Ölümlü İş Kazasında Bilinçli Taksir Tartışması: Cezayı Belirleyen Ayrım
24 Temmuz 2026

Ölümlü İş Kazasında Bilinçli Taksir Tartışması: Cezayı Belirleyen Ayrım

Ölümlü iş kazası dosyalarında en çok tartışılan soru şudur: işveren veya işveren vekili basit taksirle mi, yoksa bilinçli taksirle mi hareket etti? Fark yalnızca bir artırım oranı değildir. Bilinçli taksirde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.22/3); taksirle öldürmede bu artırım alt sınırı iki yıldan iki yıl sekiz aya çıkarır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme için aranan iki yıl eşiği bu nedenle çoğu dosyada aşılır; taksirli suçlarda uzun süreli hapsin adli para cezasına çevrilmesine izin veren hüküm ise bilinçli taksirde hiç uygulanmaz (TCK m.50/4). Bu yazıda ayrımı kanun metinleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bir Yargıtay kararı üzerinden anlatıyoruz.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Net Cevap: Kanun, taksiri neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi (TCK m.22/2), bilinçli taksiri ise failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi olarak tanımlar (m.22/3). “Öngörmesi gerekirdi” basit taksirin; “öngördü ama olmayacağına güvendi” bilinçli taksirin; “öngördü ve olursa olsun dedi” olası kastın (m.21/2) tarifidir. Ölümlü iş kazasında ceza basit taksirde iki yıldan altı yıla, bilinçli taksirde iki yıl sekiz aydan dokuz yıla kadar hapistir (m.85/1, m.22/3); birden fazla ölümde üst sınır on beş yıldan yirmi iki yıl altı aya çıkar (m.85/2). İş güvenliği tedbirinin alınmamış olması tek başına bilinçli taksir demek değildir; failin riski fiilen bildiği uyarı, tutanak, önceki kaza veya risk değerlendirmesi gibi somut olgularla gösterilmelidir.

Kanun Metni: TCK 22’nin Altı Fıkrası

Tartışmanın bütün kavramları tek bir maddeden çıkar. Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesi taksiri tanımlar, bilinçli taksiri ayırır, cezanın kusura göre belirleneceğini söyler ve birden fazla failin bulunduğu olaylar için bir paylaştırma kuralı koyar. İş kazası dosyalarında bu fıkraların her biri ayrı bir savunma veya iddia başlığına karşılık gelir.

Tablo 1 — TCK m.22: fıkra fıkra metin ve iş kazasındaki karşılığı
FıkraKanun metniÖlümlü iş kazası dosyasındaki anlamı
22/1“Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.”Taksirle öldürme (m.85) ve taksirle yaralama (m.89) kanunda açıkça yazılı olduğu için cezalandırılır.
22/2“Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.”Dikkat ve özen yükümlülüğünün içeriği iş kazasında büyük ölçüde 6331 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatla doldurulur.
22/3“Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.”Tartışmanın merkezi: işverenin riski fiilen öngörüp öngörmediği.
22/4“Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.”Temel ceza, bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesine göre alt ve üst sınır arasında belirlenir.
22/5“Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.”İşveren, işveren vekili, şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı ve alt işveren için ayrı ayrı kusur ve nitelendirme yapılır.
22/6“Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.”Aile işletmesinde ölen çalışanın failin yakını olduğu olaylarda gündeme gelir; bilinçli taksirde ceza düşmez, yalnızca indirilebilir.

Ölümlü iş kazası dosyanızda bilinçli taksir mi isnat ediliyor?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın

Taksir ve Bilinçli Taksir: Kanuni Tanım

Taksir, kişinin bir sonucu istememekle birlikte, somut olayda yerine getirmesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bu sonuca neden olmasıdır. Ayrıca taksirli fiiller, yalnızca kanunda açıkça cezalandırılacağının belirtildiği hâllerde suç oluşturur.

Bilinçli taksir, maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir: kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

İki fıkra yan yana okunduğunda ayrımın kelime düzeyinde kurulduğu görülür. İkinci fıkra neticenin “öngörülmeyerek” gerçekleştirilmesinden, üçüncü fıkra ise failin “öngördüğü” neticeden söz eder. Birincisinde fail riski hiç aklından geçirmemiştir ama dikkatli davransaydı görebilecekti; ikincisinde riski görmüş, neticeyi istememiş ve bir şekilde gerçekleşmeyeceğine güvenmiştir.

Kısacası ayrım tek soruya bağlanır: fail sonucu fiilen öngördü mü? “Öngörmesi gerekirdi” cümlesi bu soruya evet cevabı değildir; o cümle zaten basit taksirin tanımıdır.

Üçlü Ayrım: Basit Taksir, Bilinçli Taksir, Olası Kast

Ölümlü iş kazasında savcılığın ve mahkemenin önünde üç ayrı nitelendirme ihtimali vardır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK m.21/1). Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi hâlinde ise olası kast vardır; bu hâlde müebbet hapis gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (m.21/2). Kasten öldürmenin temel cezası müebbet hapis olduğundan (m.81/1), olası kastla öldürmede her ölüm için bu aralık uygulanır.

Tablo 2 — Üç nitelendirmenin karşılaştırması (bir çalışanın ölümü)
ÖlçütBasit taksirBilinçli taksirOlası kast
Kanuni dayanakTCK m.22/2TCK m.22/3TCK m.21/2
Netice öngörüldü mü?Hayır (öngörülebilirdi)EvetEvet
Neticeye karşı tutumHiç düşünülmediİstenmedi; gerçekleşmeyeceğine güvenildiKabullenildi (“olursa olsun”)
Uygulanan hükümTaksirle öldürme (m.85/1)Taksirle öldürme (m.85/1) + m.22/3 artırımıKasten öldürme (m.81/1) + m.21/2
Ceza aralığıİki yıldan altı yılaİki yıl sekiz aydan dokuz yılaYirmi yıldan yirmi beş yıla
Birden fazla ölümTek suç: iki yıldan on beş yıla (m.85/2)Tek suç: iki yıl sekiz aydan yirmi iki yıl altı ayaHer ölüm için ayrı suç; zincirleme suç hükmü uygulanmaz (m.43/3)

Tablodaki son satır pratikte çok önemlidir. Taksirle öldürmede kanun, birden fazla ölümü veya ölümle birlikte yaralanmayı tek bir suç tipi olarak düzenlemiş ve üst sınırı on beş yıla çıkarmıştır. Olası kastla öldürme kabul edilirse ise zincirleme suç hükümleri kasten öldürme suçunda uygulanmadığından (TCK m.43/3), her ölen çalışan için ayrı ceza belirlenir. Toplu ölümlü maden ve şantiye kazalarında nitelendirme tartışmasının bu kadar sert yürümesinin sebebi budur.

İş Kazalarında Neden Bilinçli Taksir Tartışılıyor?

Bu, iş kazası dosyalarını diğer taksirli suçlardan ayıran temel meseledir ve cevabı kanun metninin yapısındadır. Trafikte veya günlük hayatta dikkat yükümlülüğünün içeriği çoğu zaman olaydan sonra belirlenir. İş sağlığı ve güvenliğinde ise işverenin yükümlülükleri kanunla önceden ve yazılı olarak konmuştur: işveren risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır (6331 m.4/1-c ve m.10/1), alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izler ve denetler (m.4/1-b), yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır (m.4/1-d).

Risk değerlendirmesi yapmak, tanımı gereği riski önceden görmek demektir. Bu nedenle kazaya yol açan tehlike işyerinin kendi risk değerlendirmesinde yazılıysa, işverenin veya işveren vekilinin o riski bilmediğini söylemesi güçleşir. İddia makamı bilinçli taksir iddiasını çoğunlukla bu zincir üzerine kurar: risk belgeyle bilinmiş, tedbir belgeyle öngörülmüş, ama uygulanmamıştır.

Buna karşılık bu zincir kendiliğinden kurulmaz. Kanun, failin neticeyi öngörmüş olmasını arar; öngörülebilirlik yetmez. Mevzuatta bir tedbirin yazılı olması, o işyerindeki sorumlunun somut tehlikeyi fiilen gördüğünü tek başına ispat etmez. Her tedbir eksikliği otomatik olarak bilinçli taksir sayılmaz; somut olayda failin gerçekten öngördüğü, dosyadaki belge ve beyanlarla ortaya konmalıdır. Savunmanın bütün stratejisi de bu iki cümle arasındaki mesafede kurulur.

Bilinçli Taksiri Gösteren Somut Olgular

Uygulamada mahkemelerin bilinçli taksir değerlendirmesine yönelmesine yol açan durumlar:

  • Aynı işyerinde daha önce benzer bir kaza yaşanmış olması. Bu, riskin bilindiğinin en güçlü göstergesidir.
  • Denetimlerde eksiklik tespit edilmiş ve giderilmemiş olması. Müfettiş uyarısına rağmen tedbir alınmaması tipik örnektir.
  • İş güvenliği uzmanının yazılı uyarısına rağmen işlem yapılmaması. Uzmanın onaylı defterdeki tespitleri bu bakımdan belirleyicidir.
  • Çalışanların şikâyet veya bildirimlerinin dikkate alınmaması.
  • Tehlikeli durumun uzun süredir devam etmesi ve bilinmesi.
  • Koruyucu tertibatın bilinçli olarak devre dışı bırakılması.

Bu olguların varlığı hâlinde savunmanın “öngörmedim” argümanı ciddi biçimde zayıflar.

Listenin ortak paydası şudur: her biri, riskin failin bilgisine ulaştığını gösteren bir belge veya olaydır. Uzmanın deftere yazdığı tespitin işverene veya işveren vekiline tebliğ edilip edilmediği, müfettiş raporunun kime bildirildiği, önceki kazanın kimin döneminde yaşandığı bu nedenle ayrı ayrı sorulmalıdır. Uyarı bir kişiye ulaşmış, diğerine ulaşmamışsa aynı olayda biri bilinçli taksirle, diğeri basit taksirle sorumlu tutulabilir; çünkü herkes kendi kusurundan sorumludur (TCK m.22/5).

Yargıtay’ın Çizdiği Üst Sınır: Mustafakemalpaşa Grizu Kararı

Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki çizginin iş kazalarında nasıl çekildiğini gösteren kararlardan biri, 2009 yılında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir yer altı kömür ocağında meydana gelen ve 19 işçinin hayatını kaybettiği grizu patlamasına ilişkindir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.11.2013 tarihli, E.2012/21104, K.2013/25712 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin taksir hükümlerine dayanan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Daire gerekçesinde, “defalarca yapılan tespitler ve uyarılara rağmen hatalı, eksik ve tehlikeli çalışma yöntemini sürdüren sanıkların kusurluluk düzeyinin taksir düzeyini aştığı” ve sanıkların “bu şekildeki çalışma ile grizu patlaması olabileceğini öngörmelerine rağmen, patlamayı gerçek anlamda engelleyici nitelikte bir çalışma yapmadıkları, aksine mevcut tehlikeli durumu gizlemek suretiyle, ‘olursa olsun’ düşüncesi ile hatalı ve hileli faaliyetlerine devam ettikleri” tespitlerine yer vermiş; bu nedenle sanıkların “gerçekleşen bu neticeden olası kast hükümleri uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği” sonucuna varmıştır.

Kararın iş kazası dosyaları için öğrettiği şey, olası kastın ancak çok ağır bir olgusal tabloyla kurulabildiğidir: tekrar eden tespit ve uyarılar, bunlara rağmen aynı çalışma yönteminin sürdürülmesi ve en önemlisi tehlikenin gizlenmesi. Bu unsurların yokluğunda tartışma bilinçli taksir ile basit taksir arasında kalır. Karar bir bozma kararıdır ve her dosyanın somut olgularına göre değerlendirilmelidir; ancak “öngörme” ile “kabullenme” arasındaki farkın hangi olgularla kurulduğunu göstermesi bakımından yol göstericidir.

Basit Taksiri Destekleyen Savunma

Savunma tarafında ortaya konması gereken hususlar:

  • Risk değerlendirmesi yapılmış ve güncellenmiş. Söz konusu risk bu değerlendirmede yer alıyorsa ve tedbir alınmışsa, kazanın öngörülemeyen bir biçimde gerçekleştiği ileri sürülebilir.
  • Eğitim verilmiş ve belgelenmiş. Çalışanın eğitildiği ve talimat aldığı gösterilmelidir.
  • Koruyucu donanım sağlanmış ve denetlenmiş. Teslim tutanakları ve denetim kayıtları.
  • Periyodik kontroller yapılmış. Makine ve ekipman raporları.
  • Uyarı veya tespit bulunmuyor. Geçmişte benzer bir kaza, uyarı veya eksiklik tespiti yoksa bu açıkça belirtilmelidir.
  • Kazanın gerçekleşme biçimi olağandışı. Çalışanın talimata aykırı ve öngörülemeyen bir davranışı, teknik bir arıza veya üçüncü kişi müdahalesi.
  • Tedbir alınmış ancak ihlal edilmiş. Örneğin koruyucu donanım verilmiş ancak çalışan kullanmamışsa, bu husus kusur dağılımında değerlendirilir.

Bu belgelerin kaza tarihinden önce düzenlenmiş olması esastır; sonradan düzenlenen kayıtlar bilirkişi incelemesinde tespit edilir ve dosyayı ağırlaştırır.

Ceza Hesabı: Aynı Olay, İki Nitelendirme

Taksirle öldürme suçunun güncel metni şöyledir: taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.85/1). Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir (m.85/2). Aynı kazada ölmeyen ama yaralanan çalışanlar yönünden taksirle yaralama hükmü de devreye girer; bu hükmün ceza aralıkları 7571 sayılı Kanunla artırılmıştır.

Tablo 3 — Basit ve bilinçli taksirde kanuni ceza aralıkları
HükümBasit taksirBilinçli taksir (m.22/3 ile)Not
m.85/1 — bir kişinin ölümüİki yıldan altı yılaİki yıl sekiz aydan dokuz yılaŞikâyet aranmaz; uzlaştırma kapsamında değildir
m.85/2 — birden fazla ölüm veya ölüm + yaralamaİki yıldan on beş yılaİki yıl sekiz aydan yirmi iki yıl altı ayaTek suç olarak cezalandırılır
m.89/1 — taksirle yaralama (temel hâl)Dört aydan iki yıla hapis veya adli para cezasıBeş ay on günden üç yılaBilinçli taksirde de şikâyete bağlıdır (m.89/5)
m.89/4 — birden fazla kişinin yaralanmasıDokuz aydan beş yılaBir yıldan yedi yıl altı ayaBilinçli taksirde şikâyet aranmaz (m.89/5)

Tablodaki bilinçli taksir aralıkları, alt sınıra en az artırımın (üçte bir), üst sınıra en fazla artırımın (yarı) uygulanmasıyla bulunan matematiksel sınırlardır. Somut ceza, önce temel cezanın failin kusuruna göre belirlenmesiyle (TCK m.22/4, m.61/1), sonra m.22/3 artırımının ve varsa indirimlerin uygulanmasıyla bulunur. Yaralamanın ağır neticeleri bakımından m.89/2’de ceza yarı oranında, m.89/3’te bir kat artırılır.

İki Yıl Eşiği: HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası

Bilinçli taksirin gerçek ağırlığı, cezanın infaz biçimini belirleyen kurumlarda ortaya çıkar. Üç kurumun kanuni eşiği aynı noktada toplanır:

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olmalıdır (CMK m.231/5); ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ve zararın giderilmesi aranır (m.231/6). Ayrıntılar için HAGB rehberimize bakabilirsiniz.
  • Cezanın ertelenmesi: iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir (TCK m.51/1).
  • Adli para cezasına çevirme: kısa süreli hapis cezası, yani bir yıl veya daha az süreli hapis (TCK m.49/2), seçenek yaptırımlara çevrilebilir (m.50/1). Taksirli suçlarda ise kanun bir adım öteye gider: “Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.” (m.50/4).

Temsilî bir hesapla fark şöyle görünür. Tek bir çalışanın öldüğü bir kazada temel ceza alt sınırdan, iki yıl olarak belirlensin. Basit taksirde takdiri indirimle (TCK m.62, altıda bir) sonuç ceza bir yıl sekiz aydır; HAGB ve erteleme tartışılabilir, m.50/4 uyarınca adli para cezasına çevirme de mümkündür. Bilinçli taksirde aynı temel ceza en az üçte bir artırımla iki yıl sekiz aya çıkar, takdiri indirimden sonra iki yıl iki ay yirmi gün olur. Sonuç iki yılı aştığı için HAGB ve erteleme kanunen mümkün değildir; m.50/4 bilinçli taksirde uygulanmaz ve ceza kısa süreli olmadığı için m.50/1 de devreye girmez.

Hesabın tersinden okunuşu da öğreticidir: taksirle öldürmede bilinçli taksir kabul edildiğinde, alt sınırdan hükmedilse ve takdiri indirim uygulansa bile sonuç iki yılın altına inmez. Bu tablo ancak başka bir indirim nedeniyle değişebilir; örneğin ölen çalışanın failin yakını olduğu ve m.22/6’nın uygulandığı bir olayda ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Basit taksirde ise temel ceza iki yıl dört ay yirmi dört günü aşmadıkça, takdiri indirimle iki yıl eşiğinin altında kalınabilir.

Tablo 4 — Taksirle öldürmede (m.85/1) nitelendirmenin sonuçları
KurumKanuni dayanakBasit taksirBilinçli taksir
HAGBCMK m.231/5-6Alt sınıra yakın cezada mümkünBaşka indirim yoksa mümkün değil
ErtelemeTCK m.51/1Alt sınıra yakın cezada mümkünBaşka indirim yoksa mümkün değil
Uzun süreli hapsin adli para cezasına çevrilmesiTCK m.50/4Diğer koşullar varsa mümkünKanunen uygulanmaz
Kısa süreli hapsin çevrilmesiTCK m.49/2, m.50/1Bir yıl veya daha az cezadaBir yıl veya daha az cezada (m.85/1’de fiilen oluşmaz)
ŞikâyetTCK m.85 (şikâyet hükmü yok)AranmazAranmaz
UzlaştırmaCMK m.253/1-bTaksirle öldürme listede yokTaksirle öldürme listede yok
Dava zamanaşımıTCK m.66/1-dOn beş yılOn beş yıl

Bilinçli Taksirin Ceza Dışındaki Sonuçları

Bilinçli taksir yalnızca cezayı artırmaz; dosyanın usul rejimini de değiştirir:

  • Şikâyet rejimi: taksirle yaralamanın soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; ancak “birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz” (TCK m.89/5). Yani bilinçli taksir kabul edilen ağır neticeli veya birden fazla kişiyi etkileyen yaralamalarda, mağdur şikâyetçi olmasa veya şikâyetinden vazgeçse bile dava yürür. Taksirle öldürme ise zaten şikâyete bağlı değildir.
  • Uzlaştırma: CMK m.253/1-b, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında “taksirle yaralama (madde 89)” ifadesine yer verir ve bilinçli taksir için ayrı bir istisna öngörmez. Taksirle öldürme bu listede yoktur; ölüm ile yaralamanın birlikte gerçekleştiği hâller de m.85/2 kapsamında tek suç olarak düzenlendiğinden ölümlü dosyalarda uzlaştırma yolu açılmaz.
  • Zamanaşımı: beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıl (TCK m.66/1-d), beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır (m.66/1-e). Taksirle öldürme ilk gruba, temel hâldeki taksirle yaralama ikinci gruba girer; kesen işlemler süreyi en fazla yarısı kadar uzatır (m.67/4).
  • Tazminat davası: hukuk hâkimi, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararıyla bağlı değildir (TBK m.74). Ceza dosyasındaki nitelendirme bu nedenle tazminat dosyasını kendiliğinden belirlemez; ancak aynı bilirkişi tespitleri çoğu zaman her iki dosyaya da girer. Ayrıntılar için TBK m.74 yazımıza ve iş kazası tazminat dilekçesi örneğine bakabilirsiniz.

Bu nedenle savunmanın öncelikli hedefi çoğu zaman ceza indirimi değil, nitelendirmenin basit taksir olarak kalmasıdır.

Bilinçli Taksir Tartışmasının Kaynağı: 6331 Sayılı Kanun

İş kazası dosyalarında bilinçli taksir tartışmasının bu kadar sık açılmasının teknik bir sebebi vardır: işverenin yükümlülükleri kanunla önceden ve ayrıntılı biçimde yazılmıştır. Yükümlülük yazılı olduğu için, “öngöremezdim” savunması diğer taksirli suç tiplerine göre çok daha zor kurulur.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine; bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına, faaliyet konusuna bakılmaksızın uygulanır (m.2/1). İşveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılır (m.3/2). Yani sorumluluk yalnızca işveren sıfatını taşıyanla sınırlı değildir.

Tablo 5 — 6331 sayılı Kanunun ceza dosyasında en sık başvurulan hükümleri
HükümKanunun söylediğiBilinçli taksir tartışmasındaki işlevi
m.4/1-aMesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanmasıDikkat ve özen yükümlülüğünün genel çerçevesi
m.4/1-bAlınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlarDenetimsizlik; çalışanın kuralı ihlal ettiği olaylarda işveren payının kaynağı
m.4/1-c ve m.10/1Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırırRiskin önceden bilinip bilinmediğinin birincil belgesi
m.4/1-çÇalışana görev verirken sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alırEğitimsiz veya uygun olmayan çalışanın tehlikeli işe verilmesi
m.4/1-dYeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alırYetkisiz girişe bağlı kazalar
m.4/2İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmazOSGB veya uzman görevlendirmesinin işvereni tek başına kurtarmaması
m.4/3Çalışanların yükümlülükleri işverenin sorumluluklarını etkilemezÇalışan kusuru savunmasının sınırı
m.17/1Eğitim özellikle işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilirEğitim kayıtlarının tarih sırası
m.25/1Hayati tehlike tespit edildiğinde tehlike giderilinceye kadar işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulurDurdurma kararı, riskin resmen bilindiğinin en güçlü kanıtıdır

Dosyada aranan belgeler bakımından pratik bir kontrol listesi:

Tablo 6 — Yükümlülük alanına göre dosyada aranan belge
Yükümlülük alanıDosyada aranan belge
Risk değerlendirmesiKazaya konu riskin değerlendirmede yer alıp almadığı; yer alıyorsa öngörülen tedbirin uygulanıp uygulanmadığı
EğitimEğitimin işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verildiğine dair kayıtlar
Eğitimin yenilenmesiDeğişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilendiğine ve düzenli aralıklarla tekrarlandığına dair kayıtlar
Mesleki yeterlilikTehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işlerde, yapılacak işle ilgili mesleki eğitim belgesi — belgelemeyenlerin çalıştırılmaması zorunludur
Uzman görevlendirmeBelirlenen nitelikte iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilip görevlendirilmediği

Belgeleme bilinçli taksir tartışmasının ekseni. Kazaya yol açan risk, risk değerlendirmesinde zaten tespit edilmiş ve buna rağmen öngörülen tedbir alınmamışsa, “neticeyi öngörmedim” savunması pratikte çok zayıflar — çünkü öngörünün kendisi belgeyle sabittir. Buna karşılık risk değerlendirmesinde yer almayan, atipik ve öngörülemez bir gelişme söz konusuysa basit taksir savunmasının zemini güçlenir. Bu yüzden dosyaya girilirken ilk istenecek belge risk değerlendirme raporudur.

Birden Fazla Sorumlu: Herkes Kendi Kusurundan

Ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamaz (TCK m.20/1). Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır (m.20/2). İşveren bir şirket olduğunda ceza yargılaması bu nedenle şirketin kendisine değil, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü fiilen taşıyan gerçek kişilere yönelir. Birden fazla kişinin kusuru varsa her birinin cezası kendi kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir (m.22/5); nitelendirme de kişiden kişiye farklı olabilir.

Tablo 7 — Olası sorumlular ve bakılan husus
KişiDayanakBilinçli taksir yönünden bakılan husus
İşveren (gerçek kişi) veya şirket yetkilisi6331 m.4; TCK m.20/1Uyarı ve tespitlerin kendisine ulaşıp ulaşmadığı; tedbir için kaynak ayırıp ayırmadığı
İşveren vekili (şantiye şefi, fabrika müdürü, vardiya amiri)6331 m.3/2Sahada tehlikeyi bizzat görüp görmediği; çalışmayı sürdürme talimatı verip vermediği
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi6331 m.4/2, m.8Riski tespit edip yazılı olarak bildirip bildirmediği; yapılmış bildirim, muhatabı bakımından öngörünün kanıtı olur
Alt işveren ve asıl işverenTCK m.22/5İşin ve çalışma alanının kimin denetiminde olduğu; her birinin kendi alanındaki kusuru
Çalışanın kendisi veya iş arkadaşı6331 m.19/1; m.4/3Talimata aykırı davranış; ancak işverenin denetim yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir

6331 sayılı Kanun, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkilerinin görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanamayacağını (m.8/1) ve hizmet sunan kuruluşlar ile uzman ve hekimlerin, hizmetin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı hizmet sundukları işverene karşı sorumlu olduğunu (m.8/3) düzenler. Bu son hüküm işveren ile hizmet sağlayıcı arasındaki hukuki ilişkiyi düzenler; ceza dosyasında ise her kişinin kusuru TCK m.22/5 uyarınca kendi fiili üzerinden ayrıca belirlenir. Uzmanın yazılı uyarısı, bir yandan uzmanın kendi kusurunu azaltan, öte yandan uyarının muhatabı bakımından öngörüyü kanıtlayan çift yönlü bir belgedir.

Çalışanın Yükümlülüğü ve Kusur Paylaşımı

Sorumluluk tek yönlü değildir. 6331 sayılı Kanun’un 19. maddesi çalışanlara da yükümlülük yükler: çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük şunları kapsar: işyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak; bunların güvenlik donanımlarını doğru kullanmak, keyfî olarak çıkarmamak ve değiştirmemek.

Savunma açısından bunun anlamı şudur: güvenlik donanımının çalışan tarafından devre dışı bırakıldığı, verilen talimata açıkça aykırı davranıldığı veya koruyucu ekipmanın kullanılmadığı hâllerde çalışanın kendi kusuru tartışmaya açılabilir. Ancak Kanun, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerinin işverenin sorumluluklarını etkilemeyeceğini açıkça söyler (m.4/3); denetim ve gözetim yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği ayrıca sorgulanır. Ölen çalışanın kusuru ceza dosyasında işverenin kusur derecesini ve dolayısıyla temel cezayı etkileyebilir (TCK m.22/4), ama tek başına sorumluluğu kaldırmaz.

Olası Kast Sınırı

Çok istisnai hâllerde tartışma bir adım öteye gider: fail neticeyi öngörmenin ötesinde kabullenmiş midir?

Olası kast, failin “olursa olsun” tutumunu ifade eder ve bu hâlde artık taksirli suç değil, kasten öldürme veya kasten yaralama hükümleri uygulanır. Ceza, taksirli hâlin kat kat üzerindedir.

Bilinçli taksir ile olası kastın ortak noktası, her ikisinde de failin neticeyi öngörmüş olmasıdır. Ayrım neticeye karşı iç tutumda yapılır: bilinçli taksirde fail neticeyi istemez ve gerçekleşmeyeceğine güvenir; olası kastta ise neticeyi göze alır. Bu iç tutum doğrudan gözlemlenemediği için dış olgulardan çıkarılır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirleyici olan; tekrar eden uyarılar, aynı yöntemin sürdürülmesi ve tehlikenin gizlenmesidir. Buna karşılık tehlikeyi gidermeye yönelik gerçek bir çabanın gösterilmiş olması, kararda olası kastı gösteren olguların tersine işaret eder ve neticenin istenmediği yönünde değerlendirilebilir.

Savunmada bu üçlü ayrımın — basit taksir, bilinçli taksir, olası kast — doğru kurulması, dosyanın en önemli hukuki meselesidir. Aynı ayrımın uyuşturucu etkisindeki sürücülerde nasıl kurulduğu için uyuşturucu etkisinde ölümlü kaza rehberimize bakabilirsiniz.

Kusur Raporu ve İtiraz

Bilinçli taksir tartışması, büyük ölçüde bilirkişi raporu üzerinden yürür. Kusurun oranı ve dağılımı teknik bilgi gerektirdiğinden soruşturmada da kovuşturmada da iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden rapor alınır. Ancak bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz (CMK m.67/3); failin neticeyi öngörüp öngörmediği ise nihayetinde hukuki bir değerlendirmedir ve hâkime aittir.

Rapora itirazda üzerinde durulacak noktalar:

  • Hangi mevzuat hükmü ihlal edilmiş sayıldı? Somut madde gösterilmiş mi?
  • Öngörülebilirlik nasıl değerlendirildi? Rapor bu unsuru tartıştı mı?
  • Belgeler incelendi mi? Risk değerlendirmesi, eğitim ve kontrol kayıtları dosyada var mı, rapora yansımış mı?
  • Çalışanın kusuru ayrıştırıldı mı?
  • Sorumluluk dağılımı — işveren, uzman, hekim, şantiye şefi ve alt işveren arasında nasıl paylaştırıldı?
  • Bilirkişinin uzmanlık alanı işin niteliğine uygun mu?

Rapor örneği taraflara verilir (CMK m.67/4). Bilirkişi incelemesinin tamamlanması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması istenebilir; bu istemler reddedilirse gerekçeli karar verilir (m.67/5). Taraflar ayrıca rapor hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alabilir (m.67/6). Talebin gerekçeli kararda tartışılmaması, kanun yolunda ileri sürülebilecek bir eksikliktir. Ayrıntılı yöntem için bilirkişi raporuna itiraz rehberimize bakabilirsiniz.

Ceza Dışındaki Sonuçlar: İhale Yasağı ve İdari Yaptırımlar

Ölümlü iş kazası dosyalarında sonuç yalnızca hapis cezası değildir; paralel yürüyen üç ayrı rejim vardır ve bunlar birbirinden bağımsız işler.

  1. Ceza sorumluluğu. İşverenin veya işveren vekilinin 6331 kapsamındaki yükümlülükleri ihlal etmesi sonucu ölüm meydana gelmişse taksirle öldürme hükümleri uygulanır; bilinçli taksir kabul edilirse ceza ayrıca artırılır.
  2. İdari para cezaları. 6331, yükümlülük ihlallerini ayrı ayrı idari para cezasına bağlamıştır (m.26). Bu yaptırımlar ceza dosyasından bağımsızdır.
  3. İhale yasağı. 6645 sayılı Kanunla 2015’te eklenen m.25/A uyarınca ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararıyla tespit edilen işveren, mahkeme tarafından iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanır. Kararın bir örneği işverenin siciline işlenmek üzere Kamu İhale Kurumuna gönderilir ve Kurumun internet sayfasında ilan edilir.

Ayrı bir ağır hüküm de şudur: işyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (6331 m.25/8, 6645 sayılı Kanunla eklendi). Bu, taksirli bir suç değil, doğrudan kasıtlı bir fiilin karşılığıdır ve iş durdurma kararı bulunan dosyalarda ayrıca değerlendirilmelidir. Durdurma kararı bulunan bir işte çalışma sürdürülürken ölüm meydana gelmişse, riskin resmî bir kararla bilindiği tartışmasız hâle gelir; bu da ölüm bakımından bilinçli taksir ve hatta olası kast tartışmasını doğrudan besler.

İşverenin kazayı Sosyal Güvenlik Kurumuna kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmesi de ayrı bir yükümlülüktür (6331 m.14/2-a); bildirim süreci ve çalışanın hakları için iş kazası bildirim rehberimize bakabilirsiniz. Kusur raporuna itiraz stratejisi, bilirkişi heyetinin oluşumu ve raporun hangi somut veriyi dikkate almadığının gösterilmesi bakımından trafik kazalarındaki yöntemle paralel işler; ayrıntılar için kusur oranı ve itiraz rehberimize, bilinçli taksirin ceza ve şikâyet rejimine etkisi için bilinçli taksir rehberimize, taksirle öldürme ve yaralamanın genel çerçevesi için TCK 85-89 rehberimize bakabilirsiniz.

Temsilî Senaryolar: Nitelendirme Nasıl Değişir?

Aşağıdaki örnekler gerçek bir dosyaya dayanmaz; aynı sonucun, dosyadaki belgelere göre nasıl farklı nitelendirilebileceğini göstermek için kurgulanmıştır. Her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir.

Tablo 8 — Aynı ölüm, farklı dosya: temsilî örnekler
OlayDosyadaki belirleyici olguTartışılan nitelendirme
İskeleden düşme; korkuluk eksikRisk değerlendirmesinde yüksekte çalışma riski ve korkuluk tedbiri yazılı; uzmanın deftere iki kez yazdığı tespit şantiye şefine tebliğ edilmişŞantiye şefi yönünden bilinçli taksir iddiası güçlü
Aynı düşme; uyarı yokKorkuluk kazadan bir gün önce üçüncü kişilerce sökülmüş; sökülmeyi gösteren kayıt ve tanık varBasit taksir savunması güçlü; kusur oranı tartışılır
Pres makinesinde el sıkışmasıIşık perdesi çalışan tarafından bantla devre dışı bırakılmış; denetim kaydı yokÇalışan kusuru ile birlikte işverenin denetim eksikliği (6331 m.4/1-b)
Maden ocağında gaz birikmesiTekrarlanan ölçüm uyarıları, iş durdurma kararına rağmen üretimin sürmesi ve kayıtların gerçeğe aykırı tutulmasıOlası kast tartışması; ayrıca m.25/8 suçu

İlk iki satırın farkı, savunmanın neden belgeye odaklanması gerektiğini gösterir: sonuç aynıdır, ölüm aynı yükseklikten düşmeyle gerçekleşmiştir; ama birinci dosyada öngörü belgeyle kanıtlanmış, ikincisinde ise tehlike failin bilgisi dışında sonradan doğmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Bilinçli taksirde ceza ne kadar artar?

TCK m.22/3 uyarınca taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Taksirle öldürmede (m.85/1) bu, iki yıldan altı yıla kadar olan aralığın iki yıl sekiz aydan dokuz yıla kadar yükselmesi demektir; birden fazla ölümde (m.85/2) üst sınır yirmi iki yıl altı aya çıkar.

Bilinçli taksir ile basit taksir arasındaki fark nedir?

Kanun taksiri neticenin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi (m.22/2), bilinçli taksiri ise failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi (m.22/3) olarak tanımlar. “Öngörmesi gerekirdi” basit taksirin tarifidir; bilinçli taksir için failin riski fiilen öngörmüş olması gerekir.

İş güvenliği tedbiri almamak tek başına bilinçli taksir midir?

Hayır. Tedbir eksikliği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılığı, yani taksiri gösterir. Bilinçli taksir için ayrıca riskin faile ulaştığını gösteren somut olgular gerekir: önceki benzer kaza, giderilmeyen denetim tespiti, uzmanın yazılı uyarısı, risk değerlendirmesinde yazılı olup uygulanmayan tedbir veya iş durdurma kararı gibi.

Bilinçli taksirde HAGB veya erteleme mümkün mü?

HAGB ve erteleme için sonuç cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir (CMK m.231/5; TCK m.51/1). Taksirle öldürmede bilinçli taksir kabul edilirse alt sınırdan hükmedilse ve takdiri indirim uygulansa bile ceza iki yıl iki ay yirmi günün altına inmez; başka bir indirim nedeni (örneğin m.22/6) yoksa bu kurumlar uygulanamaz. Taksirle yaralamada ise ceza aralığına göre mümkün olabilir.

Bilinçli taksirde hapis cezası paraya çevrilir mi?

Taksirli suçlarda uzun süreli hapsin adli para cezasına çevrilmesine izin veren TCK m.50/4, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. Sonuç ceza bir yıl veya daha az ise kısa süreli hapis olarak m.50/1 kapsamında çevrilebilir; taksirle öldürmede bilinçli taksir kabul edildiğinde bu süre fiilen oluşmaz.

Bilinçli taksirde şikâyet aranır mı?

Taksirle öldürme şikâyete bağlı değildir. Taksirle yaralamada kural şikâyettir; ancak birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz (TCK m.89/5).

Ölümlü iş kazasında uzlaştırma var mı?

Hayır. CMK m.253/1-b, uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında taksirle yaralamayı (m.89) sayar; taksirle öldürme listede yoktur. Ölüm ile yaralamanın birlikte gerçekleştiği hâller de m.85/2 kapsamında tek suç olduğundan uzlaştırmaya tabi değildir.

İşveren bir şirketse kim yargılanır?

Ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz (TCK m.20). Yargılama, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğünü fiilen taşıyan gerçek kişilere yönelir; 6331 m.3/2 uyarınca işin ve işyerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri de işveren sayılır.

İş güvenliği uzmanı atamak işvereni sorumluluktan kurtarır mı?

Hayır. İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz (6331 m.4/2). Uzman ve işveren kendi kusurlarından ayrı ayrı sorumludur (TCK m.22/5).

Ölen çalışan da kusurluysa işveren ceza alır mı?

Alabilir. Çalışanın yükümlülükleri işverenin sorumluluklarını etkilemez (6331 m.4/3). Çalışanın kusuru işverenin kusur derecesini ve temel cezayı etkileyebilir (TCK m.22/4); ancak işverenin denetim ve gözetim yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir.

Olası kast ne zaman gündeme gelir?

Fail neticeyi öngörmekle kalmayıp kabullenmişse olası kast vardır (TCK m.21/2) ve kasten öldürme hükümleri uygulanır; ceza her ölüm için yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapistir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.11.2013 tarihli E.2012/21104, K.2013/25712 sayılı kararında tekrar eden uyarılara rağmen tehlikeli yöntemin sürdürülmesi ve tehlikenin gizlenmesi olgularından olası kastı çıkarmıştır.

Taksirle öldürmede zamanaşımı ne kadar?

Taksirle öldürme beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezası gerektirdiğinden dava zamanaşımı on beş yıldır (TCK m.66/1-d); kesen işlemler süreyi en fazla yarısı kadar uzatır (m.67/4). Temel hâldeki taksirle yaralamada süre sekiz yıldır (m.66/1-e).

Kusur raporuna itiraz edebilir miyim?

Evet. Rapor örneği taraflara verilir (CMK m.67/4); bilirkişi incelemesinin tamamlanması veya yeni inceleme yapılması istenebilir ve istem reddedilirse gerekçeli karar verilir (m.67/5). Taraflar rapor hakkında uzmanından bilimsel mütalaa da alabilir (m.67/6).

Durdurulan işte çalıştırmanın cezası nedir?

İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (6331 m.25/8). Bu kasıtlı bir suçtur ve kazadan doğan taksirle öldürme suçundan ayrıca değerlendirilir.

Bu ayrım cezayı artırmakla kalmaz; iki yıl eşiğini aşarak erteleme ve HAGB imkânını da fiilen kapatabilir
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın


Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk