Manevi Tazminatın Mirasçılara Geçmesi ve Devredilmesi (TMK 25/4)
25 Temmuz 2026

Manevi Tazminatın Mirasçılara Geçmesi ve Devredilmesi (TMK 25/4)

Manevi tazminat, kişinin yaşadığı acı ve üzüntüyü bir nebze gidermeyi amaçlar. Peki bu hak, sahibiyle birlikte yok olur mu, yoksa mirasçılara geçer mi? Hak sahibi, davayı açamadan vefat ederse ne olur? Bu soruların cevabı, yaygın olarak sanıldığı gibi Türk Borçlar Kanunu’nda değil, Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesinin dördüncü fıkrasındadır.

Vefat eden yakınınızın tazminat hakkı mı söz konusu?

Manevi tazminatın mirasçılara geçmesi ve doğru dayanak seçiminde Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Manevi tazminatın intikali, kişiye bağlılık ilkesiyle yakından ilgilidir.

Manevi tazminat kişiye sıkı sıkıya bağlıdır

Manevi tazminat istemi, kişinin manevi varlığındaki zarara bağlı, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu nitelik, hakkın devri ve mirasçılara geçişi bakımından özel bir kurala yol açar.

Çünkü bu hak, doğrudan zarar gören kişinin acısını gidermeye yöneliktir; başkasına serbestçe geçmesi kuralın doğasına aykırı olurdu.

TMK m. 25/4 kuralı

Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, manevi tazminat istemi karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça da mirasçılara geçmez.

Yani manevi tazminat talebinin mirasçılara geçebilmesi için, hak sahibinin sağlığında bu talebi (kural olarak dava açarak) ileri sürmüş olması gerekir. Aksi hâlde, dava edilmemiş manevi tazminat talebi kişiyle birlikte sona erer.

Dava edilmenin önemi

Bu kural, pratikte çok önemli bir sonuç doğurur: Manevi tazminat hakkını kullanmak isteyen kişinin, bu hakkı zamanında dava ederek somutlaştırması gerekir. Dava açılmışsa, hak sahibinin sonradan vefatı hâlinde bu talep mirasçılar tarafından sürdürülebilir.

Dava açılmamışsa, ne kadar haklı olursa olsun, talep kural olarak mirasçılara intikal etmez.

Pratik noktalar

  • Kişiye bağlı haktır: Manevi tazminat, kişinin acısına bağlıdır.
  • Kabul veya dava şartı: Devir için kabul, intikal için ileri sürülmüş olması gerekir (TMK 25/4).
  • Dava edilirse geçer: Sağlığında dava edilen talep mirasçılarca sürdürülebilir.
  • Zamanında dava açın: Dava edilmemiş manevi tazminat talebi kişiyle sona erer.

Manevi tazminat, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, kural olarak ancak ileri sürülmüşse mirasçılara geçer (TMK m. 25/4). Bu nedenle hakkınızı kaybetmemek için zamanında dava ederek somutlaştırmanız büyük önem taşır. Doğru adımı atmak için bir uzmana danışmanız yerinde olur.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Metinde yer verilen değerlendirmeler yerleşik yargı uygulaması ve yürürlükteki kanun hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. İçtihatlar ve mevzuat zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.

Doğru dayanak hangisi? TMK 25/4 ile TBK 56/2 farkı

Manevi tazminatın devri ve mirasçılara geçişi, uygulamada sıklıkla Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına atfedilir. Bu yaygın bir yanlıştır; iki hüküm tamamen farklı konuları düzenler.

TMK m. 25/4 — devir ve intikal kuralı

“Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.”

TBK m. 56/2 — yakınların kendi hakkı

“Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Fark neden önemli?

TBK m. 56/2, bir hakkın intikaline değil, yakınların kendi kişilik değerlerinin zedelenmesinden doğan bağımsız bir talebe ilişkindir. Bu talep mirastan gelmez, terekeye girmez ve mirasçılık sıfatına bağlı değildir; mirası reddetmiş bir yakın dahi bu davayı açabilir.

Buna karşılık mirasbırakanın kendi manevi tazminat istemi terekeye ilişkindir ve yalnızca TMK m. 25/4’teki koşul gerçekleşmişse mirasçılara geçer. Öğretide de Türk Borçlar Kanunu’nun manevi tazminat talebinin devri veya mirasçılara geçmesi konusunda herhangi bir düzenleme öngörmediği, konunun TMK m. 25/4 ile düzenlendiği belirtilmektedir.

Bu iki hüküm aynı dosyada birlikte gündeme gelebilir: bir trafik kazasında ağır yaralanan ve sonradan ölen kişinin kendi manevi tazminat istemi TMK m. 25/4’e, yakınlarının talebi ise TBK m. 56/2’ye dayanır. Dilekçede bu ayrımın yapılmaması, taleplerden birinin reddine yol açabilir.

“İleri sürülmüş olma” koşulu nasıl gerçekleşir?

En güvenli yol: dava açmak

Mirasbırakanın sağlığında manevi tazminat davası açmış olması, koşulu tereddütsüz karşılar. Dava derdestken ölüm gerçekleşirse mirasçılar HMK m. 55 çerçevesinde davaya devam edebilir.

Dava dışı ileri sürme

Kanun metni “dava açmış olmadıkça” değil, “ileri sürülmüş olmadıkça” ifadesini kullanır. Yargıtay uygulamasında zarar gören ölmeden önce dava açmış veya dava açma iradesini açıklamışsa istem hakkının mirasçılara intikal edeceği ve mirasçıların açılmış davaya devam edebileceği kabul edilmektedir (4. HD, 12.05.2016, E. 2015/6375, K. 2016/6618).

Bu nedenle dava açılamamış olsa dahi şu belgeler ileri sürme iradesini ortaya koyabilir: karşı tarafa gönderilmiş ihtarname, sigorta şirketine yapılmış yazılı başvuru, arabuluculuk başvurusu, ceza soruşturmasında verilmiş şikâyet dilekçesindeki tazminat talebi, avukata verilmiş özel yetkili vekâletname ve bunu izleyen yazışmalar.

Devir için farklı bir koşul

Devir bakımından aranan, ileri sürme değil karşı tarafın kabulüdür. Borçlu tazminat borcunu kabul etmişse istem artık malvarlığı değeri hâline gelir ve serbestçe temlik edilebilir. Kabul yoksa yapılan temlik geçersizdir.

Rehin ve bağlantılı sonuçlar

TMK m. 954 uyarınca yalnızca başkasına devredilebilen alacak ve haklar rehnedilebilir. Bu nedenle henüz ileri sürülmemiş ve kabul edilmemiş bir manevi tazminat istemi rehin konusu da olamaz. Haciz bakımından ise İİK m. 82/11 uyarınca vücut veya sağlık üzerine işlenen zararlar için ödenen tazminatlar haczedilemez.

Süreler ve dava usulü

Zamanaşımı

Haksız fiilden doğan manevi tazminat istemi TBK m. 72’ye tabidir: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ceza zamanaşımı uygulanır.

Bu son cümle uygulamada belirleyicidir: kasten yaralama veya öldürme gibi fiillerde ceza zamanaşımı çok daha uzun olabildiğinden, iki yıllık süre geçmiş görünse bile talep hakkı ayakta olabilir.

Talebin bölünemezliği

Yargıtay uygulamasında manevi tazminat talebi bölünemez kabul edilir; kısmi dava konusu yapılamaz ve sonradan bedel artırımı veya ıslah yoluna gidilemez. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak” istenen manevi tazminatın yargılama sırasında yükseltilmesini ve mahkemenin bu artırılmış miktar üzerinden hüküm kurmasını bozma sebebi saymıştır; sonradan gelişen bir olgu ortaya konulmadıkça başlangıçtaki manevi tazminat miktarı ıslahla dahi aşılamaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.09.2012, E. 2012/1678, K. 2012/21498). Bu nedenle dava açılırken talep edilecek miktarın baştan doğru belirlenmesi gerekir.

Mirasçılar davaya nasıl devam eder?

Mirasbırakanın açtığı manevi tazminat davası derdestken ölüm gerçekleşirse HMK m. 55 uyarınca dava, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar ertelenir. Ardından mahkeme mirasçılık belgesini getirtir, mirasçıları tespit eder ve mirası reddetmeyenlerin mecburi dava arkadaşı olarak katılımını sağlar. Talep terekeye girdiğinden mirasçılar davayı birlikte takip etmek zorundadır.

Kişilik haklarıyla bağlantı

TMK m. 23 uyarınca kişilik haklarından vazgeçilemez ve bu haklar hukuka ve ahlaka aykırı olarak sınırlanamaz. TMK m. 25/4’teki sınırlama da bu mantığın uzantısıdır: hak, sahibinin iradesiyle somutlaştırılmadıkça malvarlığı değerine dönüşmez.

Pratik kontrol listesi

Hak sahibi iseniz

  • Zamanında dava açın. Talebi somutlaştırmanın en güvenli yolu budur; aksi hâlde ölümle birlikte hakkın mirasçılara geçmemesi riski doğar.
  • Dava açamayacak durumdaysanız ileri sürme iradenizi yazılı olarak ortaya koyun: ihtarname, yazılı başvuru, arabuluculuk talebi, özel yetkili vekâletname.
  • Devir düşünüyorsanız karşı tarafın kabulünü yazılı olarak alın.
  • Talep miktarını baştan doğru belirleyin; sonradan artırım mümkün olmayabilir.

Mirasçı iseniz

  • Mirasbırakanın derdest davası olup olmadığını araştırın; varsa HMK m. 55 çerçevesinde davaya katılın.
  • Dava yoksa, mirasbırakanın ileri sürme iradesini gösteren belgeleri toplayın.
  • Kendi hakkınızı ayrı kurgulayın. TBK m. 56/2 kapsamındaki talebiniz mirastan gelmez; mirasbırakanın hakkıyla karıştırılmamalıdır.
  • Maddi tazminat alacağı için böyle bir koşul aranmadığını; bu alacağın kural olarak doğrudan mirasçılara geçtiğini unutmayın.
  • Ceza dosyası varsa ceza zamanaşımını kontrol edin; iki yıllık süre geçmiş görünse bile talep ayakta olabilir.

Dilekçede ayrımı gösterin

Aynı olaydan hem mirasbırakanın hem yakınların manevi tazminat talebi doğuyorsa, dilekçede bunların ayrı hukuki sebeplere dayandığı açıkça belirtilmelidir: mirasbırakanın istemi TMK m. 25/4, yakınların istemi TBK m. 56/2. Bu ayrımın yapılmaması, taleplerden birinin usulden reddine yol açabilir.

Hangi Hükme Dayanılmalı? İki Yol Karşılaştırması

ÖlçütTMK m.25/4TBK m.56/2
KapsamKişilik hakkı saldırılarıBedensel bütünlük, ölüm
DevredilebilmeKarşı taraf kabul etmişse
Mirasçılara geçmeİleri sürülmüş olmalı
Yakınların kendi hakkıKendi adlarına talep
NiteliğiMurisin hakkıYakının kendi hakkı
Muris dava açmamışsaGeçmezYakın yine talep edebilir

Dördüncü ve altıncı satırlar bu ayrımın pratik sonucudur ve çoğu zaman karıştırılır.

TBK m.56/2 uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Bu, mirasçılara geçen bir hak değil, yakınların kendi adlarına sahip olduğu bağımsız bir taleptir. Muris dava açmamış olsa dahi ileri sürülebilir.

TMK m.25/4 ise murisin kendi kişilik hakkı saldırısından doğan talebini düzenler ve mirasçılara geçmesi için murisin bunu ileri sürmüş olması gerekir.

“İleri Sürülmüş Olma” Nasıl Gerçekleşir?

DavranışKoşulu karşılar mı
Dava açılmışEvet
Islah ile talebe eklenmişEvet
Ceza davasında talep edilmişŞartlara göre
İhtarname çekilmişTartışmalı
Sözlü olarak dile getirilmişYetersiz
Hiç talep edilmemişHayır; mirasçılara geçmez

TMK m.25/4: manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

Birinci satır bu koşulun en net gerçekleşme biçimidir: muris sağlığında dava açmışsa mirasçılar davayı sürdürebilir.

Beşinci ve altıncı satırlar sonucu gösterir: talep hiç ileri sürülmemişse hak terekeye girmez ve mirasçılar dava açamaz.

Bu nedenle kişilik hakkı ihlaline uğrayan kişinin, ağır hastalık hâlinde dahi talebini yazılı olarak ileri sürmesi önem taşır.

Maddi Tazminat Farklı Rejime Tabidir

TalepMirasçılara geçer miDayanak
Maddi tazminatEvet; terekeye girerMalvarlığı hakkı
Manevi tazminat (muris)İleri sürülmüşseTMK m.25/4
Manevi tazminat (yakın)Kendi hakkıTBK m.56/2
Destekten yoksun kalmaYakının kendi hakkıTBK m.53
Tedavi giderleriTerekeye girerTBK m.53
Cenaze giderleriTalep edilebilirTBK m.53

Birinci satır ayrımın temelidir: maddi tazminat talepleri kişiye sıkı sıkıya bağlı değildir; malvarlığı hakkı olarak terekeye girer ve mirasçılara geçer.

Dördüncü satır ise yine bağımsız bir haktır: destekten yoksun kalma tazminatı mirasçılık sıfatından değil, fiilî destek ilişkisinden doğar.

Bu nedenle mirası reddeden kişi de bu talebi ileri sürebilir; mirasçı olmayan bir yakın da şartları varsa talep edebilir.

Aynı olaydan doğan bu talepler farklı rejimlere tabidir ve dava dilekçesinde ayrı ayrı kurulmalıdır.

Derdest Dava ve Vekâlet Sorunu

KonuKuralDayanak
Derdest davada ölümYargılama ertelenirUsul hükümleri
Manevi tazminatMuris ileri sürmüşse devam ederTMK m.25/4
Maddi tazminatDevam ederTerekeye geçer
VekâletÖlümle sona ererTBK m.513
Yeni vekâletnameMirasçılardan alınmalı
Reddeden mirasçıTaraf olmaz
ZamanaşımıErteleme durdurmaz

Dördüncü satır sıkça atlanır: TBK m.513 uyarınca vekâlet ölümle sona erer; murisin avukatına verdiği vekâletname geçerliliğini yitirir.

Mirasçıların yeni vekâletname vermemesi hâlinde temsil eksikliği doğar ve yargılama aksar.

İkinci satır ise TMK m.25/4 koşulunun gerçekleştiği tipik hâldir: muris davayı sağlığında açmışsa mirasçılar sürdürebilir.

Yedinci satır ise uyarıdır: yargılamanın ertelenmesi, terekedeki başka taleplerin sürelerini durdurmaz; her talep ayrıca takip edilmelidir.

Zamanaşımı ve Ceza Süresinin Etkisi

KonuKural
Genel zamanaşımıHaksız fiil hükümlerine göre
Fiil suç oluşturuyorsaCeza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır
BaşlangıçZararın ve failin öğrenilmesi
Kesen işlemlerDava, takip, ikrar
Mirasçılar bakımındanSüre işlemeye devam eder
Görevli mahkemeAsliye hukuk

İkinci satır süre kaçırılmış dosyalarda kurtarıcıdır: fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa, tazminat talebi için de o süre uygulanır.

Bu, ağır fiillerde mirasçılara belirgin biçimde daha uzun bir dava süresi tanır.

Beşinci satır ise uyarıdır: ölüm zamanaşımını durdurmaz; mirasçılar paylaşma tartışmasıyla uğraşırken süre işlemeye devam eder.

Bu nedenle terekedeki tazminat talepleri erken tespit edilmeli ve süre yaklaşıyorsa dava açılmalıdır.

Mirasçılar İçin Yedi Kontrol

#KontrolNeden
1Talebin dayanağını belirleyinTMK m.25/4 mü, TBK m.56/2 mi
2Muris dava açmış mı bakınİleri sürülme koşulu
3Yakınların kendi hakkını değerlendirinBağımsız talep
4Zamanaşımını hesaplayınCeza süresi daha uzun olabilir
5Yeni vekâletname verinTBK m.513
6Derdest dosyayı takip edinErteleme ve taraf teşkili
7Maddi tazminatı ayrı kurunTerekeye geçer

Üçüncü adım en çok atlanan imkândır: muris manevi tazminat talebini ileri sürmemiş olsa dahi, yakınlar TBK m.56/2 uyarınca kendi adlarına dava açabilir.

Bu, mirasçılık sıfatından bağımsız bir haktır ve mirası reddeden kişi de kullanabilir.

İkinci adım ise dosyanın kaderini belirler: muris sağlığında dava açmışsa mirasçılar davayı sürdürebilir; açmamışsa bu talep terekeye girmez.

Yedinci adım ise dilekçenin kurgusunu belirler: maddi ve manevi tazminat talepleri farklı rejimlere tabidir ve ayrı ayrı kurulmalıdır.

Tek bakışta: hangi dayanak, hangi sonuç?

Bu konudaki dosyaların çoğu yanlış dayanak seçildiği için kaybediliyor. TMK m.25/4 ile TBK m.56/2 birbirinin alternatifi değil, iki tamamen ayrı hakkı düzenler.

Tablo 1 — TMK m.25/4 ile TBK m.56/2 arasındaki fark
ÖlçütTMK m.25/4TBK m.56/2
Hakkın sahibiMirasbırakanın kendisi — kişilik hakkı ihlal edilen kişiYakınların kendisi — kendi acıları için
Mirasçının konumuMurisin hakkını devralırKendi hakkını kullanır, devralmaz
Uygulama alanıKişilik hakkına saldırıAğır bedensel zarar veya ölüm
ŞartMuris tarafından ileri sürülmüş olmasıYakınlık ve manevi zarar
Muris ileri sürmemişseMirasçılara geçmezYakınların kendi hakkı etkilenmez

TMK m.25/4 iki ayrı sınır getirir; ikisi de aynı cümlede düzenlenmiştir: “Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.”

Tablo 2 — TMK m.25/4’ün getirdiği iki sınır
SınırKuralAşılma şartı
Devredilemezlikİstem kural olarak devredilemezKarşı tarafça kabul edilmiş olması
Mirasçılara geçmemeİstem kural olarak mirasçılara geçmezMirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olması
GerekçeManevi tazminat istemi ileri sürülmedikçe malvarlığı niteliği kazanmaz; ileri sürüldükten sonra malvarlığı değeri hâline gelir ve miras yoluyla intikal edebilir

Peki “ileri sürmüş olmak” ne demektir? Uygulamada en çok tartışılan nokta budur.

Tablo 3 — “İleri sürülmüş olma” koşulu
Durumİleri sürülmüş sayılır mı?
Muris sağlığında manevi tazminat davası açmışEvet — en güçlü hâl
Muris açtığı davada manevi tazminat talebini de eklemişEvet
Muris noter ihtarnamesiyle talebini bildirmişMutlaka dava şartı aranmadığından, talebin açıkça ortaya konması aranır
Muris hiçbir talepte bulunmadan vefat etmişHayır — mirasçılar onun adına açamaz
Yakınların kendi acısı için talebiTMK m.25/4 ile ilgisi yoktur; TBK m.56/2 kendi haklarıdır

Not: Talebin dava dışı yollarla ileri sürülmesinin yeterli olup olmadığı ve hangi belgenin “ileri sürme” sayılacağı somut olaya göre değerlendirilir; bu nedenle sağlığında yazılı ve tarihli bir talep bırakılması pratikte belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Manevi tazminatın mirasçılara geçmesi hangi maddede düzenlenmiştir?

TMK m. 25/4’te. Türk Borçlar Kanunu bu konuda bir düzenleme öngörmemiştir. Hükme göre manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

TBK m. 56/2 neyi düzenler?

Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebileceğini düzenler. Bu, yakınların kendi kişilik değerlerinin zedelenmesinden doğan bağımsız bir taleptir; mirastan gelmez ve terekeye girmez.

Manevi tazminat devredilebilir mi?

Yalnızca karşı tarafça kabul edilmişse. Kabul yoksa yapılan temlik geçersizdir. Aynı sebeple TMK m. 954 uyarınca yalnızca devredilebilen haklar rehnedilebildiğinden, kabul edilmemiş bir istem rehin konusu da olamaz.

İleri sürülmemiş manevi tazminat ne olur?

Mirasbırakan tarafından ileri sürülmemişse istem mirasçılara geçmez ve kişiyle birlikte sona erer. Bu nedenle hakkın sağlığında somutlaştırılması büyük önem taşır.

Dava açılmamışsa hak tamamen kaybolur mu?

Zorunlu değil. Kanun “dava açılmış olmadıkça” değil “ileri sürülmüş olmadıkça” der. Yargıtay uygulamasında zarar görenin ölmeden önce dava açma iradesini açıklamış olması da yeterli sayılmaktadır (4. HD, 12.05.2016, E. 2015/6375, K. 2016/6618).

Manevi tazminat davasında zamanaşımı nedir?

TBK m. 72 uyarınca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl. Fiil, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır.

Manevi tazminat kısmi dava olarak açılabilir mi?

Yargıtay uygulamasında manevi tazminat talebi bölünemez kabul edilir; kısmi dava konusu yapılamaz ve sonradan bedel artırımı ya da ıslah yoluna gidilemez. Bu nedenle talep miktarının baştan doğru belirlenmesi gerekir.

Miras bırakanın davası varsa mirasçılar nasıl devam eder?

HMK m. 55 uyarınca dava, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar ertelenir. Ardından mahkeme mirasçıları tespit eder ve mirası reddetmeyenlerin mecburi dava arkadaşı olarak katılımını sağlar; dava birlikte takip edilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.

Miras Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Manevi tazminat talebinin devri neden sınırlıdır?

Talep kişiye sıkı sıkıya bağlı nitelik taşır. Bu nedenle devri ve mirasçılara geçişi bakımından kanunda özel düzenleme öngörülmüştür.

Miras bırakan davayı açmışsa mirasçılar sürdürebilir mi?

Dava açılmış ve talep ileri sürülmüşse mirasçıların yargılamayı sürdürmesi gündeme gelir.

Yakınların kendi manevi tazminat hakkı nedir?

Ölüm hâlinde yakınlar, kendi acıları nedeniyle TBK m.56 çerçevesinde talepte bulunabilir. Bu, miras yoluyla geçen bir hak değildir.

Manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir?

Olayın ağırlığı, tarafların ekonomik durumu ve kusur oranı gözetilerek hakkaniyete uygun biçimde belirlenir.

Manevi tazminat alacağı haczedilebilir mi?

Kişiye bağlı niteliği gereği haciz bakımından sınırlamalar bulunur. Hükmedilmiş ve muaccel alacak bakımından değerlendirme farklı olabilir.

Ceza davası manevi tazminatı etkiler mi?

Ceza dosyasındaki tespitler delil olarak değerlendirilir. Ancak hukuk hâkimi ceza kararıyla her yönüyle bağlı değildir.

Post by Av. Fatma Öztürk