Kısa cevap: Tam yargı davası, idarenin işlem veya eylemlerinden doğan zararın tazmini istemiyle idari yargıda açılan davadır. Zarar bir idari eylemden doğuyorsa, dava açmadan önce İYUK’un 13. maddesi uyarınca idareye başvurmak zorunludur: eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava süresi işlemeye başlar. Zarar bir idari işlemden doğuyorsa, iptal istemiyle birlikte aynı dilekçede tazminat istenebilir ve bu hâlde ön başvuru şartı aranmaz.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Tam yargı davası ile iptal davası farkı
İdari yargıda iki temel dava türü vardır ve amaçları birbirinden farklıdır:
- İptal davası: Bir idari işlemin hukuka aykırı olduğunun tespiti ve ortadan kaldırılması istenir. Sonuç, işlemin geçmişe etkili biçimde yok sayılmasıdır. Parasal bir hüküm kurulmaz.
- Tam yargı davası: Uğranılan zararın giderilmesi istenir. Sonuç, idarenin belirli bir tutarı ödemeye mahkûm edilmesidir.
Bu ayrım pratikte şu soruyla netleşir: “İşlem ortadan kalksa zararım giderilir mi?” Cevap evetse iptal davası yeterli olabilir. Hayırsa, yani zarar zaten doğmuş ve geri alınamıyorsa, tam yargı davası gerekir.
İki dava birlikte de açılabilir. Örneğin hukuka aykırı bir görevden uzaklaştırma işleminde, hem işlemin iptali hem de yoksun kalınan parasal hakların faiziyle ödenmesi aynı dilekçede istenebilir. Bu yol, iptal kararından sonra ayrıca dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı için süre ve masraf bakımından avantajlıdır.
İdari işlem mi, idari eylem mi? Süre rejimini belirleyen ayrım
Tam yargı davasında en kritik teknik konu budur; çünkü süre rejimi buna göre değişir.
İdari işlem
İdarenin tek yanlı irade açıklamasıyla hukuki sonuç doğurduğu karardır: atama, disiplin cezası, ruhsat iptali, para cezası gibi. Bu tür bir işlemden doğan zarar için, işlemin tebliğinden itibaren dava süresi içinde tazminat istenebilir; iptal istemiyle birlikte istenmesi hâlinde ön başvuru gerekmez.
İdari eylem
İdarenin, öncesinde (temelinde) bir idari işlem bulunmaksızın doğrudan yaptığı maddi fiil ve hareketlerdir. Kaynaklarda idari eylem; idarenin işlevi sırasındaki bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan salt maddi tasarrufları anlatır biçiminde tanımlanmaktadır.
Önemli bir nokta: idari eylem yalnızca aktif hareketleri kapsamaz. İdarenin bir faaliyette veya eylemde bulunması gerekirken hareketsiz kalması sonucu ortaya çıkan olumsuz eylemler de bu kapsamdadır. Bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, gerekli önlemin alınmaması gibi hâller buna örnektir.
İdari eylemden doğan zararlarda İYUK m.13’teki ön başvuru yolu zorunludur.
İYUK m.13: bir yıl ve beş yıl kuralı
Madde şunu düzenler: idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.
İsteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren; istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde ise bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
Sürenin başlangıcı: en tartışmalı nokta
Uygulamada asıl mücadele, bir ve beş yıllık sürenin ne zaman başladığı üzerinedir. Yargı kararlarında, sürenin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanmasının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır.
Gerekçe şudur: eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Aksi bir yorum, dava açma hakkının fiilen kullanılamaz hâle gelmesine yol açar ve hak arama özgürlüğüyle bağdaşmaz.
Pratik sonuç: Zararın idareden kaynaklandığı ancak bir ceza yargılaması, bilirkişi incelemesi veya idari soruşturma sonucunda anlaşıldığı dosyalarda, bir yıllık sürenin bu tespitin kesinleştiği veya öğrenildiği tarihten başlatılması savunulabilir. Bu argüman, süre aşımı itirazına karşı en güçlü cevaptır ve dilekçede belgeye bağlanarak işlenmelidir.
Beş yıllık üst sınır
Beş yıllık süre bir üst sınırdır. Ancak kaynaklarda, insan hakları yargısı kararlarına atıfla, bu sürenin işleyebilmesi için mağdurun idarenin eyleminden dolayı uğradığı zararı değerlendirebilecek duruma gelmiş olması gerektiğine işaret edilmektedir. Zararın varlığından haberdar olunamayan dönemlerde sürenin işlediğinin kabulü tartışmaya açıktır.
İdarenin işlemi veya eylemi nedeniyle zarar mı gördünüz?
Eylemden doğan zararlarda önce idareye başvuru zorunludur ve süreler hak düşürücüdür. Dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.
İdari merci tecavüzü: doğrudan dava açılırsa ne olur?
İdari eylemden doğan zararlarda ön başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması hâlinde, idari merci tecavüzü bulunduğu kabul edilir ve dosyanın yetkili idari mercie gönderilmesine karar verilir.
Bu, davanın esastan reddi anlamına gelmez; hak kaybı doğurmaz. Ancak süreç uzar: dosya idareye gider, idare değerlendirir, sonuca göre yeniden dava aşamasına gelinir. Zaman kaybını önlemenin yolu, baştan doğru sırayı izlemektir.
İstisna: İYUK m.13, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartının aranmayacağını düzenler. Yani yanlışlıkla asliye hukuk mahkemesinde açılıp görevden reddedilen bir dava, idari yargıda ön başvuru olmaksızın açılabilir.
Tam yargı davası nasıl açılır? Adım adım
- Zararın kaynağını belirleyin: işlem mi, eylem mi? — Zarar bir idari işlemden doğuyorsa iptal davasıyla birlikte veya işlemin tebliğinden itibaren dava süresi içinde tazminat istenebilir. Zarar bir idari eylemden (maddi fiil veya hareketsizlik) doğuyorsa İYUK m.13’teki ön başvuru yolu işler.
- Eylemden doğan zararda önce idareye başvurun — İYUK m.13 uyarınca, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurup zararınızın giderilmesini istemelisiniz.
- Başvuru sonucunu bekleyin ve süreyi hesaplayın — İstek kısmen veya tamamen reddedilirse, işlemin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi işler. İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve süre bu tarihten başlar.
- Zararı belgeleyin ve kalemlere ayırın — Maddi zarar (tedavi gideri, gelir kaybı, malda meydana gelen eksilme, iş göremezlik) ile manevi zararı ayrı ayrı gösterin. Her kalem için fatura, rapor, bordro veya ekspertiz gibi belge sunun.
- İdarenin sorumluluk türünü doğru kurgulayın — Hizmet kusuru (hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi) ile kusursuz sorumluluk (risk ilkesi, kamu külfetleri karşısında eşitlik) farklı ispat yükü doğurur. Dilekçede hangisine dayandığınızı açıkça belirtin.
- Nedensellik bağını kurun — İdarenin davranışı ile zarar arasındaki bağın kurulması şarttır. Araya giren üçüncü kişi kusuru, zarar görenin kusuru veya mücbir sebep bu bağı zayıflatabileceğinden, dilekçede bu ihtimaller önceden karşılanmalıdır.
- Tazminat miktarını ve harç yükünü planlayın — Tam yargı davasında harç, talep edilen tutar üzerinden nispi olarak hesaplanır. Bu nedenle miktarın belirlenmesinde ölçülü davranmak ve gerektiğinde ıslah imkânını değerlendirmek gerekir.
- Faiz talebini dilekçeye yazın — Faiz kendiliğinden hükmedilmez. Talep edilen tutara hangi tarihten itibaren hangi faizin işletileceği dilekçede açıkça istenmelidir.
İdarenin sorumluluk türleri
Hizmet kusuru
İdari sorumluluğun temel dayanağıdır. Kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gündeme gelir. Burada kusur, tek tek memurların değil, hizmetin bütününe atfedilen bir kusurdur; bu nedenle zarar görenin belirli bir görevlinin kusurunu ispat etmesi gerekmez.
Tipik örnekler: gerekli bakım ve denetimin yapılmaması, uyarı ve güvenlik önlemlerinin alınmaması, başvuruların makul sürede sonuçlandırılmaması, yanlış bilgi verilmesi.
Kusursuz sorumluluk
İdarenin kusuru bulunmasa dahi sorumlu tutulduğu hâllerdir. İki temel ilkeye dayanır:
- Risk ilkesi: Tehlikeli nitelikteki faaliyet veya araçların yarattığı özel riskin gerçekleşmesi hâlinde, kusur aranmaksızın sorumluluk doğar.
- Kamu külfetleri karşısında eşitlik: Kamu yararına yürütülen bir faaliyet nedeniyle belirli kişilerin diğerlerine göre olağandışı ve özel bir zarara uğraması hâlinde, bu külfetin topluma yayılması gerekir.
Dava dilekçesinde hangi sorumluluk türüne dayanıldığının açıkça belirtilmesi, ispat yükünü ve yargılamanın seyrini doğrudan etkiler. İkisine birlikte, kademeli olarak dayanmak da mümkündür.
Nedensellik bağı ve sorumluluğu azaltan hâller
Tazminata hükmedilebilmesi için idarenin davranışı ile zarar arasında nedensellik bağı kurulmalıdır. Bu bağı zayıflatan veya kesen başlıca hâller şunlardır:
- Zarar görenin kusuru: Tazminattan indirim sebebi olabilir, ağır hâllerde bağı tamamen keser.
- Üçüncü kişinin kusuru: Zararın doğrudan üçüncü kişiden kaynaklandığı hâller.
- Mücbir sebep: Öngörülemeyen ve karşı konulamayan dış olaylar.
- Beklenmeyen hâl: İdarenin faaliyet alanı içinde kalmakla birlikte öngörülemeyen olaylar.
Dilekçe hazırlanırken idarenin bu savunmaları ileri süreceği öngörülerek, karşı argümanların baştan kurulması etkili bir yöntemdir.
Zarar kalemleri ve faiz
Talep, kalemlere ayrılarak somutlaştırılmalıdır:
- Maddi zarar: Tedavi ve bakım giderleri, gelir ve kazanç kaybı, iş göremezlikten doğan zararlar, malda meydana gelen eksilme, destekten yoksun kalma.
- Manevi zarar: Kişilik haklarına, beden ve ruh bütünlüğüne yönelen ihlaller nedeniyle duyulan elem ve üzüntü.
Her kalem için belge sunulması gerekir: fatura, sağlık raporu, bordro, ekspertiz raporu, ödeme kayıtları. Belgesiz kalemler bilirkişi incelemesinde karşılıksız kalır.
Faiz kendiliğinden hükmedilmez. Talep edilen tutara hangi tarihten itibaren ve hangi tür faizin işletileceği dilekçede açıkça istenmelidir. Bu ihmal, kazanılan davada dahi ciddi bir kayba yol açar.
Harç bakımından da dikkatli olmak gerekir: tam yargı davasında harç, talep edilen tutar üzerinden nispi hesaplanır. Bu nedenle miktarın belirlenmesinde ölçülü davranılması ve gerektiğinde ıslah imkânının değerlendirilmesi yerinde olur. Harç ve gider rejimi için İdari Yargıda Harç, Yargılama Gideri ve Adli Yardım yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
- Ön başvuruyu atlamak: Eylemden doğan zararlarda doğrudan dava, idari merci tecavüzü sonucu doğurur ve süreci uzatır.
- Süreyi olay tarihinden başlatmak: Belirleyici olan, eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihtir.
- İşlem ile eylemi karıştırmak: Süre rejimi tamamen değişir.
- Faiz istememek: Kendiliğinden hükmedilmez.
- Zararı kalemlere ayırmamak: Toptan istenen tutar bilirkişi incelemesinde karşılıksız kalabilir.
- Tazminatı gereğinden yüksek göstermek: Nispi harç başlangıç maliyetini büyütür.
- İptal davasıyla birleştirme imkânını kullanmamak: İki ayrı dava açmak gereksiz masraf ve süre kaybı doğurur.
Kimlere karşı, hangi mahkemede?
Tam yargı davası, zarara yol açan işlem veya eylemin sahibi olan idareye karşı açılır. Uygulamada hasım tespiti sanıldığından daha sık sorun çıkarır: hizmetin birden fazla idare tarafından birlikte yürütüldüğü hâllerde (örneğin bir yolun yapımı ile bakımının farklı idarelere ait olması) hangi idarenin sorumlu olduğu baştan net olmayabilir.
Böyle durumlarda davanın ilgili idarelerin tamamına yöneltilmesi ve sorumluluk paylaşımının yargılama sırasında belirlenmesinin istenmesi, hak kaybını önleyen pratik bir yoldur. Hasım gösterilmeyen bir idarenin sorumluluğuna karar verilemeyeceğinden, eksik hasım sonradan yeni bir dava açılmasını gerektirebilir.
Yetkili mahkeme bakımından ise İYUK’un yetki kurallarına bakılır. Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer, kamu görevlilerine ilişkin uyuşmazlıklarda görev yeri gibi özel yetki kuralları bulunduğundan, dilekçe verilmeden önce bu kontrol yapılmalıdır.
Bilirkişi incelemesi ve ispat
Tam yargı davalarının önemli bir kısmı bilirkişi incelemesiyle sonuçlanır. Zararın miktarı, nedensellik bağı ve kusur oranı çoğu zaman teknik değerlendirme gerektirir.
Bu nedenle dosyaya sunulan belgelerin niteliği doğrudan sonucu belirler. Sağlık zararlarında epikriz ve tedavi kayıtları, gelir kaybında bordro ve vergi kayıtları, mal zararında ekspertiz ve fotoğraflı tespit, hizmet kusurunda ise denetim kayıtları ve yazışmalar belirleyicidir.
Bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı bulunur ve gerekli görüldüğünde ek rapor talep edilebilir. Rapordaki hesap yöntemine, esas alınan verilere veya kusur oranına itiraz edilecekse, itirazın somut ve teknik gerekçelerle yapılması gerekir; genel nitelikli itirazlar sonuç vermez.
Dava sonrası ve kanun yolu
Kararın aleyhe çıkması hâlinde, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak konusu belirli bir parasal sınırı aşmayan tam yargı davalarında ilk derece kararı kesindir. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden başvuru öncesinde teyit edilmelidir. Ayrıntı için İdari Yargılama Usulünde İstinaf ve Temyiz rehberimize bakabilirsiniz.
Lehe karar verilmesi hâlinde ise idare, kararın gereğini gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır. Bu yükümlülüğün ihlali, ayrıca sorumluluk doğuran bir durumdur.
Ankara’da idari tazminat davası desteği
Hizmet kusuru, kusursuz sorumluluk ve idareye başvuru süreçleriniz için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.
Sıkça Sorulan Sorular
Tam yargı davası nedir?
İdarenin işlem veya eylemlerinden doğan zararların tazmini istemiyle idari yargıda açılan dava türüdür. İptal davası işlemin hukuka aykırılığının tespiti ve ortadan kaldırılmasını amaçlarken, tam yargı davası parasal bir sonuç doğurur: uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi.
İdari eylemden doğan zararda süre ne kadar?
İYUK’un 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir.
İdare başvuruma cevap vermezse ne olur?
İYUK m.13 uyarınca istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi bu sürenin bittiği tarihten itibaren işler. İsteğin açıkça reddi hâlinde ise süre, ret işleminin tebliğini izleyen günden başlar.
Önce idareye başvurmadan dava açarsam ne olur?
İdari eylemden doğan zararlarda ön başvuru zorunludur. Bu şart yerine getirilmeden doğrudan dava açılması hâlinde idari merci tecavüzü bulunduğu kabul edilir ve dosyanın yetkili idari mercie gönderilmesine karar verilir. Bu, davanın reddi anlamına gelmez ancak süreci uzatır.
İptal davasıyla birlikte tazminat istenebilir mi?
Evet. Bir idari işlemin hem iptalini hem de o işlemden doğan zararın tazminini aynı dilekçeyle istiyorsanız, İYUK m.13’teki ön başvuru zorunluluğu aranmaz. Bu, hem süre hem masraf bakımından avantajlıdır.
Adli yargıda açtığım dava görevden reddedilirse ne olur?
İYUK m.13, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartının aranmayacağını düzenler.
Bir ve beş yıllık süre ne zaman başlar?
Yargı kararlarında, sürenin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Eylemin idari niteliği ve doğurduğu zarar bazen çok sonra, inceleme veya ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkabildiğinden, salt olay tarihine bakılarak yapılan hesap hak kaybına yol açabilir.
Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gündeme gelir ve idarenin kusuru esas alınır. Kusursuz sorumluluk ise idarenin kusuru olmasa dahi, risk ilkesi veya kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği sorumlu tutulmasıdır. İkincisinde kusur ispatı aranmaz.
İlgili Rehberler
- İdare Hukuku Rehberi: İdari İşlemler, İptal Davası ve Tam Yargı Davası
- İdari İşlem İptal Davası ve Yürütmeyi Durdurma (İYUK 27)
- Belediyenin Hizmet Kusuru: Çukur, Kaldırım ve Su Baskınında Tazminat
- İdari Yargılama Usulünde İstinaf ve Temyiz
- İdari Yargıda Harç, Yargılama Gideri ve Adli Yardım
- İdareye Başvuru ve Dava Süresinin Durması: 60 Günlük Sayaç
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süreler çoğunlukla hak düşürücü niteliktedir; somut dosyanız için vakit kaybetmeden bir avukata danışmanız önerilir.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


