Terekede Orman, Mera ve Hazine Vasıflı Taşınmazlar: Mirasçılar Ne Yapabilir?
21 Ağustos 2026

Terekede Orman, Mera ve Hazine Vasıflı Taşınmazlar: Mirasçılar Ne Yapabilir?

Kırsal terekelerde en büyük hayal kırıklığı, nesillerdir kullanılan bir arazinin kadastro kaydında orman, mera veya Hazine adına görünmesidir. Aile taşınmazı kendi malı sayar, vergisini öder, ekip biçer. Oysa bu nitelikteki yerler kural olarak özel mülkiyete konu olmaz ve mirasçılara geçecek bir mülkiyet doğmaz.

Neden Bu Kadar Sık Karşılaşılıyor?

Türkiye’de kadastro çalışmaları uzun bir döneme yayıldı. Bu süre boyunca kırsal alanda araziler fiilen kullanıldı, el değiştirdi, miras yoluyla nesillere aktarıldı; ancak resmî kayıt her zaman bu fiilî duruma eşlik etmedi.

Kadastro geldiğinde tablo netleşir ve çoğu zaman aile için sürpriz olur: nesillerdir ekilen tarla orman sayılmış, otlak mera olarak tespit edilmiş ya da taşınmaz doğrudan Hazine adına tescil edilmiştir.

Bu üç vasıf birbirinden farklıdır ve mirasçıların yapabilecekleri her birinde değişir. Ortak nokta ise şudur: bu nitelikteki yerler kural olarak özel mülkiyete konu olmaz.

Bunun mirasçılar bakımından anlamı açıktır: miras bırakanın bu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı yoksa, mirasçılara geçecek bir mülkiyet de yoktur.

Üç Vasıf, Üç Farklı Rejim

VasıfMülkiyet durumuZilyetlikle kazanılır mıMirasçı için imkân
Orman sayılan yerDevletin hüküm ve tasarrufundaHayırSınır dışına çıkarma varsa 2/B
2/B (orman sınırı dışına çıkarılan)Hazine adına tescilliHayırKanundaki koşullarla satın alma
Mera, yaylak, kışlakKamu malı, tahsisliHayırYararlanma hakkı; mülkiyet değil
Hazine taşınmazıHazine adına tescilliHayırKanundaki satış imkânları
Kıyı ve sahil şeridiDevletin hüküm ve tasarrufundaHayırMülkiyet doğmaz
Tescil harici alanKayıt dışıSınırlıKadastro sürecinde tespit

İkinci satır mirasçılar bakımından en umut verici olanıdır: orman sınırları dışına çıkarılan yerler Hazine adına tescil edilir ve kanunda öngörülen koşullarla hak sahiplerine satış imkânı düzenlenmiştir. Bu imkândan yararlanabilmek için kullanım ve hak sahipliği kayıtlarının bulunması gerekir.

Vasıf uyuşmazlıkları ve mirasçı hakları için
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Beklenmedik Risk: Ecrimisil

Mirasçılar bu durumu öğrendiğinde genellikle “bir şey kaybetmedik, zaten bizim değilmiş” diye düşünür. Oysa tablo bundan daha ağır olabilir.

Hazine taşınmazlarının izinsiz kullanılması hâlinde idare, kullanım karşılığı olarak ecrimisil talep edebilir. Yani mirasçılar mülkiyet kazanmadıkları gibi, geçmiş kullanım için borçlu duruma da düşebilir.

DurumSonuçYapılabilecek
Miras bırakan yıllarca kullanmışGeçmiş dönem ecrimisili doğabilirTereke borcu olarak değerlendirilir
Mirasçılar kullanmaya devam ediyorKendi adlarına ecrimisil doğarKullanımı sonlandırma veya kiralama
Ecrimisil ihbarnamesi geldiİtiraz süresi işlerSüresinde itiraz edilmeli
Kullanım izni alınabiliyorKiralama veya irtifakİdareyle görüşülmeli
2/B kapsamında hak sahipliği varSatın alma imkânıSüresi kaçırılmamalı

Birinci satır önemlidir: miras bırakanın kullanımı nedeniyle doğmuş ecrimisil borcu tereke borcu niteliğindedir ve mirası kabul eden mirasçılar bakımından sorumluluk doğurabilir.

Bu nedenle terekede bu nitelikte bir taşınmaz varsa, mirasın kabulü veya reddi kararı verilmeden önce idare nezdinde borç sorgulaması yapılmalıdır.

Kadastro Süreci: Tek Gerçek Fırsat

Vasıf belirlemesinin yapıldığı an kadastro tespitidir. Bu aşama kaçırıldığında geri dönüş çok zorlaşır.

Tespit sırasında. Bölgede kadastro çalışması yürütülüyorsa hazır bulunmak, kullanım sınırlarını göstermek ve zilyetliği ortaya koymak gerekir. Bu, taşınmazın vasfının doğru belirlenmesini sağlar.

Askı ilanı. Tespitin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmek için tanınan son fırsattır. Bu dönemde itiraz edilmezse tespit kesinleşir.

Orman kadastrosu ayrıdır. Genel kadastro ile orman kadastrosu farklı süreçlerdir. Taşınmazın orman sınırı içinde kalıp kalmadığı orman kadastrosu kayıtlarından ayrıca araştırılmalıdır.

Süre kaçırılmışsa. Tespit kesinleşmişse tapu kaydının düzeltilmesi veya iptali yoluna gidilmesi gerekir; bu yol hem uzun hem ispat yükü ağırdır.

Mirasçılar bakımından pratik öneri: bölgede kadastro çalışması duyulduğunda ailenin bütün taşınmazları listelenmeli ve tespit döneminde en az bir mirasçının bölgede bulunması sağlanmalıdır.

Kadastro tespiti ve itiraz süreçleri için
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Vasfı Nasıl Öğrenilir?

Mirasçıların ilk yapması gereken, taşınmazın resmî kayıtlardaki niteliğini tespit etmektir. Aile içindeki bilgi çoğu zaman fiilî kullanıma dayanır ve yanıltıcıdır.

KaynakNe öğrenilirNereden alınır
Tapu kaydıMalik ve cinsiTapu müdürlüğü veya e-Devlet
Kadastro paftası ve tutanağıTespit sırasındaki vasıfKadastro müdürlüğü
Orman kadastrosu kayıtlarıOrman sınırı içinde miOrman işletme müdürlüğü
Mera tespit ve tahsis kayıtlarıMera vasfı var mıİl/ilçe tarım müdürlüğü
Hazine taşınmaz kayıtlarıHazine adına tescilMilli emlak müdürlüğü
Ecrimisil kayıtlarıGeçmiş dönem borcuMilli emlak müdürlüğü
Emlak vergisi kaydıKullanımın süresiBelediye

Üçüncü satır genel kadastrodan bağımsız yürütülür ve sıkça atlanır: tapu kaydında tarla görünen bir taşınmaz, orman kadastrosu sınırları içinde kalıyor olabilir. İki kayıt ayrı ayrı sorgulanmalıdır.

Altıncı satır ise mirasçılar için kritik bir uyarı taşır: geçmiş dönem ecrimisil borcu bulunup bulunmadığı, mirasın kabulü kararı verilmeden önce öğrenilmelidir.

Yedinci satır mülkiyet göstermez; ancak 2/B gibi hak sahipliğine dayalı düzenlemelerde kullanımın süresini destekleyen bir belge olarak değer taşır. Bu nedenle eski makbuzlar saklanmalıdır.

2/B Taşınmazlarında Mirasçıların Durumu

Orman sınırları dışına çıkarılan yerler, mirasçılar bakımından tek gerçek kazanım imkânıdır.

Bu taşınmazlar Hazine adına tescil edilir; ancak kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde hak sahiplerine satış imkânı düzenlenmiştir. Buradaki ölçüt mülkiyet değil, kullanım ve hak sahipliğidir.

KonuDikkat edilecek
Hak sahipliğiKullanımın kayıtlarla belgelenmesi
SüreBaşvuru dönemleri kaçırılmamalı
BedelKanunda öngörülen esaslara göre belirlenir
Miras bırakan hak sahibiyseMirasçılar bakımından durum ayrıca değerlendirilir
Birden fazla mirasçıBaşvuru ve ödeme birlikte yürütülmeli
Kullanım başkasına devredilmişseHak sahipliği tartışmalı hâle gelir

Dördüncü satır mirasçılar için belirleyicidir: miras bırakan hayattayken hak sahibi konumundaysa, bu konumun mirasçılara nasıl yansıyacağı somut düzenleme çerçevesinde değerlendirilir. Bu nedenle vefat sonrasında dosyanın durumu ilgili idareden sorulmalıdır.

İkinci satır ise en çok kayıp yaşatan kalemdir: başvuru dönemleri sınırlıdır ve kaçırıldığında geri dönüşü olmaz. Mirasçıların hukuki tartışmayı beklerken bu süreleri kaçırmaması gerekir.

Mera Vasfı: Farklı Bir Rejim

Mera, yaylak ve kışlaklar diğer iki kalemden ayrılır çünkü burada söz konusu olan Hazine mülkiyeti değil, tahsis ilişkisidir.

Bu yerler kamu malı niteliğindedir; özel mülkiyete konu olmaz ve özel kişi adına tapuya tescil edilmez. Yararlanma hakkı, tahsis edildiği köy veya belde halkına aittir.

Mirasçılar bakımından sonuç şudur: miras bırakanın merada bireysel bir mülkiyeti bulunmadığından mirasçılara geçen bir mülkiyet de yoktur. Ancak köy veya belde halkı olmaktan doğan yararlanma imkânı, o yerde ikamet etmeye bağlı olarak devam edebilir.

SoruCevap
Mera tapuya tescil edilir miÖzel kişi adına edilmez
Zilyetlikle kazanılır mıKazanılmaz
Miras yoluyla geçer miMülkiyet geçmez
Yararlanma hakkı devredilir miKişiye ve yerleşime bağlıdır
Vasıf değişebilir miTahsis amacı değişikliği prosedürüne tabidir
Üzerine yapı yapılmışsaİzinsiz kullanım sonuçları doğar

Beşinci satır sınırlı bir umut kapısıdır: mera vasfının değiştirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu ayrı bir idari prosedüre tabidir ve mirasçıların tek başına başlatabileceği bir süreç değildir.

Mirasçılar İçin Kontrol Listesi

Terekede vasfı şüpheli bir taşınmaz varsa izlenecek sıra şudur.

Uzun bir rehberdi; en kritik noktaları bir arada bırakalım.

  • Tapu kaydını ve cinsini çıkarın.
  • Kadastro tutanağını inceleyin; tespit tarihindeki vasfı öğrenin.
  • Orman kadastrosu kayıtlarını ayrıca sorgulayın.
  • Mera tespit ve tahsis kayıtlarını kontrol edin.
  • Milli emlak müdürlüğünden ecrimisil borcu sorgulaması yapın.
  • 2/B kapsamında hak sahipliği olup olmadığını araştırın.
  • Başvuru dönemlerini takvime işleyin; süreler kaçırılmamalı.
  • Kadastro çalışması sürüyorsa tespit döneminde bölgede bulunun.
  • Ecrimisil riski varsa mirasın kabulü kararını buna göre verin.
  • Eski emlak vergisi makbuzlarını ve kullanım belgelerini saklayın.

Dokuzuncu kalem uygulamada gözden kaçar ve pahalıya mal olur: mülkiyet kazanılamayan bir taşınmaz için doğmuş ecrimisil borcu, terekenin pasifini beklenmedik şekilde büyütebilir.

Aile İçi Paylaşımda Ne Olur?

Vasfı sorunlu taşınmazlar, mirasçılar arasındaki paylaşmayı da bozar. Çünkü aile bu araziyi yıllardır tereke aktifi sayarak hesap yapmıştır.

DurumPaylaşmadaki etkisiYapılması gereken
Taşınmaz orman çıktıAktiften düşerPaylar yeniden hesaplanmalı
Mera vasıflıAktife yazılamazDiğer mallar üzerinden denge kurulur
Hazine adına tescilliMülkiyet yokVarsa hak sahipliği ayrı değerlendirilir
2/B hak sahipliği varDeğeri belirsizSatın alma tamamlanınca netleşir
Bir mirasçı fiilen kullanıyorEcrimisil riski ondaDiğerlerine karşı da hesaplaşma
Daha önce paylaşma yapılmışHatalı varsayıma dayanmışYeniden değerlendirme gündeme gelir

Altıncı satır en sancılı olanıdır: mirasçılar yıllar önce “sana tarla, bana ev” diyerek paylaşmışsa ve tarlanın orman çıktığı sonradan anlaşılmışsa, paylaşmanın dayandığı varsayım çökmüş olur. Bu, taksim sözleşmesinin akıbeti bakımından ayrı bir tartışma doğurur.

Beşinci satır ise iki yönlü sonuç doğurur: araziyi fiilen kullanan mirasçı hem idareye karşı ecrimisil riski taşır hem de diğer mirasçılara karşı elde ettiği ürün geliri bakımından hesap vermek durumunda kalabilir.

Bu nedenle vasıf tespiti, paylaşma görüşmelerinden önce tamamlanmalıdır. Yanlış varsayımla yapılan bir paylaşma, sonradan tümüyle geçersiz sayılmasa dahi taraflar arasında ciddi bir dengesizlik bırakır.

Ecrimisil Mirasçılara Geçer mi?

Tereke paylaşımında en çok sürpriz yaratan kalem budur. Miras bırakanın kullandığı Hazine veya mera taşınmazı için tahakkuk etmiş ecrimisil, dosyanın içinde bekleyen bir borçtur.

Değerlendirilmesi gereken üç ayrı durum vardır:

1. Miras bırakan döneminde tahakkuk eden ecrimisil. Bu, terekeye ait bir borçtur ve mirasın kabulü hâlinde mirasçıları ilgilendirir.

2. Ölümden sonra devam eden kullanım. Taşınmaz kullanılmaya devam ediyorsa, bu dönem için yeni ecrimisil doğar ve muhatabı fiilen kullanan mirasçıdır.

3. Hiç tahakkuk etmemiş dönem. İdare geçmişe yönelik tespit yaparsa, zamanaşımı sınırları içinde talep gündeme gelebilir.

Bu nedenle tereke incelemesinde şunlar sorulmalıdır:

  • Miras bırakan adına ecrimisil ihbarnamesi düzenlenmiş mi?
  • Ödenmemiş bakiye borç var mı?
  • Ölümden sonra kullanım devam ediyor mu?
  • İdareye bildirim yapılmış mı?

Dördüncü madde ihmal edildiğinde, kullanılmayan bir taşınmaz için de tahakkuk devam edebilir. Kullanım sona ermişse bunun idareye yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

Buna karşılık ecrimisil dosyası her zaman olumsuz değildir: ihbarnameler kullanımın tarihini ve sürekliliğini resmen belgeler. Hak sahipliği veya satın alma başvurusunda bu belgeler delil olarak kullanılabilir. Bu nedenle eski ihbarnameler atılmamalı, dosyada saklanmalıdır.

Terekedeki bu taşınmazlar mirasçılara mülkiyet olarak geçmez

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Ortaklığın Giderilmesinde Ne Olur?

Mirasçılar anlaşamayıp ortaklığın giderilmesi yoluna gittiğinde, terekedeki bu taşınmazlar özel bir sorun oluşturur.

Sebebi basittir: mülkiyet mirasçılarda değildir. Mera orta malıdır, Hazine taşınmazı Hazinenindir, orman vasıflı yer Devletindir. Paylaşıma konu olabilecek bir mülkiyet payı bulunmaz.

Paylaşıma girebilecek olanlar ise şunlardır:

  1. Muhdesat — üzerindeki yapı, tesis ve ağaçların aidiyeti,
  2. Kullanım hakkı — varsa kira veya izin sözleşmesinden doğan haklar,
  3. Hak sahipliği başvurusu — 2/B gibi satışa konu edilebilen taşınmazlarda başvuru hakkı,
  4. Ödenmiş bedeller — satın alma sürecinde yapılmış ödemeler.

Üçüncü madde en değerlisidir ve çoğu zaman fark edilmez: satın alma veya hak sahipliği imkânı bulunan bir taşınmazda, bu imkânın kimin tarafından ve nasıl kullanılacağı mirasçılar arasında baştan konuşulmalıdır.

Aksi hâlde bir mirasçı tek başına başvurup taşınmazı edinebilir; diğerleri sonradan itiraz etmek zorunda kalır.

Bu nedenle terekede bu tür taşınmaz varsa, mirasçıların yapması gereken:

  • Taşınmazın vasfını ve statüsünü ortak olarak tespit ettirmek,
  • Satın alma imkânı varsa birlikte başvurmak veya paylaşımı yazılı olarak kararlaştırmak,
  • Muhdesat aidiyetini tespit ettirmek,
  • Ecrimisil yükünü paylaşım hesabına dâhil etmek.

Vasıf Tespiti: Hangi Kuruma Sorulur?

Terekedeki bir taşınmazın gerçek vasfını öğrenmek için tek bir kuruma başvurmak yetmez. Her vasıf farklı sicilde tutulur.

VasıfNerede kayıtlıKime sorulur
Özel mülkiyetTapu siciliTapu müdürlüğü
Hazine taşınmazıTapu sicili (Hazine adına)Millî emlak birimi
Mera, yaylak, kışlakÖzel sicil — tapuda yokTarım ve orman müdürlüğü
OrmanOrman kadastrosuOrman işletme müdürlüğü
2/BTapuda 2/B belirtmesiMillî emlak birimi
Tescil hariciKadastro paftasıKadastro müdürlüğü

Tablonun en kritik satırı üçüncüsüdür: mera tapu siciline kaydedilmez. Bu nedenle yalnızca tapu kaydına bakan mirasçı, taşınmazın mera olduğunu fark etmeyebilir.

Kadastro mevzuatına göre mera, yaylak ve kışlak gibi orta malları sınırlandırılır, parsel numarası verilir ve özel siciline yazılır; tapu siciline kaydedilmez. Bu sınırlandırma tescil mahiyetinde değildir.

Bu nedenle tereke tespitinde yapılması gereken, her parsel için en az üç kurumdan bilgi almaktır: tapu, kadastro ve tarım-orman müdürlüğü.

Mirasçılar İçin Zaman Çizelgesi

Bu dosyalarda kaçırılan süreler telafi edilemez. Dikkat edilmesi gereken başlıca zaman noktaları:

Kadastro çalışması varsa. Askı ilanı süresi işler ve tebligat yapılmaz; ilan panosundan takip edilmesi gerekir. Bu süre kaçırıldığında dava yolu daralır.

Tespit kesinleşmişse. Kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanarak dava açma imkânı, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren işleyen on yıllık hak düşürücü süreye tabidir.

Teknik hata varsa. Ölçü, sınırlandırma ve hesaplamadan doğan hatalarda ayrı bir usul öngörülmüştür ve bu yolda on yıllık süre aranmaz.

İdari işlem tebliğ edilmişse. Hak sahipliğinin reddi gibi işlemlerde idari yargı süreleri işler.

Satın alma imkânı varsa. Mevzuatta öngörülen başvuru süreleri kaçırıldığında hak sahipliği yitirilir.

Mirasçıların yapması gereken, ölümden sonra mümkün olan en kısa sürede taşınmazların durumunu tespit ettirmek ve varsa işleyen süreleri takvime almaktır. Terekenin paylaşımı beklenirken süreler işlemeye devam eder.

Sık Yapılan Hatalar

Yalnızca tapuya bakmak. Mera tapu siciline kaydedilmez; özel sicilde tutulur.

Vasfı miras bırakanın beyanına göre kabul etmek. “Babamın tarlası” denilen yer mera veya orman çıkabilir.

Ecrimisil dosyasını incelememek. Terekede bekleyen bir borç olabilir.

Ecrimisil ihbarnamelerini atmak. Kullanımın tarihini belgeleyen resmî kayıtlardır.

Kullanım sona erdiğini bildirmemek. Bildirim yapılmazsa tahakkuk devam edebilir.

Satın alma imkânını paylaşımda konuşmamak. Bir mirasçı tek başına başvurabilir.

Muhdesat aidiyetini tespit ettirmemek. Yapı ve ağaçlar ayrı bir kalemdir.

Süreleri terekenin paylaşımına bağlamak. Paylaşım beklenirken hak düşürücü süreler işler.

Kadastro askı ilanını takip etmemek. Askı ilanı ayrıca tebliğ edilmez; süre ilan panosundan işler.

Tescil harici alanları yok saymak. Kadastro paftasında görünen ancak tapuda bulunmayan alanlar da terekeyi ilgilendirebilir.

Bu dosyalarda çoğu zaman asıl kayıp, hukuki bilgisizlikten değil zamanlamadan kaynaklanır: mirasçılar taşınmazın durumunu paylaşım aşamasında öğrenir, oysa o tarihte bazı süreler çoktan dolmuştur.

Bu nedenle önerilen sıralama şudur: önce tespit, sonra süre kontrolü, en son paylaşım. Tersi sırayla ilerleyen dosyalarda telafisi olmayan kayıplar yaşanır.

Neden Tapu Kaydı Tek Başına Yetmez?

Terekeden çıkan bir taşınmazın orman, mera veya Hazine vasıflı olması, mirasçılar bakımından teknik bir ayrıntı değil, mülkiyetin kazanılıp kazanılamayacağını belirleyen bir eşiktir. Türk Medeni Kanunu’nun 715. maddesi bu eşiği açık biçimde koyar: sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve aksi ispatlanmadıkça özel mülkiyete konu olmaz.

Üç vasfın hukuki rejimi
VasıfTemel mevzuatZilyetlikle kazanma
Orman6831 sayılı Orman KanunuMümkün değildir
Mera, yaylak, kışlak4342 sayılı Mera KanunuMümkün değildir; tahsis amacı değişmedikçe özel mülkiyete geçmez
Hazine (Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerler)TMK m.715 ve ilgili özel kanunlarKural olarak mümkün değildir
2/B niteliğindeki yerlerOrman sınırı dışına çıkarılan yerlere ilişkin özel mevzuatÖzel kanunun öngördüğü hak sahipliği rejimine tabidir
Özel mülkiyete elverişli taşınmazTMK m.713 ve 3402 sayılı Kadastro KanunuŞartları varsa mümkündür

Bu tablo, mirasçıların en sık düştüğü yanılgıyı da açıklar: elde bir tapu senedi bulunması, taşınmazın vasfının tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Kadastro çalışması sırasında orman veya mera vasfı tespit edilen bir yer bakımından, önceki kayıt hukuki değerini yitirebilir. Bu nedenle tereke tespitinde her parselin güncel vasfı, kadastro müdürlüğü ve orman işletme müdürlüğü kayıtlarından ayrıca sorulmalıdır.

Kadastro aşaması, itiraz için kapanan bir penceredir. Vasıf tespiti kadastro tutanağıyla yapılır ve tutanağa karşı itiraz ile dava süreleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda düzenlenmiştir. Süresinde itiraz edilmeyen tespit kesinleştiğinde, mirasçıların sonradan aynı iddiayı ileri sürmesi çok daha zordur. Ölüm nedeniyle takip edilemeyen kadastro dosyaları, uygulamada en sık karşılaşılan hak kaybı sebeplerindendir.

Mirasçılar Bakımından Ecrimisil Riski

Vasfı kamu malı olan bir yerin fiilen kullanılması, mülkiyet kazandırmadığı gibi, idare bakımından bir alacak da doğurur. Mirasbırakan yıllarca kullanmışsa, bu kullanım mirasçılar için hazır bir borç kalemi hâline gelebilir.

Ecrimisil talebinde kontrol edilecekler
KonuNe bakılmalı
Taşınmazın vasfıOrman, mera veya Hazine kaydı; tahsis kararı
Kullanımın başlangıcıFiilî kullanımın hangi tarihte başladığı
Talebin dönemiİdarenin hangi yıllar için ecrimisil istediği
MuhatapTalebin mirasbırakana mı mirasçılara mı yöneltildiği
Tereke borcuMirasbırakan dönemine ait tutarın tereke borcu olarak değerlendirilmesi
İtiraz yoluÖdeme emri ve tebliğ tarihleri; süresi içinde başvuru

Mirasbırakanın sağlığındaki döneme ilişkin ecrimisil, terekenin pasifinde yer alır ve mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğu kapsamında değerlendirilir. Ölümden sonraki kullanım ise mirasçıların kendi fiillerine dayanır; bu ayrım yapılmadan yürütülen bir savunma, ödenmemesi gereken tutarların üstlenilmesine yol açar.

Tereke borçları için paylaşmadan sonra çıkan mal ve borçlar rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Orman vasıflı yer miras yoluyla kazanılabilir mi?

Kazanılamaz. Orman sayılan yerler özel mülkiyete konu olmadığından zilyetlikle veya miras yoluyla mülkiyet doğurmaz.

Mera, yaylak ve kışlaklarda durum ne?

Bu yerler kamu malı niteliğindedir; özel mülkiyete konu olmaz ve tapuya özel kişi adına tescil edilmez. Kullanım hakkı köy veya belde halkına aittir.

Hazine adına tescilli taşınmazda mirasçı hakkı olur mu?

Mülkiyet Hazinededir. Mirasçıların hakkı ancak kanunda öngörülen özel satış veya devir imkânları çerçevesinde gündeme gelebilir.

2/B nedir?

Orman sınırları dışına çıkarılan yerleri ifade eder. Bu taşınmazlar bakımından kanunda öngörülen koşullarla hak sahiplerine satış imkânı düzenlenmiştir.

Yıllardır kullanıyoruz, hakkımız yok mu?

Kullanma süresi bu nitelikteki yerlerde mülkiyet doğurmaz. Ancak 2/B gibi özel düzenlemeler kapsamında kullanıcılara tanınan haklar araştırılmalıdır.

Vergi ödüyoruz, bu mülkiyet göstermez mi?

Göstermez. Emlak vergisi kaydı mülkiyetin delili değildir; kullanımın süresini destekleyen bir belge niteliği taşır.

Ecrimisil ödemek zorunda kalır mıyız?

Hazine taşınmazlarının izinsiz kullanımı hâlinde ecrimisil talep edilebilir. Bu, mirasçılar bakımından beklenmedik bir borç doğurabilir.

Kadastro tespiti hatalıysa ne yapılır?

Tespite itiraz için öngörülen süreler içinde başvurulmalıdır. Süre kaçırılmışsa tespit kesinleşir ve çok daha ağır bir yol gerekir.

Bu taşınmazlar tereke envanterine yazılır mı?

Mülkiyet bulunmadığından aktif olarak gösterilemez. Ancak varsa 2/B hak sahipliği veya kullanıma bağlı talepler ayrıca değerlendirilir.

Taşınmazın orman olup olmadığını nereden öğrenirim?

Genel kadastro kayıtları yeterli değildir; orman kadastrosu kayıtları orman işletme müdürlüğünden ayrıca sorgulanmalıdır. Tapuda tarla görünen bir yer orman sınırı içinde kalabilir.

2/B’de mirasçı olarak hak sahibi olabilir miyim?

Miras bırakan hak sahibi konumundaysa bu konumun mirasçılara nasıl yansıyacağı somut düzenleme çerçevesinde değerlendirilir; vefat sonrasında dosyanın durumu ilgili idareden sorulmalıdır.

Mera vasıflı yerde hiç hakkımız yok mu?

Mülkiyet doğmaz. Ancak köy veya belde halkı olmaktan doğan yararlanma imkânı, o yerde ikamet etmeye bağlı olarak devam edebilir.

Paylaşma yaptık, sonra tarlanın orman olduğu anlaşıldı. Ne olur?

Paylaşmanın dayandığı varsayım çökmüş olur ve taksim sözleşmesinin akıbeti bakımından ayrı bir tartışma doğar; paylar yeniden değerlendirilebilir.

Araziyi kullanan mirasçının sorumluluğu nedir?

Hem idareye karşı ecrimisil riski taşır hem de diğer mirasçılara karşı elde ettiği ürün geliri bakımından hesap vermek durumunda kalabilir.

Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki değerlendirme gereklidir.


Post by Av. Fatma Öztürk