Mükellefiyet Kaydının Terkini ve Teminat 2026: Re’sen Terk, Analize Dayalı Terkin, Yeniden Tesis ve Özel Esaslar (VUK m.153/A, 160, 160/A)
05 Eylül 2026

Mükellefiyet Kaydının Terkini ve Teminat 2026: Re’sen Terk, Analize Dayalı Terkin, Yeniden Tesis ve Özel Esaslar (VUK m.153/A, 160, 160/A)

Bir işletmenin vergi mükellefiyeti, yalnızca kendi talebiyle sona ermez: idare, yapılan analiz ve değerlendirme sonucunda sahte belge düzenleme riski taşıdığını tespit ettiği mükelleflerin kaydını terkin edebilir. Bu işlem, faaliyeti fiilen durdurur ve yeniden mükellefiyet için teminat şartı doğurur. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • İşi bırakan mükelleflerin bunu vergi dairesine bildirmesi zorunludur (VUK m.160).
  • İşi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi hâlinde mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilebilir.
  • Kanun, münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit edilenlerin kaydının, analiz ve değerlendirme sonuçlarına dayanılarak terkin edilmesini öngörür (m.160/A).
  • Kaydı terkin edilenlerin yeniden mükellefiyet tesis ettirmesi, kanunda öngörülen teminatın verilmesi ve varsa borçların ödenmesi şartına bağlanmıştır.
  • Sahte belge düzenleyenler ile bunlarla ilişkili kişilerden kanunda öngörülen hâllerde teminat istenebilir (m.153/A).

İşi bırakma ve re’sen terk (m.160)

Vergi Usul Kanunu’nun 160. maddesi, işi bırakmanın bildirilmesini düzenler ve idareye bir tespit yetkisi tanır. Maddeye göre, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi hâlinde mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilebilir. Bu terkin, mükellefe tebliğ edilir.

Maddede önemli bir sınır bulunur: mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz ve bu dönemlere ilişkin cezaların kesilmesine ve tarhiyat yapılmasına engel oluşturmaz. Uygulamada bu işlem “re’sen terk” olarak adlandırılır ve faaliyeti fiilen devam eden mükellefler bakımından ağır sonuçlar doğurur: belge düzenleme imkânı ortadan kalkar, düzenlenmiş belgeler tartışmalı hâle gelir ve müşteriler nezdinde indirim reddi riski doğar. Bu nedenle terkin işleminin tebliğinden itibaren süresinde dava açılması ve faaliyetin fiilen sürdüğünün belgelerle ortaya konması gerekir: kira sözleşmesi, elektrik ve su faturaları, personel bildirimleri, banka hareketleri ve düzenlenen belgeler bu savunmanın dayanağıdır. Adres bildirim yükümlülüğünü vergi takvimi yazımızda ele aldık.

Terkin ve teminat rejiminin haritası

DurumİşlemDayanak
İşi bırakma bildirimiMükellefçe bildirimVUK m.160
Adreste bulunamamaRe’sen terkinVUK m.160
Sahte belge düzenleme tespitiAnalize dayalı terkinVUK m.160/A
Yeniden tesisTeminat ve borç ödeme şartıVUK m.160/A
İlişkili kişilerTeminat istenmesiVUK m.153/A
Özel esaslarİade ve indirimde kısıtKDV tebliğ düzenlemeleri

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Bu tablonun gösterdiği yapı kademelidir: önce tespit, sonra terkin, ardından yeniden tesiste teminat ve nihayet iade süreçlerinde özel esaslar. Her aşamanın ayrı bir dava konusu olabildiği ve süreleri ayrı işlediği gözetilmelidir; bir aşamada dava açılmamış olması, sonraki aşamalarda savunmayı zorlaştırır.

Analize dayalı terkin (m.160/A)

Vergi Usul Kanunu’nun 160/A maddesi, mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı ve vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde, münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunanların mükellefiyet kayıtlarının, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen rapora dayanılarak terkin edileceğini öngörür.

Sürecin işleyişi şöyledir. Analiz sonucunda risk tespit edilen mükellefler nezdinde yoklama yapılır ve durum değerlendirilir; kanun, bu kapsamda mükelleften teminat verilmesinin istenebileceğini ve verilen sürede teminat verilmemesi hâlinde mükellefiyet kaydının terkin edileceğini düzenler. Terkin işlemi mükellefe tebliğ edilir ve bu işleme karşı süresinde dava açılabilir. Savunmada ileri sürülecek hususlar şunlardır: faaliyetin gerçek olduğu ve fiilen yürütüldüğü, iş yeri ve personelin bulunduğu, mal ve hizmet alım satımının banka kayıtlarıyla desteklendiği, stok ve sevk belgelerinin mevcut olduğu, analizde kullanılan ölçütlerin somut olayda gerçeği yansıtmadığı. Ayrıca analizin hangi verilere dayandığının gösterilmesi talep edilmelidir; savunma hakkının gereği olarak dayanak verilerin bilinmesi gerekir. Sahte belge iddialarında savunmayı vergi suçlarında savunma yazımızda ele aldık.

Teminat isteme yetkisi (m.153/A)

Vergi Usul Kanunu’nun 153/A maddesi, sahte belge düzenleme fiiliyle bağlantılı kişiler bakımından bir teminat rejimi kurar. Maddeye göre, münhasıran sahte belge düzenlemek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporla tespit edilen ve mükellefiyet kaydı terkin edilenlerin, yeniden işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, mükellefiyet tesis edilebilmesi için kanunda öngörülen teminatın verilmesi ve tüm vergi borçlarının ödenmesi şarttır.

Maddenin kapsamı geniş tutulmuştur ve yalnızca doğrudan mükellefi değil, onunla ilişkili kişileri de kapsar. Bu kapsamda, terkin edilen mükellefin kanuni temsilcileri, yönetim kurulu üyeleri, ortakları ve bunların kurduğu ya da ortak olduğu diğer işletmeler bakımından da teminat şartının aranabileceği düzenlenmiştir; amaç, aynı kişilerin farklı tüzel kişilikler üzerinden faaliyete devam etmesini önlemektir. Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi kapsam denetimidir: ilişkinin gerçekten kanunda sayılan nitelikte olup olmadığı sorgulanmalıdır; örneğin çok küçük paya sahip bir ortağın durumu ayrı değerlendirilir. İkincisi tutardır: istenen teminatın kanunda öngörülen ölçüye uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Üçüncüsü iadedir: kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde teminat iade edilir. Dördüncüsü, teminat isteme işleminin de dava konusu edilebileceğidir.

Özel esaslar ve iade süreçlerine etkisi

Sahte belge düzenleme ya da kullanma yönünde tespit bulunan mükellefler, katma değer vergisi iade uygulamasında ayrı bir rejime tabi tutulur. Bu rejim, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 36. maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan tebliğ düzenlemelerinde ayrıntılandırılmıştır ve uygulamada özel esaslar olarak adlandırılır.

Sonuçları şunlardır. Birincisi iade süreçlerinin ağırlaşmasıdır: iade talepleri, teminat ya da inceleme raporu aranmaksızın yerine getirilmez; bu, nakit akışını doğrudan etkiler. İkincisi zincir etkisidir: hakkında tespit bulunan bir mükelleften mal ya da hizmet alan işletmeler de iade süreçlerinde ek kontrole tabi tutulabilir; bu nedenle tedarikçi kontrolü yalnızca indirim hakkı için değil iade süreci için de önemlidir. Üçüncüsü çıkış yollarıdır: düzenlemelerde, tespitin konusu belgelere ilişkin verginin ödenmesi, teminat gösterilmesi ya da olumlu rapor alınması gibi genel esaslara dönüş imkânları öngörülmüştür; bu şartların sağlanması hâlinde mükellef genel esaslara alınır. Dördüncüsü dava yoludur: özel esaslara alınma işlemi ve buna dayanan iade retleri dava konusu edilebilir; savunmada işlemin dayanağı olan tespitin niteliği ve işlemlerin gerçekliği tartışılır. Beşincisi, bu sürecin ceza yargılamasından bağımsız yürüdüğüdür. İade uyuşmazlıklarını KDV iadesi şartları ve süreci yazımızda ele aldık.

İşi bırakmada doğru yol

Faaliyetin sona ermesinde izlenecek doğru sıra, sonradan doğacak ceza birikimlerini önler. Birinci adım karardır: şirketlerde tasfiye ya da devir kararının alınması ve tescil edilmesi; şahıs işletmelerinde ise faaliyetin fiilen sona erdirilmesi. İkinci adım bildirimdir: Vergi Usul Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca işi bırakmanın vergi dairesine bildirilmesi ve 168. maddedeki sürelere uyulması gerekir.

Üçüncü adım envanterdir: işletmede kalan emtia, demirbaş ve taşıtların durumu belirlenir; bunların işletmeden çekilmesi hâlinde emsal bedel üzerinden vergi doğar ve fatura düzenlenmesi gerekir. Dördüncü adım belgelerdir: kullanılmayan basılı belgelerin iptali, ödeme kaydedici cihazın mevzuata uygun kapatılması, elektronik uygulama kullananlarda mali mühür ve sertifika iptali yapılır. Beşinci adım son beyannamelerdir: kapanış dönemine ilişkin tüm beyannamelerin verilmesi ve devreden katma değer vergisinin akıbetinin değerlendirilmesi gerekir. Altıncı adım borç kontrolüdür: kapanış öncesinde borcu yoktur sorgusu yapılmalı, varsa borçlar ödenmeli ya da yapılandırılmalıdır. Yedinci adım saklamadır: defter ve belgelerin muhafaza yükümlülüğü işi bırakmakla sona ermez ve kanunda öngörülen süre boyunca devam eder; ayrıca ticari defterlerin saklanmasına ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri gözetilir. Bu sıranın izlenmesi, yıllar sonra tebliğ edilen ihbarnamelerle karşılaşılmasını önler.

Yoklama sürecinde yapılacaklar

Terkin işlemlerinin tamamı bir yoklamaya dayanır; bu nedenle yoklama anında yapılanlar sonucu doğrudan belirler. Vergi Usul Kanunu’nun 127. maddesi, yoklamadan maksadın mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğunu düzenler; yoklama sonucu düzenlenen fiş, ileride yapılacak işlemin dayanağı hâline gelir.

İşletme cephesinde alınacak tedbirler şunlardır. Birincisi bulunabilirliktir: iş yerinde çalışan bulunmaması ya da kapalı olması, faaliyetin olmadığı yönünde tespit doğurur; yoklamanın yapılabileceği bir düzen kurulmalıdır. İkincisi levha ve tabelalardır: iş yerinde faaliyeti gösteren tabela ve levhaların bulunması, basit ama etkili bir göstergedir. Üçüncüsü belgelerdir: kira sözleşmesi, ruhsat, abonelik kayıtları ve sigorta bildirimlerinin iş yerinde hazır bulundurulması, yoklama sırasında ibraz edilmesini sağlar. Dördüncüsü fişin içeriğidir: fiş imzalanmadan önce okunmalı, gerçeği yansıtmayan tespitlere karşı itirazın fişe yazdırılması istenmelidir; bir örneğinin alınması gerekir. Beşincisi imzalayanın sıfatıdır: yetkili bulunmadığı sırada yapılan yoklamalarda fişi imzalayan kişinin sıfatı önem taşır. Altıncısı, olumsuz bir tespit yapılmışsa gecikmeden düzeltici belgelerin idareye sunulmasıdır. Yoklama usulünü işi bırakma ve re’sen terk yazımızda ele aldık.

Terkin sonrası doğan zincirleme sonuçlar

Mükellefiyet kaydının terkini, tek bir işlemle sınırlı kalmaz; art arda gelen sonuçlar doğurur ve bunların her biri ayrı bir uyuşmazlık alanı yaratır. Birincisi belge düzenidir: terkin sonrası düzenlenen belgeler geçersiz sayılabilir ve alıcılar nezdinde indirim reddine yol açar; bu nedenle terkin tebliğ edildiğinde faaliyetin belge boyutu derhâl değerlendirilmelidir.

İkincisi geçmiş dönem belgeleridir: terkinden önceki dönemlerde düzenlenmiş belgeler bakımından da tartışma doğar ve alıcılar hakkında inceleme başlatılabilir; bu, işletmenin ticari itibarını doğrudan etkiler. Üçüncüsü alıcı cephesidir: hakkında olumsuz tespit bulunan bir mükelleften alım yapan işletmeler, işlemin gerçekliğini ispat yükü altına girer; ödeme, sevk ve stok belgeleri bu ispatın araçlarıdır. Dördüncüsü ceza boyutudur: sahte belge düzenleme iddiası, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesi kapsamında ceza yargılamasına da konu olabilir ve bu süreç idari süreçten bağımsız yürür. Beşincisi ihale ve kredi cephesidir: mükellefiyetin terkini, borcu yoktur belgesi alınmasını ve ihalelere katılımı etkiler. Altıncısı, düzeltme imkânıdır: terkin işleminin iptali hâlinde mükellefiyet ihya edilir ve buna bağlı işlemlerin düzeltilmesi talep edilir. Bu nedenle terkin işlemine karşı dava açılması yalnızca bir usul adımı değil, zincirleme sonuçları durduran bir tedbirdir.

Gerçek faaliyeti gösteren belge seti

Bu tür uyuşmazlıklarda savunmanın tamamı tek bir noktada toplanır: faaliyetin gerçek olduğunun gösterilmesi. Bunun için hazırlanması gereken belge seti, işletmenin varlığını farklı açılardan doğrulayan kalemlerden oluşur ve önceden toplanması gerekir; sonradan üretilen belgeler zayıf kalır.

Set şu başlıklardan oluşur. Birincisi mekândır: kira sözleşmesi ve ödeme dekontları, tapu ya da kullanım belgesi, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı, elektrik, su, doğal gaz ve internet abonelikleri ile faturalar, tarihli iş yeri fotoğrafları. İkincisi insandır: sigortalı işe giriş bildirgeleri, aylık prim ve hizmet belgeleri, bordrolar ve ücret ödemelerine ilişkin banka kayıtları. Üçüncüsü paradır: banka hesap ekstreleri, tahsilat ve ödeme dekontları, kredi kartı ve ödeme kuruluşu kayıtları; işlemlerin fatura tutar ve tarihleriyle eşleşmesi aranır. Dördüncüsü maldır: alış faturaları, sevk ve taşıma irsaliyeleri, tartı fişleri, stok kayıtları, depo kira sözleşmesi. Beşincisi ilişkilerdir: müşteri ve tedarikçilerle yapılan sözleşmeler, siparişler, teklifler ve yazışmalar. Altıncısı resmî kayıtlardır: ticaret sicil kayıtları, oda kayıtları, varsa yetki ve faaliyet belgeleri. Bu setin dosyada hazır bulundurulması, hem yoklama hem inceleme hem dava aşamasında savunmayı somutlaştırır.

Şirketlerde temsilci ve ortak sorumluluğu

Terkin ve teminat rejiminin en ağır sonucu, sorumluluğun gerçek kişilere yansımasıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi, tüzel kişilerin ödevlerinin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceğini ve bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle mükelleflerin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağını düzenler; ödeyen temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı saklıdır.

Bu çerçevede değerlendirilecek hususlar şunlardır. Birincisi görev dönemidir: sorumluluk, ödevin yerine getirilmediği dönemde görevde bulunmaya bağlıdır; göreve başlama ve ayrılmanın ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması bu savunmanın dayanağıdır. İkincisi fiilî yönetimdir: kâğıt üzerinde temsilci görünen ancak fiilen yönetimde bulunmayan kişiler bakımından durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Üçüncüsü ortaklardır: limited şirket ortakları, 6183 sayılı Kanun’un ilgili hükmü uyarınca amme borcundan sermaye payları oranında doğrudan sorumludur. Dördüncüsü takip sırasıdır: temsilciye gidilebilmesi için alacağın şirketten tahsil edilememiş olması aranır; bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği sorgulanmalıdır. Beşincisi, teminat isteme işlemlerinde ilişkinin kanunda sayılan nitelikte olup olmadığının denetlenmesidir. Kanuni temsilcinin sorumluluğunu vergi sorumluluğu yazımızda ele aldık.

Uyuşmazlık yönetimi ve süre disiplini

Terkin ve teminat işlemlerinde birden fazla idari işlem arka arkaya tesis edilir ve her biri için ayrı süre işler. Bu nedenle sürecin bir takvim üzerinde yönetilmesi gerekir. Takip edilmesi gereken işlemler şunlardır: yoklama fişi ve tespitler, teminat isteme yazısı, mükellefiyet terkin işlemi, özel esaslara alınma bildirimi, iade taleplerinin reddi ve varsa tarhiyat ihbarnameleri.

Her biri için izlenecek yol farklıdır. Terkin işlemi bir idari işlem olduğundan, tebliğden itibaren İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesindeki süre içinde iptal davası açılır ve 27. madde uyarınca yürütmenin durdurulması talep edilir; terkin faaliyeti fiilen durdurduğundan telafisi güç zarar şartının somutlaştırılması gerekir. Teminat isteme işlemi de ayrı bir dava konusudur. Tarhiyat söz konusuysa uzlaşma, cezalarda indirim ve dava seçenekleri karşılaştırılır. İade retlerine karşı ise ayrı dava açılır. Dikkat edilecek noktalar şunlardır: her işlem için tebliğ tarihinin kayıt altına alınması, elektronik tebligat adresinin düzenli kontrolü, dilekçelerde işlemlerin birbiriyle bağlantısının gösterilmesi ve bir dosyada ileri sürülen maddi vakıaların diğerleriyle çelişmemesi. Süreçlerin dağınık yürütülmesi, çoğu zaman esasa girilmeden hak kaybına yol açar. Dava süreleri ve kanun yollarını vergi davası usulü yazımızda ele aldık.

Risk analizinde kullanılan göstergeler

İdarenin analiz ve değerlendirme çalışmalarında hangi göstergelerin kullanıldığının bilinmesi, işletmelerin kendi durumlarını önceden değerlendirmesini sağlar. Kanun metninde sayılan ölçütler bir çerçeve verir: mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı ve vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği.

Bu ölçütler pratikte şu sorulara dönüşür. Birincisi orantıdır: beyan edilen hasılatın büyüklüğü ile işletmenin aktif büyüklüğü, çalışan sayısı ve fiziki kapasitesi orantılı mıdır? Yüksek ciro beyan eden ancak çalışanı, deposu ve makinesi bulunmayan yapılar risk göstergesi oluşturur. İkincisi süredir: yeni kurulan bir mükellefin kısa sürede yüksek hacme ulaşması sorgulanır. İkincisi ödemedir: hasılata göre ödenen verginin düşüklüğü ve sürekli devreden vergi oluşması dikkat çeker. Üçüncüsü uyumdur: beyanname verilmemesi, adres değişikliğinin bildirilmemesi ve tebligatlara cevap verilmemesi riski artırır. Dördüncüsü çevredir: hakkında olumsuz tespit bulunan mükelleflerle yoğun işlem yapılması. Beşincisi ortaklık yapısıdır: daha önce terkin edilmiş mükelleflerle ortak temsilci ya da ortak bulunması. Bu göstergelerin farkında olan işletmeler, gerçek faaliyetlerini gösteren belgeleri önceden hazır tutarak yanlış değerlendirmelerin önüne geçebilir; nitekim savunmanın gücü, sonradan toplanan değil işlem anında oluşturulmuş belgelerden gelir.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: Mükellefiyet kaydının terkinine ilişkin ……/……/2026 tarih ve …… sayılı işlemin iptali ile yürütmenin durdurulması istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Davalı idarece, şirketimizin mükellefiyet kaydı terkin edilmiştir.

2. Oysa şirketimiz …… adresinde fiilen faaliyet göstermektedir. Kira sözleşmesi, elektrik ve su abonelik ve fatura kayıtları, işyeri fotoğrafları ve iş yeri açma ruhsatı ektedir.

3. Şirketimizde ……/……/…… tarihinden bu yana …… kişi çalışmakta olup, sigorta bildirimleri düzenli yapılmaktadır. Bildirge ve tahakkuk belgeleri ektedir.

4. Ticari faaliyet gerçek olup, alış ve satışların bedelleri banka kanalıyla ödenmiştir; sevk irsaliyeleri, stok kayıtları ve banka dekontları ektedir.

5. İşlem, hangi analiz verilerine dayandığı gösterilmeksizin tesis edilmiş olup, savunma hakkı ihlal edilmiştir; dayanak verilerin dosyaya sunulması talep olunur.

6. Terkin işlemi belge düzenleme imkânını ortadan kaldırdığından telafisi güç zarar doğmakta olup, yürütmenin durdurulması gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.153/A, 160, 160/A; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27.

DELİLLER: Terkin işlemi, yoklama fişleri, kira sözleşmesi ve abonelik kayıtları, sigorta bildirimleri, banka dekontları, sevk ve stok belgeleri, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle işlemin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Adres değişikliklerini süresinde bildirin; yoklamada bulunamama terkin sebebidir.
  2. İş yerinin fiilen kullanıldığını gösteren belgeleri güncel tutun.
  3. Personel bildirimlerini düzenli yapın; çalışan yokluğu risk göstergesidir.
  4. Alış ve satış bedellerini banka üzerinden ödeyin ve tahsil edin.
  5. Stok ve sevk belgelerini eksiksiz tutun.
  6. Terkin işleminin tebliğinden itibaren süresinde dava açın.
  7. Yürütmenin durdurulması talebini dilekçeye ekleyin.
  8. Teminat istenmesi hâlinde şartları ve tutarı kanuna göre kontrol edin.

Sık sorulan sorular

Mükellefiyetim habersiz silinebilir mi?

Adreste bulunamama ve işi bıraktığının tespiti hâllerinde kayıt vergi dairesince terkin edilebilir; işlem tebliğ edilir (m.160).

Terkin geçmiş dönem yükümlülüklerini kaldırır mı?

Hayır. Önceki dönemlere ilişkin tarhiyat ve ceza uygulanmasına engel oluşturmaz.

Analize dayalı terkin nedir?

Münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit edilenlerin kaydının rapora dayanılarak terkin edilmesidir (m.160/A).

Hangi ölçütler dikkate alınır?

Mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi, çalışan sayısı ve yükümlülüklere uyum gibi hususlar.

Teminat istenirse ne olur?

Verilen sürede teminat verilmemesi hâlinde mükellefiyet kaydı terkin edilir.

Yeniden mükellefiyet açabilir miyim?

Kanunda öngörülen teminatın verilmesi ve varsa borçların ödenmesi şartıyla.

Terkine karşı dava açılabilir mi?

Evet. Tebliğden itibaren süresinde vergi mahkemesinde dava açılır ve yürütmenin durdurulması talep edilir.

Savunmada neler sunulur?

İş yeri, personel, banka, stok ve sevk belgeleri ile faaliyetin gerçekliğini gösteren tüm kayıtlar.

Analizin dayanağını öğrenebilir miyim?

Savunma hakkının gereği olarak dayanak verilerin gösterilmesi talep edilebilir.

Müşterilerim etkilenir mi?

Evet. Düzenlenen belgeler tartışmalı hâle gelir ve alıcılarda indirim reddi riski doğar.

Özel esaslar ne anlama gelir?

İade ve indirim süreçlerinde ek kontrol ve teminat uygulanmasıdır; ayrı bir tebliğ düzenlemesine dayanır.

Adres değişikliğini bildirmezsem?

Yoklamada bulunamama nedeniyle terkin riski doğar ve tebligatlar eski adrese yapılır.

Şirket borcu için bana gidilebilir mi?

Kanuni temsilcilere gidilebilmesi için alacağın şirketten tahsil edilememiş olması aranır; sorumluluk görev dönemiyle sınırlıdır (VUK m.10).

Yoklamada iş yeri kapalıysa ne olur?

Faaliyetin bulunmadığı yönünde tespit doğar; belgelerin iş yerinde hazır bulundurulması ve fişe itiraz yazdırılması önemlidir.

Ortağı olduğum diğer şirketten teminat istenebilir mi?

Kanun, terkin edilen mükellefin temsilci, yönetici ve ortakları ile bunların kurduğu işletmeler bakımından da teminat şartı öngörür (m.153/A).

İşi bırakırken hangi sıra izlenmeli?

Karar ve tescil, bildirim, envanter, belge ve mühür iptali, son beyannameler, borç kontrolü ve saklama.

Teminat geri alınabilir mi?

Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde iade edilir; şartlar madde metninden kontrol edilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.153/A, 160 ve 160/A ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk