Sigortasız veya eksik bildirilmiş çalışmanın tespiti için açılan hizmet tespiti davasında süre, dava tarihinden geriye doğru değil yıl yıl işler. 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca süre, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıldır. Bu, bazı yılların dava edilebilir kalırken bazılarının kapanması anlamına gelir. Süre hak düşürücüdür; hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Aşağıdaki araç çalışma dönemini yıllara böler, her yıl için son günü hesaplar ve hangi dönemlerin hâlâ dava edilebilir olduğunu gösterir.
İşe giriş bildirgesi verilmişse beş yıllık süre işlemez
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15
Hizmet Tespiti Davası Süre Hesaplama (5510 s.K. m.86/9)
Kanuni Dayanak ve Beş Yıllık Süre
Hizmet tespiti davasının dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasıdır. Hüküm, aylık prim ve hizmet belgesi ya da muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak ispatlayabileceklerini öngörür.
Sürenin başlangıcı bu maddede yatan en kritik ayrıntıdır: süre çalışmanın bittiği günden değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan işler. 2021 yılı içinde geçen bir hizmet için süre 31 Aralık 2021’de başlar ve 31 Aralık 2026’da dolar.
Bunun pratik sonucu, çalışma döneminin bir bütün olarak değil yıl yıl değerlendirilmesidir. Beş yıl süren bir çalışmada ilk yılların süresi dolmuşken son yıllar hâlâ dava edilebilir durumda olabilir.
Beklemek her yıl bir dönemi daha kapatır. Dava açılmadığı her yıl sonunda, beş yıl önceki hizmet yılı kapanır. Uzun süreli sigortasız çalışmalarda gecikme, tespit edilebilecek gün sayısını sürekli azaltır ve bu doğrudan emeklilik hesabına yansır. Dosyanız için 0554 648 37 15 numarasından bilgi alabilirsiniz.
Süre hak düşürücü niteliktedir; zamanaşımı değildir. Bu ayrımın üç sonucu vardır: davanın her aşamasında ileri sürülebilir, hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve kesilme veya durma söz konusu olmaz.
Hak Düşürücü Sürenin İşlemediği Hâller
Beş yıllık süre her dosyada uygulanmaz. Kanun metninin lafzı, sürenin yalnızca çalışmanın Kurumca tespit edilemediği hâllerde işlemesini gerektirir. Kurum çalışmadan herhangi bir şekilde haberdar olmuşsa süre uygulanmaz.
| Hâl | Neden süre işlemez |
|---|---|
| İşe giriş bildirgesinin Kuruma verilmiş olması | Kurum çalışmadan haberdardır |
| Kurum denetim elemanlarınca tespit yapılması | Çalışma resmen belirlenmiştir |
| Ücret bordrolarında sigortalının imzasının bulunması | Kurum kayıtlarına yansımıştır |
| Asgari işçilik incelemesi yapılmış olması | Çalışma Kurumca incelenmiştir |
| Prim ödeme belgelerinde adın geçmesi | Kurum kaydı mevcuttur |
Birinci satır en sık karşılaşılan hâldir. İşveren işe giriş bildirgesini vermiş ancak sonrasında prim bildirimi yapmamışsa, Kurum çalışmanın varlığından haberdar olduğundan beş yıllık süre uygulanmaz ve çalışmanın tamamı için tespit istenebilir.
Bu nedenle dosyanın ilk adımı, süre hesabı değil Kurum kayıtlarının incelenmesi olmalıdır. Sigortalı hizmet dökümü, işyeri sicil kayıtları ve varsa denetim raporları temin edilmelidir.
Aracın ilgili seçenekleri işaretlendiğinde süre hesabı devre dışı bırakılır ve çalışmanın tamamı dava edilebilir olarak gösterilir.
Davanın Tarafları
Hizmet tespiti davasında taraf teşkili, 2014 yılında yapılan değişiklikten sonra farklılaşmıştır. Önceki dönemde hem işverene hem Kuruma karşı dava açılması gerekiyordu.
Güncel uygulamada davalı yalnızca işverendir. Sigortalıyı fiilen çalıştıran işveren veya işverenler hasım gösterilir. Alt işveren ilişkisi varsa hem asıl işveren hem alt işveren davalı olabilir.
Sosyal Güvenlik Kurumu davalı değildir; dava Kuruma re’sen ihbar edilir. Kurum bu ihbar üzerine fer’i müdahil olarak davaya katılır ve görüşünü bildirir.
Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamındaki işçidir. Sigortalının ölümü hâlinde mirasçıları ve hak sahipleri de hak düşürücü süre içinde dava açabilir.
İşverenin tüzel kişi olması ve sonradan tasfiye edilmesi hâlinde davanın kime yöneltileceği ayrı bir sorun oluşturur ve bu husus dava açılmadan önce netleştirilmelidir.
Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Görevli mahkeme kanunda açıkça gösterilmiştir: iş mahkemesi. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetki bakımından genel kurallar uygulanır: dava, davalı işverenin yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir.
Arabuluculuk bakımından önemli bir özellik vardır. Hizmet tespiti davası bir tespit davasıdır ve işçi alacağı niteliğinde bir eda talebi içermez. Bu nedenle dava şartı arabuluculuk kapsamında değerlendirilmez; sigortalı doğrudan dava açabilir.
Buna karşılık aynı dosyada kıdem, ihbar veya fazla mesai gibi işçilik alacakları da isteniyorsa, bu alacaklar bakımından arabuluculuk dava şartı gündeme gelir. İki talebin birlikte ileri sürülmesi hâlinde usul dikkatle kurulmalıdır.
İşçilik alacakları hesabı için kıdem ve ihbar tazminatı hesaplama aracımıza, fazla mesai için fazla mesai hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.
İspat: Kamu Düzeni ve Resen Araştırma
Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin sayılır. Bunun sonucu, hâkimin taraf beyanlarıyla bağlı olmaması ve resen araştırma ilkesinin uygulanmasıdır.
Mahkeme, tarafların sunmadığı delilleri de kendiliğinden toplayabilir. İşyeri kayıtlarını getirtir, komşu işyeri kayıtlarını inceler ve bordro tanıklarını dinler.
İspat bakımından kısıtlama yoktur; her türlü delille ispat mümkündür. Ancak uygulamada belirli delillere ağırlık verilir.
| Delil | Değeri |
|---|---|
| İşyeri kayıtları ve puantaj cetvelleri | En güçlü delil |
| Ücret bordroları ve ödeme belgeleri | Güçlü, imza varsa süreyi de etkiler |
| Banka hesap hareketleri | Düzenli ödemeyi gösterir |
| Bordro tanıkları (aynı işyerinde kayıtlı çalışanlar) | Uygulamada tercih edilir |
| Komşu işyeri çalışanlarının tanıklığı | Destekleyici nitelikte |
| SGK denetim raporları | Resmî tespit değeri taşır |
Dördüncü satır uygulamada belirleyicidir: aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı olarak çalışmış kişilerin tanıklığına özel değer verilir. Kayıtsız tanıkların beyanı tek başına yeterli görülmeyebilir.
Salt tanık beyanına dayanan tespit taleplerinde mahkemeler daha titiz davranır; yazılı delillerle desteklenmesi sonucu güçlendirir.
Tespit Edilen Hizmetin Sonuçları
Dava kabul edilirse mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları Kurumca dikkate alınır. Bunun birden fazla sonucu vardır.
Emeklilik bakımından: tespit edilen günler prim ödeme gün sayısına eklenir ve emeklilik tarihini öne çekebilir. Uzun süreli sigortasız çalışmalarda bu etki belirgindir.
Prim borcu bakımından: tespit edilen dönemin primleri işverenden tahsil edilir. Sigortalıdan prim istenmez; yükümlülük işverene aittir.
İdari yaptırım bakımından: işveren hakkında idari para cezası uygulanabilir ve teşviklerden yararlanma hakkı etkilenebilir.
Diğer haklar bakımından: tespit edilen hizmet, iş göremezlik gelirleri ve diğer sigorta kolları bakımından da sonuç doğurur. İlgili hesaplar için sürekli iş göremezlik geliri hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.
Ücret Tespiti ile İlişkisi
Hizmet tespiti davasında yalnızca çalışılan süre değil, prime esas kazanç da tespit ettirilebilir. İki talep birlikte ileri sürülebilir.
Uygulamada sık görülen bir durum, sigortanın yapılmış ancak ücretin gerçek tutardan düşük bildirilmiş olmasıdır. Bu hâlde çalışma zaten kayıtlıdır; tespit talebi ücretin gerçek tutarına yöneliktir.
Ücret tespitinin önemi büyüktür: emekli aylığı, iş göremezlik geliri ve diğer ödemeler prime esas kazanç üzerinden hesaplanır. Düşük bildirilmiş ücret, ömür boyu düşük aylık anlamına gelir.
Ücret tespitinde ispat, hizmet tespitine göre daha güçtür. Banka kayıtları, ücret pusulaları ve emsal ücret araştırması bu noktada belirleyici olur.
Emsal ücret araştırması, ilgili meslek kuruluşlarından o dönemde aynı işi yapan bir çalışanın alabileceği ücretin sorulmasıyla yapılır. Mahkemeler bu araştırmaya sıklıkla başvurur.
Uygulamada Sık Yapılan Beş Hata
Hizmet tespiti dosyalarında kayıpların çoğu, süre hesabının yanlış kurulmasından ve Kurum kayıtlarının incelenmemesinden doğar. Beş hata düzenli olarak tekrarlanır.
Birincisi süreyi çalışmanın bittiği günden saymaktır. Süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan işler. Mart 2021’de biten bir çalışma için süre 31 Aralık 2021’de başlar; bu, dokuz aylık bir fark yaratır.
İkincisi çalışmayı bir bütün olarak değerlendirmektir. Her yıl ayrı ayrı hesaplanır. “Sürem doldu” diye vazgeçen kişinin son yıllara ilişkin hakkı hâlâ ayakta olabilir.
Üçüncüsü Kurum kayıtlarını incelemeden sonuç çıkarmaktır. İşe giriş bildirgesi verilmişse süre hiç işlemez. Dosyanın ilk adımı sigortalı hizmet dökümü ve işyeri kayıtlarının temini olmalıdır.
Dördüncüsü Kurumu davalı göstermektir. Güncel uygulamada davalı yalnızca işverendir; Kuruma dava re’sen ihbar edilir ve Kurum fer’i müdahil olur.
Beşincisi tanık seçimini önemsememektir. Aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı çalışmış tanıkların beyanına özel değer verilir; kayıtsız tanıkların beyanı tek başına yeterli görülmeyebilir.
Emeklilik Hesabına Etkisi
Hizmet tespitinin en somut sonucu emeklilik üzerindedir. Tespit edilen günler prim ödeme gün sayısına eklenir ve üç ayrı eşiği etkiler.
| Emeklilik şartı | Tespitin etkisi |
|---|---|
| Prim ödeme gün sayısı | Tespit edilen günler doğrudan eklenir |
| Sigortalılık süresi | Başlangıç öne çekilirse süre uzar |
| Yaş şartı | Sigortalılık başlangıcı hangi kanuna tabi olunacağını belirler |
Üçüncü satır çoğu kişinin farkında olmadığı bir etkidir. Sigortalılık başlangıç tarihi, kişinin hangi dönemin emeklilik şartlarına tabi olacağını belirler. Başlangıcın birkaç ay öne çekilmesi, bütünüyle farklı bir şartlar grubuna girmeyi sağlayabilir.
Bu nedenle uygulamada yalnızca gün sayısı değil, sigortalılık başlangıcının tespiti de ayrı bir talep olarak ileri sürülür. İlk işe giriş tarihinin belirlenmesi, sonraki tüm hesapları etkiler.
Tespit kararı kesinleştikten sonra Kurum, kararda belirtilen gün sayısı ve kazançları kayıtlarına işler. Bu işlem sonrası emeklilik başvurusu yeniden değerlendirilir.
İşverenin Sorumluluğu ve Yaptırımlar
Sigortalıyı bildirmemek yalnızca özel hukuk sorumluluğu doğurmaz; idari yaptırımları da vardır.
İşveren, çalıştırdığı sigortalıyı işe giriş bildirgesiyle Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali idari para cezasına tabidir ve ceza tutarı her sigortalı için ayrı ayrı uygulanır.
Mahkeme kararıyla tespit edilen hizmet bakımından, bildirilmeyen döneme ilişkin primler gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil edilir. Gecikme zammı hesabı için gecikme zammı hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.
İşveren ayrıca prim teşviklerinden yararlanma hakkını kaybedebilir. Kayıt dışı çalıştırma tespit edilen işverenler bakımından teşvik yasağı uygulanabilir.
Sigortalı bakımından ise prim yükümlülüğü doğmaz. Tespit edilen dönemin primlerini sigortalı ödemez; yükümlülük tümüyle işverene aittir.
Sigortalılık Başlangıcının Tespiti
Hizmet tespiti davasının bir alt türü, sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine yöneliktir. Bu talep, gün sayısından bağımsız bir sonuç doğurur.
Sigortalılık, kural olarak çalışmaya başlanan tarihte kendiliğinden doğar. İşe giriş bildirgesinin verilmemiş olması, sigortalılığın doğmasını engellemez; yalnızca ispat sorunu yaratır.
Başlangıç tarihinin öne çekilmesi, emeklilik şartları bakımından belirleyicidir. Sosyal güvenlik mevzuatında emeklilik şartları, sigortalılık başlangıcının hangi döneme rastladığına göre farklılaşır.
Bu nedenle birkaç aylık bir öne çekme dahi, kişiyi tümüyle farklı bir şartlar grubuna dâhil edebilir ve emeklilik yaşını yıllarca öne alabilir.
Talebin ispatında askerlik öncesi çalışma kayıtları, işyeri defterleri, sendika kayıtları ve o dönemin tanıkları kullanılır. Eski tarihli çalışmalarda belge temini güçleştiğinden tanık beyanı ağırlık kazanır.
Yurt Dışı Hizmetler ve Borçlanma
Hizmet tespiti yalnızca yurt içi çalışmalar için söz konusudur. Yurt dışında geçen süreler farklı bir rejime tabidir ve borçlanma yoluyla değerlendirilir.
Yurt dışı borçlanmasında, yurt dışında geçen sigortalılık süreleri belirli şartlarla Türkiye’deki hizmete eklenebilir. Bu, tespit davası değil idari bir başvuru sürecidir.
İki kurumun karıştırılmaması gerekir: hizmet tespiti mevcut ancak kayda geçmemiş bir çalışmayı ortaya çıkarırken, borçlanma yurt dışında geçen sürenin bedeli ödenerek kazanılmasını sağlar.
Askerlik süresi de borçlanma yoluyla değerlendirilir ve prim ödeme gün sayısına eklenir. Hesap için askerlik borçlanması hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Borçlanılan süreler, sigortalılık başlangıcını geriye götürebilir. Bu etki, hizmet tespitiyle elde edilen sonuca benzer bir işlev görür.
Dava Öncesi Yapılması Gerekenler
Hizmet tespiti dosyasında hazırlık, dava sonucunu belirleyen aşamadır. Aşağıdaki adımlar dava açılmadan önce tamamlanmalıdır.
| Adım | Amaç |
|---|---|
| Sigortalı hizmet dökümünün alınması | Hangi dönemlerin kayıtlı olduğunun tespiti |
| İşyeri sicil kaydının araştırılması | İşverenin Kurumda kayıtlı olup olmadığı |
| İşe giriş bildirgesi sorgulaması | Hak düşürücü sürenin işleyip işlemediği |
| Banka hesap hareketlerinin toplanması | Düzenli ücret ödemesinin ispatı |
| Bordro tanıklarının belirlenmesi | Aynı dönemde kayıtlı çalışanların tespiti |
| Varsa denetim raporlarının temini | Resmî tespit belgesi olarak sunulması |
Üçüncü satır sıralamada öne alınmalıdır. İşe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu tespit edilirse süre hesabı tümüyle anlamsızlaşır ve çalışmanın tamamı dava edilebilir hâle gelir.
Beşinci satırdaki tanık tespiti, dava dilekçesi hazırlanırken yapılmalıdır. Aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı çalışmış kişilerin isim ve adresleri, işyeri kayıtlarından veya Kurum kayıtlarından öğrenilebilir.
Mahkemeden bu kayıtların getirtilmesi talebi dilekçede açıkça yer almalıdır. Resen araştırma ilkesi geçerli olsa da, talebin dilekçede gösterilmesi süreci hızlandırır.
Ankara ve çevresindeki dosyalarınız için Av. Fatma Öztürk’e 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Kısmi Süreli ve Mevsimlik Çalışmalar
Hizmet tespiti her zaman tam zamanlı çalışmaya ilişkin değildir. Kısmi süreli, mevsimlik ve çağrı üzerine çalışmalarda da tespit talebi gündeme gelir; ancak gün hesabı farklılaşır.
Kısmi süreli çalışmada prim ödeme gün sayısı, ayda çalışılan toplam saatin günlük normal çalışma süresine bölünmesiyle bulunur. Haftada iki gün çalışan bir sigortalı için ayda otuz gün değil, fiilî çalışmaya karşılık gelen gün sayısı hesaplanır.
Mevsimlik işlerde çalışma yılın belirli dönemlerinde yoğunlaşır. Bu hâlde tespit talebi, çalışılan dönemlere hasredilir ve ara dönemler kapsam dışında kalır.
Aracın gün hesabı, girilen başlangıç ve bitiş tarihleri arasındaki takvim günlerini esas alır. Kısmi süreli veya mevsimlik çalışmalarda gerçek prim gün sayısı bu rakamdan düşük olacaktır.
Bu nedenle kısmi süreli çalışmalarda aracın sonucu yalnızca hangi yılların dava edilebilir olduğunu göstermek için kullanılmalı; gün sayısı ayrıca hesaplanmalıdır.
Aynı Dosyada İşçilik Alacakları
Sigortasız çalıştırılan işçinin talepleri çoğunlukla hizmet tespitiyle sınırlı kalmaz. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin alacakları da gündeme gelir.
Bu talepler farklı usul kurallarına tabidir ve bu fark dava stratejisini belirler.
| Talep | Niteliği | Arabuluculuk | Süre rejimi |
|---|---|---|---|
| Hizmet tespiti | Tespit davası | Dava şartı değil | 5 yıl hak düşürücü |
| Kıdem ve ihbar tazminatı | Eda davası | Dava şartı | Zamanaşımı |
| Fazla mesai ve ücret alacakları | Eda davası | Dava şartı | Zamanaşımı |
Üçüncü sütundaki fark kritiktir. İşçilik alacakları için arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa, bu talepler dava şartı yokluğundan reddedilir. Hizmet tespiti talebi ise bu şarta tabi değildir.
Uygulamada iki yol izlenir: ya talepler ayrı davalarda ileri sürülür, ya da işçilik alacakları için önce arabuluculuk süreci tamamlanıp sonra birlikte dava açılır.
Bir başka ilişki de bekletici mesele yönündendir: işçilik alacakları davasında çalışma süresi tartışmalıysa, hizmet tespiti davasının sonucu beklenebilir. Bu, iki dosyanın koordinasyonunu gerektirir.
Kıdem süresinin belirlenmesi bakımından hizmet tespiti kararı doğrudan sonuç doğurur; tespit edilen süre kıdem hesabına dâhil edilir.
Mevzuat Çerçevesi
| Hüküm | Neyi düzenler | Pratik sonucu |
|---|---|---|
| 5510 s.K. m.4/1-a | Hizmet akdiyle çalışanlar | Davacı sıfatının belirlenmesi |
| 5510 s.K. m.7 | Sigortalılığın başlangıcı | Çalışmanın başladığı tarih |
| 5510 s.K. m.8 | Sigortalı bildirimi | İşe giriş bildirgesi yükümlülüğü |
| 5510 s.K. m.80 | Prime esas kazanç | Ücret tespitinin dayanağı |
| 5510 s.K. m.86/9 | Hizmet tespiti | Beş yıllık hak düşürücü süre |
| 5510 s.K. m.102 | İdari para cezaları | İşverenin yaptırım sorumluluğu |
| 7036 s.K. m.5 | İş mahkemelerinin görevi | Sosyal güvenlik uyuşmazlıkları |
| 506 s.K. m.79/10 | Eski dönem hizmetleri | Geçiş hükümleri bakımından |
Aracın sınırı: Araç, çalışma dönemini yıllara bölerek her yıl için beş yıllık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığını gösterir. Kurumun çalışmadan haberdar olup olmadığını kendisi tespit edemez; bu değerlendirme Kurum kayıtlarının incelenmesini gerektirir ve istisna seçenekleri kullanıcı beyanına dayanır. Araç ayrıca hizmet ilişkisinin varlığını ve niteliğini değerlendirmez; hizmet sözleşmesi ile eser veya vekâlet sözleşmesi ayrımı hukuki bir tespittir. Prime esas kazanç tespiti, emeklilik hesabı ve prim borcu tutarı da kapsam dışıdır. Gün hesabı takvim günü esasına göredir. Araç bir ön değerlendirme sunar, hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Sıkça Sorulan Sorular
Hizmet tespiti davası süresi kaç yıldır?
Hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıldır (5510 s.K. m.86/9). Süre çalışmanın bittiği günden değil, o hizmetin geçtiği yılın sonundan işler.
Süre neden yıl yıl hesaplanıyor?
Kanun süreyi her yılın sonuna bağladığından, çalışma dönemi bir bütün olarak değil yıllara bölünerek değerlendirilir. Uzun süreli çalışmalarda ilk yılların süresi dolmuşken son yıllar hâlâ dava edilebilir olabilir.
Beş yıllık süre zamanaşımı mıdır?
Hayır, hak düşürücü süredir. Bu nedenle davanın her aşamasında ileri sürülebilir, hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve kesilmez veya durmaz.
İşe giriş bildirgesi verilmişse süre işler mi?
Hayır. Kurum çalışmadan haberdar olduğundan beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz ve çalışmanın tamamı için tespit istenebilir.
Başka hangi hâllerde süre işlemez?
Çalışmanın Kurum denetim elemanlarınca tespit edilmiş olması, ücret bordrolarında sigortalının imzasının bulunması, asgari işçilik incelemesi yapılmış olması gibi Kurumun çalışmadan haberdar olduğu hâllerde süre uygulanmaz.
Dava kime karşı açılır?
Sigortalıyı fiilen çalıştıran işverene karşı açılır. Sosyal Güvenlik Kurumu davalı değildir; dava Kuruma re’sen ihbar edilir ve Kurum fer’i müdahil olarak katılır.
Görevli mahkeme hangisidir?
İş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
Arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Hizmet tespiti bir tespit davası olduğundan dava şartı arabuluculuk kapsamında değerlendirilmez; doğrudan dava açılabilir. Ancak aynı dosyada kıdem veya fazla mesai gibi işçilik alacakları da isteniyorsa, bu alacaklar bakımından arabuluculuk gündeme gelir.
Hangi delillerle ispat edilir?
Her türlü delille ispat mümkündür. İşyeri kayıtları, puantaj cetvelleri, ücret bordroları, banka hesap hareketleri ve özellikle aynı dönemde aynı işyerinde kayıtlı çalışmış bordro tanıklarının beyanı önem taşır.
Sigortalı ölmüşse dava açılabilir mi?
Evet. Sigortalının ölümü hâlinde mirasçıları ve hak sahipleri hak düşürücü süre içinde dava açabilir.
Tespit edilen hizmetin primlerini kim öder?
Prim yükümlülüğü işverene aittir; sigortalıdan prim istenmez. İşveren hakkında ayrıca idari para cezası uygulanabilir.
Sigortam yapılmış ama ücretim düşük gösterilmiş, ne yapabilirim?
Prime esas kazancın gerçek tutarının tespiti de bu dava kapsamında istenebilir. Emekli aylığı ve diğer ödemeler prime esas kazanç üzerinden hesaplandığından bu tespit önemlidir.
Bilgilendirme: Bu araç ve rehber genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süre hesabından önce Kurum kayıtlarının incelenmesi gerekir.
İş ve sosyal güvenlik araçları
📘 İlgili Rehberler
Her geçen yıl bir hizmet yılı daha kapanıyor
Sigortasız çalışma ve hizmet tespiti için Ankara’da Av. Fatma Öztürk: 0554 648 37 15

