BSMV, KKDF ve Özel İletişim Vergisi 2026: Kredi Maliyetinin Bileşenleri, Vadeli İthalatta Fon Kesintisi ve İstisnalar (6802 sayılı Kanun)
05 Eylül 2026

BSMV, KKDF ve Özel İletişim Vergisi 2026: Kredi Maliyetinin Bileşenleri, Vadeli İthalatta Fon Kesintisi ve İstisnalar (6802 sayılı Kanun)

Kredi kullanırken ödenen fon kesintisi, banka masraflarına eklenen vergi ve telefon faturasındaki ayrı satır: bunların hepsi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ve ilgili mevzuatta düzenlenmiştir. Katma değer vergisinden ayrı işleyen bu yükümlülükler, işletmelerin finansman maliyetini doğrudan etkiler. Bu rehber, üçünü mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Banka ve sigorta şirketlerinin her ne şekilde olursa olsun yaptıkları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir (6802 m.28).
  • Verginin mükellefi banka ve sigorta şirketleri ile bankerlerdir; matrah, lehe alınan paradır (m.30-31).
  • Banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamındaki işlemler katma değer vergisinden istisnadır (3065 m.17/4-e).
  • Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi, kanunda öngörülen kredi ve işlemler üzerinden alınan ayrı bir kamu yüküdür.
  • Özel iletişim vergisi, elektronik haberleşme hizmetleri üzerinden alınır ve mükellefi hizmeti sunan işletmecilerdir (6802 m.39).

Banka ve sigorta muameleleri vergisi (m.28)

6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 28. maddesi, banka ve sigorta şirketlerinin, kanunla yasaklanmış olsun veya olmasın, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğunu düzenler. Bankerlerin yaptıkları belirli işlemler de aynı kapsamda değerlendirilir.

Verginin en belirgin özelliği matrahının “lehe alınan para” olmasıdır: bankanın müşteriden tahsil ettiği faiz, komisyon, dosya masrafı, ekspertiz ücreti ve benzeri gelirler bu kapsamdadır. Ana para geri ödemeleri matraha dâhil değildir. Verginin mükellefi banka ve sigorta şirketleri olmakla birlikte, ekonomik yükü fiilen müşteriye yansıtılır; bu nedenle kredi ve bankacılık işlemlerinde ödenen toplam maliyetin içinde bu vergi de yer alır. Bu kalemin sözleşme ve ödeme planında ayrıca gösterilmesi, tüketici ve ticari müşteriler bakımından şeffaflık sağlar. Bankaların tahsil ettiği masrafların iadesine ilişkin uyuşmazlıklarda, iade talebinin bu vergiyi de kapsayıp kapsamadığı ayrıca değerlendirilir.

KDV ile ilişkisi ve istisna

YükümlülükKonusuMükellefi
BSMVBanka ve sigorta muamelelerinde lehe alınan paraBanka, sigorta şirketi, banker
KKDFKanunda öngörülen kredi ve işlemlerKesinti yapmakla sorumlu tutulanlar
Özel iletişim vergisiElektronik haberleşme hizmetleriHizmeti sunan işletmeciler
KDVTeslim ve hizmetlerİşlemi yapanlar
Damga vergisiKâğıtlarİmzalayanlar
Kambiyo işlemleri vergisiDöviz satışlarıSatışı yapan kuruluşlar

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Katma Değer Vergisi Kanunu, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemleri katma değer vergisinden istisna tutar. Bu, aynı işlemin iki ayrı dolaylı vergiye tabi tutulmasını önler. Ancak istisnanın kapsamı, işlemin gerçekten bu verginin konusuna girip girmediğine bağlıdır: bankaların yaptığı ancak bu kapsamda sayılmayan işlemler katma değer vergisine tabi olur. Bu ayrım, finans sektörü dışındaki şirketlerin yaptığı finansman işlemlerinde de önem taşır: bir işletmenin başka bir işletmeye vade farkı ya da faiz uygulaması, banka muamelesi olmadığından katma değer vergisine tabidir.

Kredi maliyetinin bileşenleri

Bir kredinin gerçek maliyeti yalnızca faiz oranından ibaret değildir. Toplam maliyet şu kalemlerden oluşur: faiz, banka ve sigorta muameleleri vergisi, kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi (uygulanan kredi türlerinde), dosya masrafı ve tahsis ücreti, ekspertiz ve teminat masrafları, sigorta primleri ve varsa erken kapama tazminatı. Bu kalemlerin her biri farklı hukuki rejime tabidir ve bir kısmı sözleşmeyle sınırlanmıştır.

Tüketici kredilerinde alınabilecek ücret ve masraflar mevzuatla sınırlandırılmıştır; sözleşmede gösterilmeyen ya da mevzuatta öngörülmeyen kalemler talep edilemez ve tahsil edilmişse iadesi istenebilir. Ticari kredilerde ise sözleşme serbestisi daha geniştir; buna karşılık dürüstlük kuralı ve genel işlem koşullarına ilişkin hükümler burada da işler. Kredi kullanan işletmeler bakımından vergisel boyut da vardır: faiz ve kredi maliyetleri kural olarak gider yazılabilir, ancak örtülü sermaye kapsamındaki borçlara isabet eden kısım indirilemez; sabit kıymet alımına ilişkin finansman giderlerinde ise dönem ayrımı ve tercih hakkı uygulanır. Ayrıca finansman gider kısıtlaması düzenlemesi, yabancı kaynakları öz kaynağını aşan işletmelerde bu giderlerin belirli bir kısmının indirilememesi sonucunu doğurur. Bu nedenle kredi kararı verilirken hem finansal hem vergisel maliyet birlikte hesaplanmalıdır.

Kaynak kullanımını destekleme fonu

Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi, kanunda öngörülen kredi ve işlemler üzerinden alınan ayrı bir kamu yüküdür ve oranları Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenir. Uygulamada en çok karşılaşılan alan, vadeli ithalat işlemleridir: peşin ödenmeyen ithalatlarda, kanunda öngörülen esaslara göre kesinti yapılması gerekir. Ayrıca tüketici kredileri ve bazı kredi türleri bakımından da kesinti öngörülmüştür.

İşletmeler bakımından en sık yaşanan sorun, ithalatta ödeme şeklinin belgelenmesidir: ödemenin fiilen peşin yapıldığı gösterilemezse vadeli kabul edilir ve kesinti aranır. Bu nedenle ithalat işlemlerinde transfer belgelerinin, banka dekontlarının ve ödeme tarihlerini gösteren kayıtların düzenli saklanması gerekir. Kesintinin eksik yapılması ya da hiç yapılmaması hâlinde, tutar gecikme zammıyla birlikte istenir ve kanunda öngörülen yaptırımlar uygulanır. Fon kesintisinin gider olarak indirilip indirilemeyeceği ise ayrı bir konudur ve işlemin niteliğine göre değerlendirilir. Gümrük ve ithalat işlemlerinin genel çerçevesini yurt dışından eşya getirme yazımızda ele aldık.

Sigorta işlemlerinde vergi ve istisnalar

Sigorta şirketlerinin işlemleri de banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusuna girer; matrah, sigorta şirketinin lehine aldığı primlerdir. Ancak kanun, sosyal politika gerekçeleriyle bazı sigorta türlerini istisna tutmuştur: hayat sigortaları, bireysel emeklilik sistemine ilişkin işlemler, tarım sigortaları ve kanunda sayılan diğer sigorta türleri bakımından öngörülen istisnalar bu kapsamdadır. İstisnanın uygulanabilmesi için poliçenin niteliğinin kanunda sayılan türe uyması gerekir; karma nitelikli poliçelerde ayrıştırma yapılır.

Sigortalı açısından pratik sonuçlar şunlardır. Birincisi, prim tutarının içinde bu verginin bulunup bulunmadığı poliçede gösterilir; istisna kapsamındaki ürünlerde vergi yer almaz. İkincisi, sigorta primlerinin gider yazılması ayrı bir konudur: işletmenin faaliyetiyle ilgili sigorta primleri gider olarak indirilirken, şahsi nitelikli primler kanunda öngörülen sınırlar içinde beyanname üzerinden indirilebilir. Üçüncüsü, tazminat ödemeleridir: sigortadan alınan tazminatın vergisel niteliği, kaybedilen değerin niteliğine göre belirlenir; işletme aktifindeki bir kıymetin hasarı karşılığı alınan tazminat, hasar gören kıymetin kayıtlı değeriyle karşılaştırılarak sonuç kâr ya da zarar olarak dikkate alınır. Yenileme fonu uygulaması bu noktada gündeme gelebilir ve kanunda öngörülen şartlarla vergilendirmenin ertelenmesini sağlar.

Özel iletişim vergisi (m.39)

Kanun’un 39. maddesi, elektronik haberleşme hizmetlerini özel iletişim vergisine tabi tutar. Verginin mükellefi, bu hizmetleri sunan elektronik haberleşme işletmecileridir. Matrah, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder ve oranlar hizmet türüne göre kanunda belirlenmiştir.

Bu verginin iki özelliği vardır. Birincisi, katma değer vergisi matrahına dâhil edilmemesidir: özel iletişim vergisi, katma değer vergisi matrahına girmez ve düzenlenen belgelerde ayrıca gösterilir. İkincisi, gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak indirilemeyeceğinin kanunda açıkça düzenlenmiş olmasıdır. Bu, işletmelerin haberleşme giderlerini gider yazarken dikkat etmesi gereken bir ayrımdır: fatura tutarının tamamı değil, bu vergiye isabet eden kısım hariç tutularak gider kaydedilir. Uygulamada bu ayrımın yapılmaması, incelemede kanunen kabul edilmeyen gider eleştirisine yol açar. Aynı şekilde, abonelerden tahsil edilen bu verginin mükellefin kendi yükü olmadığı ve aracı konumunda bulunduğu unutulmamalıdır.

Finansman şirketleri, faktoring ve finansal kiralama

Banka dışı finans kuruluşları da bu rejimin kapsamındadır. Finansman şirketleri, faktoring şirketleri ve finansal kiralama şirketleri, ilgili mevzuat uyarınca faaliyet gösterir ve yaptıkları işlemler bakımından banka ve sigorta muameleleri vergisi ile ilgili düzenlemeler değerlendirilir. Bu kuruluşların lehe aldıkları komisyon, faiz ve benzeri gelirler kanunda öngörülen esaslara göre vergilendirilir; katma değer vergisi bakımından ise işlemin bu kapsamda olup olmadığına göre sonuç değişir.

Faktoring işlemlerinde en sık tartışılan husus, devredilen alacağın vergisel sonucudur: alacağın temliki karşılığında ödenen bedel ile alacağın nominal değeri arasındaki fark, faktoring şirketi lehine bir gelir doğurur; işletme cephesinde ise bu fark finansman gideri olarak değerlendirilir. Gayrikabili rücu ve rücu edilebilir faktoring ayrımı, alacağın bilançodan çıkarılıp çıkarılmayacağını belirler ve bu, şüpheli alacak karşılığı uygulamasını da etkiler. Finansal kiralamada ise kanun, kiralama konusu kıymetin kiracının aktifinde gösterilmesi ve amortismana tabi tutulması esasını benimser; kira ödemelerinin ana para ve faiz bileşenlerine ayrıştırılması ve faiz kısmının gider yazılması gerekir. Bu ayrıştırmanın yapılmaması, hem gider fazlalığı hem amortisman eksikliği yönünden eleştiri doğurur. Bu nedenle finansman yöntemi seçilirken muhasebe ve vergi sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Şans oyunları ve diğer gider vergileri

Gider Vergileri Kanunu, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile özel iletişim vergisi dışında başka yükümlülükler de içerir. Şans oyunları vergisi, kanunda sayılan şans oyunlarından elde edilen hasılat üzerinden alınır ve mükellefi bu oyunları tertipleyen ya da düzenleyenlerdir. Ayrıca kambiyo muamelelerinde uygulanan vergi, döviz satışları üzerinden alınır ve oranı Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenir.

Bu vergilerin ortak özelliği, dolaylı vergi niteliğinde olmaları ve ekonomik yükünün nihai kullanıcıya yansımasıdır. Mükellef ile yükü taşıyan kişi farklı olduğundan, uyuşmazlıklarda dava açma ehliyeti tartışması doğabilir: verginin mükellefi kuruluş olduğundan, yükü fiilen taşıyan müşterinin doğrudan dava açıp açamayacağı değerlendirilir. Uygulamada tercih edilen yol, ihtirazi kayıtla beyan edilen tutarlar bakımından mükellef sıfatıyla dava açılması ya da fazla tahsil edilen tutarın kuruluştan talep edilmesidir. Ayrıca bu vergilerin beyan ve ödeme dönemleri kanunda ayrı ayrı belirlenmiştir; süresinde beyan edilmemesi özel usulsüzlük ve resen tarh sebebidir. İhtirazi kaydın işlevini ihtirazi kayıt nedir yazımızda ele aldık.

Kambiyo işlemleri ve döviz alım satımı

Döviz satışları üzerinden alınan kambiyo muameleleri vergisi, gider vergileri rejiminin bir parçasıdır ve oranı Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenir. Verginin mükellefi satışı yapan kuruluşlardır; yükü ise dövizi satın alan tarafa yansır. Kanun ve ilgili düzenlemeler, bazı işlemleri bu vergiden istisna tutar: bankaların birbirleriyle yaptığı işlemler, ihracat ve döviz kazandırıcı işlemlerle ilgili belirli satışlar ile kredi geri ödemelerine ilişkin kanunda öngörülen hâller bu kapsamda değerlendirilir.

İşletmeler bakımından pratik sonuç, dövizli işlemlerin maliyet hesabında bu kalemin de dikkate alınmasıdır. İthalatçı bir işletme için döviz alım maliyeti, mal bedelinin yanında bu vergiyi de içerir ve ürün maliyetine yansır. İhracatçılar bakımından ise istisna hâllerinin doğru uygulanması, gereksiz maliyeti önler; istisnadan yararlanmak için işlemin niteliğinin belgelenmesi gerekir. Ayrıca döviz alım ve satım belgelerinin saklanması, hem bu vergi hem kur değerlemesi hem de kaynak kullanımını destekleme fonu bakımından ispat işlevi görür. Uygulamada sık yapılan hata, döviz alım belgesinin dosyalanmaması ve sonradan işlemin niteliğinin gösterilememesidir. Bu nedenle dövizli işlemi olan işletmelerin, banka işlem belgelerini işlem bazında ve tarih sırasıyla arşivlemesi gerekir.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… A.Ş., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ile buna bağlı ceza ve gecikme zammının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz, …… tarihinde …… numaralı gümrük beyannamesi kapsamında ithalat gerçekleştirmiştir.

2. İdarece, söz konusu ithalatın vadeli olduğu kabul edilerek kesinti aranmıştır. Oysa mal bedeli, fiili ithal tarihinden önce ……/……/…… tarihinde peşin olarak transfer edilmiştir. Banka transfer dekontu, swift mesajı ve muhabir banka yazısı ektedir.

3. Ödemenin peşin yapıldığı, satıcı firmanın teyit yazısı ve cari hesap ekstresi ile de sabittir; belgeler ektedir.

4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, olayda kesinti yapılmamasına yol açan bir gizleme ya da gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.

5. İlgili banka kayıtlarının ve gümrük dosyasının celbini talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu; kaynak kullanımını destekleme fonuna ilişkin mevzuat; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, gümrük beyannamesi, banka transfer belgeleri, swift mesajları, satıcı teyidi, cari hesap kayıtları, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Kredi ve bankacılık maliyetlerinde BSMV kalemini ayrı görün; ödeme planında sorgulayın.
  2. BSMV kapsamındaki işlemlerin KDV’den istisna olduğunu, kapsam dışı işlemlerin KDV’ye tabi olduğunu ayırt edin.
  3. Şirketler arası vade farkı ve faizin banka muamelesi olmadığını, KDV doğurduğunu unutmayın.
  4. İthalatta ödemenin peşin yapıldığını belgeleyin; aksi hâlde vadeli sayılır ve fon kesintisi aranır.
  5. Transfer dekontu, swift ve satıcı teyidini dosyada saklayın.
  6. Haberleşme faturalarında özel iletişim vergisini ayırın; bu tutar gider yazılamaz.
  7. Bu vergilerin beyan ve ödeme dönemlerini ayrı takip edin.
  8. Tartışmalı tutarları ihtirazi kayıtla beyan edip dava süresini kaçırmayın.

Sık sorulan sorular

BSMV neyin üzerinden alınır?

Banka ve sigorta şirketlerinin yaptıkları muameleler dolayısıyla kendi lehlerine aldıkları paralar üzerinden (6802 m.28).

Ana para da matraha girer mi?

Hayır. Matrah lehe alınan paradır; ana para geri ödemeleri dâhil değildir.

Mükellefi kim?

Banka ve sigorta şirketleri ile bankerler; ekonomik yük fiilen müşteriye yansır.

Aynı işlemde KDV de öder miyim?

Hayır. BSMV kapsamındaki işlemler KDV’den istisnadır; kapsam dışı işlemler KDV’ye tabidir.

Şirketler arası vade farkında hangi vergi doğar?

Banka muamelesi olmadığından KDV doğar; BSMV kapsamına girmez.

KKDF ne zaman doğar?

Kanunda öngörülen kredi ve işlemlerde; en sık vadeli ithalatta gündeme gelir.

İthalatım peşin; yine de kesinti gerekir mi?

Peşin ödeme belgelenirse gerekmez; belgelenemezse vadeli kabul edilir ve kesinti aranır.

Hangi belgeler ispat sağlar?

Banka transfer dekontu, swift mesajı, muhabir banka yazısı ve satıcı teyidi.

Özel iletişim vergisini gider yazabilir miyim?

Hayır. Gelir ve kurumlar vergisi uygulamasında gider olarak indirilemeyeceği kanunda düzenlenmiştir.

Bu vergi KDV matrahına girer mi?

Hayır. Özel iletişim vergisi KDV matrahına dâhil edilmez ve belgelerde ayrıca gösterilir.

Şans oyunları vergisinin mükellefi kim?

Kanunda sayılan şans oyunlarını tertipleyen ya da düzenleyenler.

Fazla tahsil edilen tutarı nasıl geri alırım?

Mükellef sıfatıyla ihtirazi kayıtla beyan edip dava açmak ya da tahsil eden kuruluştan talep etmek yollarından biri işletilir.

Finansal kiralamada kira bedelinin tamamı gider mi?

Hayır. Kıymet kiracının aktifinde gösterilip amortismana tabi tutulur; kira ödemeleri ana para ve faiz olarak ayrıştırılır, yalnızca faiz kısmı gider yazılır.

Sigorta primlerinde de bu vergi var mı?

Kural olarak evet; ancak hayat sigortaları, bireysel emeklilik ve kanunda sayılan bazı sigorta türleri istisna kapsamındadır.

Kredi faizini gider yazabilir miyim?

Kural olarak evet; ancak örtülü sermayeye isabet eden kısım indirilemez ve finansman gider kısıtlaması uygulanabilir. Sabit kıymet alımında dönem ayrımı işler.

Beyan edilmezse ne olur?

Özel usulsüzlük cezası ve resen tarhiyat gündeme gelir; tutar gecikme zammıyla istenir.

Lehe alınan para kavramının sınırları

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı 6802 sayılı Kanun’un 31. maddesinde düzenlenmiştir ve “lehe alınan para” kavramı üzerine kuruludur. Bu kavramın kapsamı, uygulamada en çok tartışılan konudur: bankanın müşteriden tahsil ettiği her tutar lehe alınan para sayılmaz. Ana para geri ödemeleri, müşteri adına üçüncü kişilere aktarılan tutarlar ve masraf karşılığı olarak alınıp aynen ödenen kalemler matraha girmez; buna karşılık faiz, komisyon, dosya masrafı, ekspertiz ücreti ve benzeri gelirler matraha dâhildir.

Kambiyo işlemlerinde ise özel bir düzenleme bulunur: kambiyo alım ve satım muamelelerinde matrah, kambiyo satışlarının tutarıdır. Bu, diğer işlemlerdeki lehe alınan para esasından farklıdır ve satış tutarının tamamı üzerinden hesaplama yapılmasını gerektirir. Sigorta işlemlerinde ise matrah, sigorta şirketlerinin bu işlemler dolayısıyla lehlerine aldıkları primlerdir; ancak sigorta primlerinin reasürans şirketlerine devredilen kısmı bakımından kanunda öngörülen düzenleme ayrıca değerlendirilir. Bu ayrımların doğru yapılmaması, hem eksik beyan hem fazla vergi ödeme sonucunu doğurur. Müşteri cephesinde ise pratik sonuç şudur: kredi maliyeti hesaplanırken bu verginin hangi kalemler üzerinden alındığının bilinmesi, toplam maliyetin doğru görülmesini sağlar.

KKDF’de istisna hâlleri ve peşin ödeme ispatı

Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisinde uyuşmazlıkların neredeyse tamamı ithalatın vadeli sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanır. Kural, peşin ödemenin belgelenememesi hâlinde işlemin vadeli kabul edilmesidir; bu nedenle ispat yükü fiilen ithalatçıdadır. Peşin ödemenin, malın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten önce yapılmış olması ve bunun banka kayıtlarıyla gösterilmesi aranır.

İspatta kullanılan belgeler şunlardır: transfer talimatı ve dekont, swift mesajı, muhabir banka yazısı, satıcı firmanın ödemeyi aldığına dair teyidi ve cari hesap ekstresi. Bu belgelerin tarih ve tutar bakımından gümrük beyannamesiyle eşleşmesi gerekir; kısmi ödemelerde her partinin ayrı ayrı eşleştirilmesi aranır. İkinci sık tartışma, akreditifli ve vesaik mukabili ödemelerde ödemenin hangi anda yapılmış sayılacağıdır; ödeme şeklinin niteliği ve bankaya verilen talimatın zamanı belirleyicidir. Üçüncüsü, mal bedelinin bir kısmının peşin bir kısmının vadeli ödendiği hâllerde kesintinin yalnızca vadeli kısma uygulanmasıdır. Dördüncüsü, kesintinin eksik yapılması hâlinde tutarın gecikme zammıyla istenmesidir. Bu nedenle ithalat dosyalarında ödeme belgelerinin beyanname bazında arşivlenmesi, sonradan doğacak tarhiyatı önlemenin tek yoludur. Gümrük işlemlerinin genel çerçevesini yurt dışından eşya getirme yazımızda ele aldık.

Beyan, ödeme ve uyuşmazlık yolları

Banka ve sigorta muameleleri vergisi, mükellefler tarafından aylık dönemler itibarıyla beyan edilir ve ödenir; beyanname, işlemlerin yapıldığı yer vergi dairesine verilir. Özel iletişim vergisi ve şans oyunları vergisi bakımından da kanunda ayrı beyan dönemleri öngörülmüştür. Kaynak kullanımını destekleme fonu kesintisi ise ithalat işlemlerinde gümrük idaresince, kredi işlemlerinde ise aracı kuruluşlarca tahsil edilir.

Uyuşmazlık çıktığında izlenecek yollar genel vergi usulüne tabidir. Mükellef sıfatındaki kuruluş, adına yapılan tarhiyata karşı ihbarnamenin tebliğinden itibaren süresinde vergi mahkemesinde dava açabilir; uzlaşma ve cezalarda indirim yolları da işler. Yükü fiilen taşıyan müşteri bakımından ise durum farklıdır: mükellef sıfatı bulunmadığından doğrudan dava ehliyeti tartışmalıdır. Bu hâlde iki yol öne çıkar: fazla tahsil edilen tutarın tahsil eden kuruluştan talep edilmesi ve gerekirse özel hukuk yoluyla dava açılması; ya da kuruluşun ihtirazi kayıtla beyanda bulunup dava açması ve sonucun müşteriye yansıtılması. Bu nedenle kredi ve sigorta sözleşmelerinde, sonradan iade edilen vergilerin müşteriye aktarılmasına ilişkin bir düzenlemenin bulunması yerinde olur. İhtirazi kaydın işlevini ihtirazi kayıt yazımızda ele aldık.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu m.28-33 ve 39, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.17/4-e ile kaynak kullanımını destekleme fonuna ilişkin mevzuata dayanır. Oranlar Cumhurbaşkanı kararlarıyla sık değişir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk