Boşanma Davasının Yenilenmesi (Yargılamanın İadesi) Mümkün mü?
27 Haziran 2026

Boşanma Davasının Yenilenmesi (Yargılamanın İadesi) Mümkün mü?

Kesinleşmiş bir boşanma kararı kural olarak değiştirilemez. Ancak kanunda sınırlı olarak sayılan ağır sebeplerin varlığında, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi gündeme gelebilir.

Bu yazı konuyu madde numaralarıyla ele alır: hangi kararlara karşı istenebileceği (HMK m.374), on bir iade sebebi (m.375), üç bent için aranan ceza mahkûmiyeti şartı, üçüncü kişilerin hükmün iptali (m.376), süreler, ön inceleme aşaması (m.379), icranın durmaması (m.381) ve boşanmada çoğu talebin aslında başka bir yola ait olduğu gerçeği.

1) Hangi Kararlara Karşı? (HMK m.374)

Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenilebilir.

DurumSonuç
Karar kesinleşmişİade istenebilir
Karar kesin olarak verilmiş (kanun yoluna kapalı)İade istenebilir
Karar henüz kesinleşmemişİade yoluna gidilemez

Üçüncü satır kesin bir sınırdır: bir karar henüz kesinleşmemişse, m.375’te sayılan sebeplerden biri mevcut olsa bile hüküm kesinleşmeden önce yargılamanın iadesi yoluna gidilemez.

Bu aşamada işletilecek yol, olağan kanun yollarıdır: istinaf ve temyiz. Yargılamanın iadesi bunların alternatifi değil, kesinleşmeden sonra işleyen ayrı bir yoldur.

2) On Bir İade Sebebi (HMK m.375)

Sebepler sınırlı sayıda sayılmıştır; listede olmayan bir gerekçeyle iade istenemez.

BentSebep
aMahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması
bDavaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması
cVekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması
çYargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması
dKarara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme yahut resmî makam önünde ikrar edilmiş olması
eİfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması
fBilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması
gLehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin ikrar veya yazılı delille sabit olması
ğKarara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması
hLehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması
ıBir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması
iKararın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi

Boşanma dosyalarında pratikte en çok gündeme gelen bentler (ç), (d), (e) ve (h)‘dir: sonradan ele geçen belge, sahte senet, yalan tanıklık ve hileli davranış.

Yalan tanıklık iddiası için ceza mahkûmiyeti gerekiyor

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

3) Üç Bent İçin Ceza Mahkûmiyeti Şartı (m.375/2)

Bu, uygulamada en sık gözden kaçan sınırdır ve talebin reddine yol açar.

Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır.

Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.

BentKonusuŞart
eYalan tanıklıkKesinleşmiş ceza mahkûmiyeti
fBilirkişi veya tercümanın gerçeğe aykırı beyanı
gYalan yere yemin

Bunun boşanma dosyalarındaki karşılığı çok somuttur: “tanık yalan söyledi” demek yetmez. Yalan tanıklıktan kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı gerekir.

İstisna nasıl işler?

DurumSonuç
Ceza mahkûmiyeti varŞart karşılanmıştır
Kovuşturma delil yokluğundan yürümediİstisna uygulanmaz; iade istenemez
Kovuşturma başka bir sebeple yürümedi (örneğin zamanaşımı, ölüm)Ceza kararı aranmaz; sebep iade davasında öncelikle ispat edilir

İkinci ve üçüncü satırlar arasındaki ayrım kritiktir: istisna, delil yokluğu dışındaki engeller için öngörülmüştür. Delil bulunamadığı için mahkûmiyet çıkmamışsa istisnadan yararlanılamaz.

4) Süreler

SüreBaşlangıcı
Üç ayİade sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren
Üç ay (AİHM sebebinde)AİHM kararının tebliğ tarihinden itibaren
On yılHükmün kesinleşmesinden itibaren; bu süre geçmekle hak düşer

Üç aylık sürenin başlangıcı bentlere göre somutlaşır:

  • Kararın davalıya ya da gerçek vekil veya temsilciye tebliğ edilmesi,
  • Ceza mahkûmiyetinin kesinleşmesi ya da kovuşturmanın sonuçsuz kalması,
  • Karara esas alınan ilamın ortadan kalktığından haberdar olunması,
  • AİHM kararının tebliğ edilmesi.

On yıllık süre bir üst sınırdır: sebep sonradan öğrenilmiş olsa dahi, hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl geçmişse iade hakkı düşer.

Buna karşılık (ı) bendindeki çelişik kesin hükümler sebebinde süre bakımından farklı bir esas benimsenmiştir; bu bent için ilama ilişkin zamanaşımı süresi gözetilir.

5) Üçüncü Kişilerin Hükmün İptali (HMK m.376)

Kanun, taraflar dışındaki kişilere de bir imkân tanımıştır.

Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.

KimŞart
AlacaklılarTarafların aralarında anlaşarak kendilerine karşı hile yapmış olması
Aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler

Üçüncü kişilerin bu yola başvurabilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir.

Boşanma dosyalarında bu hüküm, muvazaalı boşanma iddialarında gündeme gelebilir: eşlerin anlaşarak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla boşanma kararı aldıkları iddiası bu çerçevede değerlendirilebilir.

6) Ön İnceleme: Üç Kapı (HMK m.379)

Yargılamanın iadesi talebi doğrudan esastan incelenmez; önce üç kapıdan geçer.

Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra;

a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını,

b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını,

c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını

inceler.

Bu üç şarttan birinin bile eksik olması, davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açar.

KapıKontrol
1Süre
2Kesinleşme
3Sebebin kanuni listede yer alması

Bu nedenle dilekçe hazırlanırken, esasa ilişkin anlatımdan önce bu üç şartın karşılandığının ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

Usul ayrıntıları

KonuKural
Görevli mahkemeKararı vermiş olan mahkeme
Esas kaydıAyrı esasa kayıt zorunludur; ilk hükmün esas numarası altında yürütülmesi usulen sakattır
VekâletVekil başvuracaksa vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır
TeminatKural olarak zorunlu değildir; hâkim durumun gereklerine göre karar verebilir

Üçüncü satır sık atlanır: yargılamanın iadesi olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, vekâletnamede bu yola başvurma konusunda özel yetki aranır.

7) İcra Durur mu? (HMK m.381)

Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını durdurmaz.

DurumSonuç
Kuralİcra devam eder
İstisnaDava veya hükmün niteliğine ve diğer hâllere göre ihtiyaç duyulursa, talep üzerine ve teminat alınmak şartıyla icranın durdurulmasına karar verilebilir
Teminat istisnasıİade sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmez

Boşanma dosyalarında bunun karşılığı, nafaka ve tazminat gibi para alacaklarına ilişkin hükümlerin icrasının sürmesidir. İade davası açılmış olması, bu ödemeleri kendiliğinden durdurmaz.

8) Kabul Hâlinde Ne Olur?

AşamaSonuç
Talep kabul edilirMahkeme önceki hükmü kaldırır
Yeniden yargılamaDosya yeniden görülür
Yeni kararİnfaza elverişli yeni bir nihai karar verilir

Özel bir hâl (ı) bendi bakımından öngörülmüştür: çelişik kesin hükümler sebebine dayanan talep kabul edilmişse, başka inceleme yapılmadan hüküm iptal edilir.

Bunun mantığı açıktır: aynı taraflar, konu ve sebep bakımından birbirine aykırı iki kesin hüküm bulunması hâlinde ayrıca bir esas incelemesine gerek kalmaz.

Talebiniz hangi yola ait? Doğru davayı birlikte belirleyelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

9) Boşanmada: Aslında Hangi Yola İhtiyaç Var?

Uygulamada “boşanma kararını değiştirmek istiyorum” diyen kişilerin büyük bölümünün ihtiyacı, yargılamanın iadesi değildir. Talep genellikle fer’î hükümlere ilişkindir ve bunların kendi yolları vardır.

TalepDoğru yol
Nafaka miktarı değişsinNafakanın artırılması veya azaltılması davası
Velayet değişsinVelayetin değiştirilmesi davası
Kişisel ilişki değişsinKişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi
Mal paylaşımı yapılsınMal rejiminin tasfiyesi davası
Ziynet iadesiAyrı bir alacak davası
Eşe geri dönmekYeniden evlenme
Karar ağır usul hatasıyla verildiYargılamanın iadesi

Son iki satır ayrımı netleştirir: boşanmış eşler yeniden birlikte olmak istiyorlarsa, hükmün iptaline gerek yoktur; yeniden evlenebilirler. Bu hâlde kadın için öngörülen bekleme süresi de mahkemece kaldırılabilir.

Yargılamanın iadesi ise ancak kararın oluşumunda ağır bir usul veya esas sakatlığı bulunduğu hâllerde işler. “Karardan memnun değilim” veya “yeniden tartışılsın” talepleri bu yolun konusu değildir.

Fer’î hükümler bakımından ayrı bir imkân

Nafaka ve velayet gibi hükümler, niteliği gereği koşulların değişmesine bağlı olarak yeniden düzenlenebilir. Bu, kesin hükmün istisnası değil; bu hükümlerin değişen koşullara göre uyarlanabilir olmasının sonucudur.

Dolayısıyla değişen bir durum söz konusuysa (gelir değişikliği, çocuğun üstün yararı bakımından yeni bir gelişme), yargılamanın iadesinin ağır şartlarına girmeden bu davalar açılabilir.

10) Bentlerin Boşanma Dosyasındaki Karşılığı

Soyut bentleri boşanma pratiğine indirgemek, talebin doğru kurulmasını sağlar.

BentBoşanma dosyasındaki tipik görünümAranan
çKusur iddiasını çürüten bir belgenin karardan sonra ele geçmesiBelgenin, tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması
dDosyaya sunulan bir senedin sahte çıkmasıSahtelik kararı veya ikrar
eTanığın yalan beyanda bulunmasıKesinleşmiş ceza mahkûmiyeti
fBilirkişinin kasten gerçeğe aykırı rapor vermesiKesinleşmiş ceza mahkûmiyeti
hKarşı tarafın karara tesir eden hileli davranışıHilenin karara tesir etmiş olması
cYetkisiz kişinin taraf adına duruşmaya katılmasıVekil veya temsilci sıfatının bulunmaması

Birinci satırdaki şart sıkça atlanır: belgenin sonradan bulunmuş olması yetmez; yargılama sırasında elde edilememesinin tarafın elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığı da gösterilmelidir.

Bu nedenle dilekçede belgenin nerede olduğu, neden erişilemediği ve nasıl ele geçtiği açıklanmalıdır. “Sonradan buldum” ifadesi tek başına yeterli değildir.

Hile iddiasında ölçüt

SoruDeğerlendirme
Hile kim tarafından yapıldı?Lehine karar verilen taraf
Hile karara tesir etti mi?Nedensellik bağı aranır
Hile ne zaman öğrenildi?Üç aylık sürenin başlangıcı
Nasıl ispatlanacak?Belge, yazışma, kayıt

İkinci satır belirleyicidir: hilenin varlığı tek başına yetmez; bu davranışın karara tesir etmiş olması gerekir. Sonucu değiştirmeyen bir davranış bu bent kapsamında değerlendirilmez.

Bu, dilekçede iki ayrı anlatım gerektirir: hilenin ne olduğu ve karar bu davranış olmasaydı nasıl farklı olurdu.

11) Dilekçe Kurgusu

Bölümİçeriği
1. MahkemeKararı vermiş olan mahkeme; ayrı esasa kayıt talebi
2. Hüküm bilgileriEsas ve karar numarası, tarih, kesinleşme tarihi
3. KesinleşmeKesinleşme şerhli örneğin sunulması
4. İade sebebiHangi bende dayanıldığı, bent numarasıyla
5. Öğrenme tarihiÜç aylık sürenin başlangıcı ve belgelenmesi
6. On yıl kontrolüKesinleşmeden itibaren on yılın dolmadığı
7. Ceza kararı(e), (f), (g) bentlerinde mahkûmiyet kararı veya istisna açıklaması
8. DelillerSebebi ortaya koyan belgeler
9. TalepHükmün kaldırılması ve yeniden yargılama
10. VekâletÖzel yetki içeren vekâletname

Beşinci bölüm, en sık eksik bırakılan yerdir: üç aylık sürenin başlangıcı olan öğrenme tarihinin nasıl belgelendiği gösterilmelidir. Aksi hâlde ön incelemede süre yönünden ret riski doğar.

Yedinci bölüm ise (e), (f) ve (g) bentlerine dayanan taleplerin kaderini belirler: ceza mahkûmiyeti yoksa, kovuşturmanın delil yokluğu dışında bir sebeple yürümediği açıklanmalıdır.

12) Süre Hesabı ve Kanıt Düzeni

Ön incelemenin ilk kapısı süre olduğundan, hesabın ve belgelendirmenin doğru yapılması gerekir.

AşamaBelge
Kesinleşme tarihiKesinleşme şerhli karar örneği
On yıl kontrolüKesinleşme tarihinden bugüne geçen süre
Öğrenme tarihiSebebi öğrendiğinizi gösteren belge
Üç ay kontrolüÖğrenme tarihinden başvuruya geçen süre
Ceza kararı (varsa)Kesinleşme şerhli mahkûmiyet kararı

Üçüncü satır, en tartışmalı unsurdur: “öğrenme” bir olgudur ve karşı taraf, sebebin daha önce öğrenildiğini ileri sürebilir. Bu nedenle öğrenme anını gösteren somut bir belge bulunması güvenli olur.

Öğrenme belgesi örneğiHangi bentte
Ceza mahkûmiyetinin kesinleşme şerhi(e), (f), (g)
Sahtelik kararının tebliğ belgesi(d)
Belgenin temin edildiği kurum yazısı(ç)
AİHM kararının tebliğ belgesi(i)
İkinci hükmün kesinleşme şerhi(ı)

Bu tablo, her bent için kendi başlangıç belgesinin bulunduğunu gösterir. Dilekçede bu belgeye açıkça atıf yapılması, süre itirazını baştan karşılar.

İki sürenin birlikte işlemesi

DurumSonuç
Öğrenme yeni, kesinleşme 8 yıl önceÜç aylık süre içindeyse başvurulabilir
Öğrenme yeni, kesinleşme 11 yıl önceOn yıl dolduğundan hak düşmüştür
Öğrenme 4 ay önce, kesinleşme 2 yıl önceÜç aylık süre geçtiğinden ret

İkinci satır, on yıllık sürenin niteliğini gösterir: bu bir hak düşürücü üst sınırdır ve sebebin ne zaman öğrenildiğinden bağımsız işler.

Üçüncü satır ise üç aylık sürenin kısalığını hatırlatır. Sebep öğrenildiği anda hukuki destek alınması, bu sürenin kaçırılmasını önler.

Talep reddedilirse

Ret sebebiAşama
Süre geçmişÖn inceleme
Hüküm kesinleşmemişÖn inceleme
Sebep listede yokÖn inceleme
Sebep ispatlanamadıEsas incelemesi

İlk üç satırda esasa hiç girilmez. Dördüncü satır ise farklıdır: sebep kabul edilebilir nitelikte olmakla birlikte ispatlanamamıştır.

Bu ayrım, dilekçe hazırlığında önceliği belirler: önce üç kapıdan geçmek, sonra esası ispatlamak gerekir. Ön inceleme aşamasını geçemeyen bir talep, ne kadar haklı olursa olsun sonuç doğurmaz.

13) Kesin Hüküm ve İstisnaları

Yargılamanın iadesinin neden bu kadar sıkı şartlara bağlandığını anlamak için, kesin hükmün işlevine bakmak gerekir.

İlkeİşlevi
Kesin hükümUyuşmazlığın nihai olarak sona ermesi; hukuki güvenlik
Yargılamanın iadesiAğır sakatlıklar karşısında istisnai denetim

İki değer arasında bir denge kurulmuştur: kesin hüküm hukuki güvenliği sağlarken, iade yolu adaletin ağır biçimde zedelendiği hâllerde devreye girer. Şartların sıkı olması bu dengenin sonucudur.

Kabulü hâlinde mahkeme önceki hükmü kaldırır ve dosya yeniden görülür; bu yeni karar, taraflar bakımından kesin hükmün bağlayıcılığını yeniden kurar.

Boşanmada kesin hükmün kapsamı

HükümKesin hüküm etkisi
BoşanmaKesin; yalnızca iade yoluyla tartışılabilir
Kusur tespitiKesin hüküm oluşturur ve sonraki davaları etkiler
NafakaKoşullar değişirse yeniden düzenlenebilir
VelayetÇocuğun üstün yararı gerektirirse değiştirilebilir
Kişisel ilişkiYeniden düzenlenebilir
TazminatKesin; kural olarak değiştirilemez

İkinci satır çok önemli bir sonuç doğurur: boşanma kararındaki kusur tespiti, sonradan açılacak tazminat veya mal rejimi davalarında bağlayıcı olabilir. Bu nedenle boşanma yargılamasında kusura ilişkin savunmanın ihmal edilmemesi gerekir.

Üçüncü, dördüncü ve beşinci satırlar ise kesin hükmün istisnası değildir; bu hükümlerin niteliği gereği değişen koşullara uyarlanabilir olmasının sonucudur.

Hangi durumda hangi yol?

DurumYol
Karar henüz kesinleşmediİstinaf / temyiz
Karar kesinleşti, ağır usul sakatlığı varYargılamanın iadesi
Karar kesinleşti, koşullar değiştiNafaka veya velayet davası
Karar kesinleşti, taraflar barıştıYeniden evlenme
Karar kesinleşti, mal paylaşımı yapılmadıMal rejimi tasfiyesi davası
Karar kesinleşti, temel hak ihlali tespit edildiİade ((i) bendi)

Bu tablo, yazının en pratik çıktısıdır: altı farklı durumun beş farklı yolu vardır ve yalnızca ikisi yargılamanın iadesine aittir.

Doğru yolun baştan seçilmesi, hem zaman hem harç kaybını önler. Yanlış yola başvurulması hâlinde talep esasa girilmeden reddedilir ve bu arada doğru yolun süresi işlemeye devam edebilir.

14) Sık Yapılan Sekiz Hata

  • Karar kesinleşmeden başvurmak. İade yalnızca kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenebilir.
  • Listede olmayan sebebe dayanmak. Sebepler sınırlı sayıdadır.
  • “Tanık yalan söyledi” demekle yetinmek. (e) bendi kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti arar.
  • İstisnayı yanlış kullanmak. Delil yokluğundan mahkûmiyet çıkmamışsa istisnadan yararlanılamaz.
  • Öğrenme tarihini belgelememek. Üç aylık süre buradan işler.
  • On yıllık üst sınırı atlamak. Kesinleşmeden itibaren on yıl geçmişse hak düşer.
  • Aynı esas numarası altında yürütmek. Ayrı esasa kayıt zorunludur.
  • Özel yetkisiz vekâletname sunmak. Bu yol için vekâletnamede özel yetki aranır.

15) Kontrol Listesi

  • Kesinleşme şerhli karar örneğini temin edin.
  • Hangi bende dayandığınızı bent numarasıyla belirleyin.
  • Öğrenme tarihini belgeyle gösterin.
  • Üç ay ve on yıl sürelerini birlikte kontrol edin.
  • (e), (f), (g) bentlerinde ceza mahkûmiyeti durumunu netleştirin.
  • Vekâletnamede özel yetki bulunduğundan emin olun.
  • Ayrı esasa kayıt talep edin.
  • Talebiniz fer’î hükme ilişkinse doğru davayı açın.

Aile hukukunun diğer başlıkları için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberimize, boşanma sebepleri için TMK m.161-166 incelememize, ispat için ispat yükü ve tanık beyanının değeri, tebligat ve süreler için e-tebligat ve UYAP süreçleri yazımıza, mal rejimi için kişisel mallar (TMK m.220) ve ziynet iadesi incelemelerimize bakabilirsiniz.

Üç aylık süre kısa — vakit kaybetmeden değerlendirme alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Sıkça Sorulan Sorular

Yargılamanın iadesi nedir?

Kesinleşmiş bir mahkeme kararına karşı, kanunda sınırlı olarak sayılan ağır ve istisnai sebeplerin varlığı hâlinde başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur.

Hangi kararlara karşı istenebilir?

HMK m.374 uyarınca kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı. Bir karar henüz kesinleşmemişse, m.375’teki sebeplerden biri mevcut olsa bile bu yola gidilemez.

Karar kesinleşmemişse ne yapılır?

Olağan kanun yolları işletilir: istinaf ve temyiz. Yargılamanın iadesi bunların alternatifi değil, kesinleşmeden sonra işleyen ayrı bir yoldur.

İade sebepleri nelerdir?

HMK m.375’te sınırlı olarak sayılmıştır: mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi, yasaklı veya reddi kabul edilen hâkimin karara katılması, vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmesi, sonradan ele geçen belge, senedin sahteliği, yalan tanıklık, bilirkişi veya tercümanın gerçeğe aykırı beyanı, yalan yere yemin, karara esas hükmün ortadan kalkması, hileli davranış, çelişik kesin hükümler ve AİHM ihlal kararı.

Listede olmayan bir sebeple başvurabilir miyim?

Hayır. Sebepler sınırlı sayıdadır; listede yer almayan bir gerekçeyle iade istenemez.

Boşanmada en sık hangi bentler kullanılır?

Pratikte (ç), (d), (e) ve (h) bentleri: sonradan ele geçen belge, sahte senet, yalan tanıklık ve karara tesir eden hileli davranış.

Sonradan bulunan belge iade sebebi mi?

HMK m.375/1-(ç) uyarınca, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması iade sebebidir.

Tanığın yalan söylediğini iddia etmem yeterli mi?

Hayır. HMK m.375/2 uyarınca (e), (f) ve (g) bentlerinde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır.

Bu şartın istisnası var mı?

Evet. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz; bu takdirde iade sebebinin iade davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.

Delil yokluğu istisnaya girer mi?

Hayır. İstisna, delil yokluğu dışındaki engeller için öngörülmüştür. Delil bulunamadığı için mahkûmiyet çıkmamışsa istisnadan yararlanılamaz.

Başvuru süresi nedir?

Kural olarak iade sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay; AİHM sebebinde kararın tebliğ tarihinden itibaren üç ay. Her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl geçmekle iade hakkı düşer.

Üç aylık süre ne zaman başlar?

Bende göre değişir: kararın tebliği, ceza mahkûmiyetinin kesinleşmesi ya da kovuşturmanın sonuçsuz kalması, karara esas ilamın ortadan kalktığından haberdar olunması veya AİHM kararının tebliği.

On yıllık süre nedir?

Üst sınırdır. Sebep sonradan öğrenilmiş olsa dahi, hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl geçmişse iade hakkı düşer.

Çelişik kesin hükümlerde süre farklı mı?

Bu bent bakımından süre konusunda farklı bir esas benimsenmiş olup ilama ilişkin zamanaşımı süresi gözetilir.

Taraf olmayan biri hükmün iptalini isteyebilir mi?

HMK m.376 uyarınca davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.

Bunun için ne gerekir?

Üçüncü kişilerin bu yola başvurabilmesi için bir hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir.

Ön incelemede neye bakılır?

HMK m.379 uyarınca mahkeme tarafları davet edip dinledikten sonra üç hususu inceler: talebin kanuni süre içinde yapılıp yapılmadığı, hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığı ve ileri sürülen sebebin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığı.

Bu şartlardan biri eksikse ne olur?

Bu üç şarttan birinin bile eksik olması, davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açar.

Hangi mahkemeye başvurulur?

Kararı vermiş olan mahkemeye. Ayrıca iade davasının ayrı esasa kaydı zorunludur; ilk hükmün esas numarası altında yürütülmesi usulen sakattır.

Vekil için özel yetki gerekir mi?

Evet. Bu yola vekil başvuracaksa vekâletnamesinde özel yetki bulunmalıdır.

Teminat göstermek zorunlu mu?

Kural olarak zorunlu değildir; ancak hâkim durumun gereklerine göre teminat gösterilmesine karar verebilir.

İade davası icrayı durdurur mu?

Hayır. HMK m.381 uyarınca yargılamanın iadesi davası hükmün icrasını durdurmaz.

İcra durdurulabilir mi?

Dava veya hükmün niteliğine ve diğer hâllere göre ihtiyaç duyulursa, talep üzerine ve teminat alınmak şartıyla icranın durdurulmasına karar verilebilir. İade sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmez.

Boşanmada bunun anlamı nedir?

Nafaka ve tazminat gibi para alacaklarına ilişkin hükümlerin icrası sürer. İade davası açılmış olması bu ödemeleri kendiliğinden durdurmaz.

Talep kabul edilirse ne olur?

Mahkeme önceki hükmü kaldırır; dosya yeniden görülür ve infaza elverişli yeni bir nihai karar verilir.

Çelişik kesin hükümlerde farklı bir usul var mı?

Evet. Bu bende dayanan talep kabul edilmişse, başka inceleme yapılmadan hüküm iptal edilir.

Eşime geri dönmek istiyorum, iade davası mı açmalıyım?

Hayır. Boşanmış eşler yeniden birlikte olmak istiyorlarsa hükmün iptaline gerek yoktur; yeniden evlenebilirler. Bu hâlde kadın için öngörülen bekleme süresi de mahkemece kaldırılabilir.

Nafaka veya velayet değişsin istiyorum, hangi yol?

Yargılamanın iadesi değil, kendi davaları: nafakanın artırılması veya azaltılması ile velayetin değiştirilmesi davaları. Bu hükümler koşulların değişmesine bağlı olarak yeniden düzenlenebilir.

Karardan memnun değilim, iade isteyebilir miyim?

Hayır. Yargılamanın iadesi ancak kararın oluşumunda ağır bir usul veya esas sakatlığı bulunduğu hâllerde işler; memnuniyetsizlik veya kararın yeniden tartışılması talebi bu yolun konusu değildir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Kamu ihale mevzuatı ve Kamu İhale Genel Tebliği sık güncellenmektedir; somut ihalede ilan, ihale dokümanı ve işlem tarihinde yürürlükte olan hükümler esas alınmalıdır.


Post by Av. Fatma Öztürk