Miras dışında da vergi doğuran karşılıksız kazanımlar vardır: çocuğa yapılan tapu devri, akrabaya verilen para, çekilişten kazanılan araç, yarışma ödülü ve şans oyunu ikramiyesi. 7338 sayılı Kanun bunları “ivazsız intikal” başlığı altında vergilendirir ve beyan yükümlülüğü doğurur. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabidir (7338 m.1).
- İvazsız intikal tabiri, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan karşılıksız iktisapları ifade eder (m.2).
- Verginin mükellefi, veraset yoluyla veya ivazsız bir tarzda mal iktisap eden şahıstır (m.5).
- Kanunda sayılan hâller vergiden istisnadır ve ivazsız intikaller ile veraset yoluyla intikaller için ayrı istisna tutarları öngörülmüştür (m.4).
- Vergi, kanunda öngörülen sürelerde ve taksitlerde ödenir; tapu ve benzeri intikal işlemleri için ilişik kesme aranır.
Verginin konusu ve ivazsız intikal (m.1-2)
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 1. maddesi, verginin konusunu iki başlıkta belirler: Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali. Buna göre vergi, yalnızca miras yoluyla geçişleri değil, sağlar arası karşılıksız geçişleri de kapsar.
Kanun’un 2. maddesi kavramları tanımlar: mal tabiri, mülkiyete konu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen diğer bütün hakları ve alacakları ifade eder; ivazsız intikal tabiri ise hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade eder. Bu geniş tanımın sonucu şudur: yalnızca tapu devri değil, para transferi, araç devri, alacaktan vazgeçme ve karşılıksız hak tanınması da kapsama girer. Kanun ayrıca, maddi ve manevi bir zarar karşılığı verilen tazminatlar ile kanunda sayılan bazı ödemelerin ivazsız intikal sayılmayacağını düzenler; bu ayrım, tazminat ödemelerinin bu vergiye tabi olmamasını sağlar.
Mükellef, istisnalar ve oran
| Konu | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Mükellef | Malı iktisap eden kişi | 7338 m.5 |
| Veraset yoluyla intikal | Evlat ve eş için ayrı istisna tutarı | 7338 m.4 |
| İvazsız intikal | Daha düşük bir istisna tutarı | 7338 m.4 |
| Oran | Artan oranlı; ivazsız intikalde daha yüksek | 7338 m.16 |
| Şans oyunu ikramiyesi | Ayrı oranla ve tevkifatla | 7338 m.16 |
| Tazminatlar | İvazsız intikal sayılmaz | 7338 m.2 |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Kanun’un 4. maddesi istisnaları sayar. Veraset yoluyla intikallerde evlatlıklar dâhil füruğ ve eşe isabet eden miras hisselerinin kanunda belirlenen kısmı istisnadır; füruğ bulunmaması hâlinde eşe isabet eden miras hissesi için farklı bir tutar öngörülmüştür. İvazsız suretle vukua gelen intikallerde ise ayrı ve daha düşük bir istisna tutarı uygulanır. Ayrıca örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüzgörümlüğü ve drahomalar, kanunda sayılan kamu kurumlarına yapılan bağışlar ile diğer hâller istisna kapsamındadır.
Değerleme ölçüleri (m.10)
Vergi matrahının belirlenmesinde kullanılacak değerleme ölçüleri Kanun’un 10. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre mükellefler, intikale konu malları kanunda belirtilen esaslara göre değerleyerek beyan eder. Ticari sermayede bilanço esasına göre defter tutanlarda öz sermaye, gayrimenkullerde emlak vergisine esas olan değer, menkul kıymetlerde borsa rayici, hisse senetlerinde kanunda öngörülen esaslar, haklarda ise kanunda gösterilen ölçüler uygulanır.
Bu ölçülerin pratik sonucu, taşınmazlarda emlak vergisi değerinin belirleyici olmasıdır. Emlak vergisi değeri, rayiç bedelin altında kalabildiğinden matrah da düşük çıkar; bu, mirasçılar ve bağış alanlar bakımından avantaj sağlar. Buna karşılık düşük değerin başka sonuçları vardır: taşınmaz ileride satıldığında maliyet bedeli düşük kalacağından değer artışı kazancı büyüyebilir. Diğer bir konu, beyan edilen değerin idarece yeterli görülmemesi hâlidir: idare, kanunda öngörülen esaslara göre değerleme yapılmadığını tespit ederse ikmalen tarhiyata gider ve takdir yoluna başvurulabilir. Bu nedenle beyanda kullanılan değerlerin dayanağının (emlak vergisi değerini gösteren belediye yazısı, borsa rayici, bilanço) dosyada bulundurulması gerekir. Emlak vergisi değerinin diğer vergilere etkisini emlak vergisi yazımızda ele aldık.
Aile içi devirlerde uygulama
Uygulamada en sık karşılaşılan hâl, anne babanın çocuğuna taşınmaz ya da para devretmesidir. Tapuda bağış (hibe) olarak yapılan devirlerde ivazsız intikal söz konusudur ve kanunda öngörülen istisna tutarını aşan kısım için beyan yükümlülüğü doğar. Buna karşılık devir satış olarak yapılırsa bu vergi doğmaz; ancak bu kez tapu harcı ve devredende değer artışı kazancı gündeme gelir. Hangi yolun daha az maliyetli olduğu, taşınmazın değerine, edinme tarihine ve tarafların durumuna göre değişir.
Para transferlerinde ise iki durum ayrılmalıdır. Birincisi karşılıksız bağıştır: bu, ivazsız intikal olarak vergiye tabidir. İkincisi borç verme ya da geri ödemedir: bu bir karşılıksız kazanım değildir ve vergi doğurmaz; ancak ispatı gerekir. Bu nedenle aile içi para hareketlerinde açıklama yazılması ve borç ilişkisi varsa yazılı belge düzenlenmesi yerinde olur; aksi hâlde banka kayıtlarından hareketle yapılan incelemede transferin bağış sayılması ve vergi istenmesi mümkündür. Üçüncü bir konu, nafaka ve bakım yükümlülüğü kapsamındaki ödemelerdir; bunlar kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmesi niteliğinde olduğundan ayrı değerlendirilir. Veraset ve intikalde değerleme ile taksitlendirmeyi ilgili rehberimizde ele aldık.
İkramiye, çekiliş ve yarışma ödülleri
Şans oyunlarından, çekilişlerden ve yarışmalardan elde edilen ikramiyeler de bu kanun kapsamında değerlendirilir. Kanun’un 16. maddesi, bu tür kazanımlar bakımından özel bir oran öngörür ve verginin ödeme sırasında kesinti yoluyla alınmasını düzenler. Bu nedenle ikramiye ödeyen kuruluş, vergiyi keserek ödemekle yükümlüdür ve kazanan kişi bakımından ayrıca beyanname verilmesi kural olarak gerekmez.
Ayni ikramiyelerde ise durum farklıdır: araç, ev ya da eşya kazanılması hâlinde verginin matrahı, malın değeridir ve değerleme kanunda öngörülen esaslara göre yapılır. Kazanan kişi, malı teslim alabilmek için vergiyi ödemek zorundadır; bu, çekilişle kazanılan yüksek değerli mallarda beklenmedik bir maliyet doğurur ve kimi zaman kazanan kişinin malı devralmaktan vazgeçmesine yol açar. Bu nedenle çekiliş şartnamelerinde verginin kime ait olduğunun açıkça yazılması önem taşır; verginin düzenleyici tarafından üstlenildiği hâllerde bu üstlenme de ayrıca değerlendirilir. Promosyon ve çekilişlerin tüketici mevzuatı boyutuyla birlikte planlanması gerekir.
Borçların indirilmesi ve terekenin tespiti
Veraset yoluyla intikallerde matrah, terekenin brüt değeri değil safi değeridir. Kanun, mükelleflerin beyannamede gösterebilecekleri indirimleri düzenler: murisin ölüm tarihinde mevcut olan ve belgelenen borçları, vergi borçları, cenaze giderleri ve kanunda sayılan diğer kalemler matrahtan indirilir. Bu indirimlerin uygulanabilmesi için borcun varlığının ve tutarının belgelenmesi gerekir; ispat edilemeyen borç iddiaları kabul edilmez.
Terekenin doğru tespiti bu nedenle önemlidir. Mirasçıların yapması gerekenler şunlardır: banka hesapları ve kredi borçları için bankalardan hesap durumu yazısı alınması, tapu ve araç kayıtlarının çıkarılması, ortaklık paylarının tespiti, murisin kefil olduğu borçların araştırılması ve devam eden davaların belirlenmesi. Bu tespit, yalnızca vergi beyanı için değil, mirasın reddi kararı için de gereklidir: tereke borca batıksa reddin süresinde yapılması gerekir ve bu süre hak düşürücüdür. Ayrıca kefalet borçlarının ve devam eden icra takiplerinin gözden kaçırılması, mirasçıların beklenmedik yükümlülüklerle karşılaşmasına yol açar. Bu nedenle beyanname hazırlığı ile mirasın kabulü veya reddi kararının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Beyan, ödeme ve ilişik kesme
Kanun, beyanname verme sürelerini intikalin türüne ve yerine göre ayrı ayrı düzenler. Veraset yoluyla intikallerde ölüm tarihinden itibaren kanunda öngörülen süreler işlerken, ivazsız intikallerde malların hukuken iktisap edildiği tarihten itibaren kanunda belirlenen süre içinde beyanname verilir. Yurt dışında bulunma hâlleri bakımından süreler farklılaşır.
Ödeme bakımından kanun bir kolaylık öngörür: tahakkuk eden vergi, kanunda belirlenen dönemlerde ve yıllara yayılan taksitlerle ödenir. Bu, özellikle nakde çevrilmesi güç taşınmazların intikalinde önemli bir imkândır. Tapu ve benzeri intikal işlemleri bakımından ise ilişik kesme aranır: kanun, bu vergiye tabi malların devir ve ferağ işlemlerinin, verginin ödendiğine ya da ilişiğin kesildiğine dair belge aranmadan yapılamayacağına ilişkin düzenlemeler içerir. Bu nedenle mirasçıların ya da bağış alanların izlemesi gereken sıra şudur: beyanname verilmesi, tahakkukun yapılması, verginin ödenmesi ya da taksitlendirilmesi, ilişik kesme belgesinin alınması ve tapuda işlemin tamamlanması. Süresinde beyanname verilmemesi hâlinde usulsüzlük cezası kesilir ve vergi ikmalen tarh edilir.
Muvazaalı devirler ve mirastan mal kaçırma
İvazsız intikallerin vergisel boyutunun yanında bir de özel hukuk boyutu vardır. Miras bırakanın sağlığında yaptığı devirler, mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa tenkis davasına; devir görünürde satış ama gerçekte bağış ise muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına konu olabilir. Bu davalarda mahkeme, devrin gerçek niteliğini araştırır: bedelin fiilen ödenip ödenmediği, ödeme gücünün bulunup bulunmadığı ve tarafların ilişkisi incelenir.
Vergi hukuku bakımından ise ekonomik yaklaşım ilkesi işler: vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esastır ve görünürdeki işlem değil gerçek işlem esas alınır. Dolayısıyla satış görünümünde yapılan bir bağış, tespit edilmesi hâlinde ivazsız intikal olarak vergilendirilebilir. Bu iki cephe birbirini besler: bir mahkeme kararıyla muvazaa tespit edildiğinde bu, vergi idaresi bakımından da veri oluşturur. Bunun tersi de geçerlidir: vergi incelemesinde bedelin ödenmediğinin tespiti, mirasçıların açacağı davada delil olarak kullanılabilir. Bu nedenle aile içi devirlerde iki tercihten biri açıkça yapılmalıdır: ya gerçek bir satış yapılıp bedel banka üzerinden ödenmeli, ya da bağış olarak yapılıp vergisi beyan edilmelidir. Arada kalan çözümler, hem vergi hem miras cephesinde risk doğurur. Muvazaalı devirlerde tapu iptali sürecini ilgili miras hukuku rehberlerimizde ele alıyoruz.
Sigorta, emeklilik ve banka hesaplarının intikali
Terekede en çok tartışma yaratan kalemler, doğrudan lehtara ödenen tutarlardır. Hayat sigortası ve bireysel emeklilik ödemelerinde, sözleşmede belirlenmiş bir lehtar varsa ödeme doğrudan ona yapılır; bu ödemelerin veraset ve intikal vergisi bakımından nasıl değerlendirileceği kanunda ve ilgili düzenlemelerde ayrıca ele alınır. Belirlenmiş lehtar bulunmayan hâllerde ise tutar terekeye dâhil olur ve mirasçılara payları oranında intikal eder.
Banka hesapları bakımından uygulama nettir: murisin hesaplarındaki bakiye terekeye dâhildir ve mirasçılar veraset ilamı ile başvurarak paylarını talep eder. Bankalar, ilişik kesme belgesi ibraz edilmeden ödeme yapmama yönünde uygulama yürütür; bu nedenle beyanname verilmeden hesaplara erişim çoğu zaman mümkün olmaz. Ortak hesaplarda ise ayrı bir değerlendirme yapılır: hesabın müşterek olması, bakiyenin tamamının diğer hesap sahibine ait olduğu anlamına gelmez; terekeye ait pay tespit edilir. Kiralık kasalar bakımından da özel bir usul işler: kasanın açılması tutanakla ve ilgili mercilerin katılımıyla yapılır ve içeriği terekeye kaydedilir. Bu nedenle mirasçıların, murisin banka ilişkilerini eksiksiz tespit etmesi ve beyannameye dâhil etmesi gerekir.
Yurt dışındaki mallar ve yabancı unsurlu intikaller
Kanun’un 1. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti uyruğundaki kişilere ait malların nerede bulunursa bulunsun kapsamda olduğunu öngörür; buna göre Türk vatandaşı bir murisin yurt dışındaki malları da beyan edilir. Yabancı uyruklu kişiler bakımından ise kural, Türkiye’de bulunan malların vergilendirilmesidir. Bu ikili yapı, yabancı unsurlu intikallerde çifte vergilendirme riski doğurur: aynı mal hem malın bulunduğu ülkede hem Türkiye’de vergilendirilebilir.
Kanun bu riski azaltmak için mahsup imkânı öngörür: yabancı memleketlerde bulunan mallar için o ülkede ödenen veraset ve intikal vergileri, kanunda öngörülen esaslara göre Türkiye’de hesaplanan vergiden indirilebilir. Bu indirimin uygulanabilmesi için yabancı ülkede ödenen verginin resmî belgeyle ispatı ve belgelerin usulüne uygun onaylanması gerekir. İkinci konu değerlemedir: yurt dışındaki malların değeri, kanunda öngörülen esaslara ve kur değerlemesine göre belirlenir. Üçüncüsü süredir: ölümün yurt dışında gerçekleşmesi ya da mirasçıların yurt dışında bulunması hâllerinde beyanname süreleri farklılaşır. Dördüncüsü ise bilgi değişimidir: finansal hesap bilgilerinin otomatik değişimi kapsamında yurt dışı hesaplar idarece görülebildiğinden, beyan dışı bırakılan varlıklar sonradan tespit edilerek cezalı tarhiyata konu olabilir.
Beyanname ve düzeltme dilekçesi örneği
…………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
BAŞVURAN: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres, İletişim
KONU: Veraset ve intikal vergisi tahakkukunun düzeltilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
1. ……/……/…… tarihinde …… tarafından adıma yapılan devir nedeniyle vergi dairenizce …… TL veraset ve intikal vergisi tahakkuk ettirilmiştir.
2. Söz konusu devir, ivazsız bir intikal olmayıp bedeli ödenmiş bir satış işlemidir. Ödemenin banka yoluyla yapıldığını gösteren dekontlar, satış sözleşmesi ve tapu kaydı ektedir.
3. (Alternatif) Devredilen tutar, Kanun’un 4. maddesinde öngörülen istisna sınırının altında kalmaktadır; hesaplama tablosu ektedir.
4. (Alternatif) İntikale konu malın değerlemesi, Kanun’un 10. maddesinde öngörülen ölçülere göre değil farklı bir yönteme göre yapılmıştır.
5. (Alternatif) Söz konusu ödeme, maddi ve manevi zarar karşılığı verilen tazminat niteliğinde olup Kanun’un 2. maddesi uyarınca ivazsız intikal sayılmaz.
6. Bu itibarla tahakkukun düzeltilmesini, terkinini ve tahsil edilmişse iadesini talep ederim.
EKLER: Tapu kaydı, satış sözleşmesi, banka dekontları, hesaplama tablosu, kimlik belgesi örneği.
……/……/2026
Ad Soyad – İmza
Kontrol listesi
- İntikalin ivazlı mı ivazsız mı olduğunu belirleyin; satışta bu vergi doğmaz.
- İstisna tutarlarını kontrol edin; veraset ve ivazsız intikalde farklıdır.
- Aile içi para transferlerinde açıklama yazın; borç ilişkisini belgeleyin.
- Bağış yerine satış tercihinin tapu harcı ve değer artışı sonuçlarını hesaplayın.
- Ayni ikramiyelerde vergiyi ödemeden malın teslim alınamayacağını bilin.
- Beyanname sürelerini intikalin türüne göre takip edin.
- Taksitlendirme imkânını değerlendirin.
- Tapu işlemi için ilişik kesme belgesini almayı unutmayın.
Sık sorulan sorular
Bu vergi sadece mirasta mı doğar?
Hayır. Veraset yoluyla veya herhangi bir suretle ivazsız intikallerde de doğar (m.1).
İvazsız intikal ne demek?
Hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan karşılıksız iktisaplardır (m.2).
Mükellef kim?
Malı iktisap eden kişi, yani devralan (m.5).
Çocuğuma ev bağışlarsam vergi doğar mı?
İvazsız intikal için öngörülen istisna tutarını aşan kısım vergiye tabidir.
Satış olarak devretsem daha mı iyi?
Bu vergi doğmaz; ancak tapu harcı ve devredende değer artışı kazancı gündeme gelir. Karşılaştırmalı hesaplama yapılmalıdır.
Babamın gönderdiği para vergiye tabi mi?
Karşılıksız bağışsa evet; borç verme ya da geri ödemeyse hayır, ancak ispat gerekir.
Tazminatlar kapsamda mı?
Maddi ve manevi zarar karşılığı verilen tazminatlar ivazsız intikal sayılmaz (m.2).
Çekilişten araç kazandım; ne olur?
Malın değeri üzerinden vergi doğar ve malı teslim alabilmek için ödenmesi gerekir.
Şans oyunu ikramiyesinde beyan verir miyim?
Vergi ödeme sırasında kesinti yoluyla alındığından kural olarak ayrıca beyanname verilmez.
Beyanname ne zaman verilir?
Verasette ölüm tarihinden, ivazsız intikalde malların hukuken iktisap edildiği tarihten itibaren kanuni süre içinde.
Vergi taksitle ödenebilir mi?
Evet. Kanunda öngörülen dönemlerde ve yıllara yayılan taksitlerle ödenir.
İlişik kesme belgesi neden gerekli?
Bu vergiye tabi malların devir ve ferağ işlemleri, verginin ödendiğine ya da ilişiğin kesildiğine dair belge aranmadan yapılamaz.
Satış görünümlü bağış tespit edilirse ne olur?
Vergilendirmede olayın gerçek mahiyeti esas alınır; işlem ivazsız intikal olarak vergilendirilebilir ve mirasçılar bakımından muvazaa davası gündeme gelir.
Murisin borçları matrahtan düşülür mü?
Evet. Belgelenen borçlar, vergi borçları ve cenaze giderleri gibi kanunda sayılan kalemler indirilir; ispat edilemeyen borçlar kabul edilmez.
Taşınmaz hangi değerle beyan edilir?
Gayrimenkullerde emlak vergisine esas olan değer kullanılır; dayanağının belediye yazısıyla belgelenmesi gerekir (m.10).
Beyanname vermezsem ne olur?
Usulsüzlük cezası kesilir, vergi ikmalen tarh edilir ve tapu işlemleri yapılamaz.
Beyanname süreleri ve gecikmenin sonuçları
7338 sayılı Kanun, beyanname verme sürelerini intikalin türüne ve ölümün nerede gerçekleştiğine göre ayrı ayrı belirler. Veraset yoluyla intikallerde ölüm Türkiye’de gerçekleşmiş ve mükellefler Türkiye’de bulunuyorsa ölüm tarihini takip eden dört ay içinde; mükellefler yabancı bir ülkede bulunuyorsa altı ay içinde beyanname verilir. Ölüm yabancı bir ülkede gerçekleşmişse süreler farklılaşır ve kanunda ayrıca gösterilmiştir. İvazsız intikallerde ise malların hukuken iktisap edildiği tarihi izleyen bir ay içinde beyanname verilir.
Sürenin kaçırılmasının sonuçları şunlardır. Birincisi usulsüzlük cezasıdır: süresinde verilmeyen beyanname için kanunda öngörülen ceza kesilir. İkincisi ikmalen tarhtır: beyanname verilmemesi hâlinde vergi idarece hesaplanır ve tebliğ edilir. Üçüncüsü işlem kilididir: ilişik kesme belgesi alınamadığından tapu ve banka işlemleri yapılamaz; bu, mirasçılar bakımından en somut sıkıntıdır. Dördüncüsü gecikme faizidir: verginin geç tahakkuku nedeniyle faiz işler. Beşincisi, sonradan ortaya çıkan mallardır: beyanname verildikten sonra terekede yeni mal tespit edilirse ek beyanname verilmesi gerekir. Bu nedenle terekenin eksiksiz tespiti, beyannameden önce tamamlanmalıdır. Pişmanlık ve düzeltme yollarını düzeltme ve şikâyet yolu yazımızda ele aldık.
Mirasın reddi ve borca batık tereke
Veraset ve intikal vergisi yükümlülüğü, mirasın kabul edilmesine bağlıdır; mirası reddeden kişi mirasçı sıfatını kaybettiğinden vergi mükellefi de olmaz. Türk Medeni Kanunu, yasal ve atanmış mirasçıların mirası kanunda öngörülen süre içinde reddedebileceğini düzenler; bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması hâlinde miras kabul edilmiş sayılır.
Vergisel açıdan üç durum ayrılmalıdır. Birincisi kayıtsız şartsız kabuldür: mirasçı terekedeki mallar kadar değil, murisin borçlarından da kişisel malvarlığıyla sorumlu olur; vergi borçları bakımından da bu geçerlidir. İkincisi reddir: ret hâlinde mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve vergi yükümlülüğü doğmaz; ancak reddin süresinde ve usulüne uygun yapılması gerekir. Üçüncüsü, tutanak düzenlenerek yapılan resmî defter tutma talebidir: bu yolla mirasçı, terekenin durumunu görerek karar verebilir ve sorumluluğu deftere geçirilen borçlarla sınırlanabilir. Uygulamada mirasçıların yaptığı en yaygın hata, terekenin durumunu araştırmadan tapu ve banka işlemlerine başlamak ve bu davranışla mirası zımnen kabul etmiş sayılmaktır. Bu nedenle ölüm sonrasında ilk adım, terekenin aktif ve pasifinin tespiti olmalıdır. Ölüm hâlinde mirasçıların vergi sorumluluğunu mükellefin ölümü ve mirasçıların sorumluluğu yazımızda ele aldık.
Şirket payları ve işletmelerin intikali
Terekede bir şirket payı ya da işletme bulunması, hem değerleme hem işletmenin geleceği bakımından ayrı sorular doğurur. Değerleme bakımından kanun, ticari sermayede bilanço esasına göre defter tutanlarda öz sermayenin esas alınacağını öngörür; bu, ölüm tarihi itibarıyla düzenlenecek bilançoya göre belirlenir. Hisse senetlerinde ve ortaklık paylarında ise kanunda gösterilen ölçüler uygulanır.
İşletmenin geleceği bakımından üç yol vardır. Birincisi devamdır: mirasçılar işletmeyi sürdürür ve mükellefiyet mirasçılar adına tesis edilir; şahıs işletmesinde bu, yeni bir mükellefiyet açılışı anlamına gelir. İkincisi devirdir: işletme ya da paylar üçüncü kişiye devredilir; bu hâlde devir işleminin vergisel sonuçları ayrıca değerlendirilir. Üçüncüsü tasfiyedir: işletme kapatılır ve kalan varlıklar mirasçılara dağıtılır; kapanış sırasında işletmeden çekilen mallar bakımından emsal bedel üzerinden vergi doğabilir. Ayrıca şirketlerde payın intikali, esas sözleşmedeki devir kayıtlarına ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir: limited şirketlerde payın mirasçılara geçişi bakımından öngörülen düzenlemeler ile anonim şirketlerdeki bağlam hükümleri farklı sonuçlar doğurur. Bu nedenle terekede şirket payı bulunduğunda vergi, miras ve şirketler hukuku birlikte değerlendirilmelidir.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu m.1-19 hükümlerine dayanır. İstisna tutarları ve oranlar her yıl güncellenir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.

