Borcumu Ödeyemedim, “Dolandırıcılıktan Şikâyet Ederim” Diyorlar — Bu Suç mu?
25 Temmuz 2026

Borcumu Ödeyemedim, “Dolandırıcılıktan Şikâyet Ederim” Diyorlar — Bu Suç mu?

Ne yaşandı?

Bir kişi, aldığı borcu, ödünç parayı veya bir sözleşmeden doğan yükümlülüğü ödeyemez. Alacaklı taraf, baskı kurmak için ‘seni dolandırıcılıktan içeri attırırım’ der. Kişi, ödeyememe durumunun gerçekten bir suç olup olmadığını ve hapse girip girmeyeceğini merak eder.

Borcunuz nedeniyle suç duyurusuyla mı tehdit ediliyorsunuz?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kişi, borcunu ödeyememenin dolandırıcılık suçu sayılıp sayılmayacağını araştırır.

Bu durumda ne yapmalısınız?

  • Temel ayrımı bilin: Bir borcu sonradan ödeyememek, kural olarak tek başına suç değildir; bu bir hukuki (alacak) uyuşmazlığıdır. Dolandırıcılık ise, baştan beri var olan bir ‘hile’ ile karşı tarafın kandırılarak zarara uğratılmasıdır.
  • Hileyi arayın: Dolandırıcılığın oluşması için, borç ilişkisinin kuruluşunda kandırmaya yönelik bir hile (örneğin baştan ödememe kastıyla, sahte vaat/belgeyle aldatma) bulunması gerekir. Salt ödeme güçlüğü bunu karşılamaz.
  • İyi niyetinizi belgeleyin: Ödeme çabanızı, yaşadığınız maddi zorluğu ve ilişkinin gerçek bir borç ilişkisi olduğunu gösteren belgeleri saklayın.
  • Baskıya boyun eğmeyin: ‘Hapse atarım’ tehdidi tek başına durumu suça çevirmez; alacaklının yolu kural olarak hukuk/icra yoludur.
  • Avukata danışın: Şikâyet riski ve borcun yapılandırılması için profesyonel destek alın.

Bir borcu sonradan ödeyememek kural olarak suç değil, hukuki bir alacak uyuşmazlığıdır; dolandırıcılık için ilişkinin başında kandırmaya yönelik bir hile aranır. ‘Dolandırıcılıktan şikâyet ederim’ baskısı tek başına durumu suça çevirmez. Yine de riski değerlendirmek için bir uzmana danışmanız yararlıdır.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Bu sayfadaki anlatım, Türkiye’de sıkça yaşanan durumlardan yola çıkılarak hazırlanmış temsilî bir senaryodur; gerçek kişilere ait kimlik bilgisi içermez. Bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür.

Borcu Ödeyememek Suç Değildir; Borç İçin Hapis Yok

Öncelikle temel kuralı netleştirelim: bir borcu, ödünç parayı veya sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü sonradan ödeyememek, kural olarak tek başına suç değildir. Bu, ceza mahkemesinin değil; icra ve hukuk mahkemelerinin ilgilendiği bir alacak uyuşmazlığıdır. Türk hukuku, kişinin ekonomik zorluk nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yasaklamıştır. Anayasa’nın 38. maddesinin 8. fıkrası açıktır: ‘Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.’ Aynı güvence Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de yer alır. Dolayısıyla kredi, kredi kartı veya kişisel bir borcu ödeyememek sizi hapisle karşı karşıya bırakmaz; alacaklının ‘seni içeri attırırım’ söylemi hukuki bir gerçekliğe değil, çoğu zaman ödeme baskısına dayanır.

Dolandırıcılık Nedir? Fark: Baştan Var Olan ‘Hile’

Dolandırıcılık (TCK m.157 basit; m.158 nitelikli), borcun sonradan ödenememesinden tamamen farklı bir şeydir: baştan itibaren var olan bir hile ile karşı tarafın kandırılıp zarara uğratılması ve fail ya da bir başkasına haksız menfaat sağlanmasıdır. Suçun oluşması için üç unsurun birlikte gerçekleşmesi şarttır: (1) hileli davranış — Yargıtay hileyi ‘nitelikli bir yalan’ olarak tanımlar; sıradan bir yalan yetmez, aldatma yeterince yoğun, ustaca ve mağdurun denetim imkânını ortadan kaldıracak nitelikte olmalıdır; (2) aldatma ve zarar — mağdur, gerçeği bilseydi yapmayacağı bir işlemi hileye inanarak yapmalı ve malvarlığı zarara uğramalı; (3) kast ve haksız yarar. Kritik ayrım şudur: ödeme güçlüğü işi/parayı aldıktan sonra doğduysa ve baştan bir aldatma yoksa, ortada dolandırıcılık değil bir sözleşme/alacak uyuşmazlığı vardır. Buna karşılık baştan sahte belge veya yalan gelir beyanıyla, sahte teminat göstererek ya da hiç ödeme niyeti olmadan kandırarak para aldıysanız, dolandırıcılık gündeme gelebilir. Nitekim yanlış hesaplama, piyasa dalgalanması, ticari iflas ya da internetten alınan ürünü gönderememek otomatik olarak dolandırıcılık sayılmaz; her olayda baştan hile kastının somut delillerle ispatı aranır.

“Nitelikli Hile” ile “Basit Yalan” Arasındaki Somut Fark

Bu ayrım, “borç uyuşmazlığı mı yoksa suç mu” sorusunun cevabını belirleyen en pratik ölçüttür. Yargıtay uygulamasında, bir yalanın hile boyutuna ulaşması için, ortalama bir insanı hataya düşürebilecek ve mağdurun iradesini sakatlayacak düzeyde, ustaca kurgulanmış olması gerekir. Basit bir inceleme ile fark edilebilecek yalanlar bu eşiği geçmez.

DavranışNitelendirme
“Param yok, sonra öderim” demekBasit yalan — hukuki uyuşmazlık, suç değil
Ödeme güçlüğünün işlem sonrasında ortaya çıkmasıSözleşme/alacak uyuşmazlığı — suç değil
Sahte banka dekontu oluşturmakNitelikli hile — dolandırıcılık kastına delil
Kendini tanınmış bir iş insanı gibi göstermek için sahte belge sunmakNitelikli hile
Gerçeği yansıtmayan vergi levhası, sicil kaydı sunarak banka yetkilisini kandırmakNitelikli hile (somut Yargıtay örneği, m.158/1-f/l kapsamında değerlendirilebilir)
Güven telkin eden sahte dijital platform/arayüz kullanmakNitelikli hile

Nitelikli Dolandırıcılık Halleri: TCK m.158’in Tam Kapsamı

TCK m.158, dolandırıcılığın temel hâlini (m.157) ağırlaştıran 13 ayrı bendi (a-l/m) düzenler; cezası 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır. Başlıca bentler:

Nitelikli hâlÖrnek
Dini inanç ve duyguların istismarıCami/dernek adına sahte bağış toplama
Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmaAfet, hastalık gibi durumları istismar etme
Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmaYaşlı veya savunmasız kişileri hedef alma
Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılmasıKamu görevlisi kimliğine bürünme
Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıSahte SMS, sahte banka görevlisi araması
Basın/yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmaSahte ilan, reklam
Tacir/şirket yöneticisi sıfatının kötüye kullanılmasıTicari itibarı kullanarak kandırma
Kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahisle etki hesabı“Tanıdığım var, hallederim” vaadiyle para alma
Sahte belge kullanılmasıSahte ruhsat, mahkeme kararı, nüfus cüzdanı
Banka/kredi kurumunca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin alınmasıSahte gelir belgesiyle kredi çektirme

Bu listeden görüleceği üzere, nitelikli hâllerin ortak paydası, hilenin bir kurumu, sistemi veya toplumsal güveni araç olarak kullanmasıdır — sıradan bir kişisel borç ilişkisinde “ödeyemedim” demek bu bentlerin hiçbirine girmez.

Özel Bir Durum: Alacağını Tahsil İçin Hile Kullanan Alacaklı (TCK m.159)

Bu, çoğu kişinin bilmediği ama bu yazının temasıyla doğrudan ilgili bir madde. TCK m.159, dolandırıcılığın gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesini ayrı ve daha hafif bir suç olarak düzenler: şikâyet üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Yani madalyonun öbür yüzü de vardır — eğer alacaklının kendisi, gerçekte var olan bir alacağını tahsil etmek için hileli yöntemlere başvurursa (örneğin borçluyu kandırarak elinden imza almak, borçlu olmadığı bir şeyi ödettirmek gibi), bu davranış da m.159 kapsamında ayrı bir suç oluşturabilir. Bu madde, “alacaklıyım, her yöntemi kullanabilirim” düşüncesinin de sınırsız olmadığını gösterir.

Yaptırım ve Etkin Pişmanlık

UnsurDurum
Erteleme (TCK m.51)Nitelikli dolandırıcılıkta üst sınır 10 yıl olduğundan kural olarak uygulanamaz; somut ceza 2 yıl ve altında kalırsa tartışılabilir
Etkin pişmanlık (TCK m.168)Kovuşturma öncesi zararın tam giderilmesi cezayı 2/3’e, kovuşturma başladıktan sonra hükümden önce giderim ise 1/2’ye kadar indirebilir

Bu tablo, dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşan bir kişi için zararın erken giderilmesinin (mümkünse dava/kovuşturma başlamadan) neden stratejik önem taşıdığını gösterir.

Alacaklının Doğru Yolu, Tehdit ve Dar İstisnalar

Ortada baştan bir hile yoksa alacaklının başvuracağı yol ceza şikâyeti değil; icra takibi, alacak davası ve gerekirse ihtiyati haciz (İİK m.257) yoluyla alacağını tahsil etmektir. Ceza şikâyeti tek başına parayı geri getirmez. ‘Yasal yollara başvururum, şikâyet ederim’ demek hak arama kapsamındadır ve tehdit sayılmaz; ancak ‘içeri attırırım, sana ya da ailene zarar veririm’ gibi ifadeler şartları oluştuğunda TCK m.106 tehdit suçunu oluşturabilir. Son olarak, klasik anlamda ‘borç hapsi’ bulunmasa da kendine özgü dar istisnaları bilmek gerekir: icra takibi sırasında icra müdürü huzurunda verilen bir ödeme (taksit) taahhüdüne uyulmaması hâlinde İİK m.340 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir (banka veya telefonla yapılan yapılandırmalar bu kapsamda değildir); ayrıca karşılıksız çek (5941 sayılı Çek Kanunu) ve nafaka borcunun ödenmemesi de ayrı yaptırımlara tabidir. Yine, emanet edilen bir malın amacı dışında kullanılması hâlinde gündeme gelen güveni kötüye kullanma (TCK m.155) da dolandırıcılıktan farklı bir suçtur. Bunların hiçbiri, sözleşmeden doğan bir borcu ödeyememenin doğrudan suç olduğu anlamına gelmez.

Sık Sorulan Sorular

Borcumu ödeyemiyorum, hapse girer miyim?

Kural olarak hayır. Bir borcu sonradan ödeyememek tek başına suç değildir; hukuki bir alacak uyuşmazlığıdır. Anayasa m.38/8, kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağını güvence altına alır. Yani ekonomik zorluk nedeniyle (örneğin kredi veya kredi kartı borcunu ödeyememek) sizi hapse göndermez.

Borç ödememek ne zaman dolandırıcılık olur?

Dolandırıcılık, borcun sonradan ödenememesi değil, baştan itibaren var olan bir hile ile karşı tarafın kandırılıp zarara uğratılmasıdır. Örneğin sahte belge/gelir beyanı sunarak, sahte teminat göstererek ya da hiç ödemeye niyetiniz yokken kandırarak para aldıysanız, TCK m.157/158 kapsamında dolandırıcılık gündeme gelebilir. Ödeme güçlüğü işi aldıktan veya parayı aldıktan sonra doğduysa ve baştan bir aldatma yoksa suç oluşmaz.

‘Hile’ ne demek, her yalan dolandırıcılık mı?

Hayır. Yargıtay hileyi ‘nitelikli bir yalan’ olarak tanımlar; sıradan bir yalan yeterli değildir. Hilenin, mağduru hataya düşürecek nitelikte, yeterince yoğun, ustaca kurgulanmış ve karşı tarafın inceleme/denetim imkânını ortadan kaldıracak boyutta olması gerekir. Ayrıca failin kasten hareket etmiş ve kendisine ya da başkasına haksız bir menfaat sağlamış olması aranır.

Alacaklı ‘seni dolandırıcılıktan attırırım’ diyor, ne yapmalıyım?

Bu ifade çoğu zaman ödeme baskısı kurmaya yönelik bir söylemdir; ortada baştan bir hile yoksa borcunuz ceza konusu değildir. Alacaklının hukuki yolu ceza şikâyeti değil; icra takibi, alacak davası ve gerekirse ihtiyati haciz yoluyla alacağını tahsil etmektir. ‘Yasal yollara başvururum’ demek hak aramadır ve tehdit sayılmaz; ancak ‘içeri attırırım, sana/ailene zarar veririm’ gibi ifadeler şartları oluştuğunda TCK m.106 kapsamında tehdit suçu oluşturabilir.

Borç için hiç hapis ihtimali yok mu?

Klasik anlamda ‘borç hapsi’ yoktur; ancak bazı özel durumlar ayrı kurumlardır. İcra takibi sırasında icra müdürü huzurunda verilen ödeme (taksit) taahhüdüne uyulmaması hâlinde İİK m.340 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi söz konusu olabilir (banka veya telefonla yapılan yapılandırmalar bu kapsamda değildir). Ayrıca karşılıksız çek (5941 sayılı Çek Kanunu) ve nafaka borcunun ödenmemesi de kendine özgü ayrı yaptırımlara tabidir. Bunların hiçbiri, sözleşmeden doğan bir borcu ödeyememenin doğrudan suç olduğu anlamına gelmez.

Alacaklının kendisi de suç işleyebilir mi?

Evet, sınırlı bir ihtimalde. TCK m.159, dolandırıcılığın gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesini ayrı bir suç sayar (6 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para). Yani alacaklı, gerçekte var olan alacağını tahsil etmek için hileli yöntemlere başvurursa kendisi de sorumlu tutulabilir.

Nitelikli dolandırıcılıkta erteleme mümkün mü?

Kural olarak zordur; TCK m.158 kapsamında üst sınır 10 yıl olduğundan erteleme genellikle uygulanamaz. Ancak zararın erken giderilmesi (etkin pişmanlık, TCK m.168) cezayı kovuşturma öncesinde 2/3, sonrasında 1/2 oranında indirebilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik İcra ve İflas Hukuku alanındadır.

İcra ve İflas Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Borçlunun Elindeki Hukuki Yollar

Takiple karşılaşan borçlunun kullanabileceği yollar kanunda düzenlenmiştir.

Yol haritası
YolDayanak
İtirazÖdeme emrine yedi gün içinde (İİK m.62)
KambiyoBeş günlük süre (İİK m.168)
Gecikmiş itirazKusursuz engel hâlinde (İİK m.65)
Usulsüz tebligatSürelerin işlememesi (İİK m.16)
Menfi tespitBorcun bulunmadığı iddiası (İİK m.72)
HaczedilmezlikKonut ve temel ihtiyaç eşyası (İİK m.82)
Maaş sınırıKanuni kesinti oranı (İİK m.83)
TaksitHaciz sonrası taahhüt (İİK m.111)

Birinci ve beşinci satırlar birlikte okunmalıdır: itiraz süresi kaçırıldığında borcun bulunmadığı iddiası menfi tespit davasıyla genel mahkemeye götürülür.

Baskı unsuru olarak kullanılan beyanlar dosyaya yansıtılmalıdır. Takip sürecinde yapılan sözlü baskılar karşısında borçlunun yapması gereken, hukuki yollarını süresinde kullanmaktır. İtiraz, şikâyet veya dava yollarının hangisinin uygun olduğu takibin türüne ve aşamasına göre belirlenir.

Kesinleşme Sonrası Yükümlülükler

Takip kesinleştiğinde borçlu bakımından yeni yükümlülükler doğar.

Yükümlülükler
KonuKuralDayanak
Mal beyanıKesinleşme sonrası beyan yükümlülüğüİİK m.74
YenilemeYeni mal edinilince beyanın yenilenmesiİİK m.75
YaptırımBeyanda bulunmama hâliİİK m.76
Gerçeğe aykırılıkAykırı beyanİİK m.338
HacizMalvarlığı üzerine hacizİİK m.78
HaczedilmezlikKonut ve temel ihtiyaç eşyalarıİİK m.82
MaaşKanuni kesinti sınırıİİK m.83
Üçüncü kişiHaciz ihbarnamesiİİK m.89

Üçüncü ve dördüncü satırlar farklı fiilleri düzenler: beyanda hiç bulunmamak ile gerçeğe aykırı beyanda bulunmak ayrı maddelere tabidir ve yaptırımları farklıdır.

Mal beyanı için mal beyanı rehberimize bakabilirsiniz.

İtirazın Aşılması ve Tazminat

Borçlu itiraz ettiğinde alacaklının izleyeceği yollar süreye tabidir.

Karşılaştırma
Ölçütİptal davası (m.67)Kaldırma (m.68)
MerciGenel mahkemeİcra mahkemesi
SüreBir yılAltı ay
BelgeHer türlü delilKanunda sayılan belgeler
İncelemeTam yargılamaDar inceleme
TanıkDinlenebilmesiDinlenmemesi
Kesin hükümOluşturmasıOluşturmaması
Tazminatİcra inkâr tazminatıŞartları varsa tazminat
Başlangıçİtirazın alacaklıya tebliğiAynı tarih

Yedinci satır, borçlu bakımından risktir: itirazın haksız çıkması hâlinde tazminata hükmedilebilir. Bu nedenle itiraz, alacağın gerçekten tartışmalı olduğu hâllerde ve belgeye dayanılarak yapılmalıdır.

Kötü niyet tazminatı iki yönlü işler. Davanın reddi hâlinde, şartları varsa alacaklı aleyhine de tazminata hükmedilebilir. Bu nedenle takip başlatılmadan önce alacağın dayanağı ve tutarı denetlenmelidir.

Kesinleşme Sonrası Paraya Çevirme

Takip kesinleştiğinde haciz ve satış zinciri işler.

Paraya çevirme rejimi
KonuKuralDayanak
Satış istemeHacizden itibaren bir yılİİK m.106
Haczin düşmesiSüresinde satış istenmez veya gider on beş gün içinde yatırılmazsaİİK m.110
Kıymet takdiriRaporun ilgililere tebliğiİİK m.128
ŞikâyetTebliğden itibaren yedi gün; masraf da yedi gün içindeİİK m.128/a
Rızaen satışKıymet takdirinden itibaren yedi günİİK m.111/a
Elektronik artırmaPortalda yedi günlük teklif süresiİİK m.111/b
İlanEn az on beş gün önce ilanİİK m.114
İhale bedeliSonuç tutanağının ilanından itibaren yedi günİİK m.118

Beşinci satır, borçlu bakımından değerli bir imkândır: kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde rızaen satış yetkisi istenebilir ve bu yol daha yüksek bedelle satış sağlayabilir.

Süre denetimi de bir savunmadır. Haciz süresinde satış istenmediği için kanunen düşmüşse, ödeme yapılmasa dahi kaydın terkini talep edilebilir (İİK m.106, m.110). Bu nedenle uzun süredir işlem görmeyen dosyalarda haciz tarihleri denetlenmelidir.

Menfi Tespit ve İstirdat

Borcun bulunmadığı iddiası dava yoluyla ileri sürülür.

Dava rejimi
KonuKuralDayanak
Menfi tespitBorçlu olunmadığının tespitiİİK m.72
ZamanTakipten önce veya sonra açılabilmesiİİK m.72
TedbirTakibin durdurulmasının ayrıca istenmesiİİK m.72
TeminatTedbirin teminata bağlanabilmesiİİK m.72
İstirdatÖdeme yapılmışsa iade davasıİİK m.72
SüreÖdemeden itibaren bir yılİİK m.72
TazminatŞartları varsa hükmedilmesiİİK m.72
MerciGenel mahkeme

Beşinci ve altıncı satırlar birlikte okunmalıdır: takip sürerken ödeme yapılmışsa artık menfi tespit değil istirdat davası açılır ve bu dava ödemeden itibaren bir yıllık süreye tabidir.

Dava takibi kendiliğinden durdurmaz. Menfi tespit davası açılmış olması icra takibini durdurmaz; durdurma için mahkemeden ayrıca tedbir kararı alınması gerekir ve bu karar teminat şartına bağlanabilir.

Menfi tespit için menfi tespit davası rehberimize bakabilirsiniz.

İcra Yaptırımlarının Sınırı

İcra ve İflâs Kanunu’ndaki yaptırımlar belirli fiillere bağlanmıştır.

Yaptırım rejimi
KonuKuralDayanak
Mal beyanıBeyanda bulunmamaİİK m.76
Gerçeğe aykırılıkAykırı beyanİİK m.338
Taahhütİhlal hâlindeİİK m.340
NafakaÖdenmemesi hâlindeİİK m.344
Mal kaçırmaKanunda öngörülen hâllerİİK m.331
Ön şartTakibin usulüne uygun yürütülmesi
Merciİcra ceza mahkemesi
Sona ermeYükümlülük yerine getirilince

Birinci ve beşinci satırlar birlikte okunmalıdır: yaptırımlar borcun ödenmemesine değil, kanunda sayılan belirli fiillere bağlanmıştır. Ödeme güçlüğü tek başına bu kapsamda değerlendirilmez.

Şikâyet tehdidi hukuki sonuç doğurmaz. Takip sürecinde yapılan sözlü beyanlar karşısında yapılması gereken, hukuki yolları süresinde kullanmaktır. İtiraz, şikâyet veya menfi tespit yollarından hangisinin uygun olduğu takibin türüne ve aşamasına göre belirlenir.

Uygulamada Sık Sorulanlar

Borcun ödenememesi konusunda tekrarlanan sorular belirli başlıklarda toplanır.

Başlık bazında
SoruCevap
YolAlacağın icra takibiyle istenmesi
İtirazÖdeme emrine yedi gün (İİK m.62)
KambiyoBeş günlük süre (İİK m.168)
Menfi tespitBorcun bulunmadığı iddiası (İİK m.72)
HaczedilmezlikKonut ve temel ihtiyaç (İİK m.82)
MaaşKanuni kesinti sınırı (İİK m.83)
TaksitHaciz sonrası taahhüt (İİK m.111)
YaptırımKanunda sayılan fiillere bağlı olması

Sekizinci satır, sürecin sınırını çizer: İcra ve İflâs Kanunu’ndaki yaptırımlar borcun ödenmemesine değil, kanunda sayılan belirli fiillere bağlanmıştır.

Taahhüt dikkatle verilmelidir. Haciz sonrası verilen taksit taahhüdünün ihlali tazyik hapsi talebine konu olur (İİK m.340). Bu nedenle taahhüt, gerçekçi bir ödeme planına dayanmalı ve güncel borç tutarı üzerinden kurulmalıdır.

Süreç Yönetimi

Takiple karşılaşan borçlunun atacağı adımlar sıralıdır.

Adım listesi
Adımİçerik
BelgeÖdeme emrinin incelenmesi
YolTakibin hangi yola dayandığı
TarihTebliğ tarihinin kaydedilmesi
Süreİtiraz süresinin hesaplanması
Kararİtiraz veya ödeme tercihi
BaşvuruSüresinde yapılması
HesapGüncel kapak hesabının alınması
İzlemeHacizlerin ve sürecin takibi

İkinci satır, tüm süreci belirler: takibin ilamsız, kambiyo veya ilamlı yollardan hangisine dayandığı, hem itiraz süresini hem başvuru mercisini değiştirir.

Süre kaçarsa yol daralır. İtiraz süresi geçtiğinde takip kesinleşir ve kalan yollar menfi tespit veya usulsüz tebligat iddiasıyla sınırlanır. Bu nedenle tebligat alındığında süre derhâl hesaplanmalıdır.

Alacaklı Bakımından Değerlendirme

Takip başlatan alacaklının denetleyeceği hususlar vardır.

Denetim listesi
KonuNe kontrol edilir
AlacakDayanağın ve tutarın belirlenmesi
BelgeElde bulunan belgenin niteliği
YolTakip yolunun seçilmesi
YetkiYetkili icra dairesi
KalemlerTalepte ayrı gösterilmesi
İtirazGelmesi hâlinde izlenecek yol
SüreAltı ay veya bir yıl (İİK m.67, m.68)
RiskRet hâlinde tazminat ihtimali

Sekizinci satır, alacaklı bakımından gözden kaçan risktir: davanın reddi hâlinde şartları varsa alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir.

Alacak denetlenmeden takip başlatılmamalıdır. Takip başlatılmadan önce alacağın dayanağı, tutarı ve zamanaşımı durumu denetlenmelidir. Bu inceleme yapılmadan başlatılan takipler hem masraf hem tazminat riski doğurur.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Takiple karşılaşan borçlunun tekrarlanan hataları sınırlıdır.

Hata başlıkları
HataSonucu
Süreİtiraz süresinin kaçırılması
MerciYanlış mercie başvurulması
Yolİtiraz ile şikâyetin karıştırılması
HavaleDilekçenin havale kaydının alınmaması
BelgeSavunmanın belgelenmemesi
TaahhütGerçekçi olmayan plan verilmesi
ÖdemeDosyaya bildirilmemesi
İzlemeHacizlerin takip edilmemesi

Altıncı satır, sonradan ağır sonuç doğurur: haciz sonrası verilen taksit taahhüdünün ihlali tazyik hapsi talebine konu olur (İİK m.340).

Ödemeler dosyaya bildirilmelidir. Elden veya banka üzerinden yapılan ödemelerin dosyaya bildirilmemesi hâlinde, ödeme yapılmış olsa dahi dosya hesabında görünmez ve borç azalmaz.

Kesinleşme Sonrası Paraya Çevirme

İtiraz edilmez veya aşılırsa satış zinciri işlemeye başlar.

Paraya çevirme rejimi
KonuKuralDayanak
Satış istemeHacizden itibaren bir yılİİK m.106
Haczin düşmesiSüresinde satış istenmez veya gider on beş gün içinde yatırılmazsaİİK m.110
Kıymet takdiriRaporun ilgililere tebliğiİİK m.128
ŞikâyetTebliğden itibaren yedi gün; masraf da yedi gün içindeİİK m.128/a
Rızaen satışKıymet takdirinden itibaren yedi günİİK m.111/a
Elektronik artırmaPortalda yedi günlük teklif süresiİİK m.111/b
İlanEn az on beş gün önce ilanİİK m.114
İhale bedeliSonuç tutanağının ilanından itibaren yedi günİİK m.118

Beşinci satır, borçlu bakımından değerli bir imkândır: kıymet takdirinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde rızaen satış yetkisi istenebilir ve bu yol daha yüksek bedelle satış sağlayabilir.

Süre denetimi de bir savunmadır. Haciz süresinde satış istenmediği için kanunen düşmüşse, ödeme yapılmasa dahi kaydın terkini talep edilebilir (İİK m.106, m.110). Bu nedenle uzun süredir işlem görmeyen dosyalarda haciz tarihleri denetlenmelidir.

Tazyik Hapsi ile Ceza Ayrımı

İki kurum sık karıştırılır; amaç ve sonuç bakımından ayrışır.

Karşılaştırma
ÖlçütTazyik hapsiCeza mahkûmiyeti
AmaçYükümlülüğün sağlanmasıCezalandırma
DayanakİİK m.76, m.340, m.344Kendi kanunu
SebepKanunda sayılan fiillerSuç oluşturan fiil
Sona ermeYükümlülük yerine getirilinceKendi rejimine göre
SicilAdli sicile işlenmemesiİşlenmesi
Merciİcra ceza mahkemesiCeza mahkemesi
BorçSona erdirmemesiİlgisi bulunmaması
TalepAlacaklının şikâyetiKendi usulü

Birinci ve dördüncü satırlar birlikte okunmalıdır: tazyik hapsi cezalandırma amacı taşımaz; yükümlülük yerine getirildiğinde derhâl sona erer.

Sebep kanunda sayılıdır. Tazyik hapsi borcun ödenmemesine değil, mal beyanında bulunmama, taahhüdü ihlal veya nafakayı ödememe gibi kanunda sayılan belirli fiillere bağlanmıştır. Bu kapsam dışındaki durumlar için uygulanmaz.

Post by Av. Fatma Öztürk