlerinde kiralama konusu iktisadi kıymet ile sözleşmeden doğan hak, borç ve alacakların değerlemesi Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290. maddesine göre yapılır.
  • Kiracı, kiralama konusu iktisadi kıymeti kullanma hakkı olarak aktifine alır ve amortismana tabi tutar; kira ödemelerinin ana para ve faiz bileşenleri ayrıştırılır.
  • Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler katma değer vergisinden istisnadır (KDVK m.17/4-e).
  • Sigorta şirketlerinin bu işlemler dolayısıyla lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir (6802 m.28).
  • Finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri 6361 sayılı Kanun kapsamında izne ve denetime tabidir.

Finansal kiralamada değerleme (VUK mük. m.290)

Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290. maddesi, finansal kiralama işlemlerinin vergisel çerçevesini kurar. Maddeye göre finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın, bir iktisadi kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalardır. Kanun, hangi hâllerin bu kapsamda sayılacağını da gösterir: mülkiyetin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kıymeti düşük bedelle satın alma hakkı tanınması, kira süresinin kıymetin ekonomik ömrünün önemli bir bölümünü kapsaması ve kira ödemelerinin bugünkü değerinin kıymetin rayiç bedelinin önemli bir kısmını oluşturması.

Değerleme bakımından kural şudur: kiraya veren açısından, kiralama konusu iktisadi kıymeti net bilanço aktif değerinden kira ödemelerinin bugünkü değerine göre belirlenen alacak tutarına çevrilir; aradaki fark gelecek dönemlere ait faiz geliri olarak izlenir. Kiracı açısından ise kiralama konusu iktisadi kıymeti kullanma hakkı ve sözleşmeden doğan borcu, kira ödemelerinin bugünkü değeriyle aktif ve pasifte izlenir; kullanma hakkı amortismana tabi tutulur ve kira ödemelerinin faiz kısmı gider yazılır. Bu ayrıştırmanın yapılmaması, hem gider fazlalığı hem amortisman eksikliği yönünden eleştiri doğurur.

Sektörel yükümlülüklerin karşılaştırması

AlanKDVBSMV
Bankacılık işlemleriİstisna (m.17/4-e)Lehe alınan para üzerinden
Sigorta işlemleriİstisnaLehe alınan primler
Faktoringİstisna kapsamındaKomisyon ve faiz üzerinden
Finansal kiralamaKural olarak KDV’ye tabiKapsam dışı
Sigorta aracılarıİstisna kapsamındaKanunda öngörülen esaslar
Finansman şirketleriİstisna kapsamındaLehe alınan para üzerinden

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Tablonun mantığı, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinin dördüncü fıkrasının (e) bendine dayanır: banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta aracılarının sigorta şirketlerine yaptığı sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri katma değer vergisinden istisnadır. Buna karşılık finansal kiralama işlemleri bu verginin kapsamında olmadığından katma değer vergisine tabidir ve kira faturalarında vergi hesaplanır. Bu ayrım, iki finansman yöntemi arasında maliyet farkı yaratır ve tercih yapılırken hesaba katılmalıdır.

Faktoring ve alacak devirlerinde vergileme

Faktoring, işletmenin vadeli alacaklarını devrederek erken nakde ulaşmasını sağlar ve 6361 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiştir. Vergisel açıdan iki taraf ayrı değerlendirilir. Faktoring şirketi bakımından elde edilen komisyon ve faiz gelirleri banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir; bu işlemler katma değer vergisinden istisnadır.

Alacağını devreden işletme bakımından ise şu sorular öne çıkar. Birincisi giderdir: ödenen faktoring komisyonu ve faizi, faaliyetle ilgili olmaları kaydıyla finansman gideri niteliğindedir ve kazancın tespitinde indirilir; ancak finansman gider kısıtlaması kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ayrıca ele alınmalıdır. İkincisi rücu edilebilirliktir: alacağın gerçek satışı ile teminat amaçlı devri farklı sonuç doğurur; rücu edilebilir devirlerde alacak bilançoda kalmaya devam edebilir. Üçüncüsü şüpheli alacaktır: devredilen bir alacak için devreden tarafından karşılık ayrılıp ayrılamayacağı, alacağın hukuken kimin uhdesinde olduğuna göre belirlenir. Dördüncüsü belge düzenidir: devir sözleşmesi, temlik bildirimi ve ödeme belgelerinin dosyalanması gerekir. Beşincisi katma değer vergisidir: alacağın devri bir mal teslimi ya da hizmet ifası olmadığından verginin konusuna girmez; asıl işlemin vergisi zaten doğmuştur. Finansman gider kısıtlamasını gider kısıtlamaları yazımızda ele aldık.

Sigortacılıkta matrah ve teknik karşılıklar

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. maddesi, sigorta şirketlerinin yaptıkları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğunu düzenler. Sigortacılıkta bu, tahsil edilen primler üzerinden verginin hesaplanması anlamına gelir; kanun ayrıca sigorta işlemlerinde matrahın belirlenmesine ve iade edilen primlere ilişkin esaslar içerir.

Kurumlar vergisi bakımından ise sigorta şirketlerinin kazancının tespitinde teknik karşılıklar belirleyicidir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi, sigorta ve reasürans şirketlerinde bilanço gününde hükmü devam eden sigorta sözleşmelerine ilişkin olarak ayrılan teknik karşılıkların indirilebileceğini düzenler; madde muallak hasar ve tazminat karşılıkları, kazanılmamış prim karşılıkları, hayat sigortalarında matematik karşılıklar ve dengeleme karşılığı gibi kalemleri sayar ve bunların hesaplanma esaslarını gösterir. Aynı maddede, ayrılan karşılıkların ertesi yıl aynen kâra eklenmesi öngörülmüştür; bu, karşılıkların yıldan yıla yeniden hesaplanmasını sağlar. Bu düzenlemenin dışında kalan karşılıklar ise kanunen kabul edilmeyen gider sayılır. Bu nedenle sigorta şirketlerinde teknik karşılık hesaplamalarının aktüeryal dayanaklarıyla birlikte belgelenmesi gerekir.

Kiralamada satış ve geri kiralama işlemleri

İşletmelerin nakit ihtiyacını karşılamak için kullandığı bir yöntem, sahip oldukları taşınmaz ya da makineyi finansal kiralama şirketine satıp aynı kıymeti geri kiralamalarıdır. Bu yapı, kanunda öngörülen şartlarla vergisel avantaj sağlar: Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu, taşınmazların finansal kiralama şirketlerine satışı ile bu kıymetlerin geri kiralanması ve sözleşme sonunda devri işlemleri bakımından kanunda öngörülen şartlarla istisna hükümleri içerir.

Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi şart bütünlüğüdür: istisnadan yararlanmak için işlemin baştan sona kanunda öngörülen şekilde kurgulanması, satış-kiralama-devir zincirinin bütünlüğünün korunması gerekir; zincirin bozulması istisnayı ortadan kaldırır. İkincisi değerleme sürekliliğidir: geri kiralama sonrası kıymetin kiracı nezdinde hangi değerle izleneceği ve amortismanın nasıl devam edeceği kanunda öngörülen esaslara göre belirlenir; satış kazancının fon hesabında izlenmesi gereken hâller ayrıca değerlendirilir. Üçüncüsü sözleşme sonu devridir: sözleşme süresi sonunda kıymetin kiracıya devri de aynı rejim içinde ele alınır. Dördüncüsü, şartların ihlali hâlinde zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin gecikme faiziyle isteneceğidir. Bu nedenle satış ve geri kiralama yapıları kurulurken tüm aşamaların önceden planlanması ve tereddütlü noktalarda özelge alınması gerekir.

Kredi, faiz ve komisyonlarda müşteri cephesi

Finansal işlemlerin vergisel yükü, çoğu zaman hizmeti alan işletme ya da tüketici üzerinde kalır; bu nedenle müşteri cephesindeki sonuçların bilinmesi gerekir. Kredi kullanımında ödenen faiz, komisyon ve dosya masrafı üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplanır ve faturaya yansıtılır; tüketici kredilerinde ayrıca kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi gündeme gelir.

İşletmeler bakımından bu ödemelerin vergisel muamelesi şöyledir. Birincisi gider yazmadır: kredi faizi, komisyon ve buna bağlı vergiler faaliyetle ilgili finansman gideridir ve kazancın tespitinde indirilir; ancak yatırımın maliyetine eklenmesi gereken dönem ayrımı ile finansman gider kısıtlaması ayrı ayrı uygulanır. İkincisi katma değer vergisidir: bu işlemler istisna kapsamında olduğundan indirilecek vergi doğmaz; bu, finansman maliyetinin tamamının gider olarak kalması sonucunu verir. Üçüncüsü kur farklarıdır: dövizli kredilerde dönem sonu değerlemesinden doğan kur farkları kazancı doğrudan etkiler ve kısıtlama hesabına dâhil edilir. Dördüncüsü teminatlardır: teminat mektubu komisyonları gider niteliğindedir, teminatın kendisi ise bilanço kalemidir. Beşincisi erken kapamadır: erken ödeme nedeniyle iade edilen faiz ve komisyonların, iade edildiği dönemde düzeltilmesi gerekir. Kredi maliyetlerinin vergisel yapısını BSMV ve KKDF yazımızda ele aldık.

Sigorta tazminatları ve poliçelerin vergisel yönü

Sigorta ilişkisinin diğer tarafında yer alan sigortalı bakımından da vergisel sonuçlar doğar ve bunlar sık karıştırılır. Birinci konu prim ödemeleridir: işletmeye ait varlıkların ve faaliyetin sigortalanması karşılığında ödenen primler, faaliyetle ilgili olmaları kaydıyla gider yazılır. Çalışanlar adına yapılan sigorta ödemeleri ise ücret unsuru olarak değerlendirilir; şahıs sigorta primleri bakımından ise Gelir Vergisi Kanunu’nda öngörülen indirim ve istisna hükümleri kanunda belirlenen sınırlar içinde uygulanır.

İkinci konu tazminatlardır: hasar hâlinde alınan sigorta tazminatının vergisel muamelesi, hasara uğrayan kıymetin niteliğine göre belirlenir. Amortismana tabi bir iktisadi kıymet hasara uğradığında, alınan tazminat ile kıymetin net defter değeri karşılaştırılır; tazminatın fazla olması hâlinde ortaya çıkan kâr bakımından Vergi Usul Kanunu’nun 329. maddesindeki yenileme fonu uygulaması gündeme gelir ve kanunda öngörülen şartlarla vergilendirme ertelenebilir. Stokların zayi olması hâlinde ise alınan tazminat gelir kaydedilir ve zayi olan mala ilişkin yüklenilen katma değer vergisi bakımından indirim yasağına ilişkin düzenlemeler gözetilir. Üçüncü konu, kâr kaybı ve iş durması sigortalarından alınan tazminatların hasılat niteliğinde olmasıdır. Dördüncüsü, hayat sigortası ve bireysel emeklilik ödemelerinde kanunda öngörülen istisna ve stopaj rejiminin ayrı işlemesidir. Yenileme fonu uygulamasını değerleme ve envanter yazımızda ele aldık.

Bireysel emeklilik ve hayat sigortalarında rejim

Bireysel emeklilik sistemi ile hayat sigortaları, hem katkı payı ödeme hem de birikimin geri alınması aşamasında ayrı düzenlemelere tabidir. Ödeme aşamasında Gelir Vergisi Kanunu, ücretlilerde ve beyanname veren mükelleflerde şahıs sigorta primleri bakımından kanunda belirlenen oran ve sınırlar içinde indirim imkânı öngörür; hangi poliçelerin bu kapsamda olduğu ve indirimin hangi matrahtan yapılacağı kanunda gösterilmiştir.

Geri alma aşamasında ise sistemden çıkış zamanı belirleyicidir. Kanun, bireysel emeklilik sisteminden ve şahıs sigortalarından yapılan ödemeler bakımından, sistemde kalış süresine ve çıkış sebebine göre farklılaşan bir tevkifat rejimi öngörür: emeklilik hakkı kazanarak ayrılanlar, vefat, maluliyet ve tasfiye gibi zorunlu sebeplerle ayrılanlar ile bunların dışında ayrılanlar farklı oranlara tabidir. Ayrıca yapılan ödemenin tamamı değil, kanunda öngörülen esaslara göre belirlenen kısmı vergilendirilir. Üçüncü konu işveren katkılarıdır: işverence çalışan adına ödenen katkı payları bakımından ücret istisnası hükümleri ve sınırları uygulanır; sınırı aşan kısım ücret sayılır. Dördüncüsü, devlet katkısının vergisel niteliğidir. Bu nedenle sistemden çıkış kararı verilmeden önce, kalış süresi ve çıkış sebebinin vergi yüküne etkisinin hesaplanması gerekir.

Denetim, raporlama ve bağımsız denetim yükümlülükleri

Finansal sektörde faaliyet gösteren şirketler, vergi mevzuatının yanında sektörel denetim ve raporlama yükümlülüklerine tabidir ve bu iki alan birbirini besler. 6361 sayılı Kanun, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketlerinin kuruluşunu izne bağlar, asgari sermaye ve pay sahipliği şartları öngörür, faaliyet sınırları çizer ve düzenleyici kuruma denetim yetkisi tanır.

Vergisel açıdan öne çıkan kesişme noktaları şunlardır. Birincisi muhasebe standartlarıdır: sektörde uygulanan tekdüzen hesap planı ve raporlama standartları ile vergi mevzuatındaki değerleme kuralları farklılaşabilir; bu fark, ticari kâr ile mali kâr arasında kalıcı ve geçici farklar yaratır ve beyannamede geçiş tablosuyla gösterilmelidir. İkincisi karşılıklardır: sektörel mevzuat gereği ayrılan genel ve özel karşılıkların vergi matrahının tespitinde indirilip indirilemeyeceği, kanunda öngörülüp öngörülmediğine göre belirlenir. Üçüncüsü bağımsız denetimdir: denetim raporlarında yer alan tespitler, vergi incelemesinde de kullanılabilir; bu nedenle iki raporlama arasındaki tutarlılık önemlidir. Dördüncüsü mali suçlarla mücadele mevzuatıdır: kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi ve kayıt tutma yükümlülükleri bu şirketler bakımından ayrıca işler ve ihlali idari para cezası doğurur. Beşincisi, sektöre özgü katılım payı ve aidat ödemelerinin gider niteliğidir.

Finansman yöntemlerinin karşılaştırmalı maliyeti

Bir yatırımın nasıl finanse edileceği, yalnızca faiz oranıyla değil vergisel sonuçlarla birlikte karara bağlanmalıdır. Dört yöntem karşılaştırıldığında tablo şöyledir. Banka kredisinde faiz ve komisyonlar üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisi doğar, bu işlemler katma değer vergisinden istisna olduğundan indirilecek vergi oluşmaz; faiz gideri kazançtan indirilir ancak yatırım dönemi ayrımı ve finansman gider kısıtlaması uygulanır.

Finansal kiralamada ise işlem katma değer vergisine tabidir ve bu vergi indirilebilir; kiracı kullanma hakkını aktifleştirip amortisman ayırır, kira ödemelerinin faiz kısmını gider yazar. Bu yapı, katma değer vergisi indirim hakkı nedeniyle bazı yatırımlarda krediye göre avantajlı olabilir. Operasyonel kiralamada kıymet aktife alınmaz, kira doğrudan gider yazılır ve faturadaki vergi indirilir; bilanço hafif kalır ancak toplam maliyet yüksek olabilir. Öz kaynakla finansmanda ise finansman gideri doğmaz, buna karşılık sermayeye yürütülecek faizler gider yazılamaz ve alternatif maliyet doğar. Karar verilirken hesaplanması gereken beş unsur şudur: nominal maliyet, katma değer vergisi indirim imkânı, gider yazma ve amortisman etkisi, finansman gider kısıtlamasının uygulanıp uygulanmayacağı ve nakit akışının zamanlaması. Bu beş unsurun bir tabloda karşılaştırılması, yalnızca faiz oranına bakan kararlardan çok daha isabetli sonuç verir.

Sözleşmenin sona ermesi ve erken fesih

Finansal kiralama ilişkisi her zaman planlandığı gibi tamamlanmaz; kiracının temerrüdü, kıymetin hasar görmesi ya da tarafların anlaşarak sözleşmeyi sona erdirmesi hâlinde vergisel sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir. 6361 sayılı Kanun, sözleşmenin sona erme hâllerini ve kiralayanın malı geri alma hakkını düzenler; vergisel muamele bu hukuki sonuçlara bağlanır.

Dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi kayıtların kapatılmasıdır: sözleşmenin feshi hâlinde kiracının aktifinde izlenen kullanma hakkı ile pasifteki borcun kayıtlardan çıkarılması ve ortaya çıkan farkın kâr ya da zarar olarak dikkate alınması gerekir. İkincisi malın iadesidir: kıymetin kiralayana iadesi bir teslim niteliği taşıyıp taşımadığı ve katma değer vergisi doğurup doğurmadığı, işlemin niteliğine göre değerlendirilir. Üçüncüsü ceza ve tazminatlardır: erken fesih nedeniyle ödenen bedellerin gider yazılabilirliği, sözleşmeye dayanan bir tazminat niteliğinde olup olmadığına göre belirlenir; sözleşmeye, ilama veya kanun emrine dayanan tazminatlar gider yazılabilirken, teşebbüs sahibinin kusurundan doğanlar yazılamaz. Dördüncüsü, sözleşme süresi sonunda mülkiyetin kiracıya geçmesi hâlinde kıymetin hangi değerle izleneceği ve amortismanın nasıl devam edeceğidir. Beşincisi, kiralayan nezdinde tahsil edilemeyen alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması şartlarıdır. Bu nedenle fesih hâlinde muhasebe ve vergi sonuçlarının birlikte planlanması gerekir.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… A.Ş., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen vergi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. İdarece, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında ödenen kira bedellerinin tamamının gider yazılamayacağı gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır.

2. Şirketimiz, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290. maddesi uyarınca kullanma hakkını aktifleştirmiş, amortisman ayırmış ve kira ödemelerinin yalnızca faiz kısmını gider yazmıştır. Sözleşme, ödeme planı, ayrıştırma tablosu ve muhasebe kayıtları ektedir.

3. (Alternatif) İdarece, işlemin finansal kiralama değil operasyonel kiralama olduğu kabul edilmişse de, sözleşme mülkiyete ilişkin risk ve yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğurmakta olup kanuni ölçütleri taşımaktadır.

4. (Alternatif) Faktoring komisyon ve faiz giderleri faaliyetle ilgili finansman giderleri olup indirilmesi gerekirken kabul edilmemiştir; sözleşme ve dekontlar ektedir.

5. (Alternatif) Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamındaki işlemler Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca istisna olmasına rağmen vergi hesaplanmıştır.

6. Olayda gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.

HUKUKİ SEBEPLER: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu mükerrer m.290; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.17; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu m.28; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.8; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, sözleşmeler ve ödeme planları, ayrıştırma tabloları, muhasebe kayıtları, dekontlar, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Kiralamanın finansal mı operasyonel mi olduğunu kanuni ölçütlerle belirleyin.
  2. Finansal kiralamada kullanma hakkını aktifleştirip amortisman ayırın.
  3. Kira ödemelerini ana para ve faiz olarak ayrıştırın; yalnızca faizi gider yazın.
  4. BSMV kapsamındaki işlemlerde KDV hesaplamayın.
  5. Faktoringde alacağın gerçek satış mı teminat devri mi olduğunu netleştirin.
  6. Finansman giderlerini kısıtlama hesabına dâhil edin.
  7. Sigortada teknik karşılıkları kanuni esaslara göre ayırın ve belgeleyin.
  8. Kanunda öngörülmeyen karşılıkları beyannamede matraha ekleyin.

Sık sorulan sorular

Finansal kiralama nasıl tanımlanır?

Mülkiyete sahip olmaktan kaynaklanan tüm risk ve yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalardır (VUK mük. m.290).

Kiralanan kıymet kimin aktifinde izlenir?

Kiracı kullanma hakkını aktifleştirir ve amortisman ayırır; kiraya veren alacak olarak izler.

Kira ödemesinin tamamı gider yazılır mı?

Hayır. Ana para ve faiz ayrıştırılır; yalnızca faiz kısmı gider yazılır.

Operasyonel kiralamada durum ne?

Kıymet aktife alınmaz; ödenen kira bedeli doğrudan gider yazılır ve faturadaki vergi indirilir.

Finansal kiralamada KDV var mı?

Evet. BSMV kapsamında olmadığından katma değer vergisine tabidir.

Banka işlemlerinde KDV neden yok?

BSMV kapsamına giren işlemler KDV’den istisnadır (m.17/4-e).

Faktoring komisyonu gider yazılır mı?

Faaliyetle ilgili finansman gideridir; kısıtlama hesabında dikkate alınması gerekir.

Alacak devrinde KDV doğar mı?

Hayır. Alacağın devri mal teslimi ya da hizmet ifası olmadığından verginin konusuna girmez.

Devredilen alacak için karşılık ayrılır mı?

Alacağın hukuken kimin uhdesinde olduğuna göre belirlenir; gerçek satışta devreden karşılık ayıramaz.

Sigortada matrah nedir?

Şirketlerin bu muameleler dolayısıyla lehlerine aldıkları paralar; sigortada tahsil edilen primler (6802 m.28).

Teknik karşılıklar indirilebilir mi?

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde sayılan karşılıklar kanuni esaslara göre indirilir ve ertesi yıl kâra eklenir.

Diğer karşılıklar ne olur?

Kanunda öngörülmeyen karşılıklar kanunen kabul edilmeyen gider sayılır.

Leasing sözleşmesi erken feshedilirse ne olur?

Kullanma hakkı ve borç kayıtlardan çıkarılır, fark kâr-zarara yansır; ödenen bedelin gider niteliği tazminatın dayanağına göre belirlenir.

Kredi mi leasing mi daha avantajlı?

Nominal maliyet, KDV indirim imkânı, amortisman etkisi, finansman gider kısıtlaması ve nakit akışı birlikte hesaplanmalıdır.

BES’ten çıkışta ne kadar vergi kesilir?

Sistemde kalış süresine ve çıkış sebebine göre farklı oranlar uygulanır; ödemenin kanunda öngörülen kısmı vergilendirilir.

Sat-geri kirala işlemi avantajlı mı?

Kanunda öngörülen şartlarla istisna hükümleri uygulanır; ancak satış-kiralama-devir zincirinin bütünlüğü korunmalıdır.

Sigorta tazminatı gelir midir?

Kıymetin net defter değeriyle karşılaştırılır; fazlası kâr sayılır ve VUK m.329 yenileme fonu değerlendirilir.

Bu şirketler hangi mevzuata tabi?

Finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri 6361 sayılı Kanun kapsamında izne ve denetime tabidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu mükerrer m.290, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.17, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu m.28-33, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.8 ve 6361 sayılı Kanun hükümlerine dayanır. Oran ve uygulamalar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk