Vergi Alacağının Cebri Tahsili 2026: Ödeme Emri, Mal Bildirimi, Haciz, Satış, Rüçhan Hakkı ve İflas (6183 m.55-102)
07 Eylül 2026

Vergi Alacağının Cebri Tahsili 2026: Ödeme Emri, Mal Bildirimi, Haciz, Satış, Rüçhan Hakkı ve İflas (6183 m.55-102)

Kesinleşen bir vergi borcu ödenmediğinde süreç ödeme emriyle başlar, haciz ve satışla devam eder; borçlunun iflası hâlinde ise farklı bir rejime geçilir. Her aşamanın kendi süresi ve kendi itiraz yolu vardır. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı için borçluya ödeme emri tebliğ edilir (6183 m.55).
  • Ödeme emrine karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dava açılabilir ve itiraz sebepleri kanunda sınırlı sayılmıştır (m.58).
  • Borcunu ödemeyen borçlunun mal bildiriminde bulunması zorunludur; bildirimde bulunmayanlar hakkında kanunda öngörülen yaptırımlar uygulanır (m.59-60).
  • Ödeme emrinin tebliğinden sonra borç ödenmezse borçlunun malları haczedilir ve paraya çevrilir (m.62 vd.).
  • Kanun’un 70. maddesi haczedilemeyecek malları sayar ve aylıklarda kısmi haciz kuralı işler.

Ödeme emri ve mal bildirimi

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesi, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağını düzenler. Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin türü ve miktarı, nereye ödeneceği, süresinde ödenmediği takdirde cebren tahsil olunacağı, mal bildiriminde bulunmadığı takdirde kanunda öngörülen sonuçların doğacağı gösterilir.

Mal bildirimi, Kanun’un 59. maddesinde tanımlanmıştır: borçlunun gerek kendisinde gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın nev’ini, mahiyetini, vasfını, miktarını, kıymetini ve her türlü gelirini bildirmesidir. Malı olmadığını bildiren borçlunun geçim kaynağını ve buna göre borcunu ne şekilde ödeyeceğini bildirmesi de aranır. Mal bildiriminde bulunmayanlar hakkında Kanun’un 60. maddesindeki yaptırımlar uygulanır. Uygulamada dikkat edilecek nokta, mal bildiriminde bulunmanın borcu kabul anlamına gelmediği; ancak zamanaşımını kesen hâllerle ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiğidir. Ödeme emrine itiraz usulünü ödeme emrine itiraz yazımızda ele aldık.

Takip aşamaları ve süreler

AşamaİşlemDayanak
Ödeme emriYedi gün ödeme ya da bildirimm.55
DavaOn beş gün; sınırlı sebeplerm.58
Mal bildirimiMal, alacak ve gelir beyanım.59-60
HacizMenkul, gayrimenkul, alacakm.62 vd.
SatışParaya çevirmem.84 vd.
Aciz ve iflasAciz hâli; iflas talebim.75, 100

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Bu zincirin en kritik halkası ödeme emrine dava açma süresidir. Vergi mahkemesinde açılan davaların tarhiyat aşamasında tahsilatı durdurması kuralı, ödeme emri aşamasında geçerli değildir; bu nedenle dava açılırken yürütmenin durdurulması talebinin de ileri sürülmesi gerekir. Ayrıca itiraz sebepleri kanunda böyle bir borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı şeklinde sınırlandırılmıştır; dilekçenin bu çerçevede kurulması aranır.

Haciz uygulaması ve sınırları

Kanun’un 62. maddesi, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya idarece tespit edilen borçlu ya da üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının haczolunacağını düzenler. Haciz, tutanakla tespit edilir ve borçluya bildirilir.

Haczin sınırları ise 70. maddede gösterilmiştir. Madde, haczedilemeyecek malları sayar: borçlunun kendisi ve ailesi için gerekli olan ve kanunda belirtilen eşya, borçlunun mesleği için gerekli olan alet, edevat ve kitaplar, çiftçilikte kullanılan ve kanunda sayılan araç ile hayvanlar ve kanunda öngörülen diğer mallar bu kapsamdadır. Aylık ve ücretlerde ise kısmi haciz kuralı işler: aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler ve emeklilik aylıkları gibi ödemelerin kanunda öngörülen kısmı haczedilebilir; bu sınır, asgari geçim düzeyini korumaya yöneliktir ve tüm alacaklar için birlikte hesaplanır. Ayrıca ölçülülük ilkesi gereği, alacağı ve takip giderlerini aşan ölçüsüz hacizlere karşı itiraz edilebilir ve haczin kaldırılması istenebilir. Üçüncü kişilerdeki mal ve alacakların haczinde ise 79. maddedeki usul uygulanır ve üçüncü kişinin itiraz hakkı bulunur. Teminat ve ihtiyati haciz uygulamasını kamu alacağında teminat ve haciz yazımızda ele aldık.

Haczedilen malların satışı

Haciz tek başına alacağı tahsil etmez; malın paraya çevrilmesi gerekir. 6183 sayılı Kanun’un 84 ve devamı maddeleri satış usulünü düzenler. Menkul mallar, haczin yapıldığı tarihten itibaren kanunda öngörülen süre geçtikten sonra satışa çıkarılır; gayrimenkuller ise ayrı bir usulle satılır.

Sürecin aşamaları şunlardır. Birincisi değer tespitidir: satışa çıkarılacak malın değeri idarece belirlenir ve bu tespite karşı itiraz edilebilir; düşük değer tespiti, malın gerçek değerinin altında satılmasına yol açacağından savunmada önemlidir. İkincisi ilandır: satışın kanunda öngörülen usulle ilan edilmesi gerekir; ilanın usulsüz yapılması satışın iptali sebebidir. Üçüncüsü artırmadır: satış açık artırma ile yapılır ve kanunda öngörülen oranın altında teklif hâlinde ikinci artırmaya geçilir. Dördüncüsü ihalenin feshidir: satış işlemlerine karşı kanunda öngörülen usulle başvurulabilir ve ihalenin feshi istenebilir; bu talep için süre kısadır. Beşincisi sıra cetvelidir: birden fazla alacaklı bulunması hâlinde satış bedelinin dağıtımı sıra cetveline göre yapılır ve amme alacağının rüçhan hakkı gündeme gelir. Altıncısı, borçlunun satıştan önce borcu ödeyerek satışı durdurabilmesidir. Bu nedenle satış aşamasına gelmiş dosyalarda tecil ve yapılandırma imkânlarının hızla değerlendirilmesi gerekir.

Amme alacağının rüçhan hakkı

Bir borçlunun malvarlığı tüm alacaklıları karşılamaya yetmediğinde, alacaklılar arasındaki sıra önem kazanır. 6183 sayılı Kanun’un 21. maddesi rüçhan hakkını düzenler: üçüncü şahıslar tarafından haczedilen malların paraya çevrilmesinden önce amme idarelerince de haciz konulursa, bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur.

Maddede ayrıca önemli bir sınır bulunur: rehinli alacakların rehinli malın bedelinden öncelikle ödeneceği kabul edilir; yani ipotek ve rehin, amme alacağına göre öncelik taşır. Bu düzenlemenin pratik sonuçları şunlardır. Birincisi zamanlamadır: amme idaresinin haczi, malın paraya çevrilmesinden önce konulmuşsa iştirak mümkündür; sonra konulan hacizler bu imkândan yararlanamaz. İkincisi garameten paylaşımdır: iştirak hâlinde satış bedeli alacaklar oranında paylaştırılır. Üçüncüsü rehindir: rehinli alacaklının önceliği nedeniyle, üzerinde ipotek bulunan taşınmazların satışında amme alacağına düşen pay sınırlı kalabilir. Dördüncüsü iflastır: borçlunun iflası hâlinde amme alacağının hangi sırada yer alacağı İcra ve İflas Kanunu’ndaki sıra hükümlerine göre belirlenir. Beşincisi, bu nedenle teminat ve ihtiyati haciz gibi önleyici tedbirlerin erken alınmasının önem taşıdığıdır.

Aciz hâli ve tahsil imkânsızlığı

Borçlunun malvarlığının borcu karşılamaya yetmemesi hâlinde süreç farklı bir yöne girer. 6183 sayılı Kanun’un 75. maddesi aciz hâlini düzenler: yapılan takip sonunda borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedelinin borcunu karşılamadığı anlaşıldığı takdirde borçlu aciz hâlinde sayılır ve aciz fişi düzenlenir.

Aciz hâlinin sonuçları şunlardır. Birincisi takibin devamıdır: aciz hâli borcu ortadan kaldırmaz; borçlunun mali durumunun düzelmesi hâlinde takibe devam edilir ve bu amaçla mali durum izlenir. İkincisi terkindir: Kanun’un 106. maddesi, yapılacak takip sonunda tahsili imkânsız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla olacağı anlaşılan ve kanunda belirlenen tutarı aşmayan amme alacaklarının, kanunda öngörülen usulle terkin edilebileceğini düzenler. Üçüncüsü zamanaşımıdır: aciz hâli tek başına zamanaşımını durdurmaz; tahsil zamanaşımının işleyip işlemediği ayrıca hesaplanır. Dördüncüsü sorumluluk zinciridir: alacağın borçludan tahsil edilememesi, kanuni temsilciler ve ortaklar bakımından sorumluluğun doğması için aranan şartın gerçekleştiği anlamına gelebilir; bu nedenle aciz fişi, temsilcilere yönelik takibin dayanağı hâline gelir. Beşincisi, borçlu bakımından bu aşamada yapılandırma ve tecil imkânlarının değerlendirilmesidir. Temsilci sorumluluğunu vergi sorumluluğu yazımızda ele aldık.

Mal kaçırma ve iptal davası

Borçlunun takipten kurtulmak amacıyla mallarını devretmesi hâlinde idareye tanınan araç iptal davasıdır. 6183 sayılı Kanun’un 24 ve devamı maddeleri bu davayı düzenler: amme alacağını ödemeyen borçluların, kanunda sayılan tasarruf ve işlemlerinin iptali istenebilir.

Kanunda iptale tabi tutulan başlıca hâller şunlardır. Birincisi bağışlamalardır: 27. madde, amme alacağını ödemeyen borçluların ödeme süresinin başladığı tarihten geriye doğru kanunda öngörülen süre içinde yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğunu düzenler; bağışlama sayılan hâller de maddede gösterilmiştir. İkincisi 28. maddedeki hükümsüz sayılan tasarruflardır: borçlunun teminat göstermeyi taahhüt ettiği hâlde borcunu ödememesi, üçüncü kişilerle yaptığı ve alacaklıyı zarara uğratan işlemler kanunda sayılan şartlarla hükümsüz sayılabilir. Üçüncüsü 30. maddedir: borçlunun malvarlığını azaltan ve amme alacağının tahsiline imkân bırakmayan tasarrufların, üçüncü kişinin durumu bilmesi hâlinde iptali mümkündür. Dördüncüsü sürelerdir: iptal davası açma süresi kanunda belirlenmiştir ve hak düşürücü niteliktedir. Beşincisi savunmadır: devrin gerçek bir ticari işleme dayandığı, bedelin banka üzerinden ödendiği ve devralanın iyi niyetli olduğu ileri sürülebilir; bu nedenle taşınmaz ve araç devirlerinde bedelin gerçek gösterilmesi ve banka kanalıyla ödenmesi önem taşır.

Üçüncü kişilerdeki mal ve alacakların haczi

Borçlunun malvarlığı yalnızca kendi elinde bulunanlarla sınırlı değildir; bankadaki mevduatı, müşterilerinden alacakları ve üçüncü kişiler nezdindeki hakları da takibin konusudur. 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi bu haczin usulünü düzenler: hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira ve benzeri her türlü hak ve alacakların haczi, borçlu veya zilyet olan üçüncü kişilere haciz bildirisi tebliğ edilmek suretiyle yapılır.

Maddenin öngördüğü düzen şudur. Birincisi bildirim üzerine doğan yükümlülüktür: haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, borcu olmadığı veya malın elinde bulunmadığı iddiasında ise kanunda öngörülen süre içinde idareye bildirmek zorundadır; süresinde itiraz edilmemesi hâlinde mal elinde ve borç zimmetinde sayılır. İkincisi itirazın sonucudur: itiraz edilmesi hâlinde idare, üçüncü kişi aleyhine dava açarak durumu tespit ettirebilir. Üçüncüsü ödemedir: haciz bildirisine rağmen borçluya ödeme yapan üçüncü kişi, bu tutardan sorumlu tutulur. Dördüncüsü elektronik hacizdir: banka hesapları üzerine konulan hacizlerde, haczedilemez nitelikteki ödemelerin (asgari ücret sınırı, nafaka, kanunda sayılan sosyal yardımlar) ayrıştırılması gerekir; bu ayrıştırmanın yapılmaması hâlinde itiraz edilerek blokenin kaldırılması istenir. Beşincisi, aynı hesaba birden fazla haciz konulması hâlinde sıra ve tutar hesabının kontrol edilmesidir.

İflas ve konkordatoda amme alacağı

Borçlunun iflası ya da konkordato talebinde bulunması hâlinde, bireysel takip yerine kolektif tasfiye rejimi devreye girer ve amme alacağının durumu değişir. 6183 sayılı Kanun’un 100. maddesi, amme alacağının borçlusunun iflası hâlinde amme idaresinin iflas masasına kaydolunacağını ve alacağın kanunda öngörülen sıra çerçevesinde ödeneceğini öngörür; ayrıca amme idaresinin borçlunun iflasını isteyebilmesine ilişkin düzenlemeler bulunur.

Konkordatoda ise durum farklıdır. İcra ve İflas Kanunu, geçici ve kesin mühlet kararlarının borçluya karşı yapılan takipleri durduracağını öngörür; ancak amme alacakları bakımından öngörülen özel hükümler ayrıca değerlendirilir. Pratik açıdan dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi kayıt yükümlülüğüdür: iflas hâlinde alacağın masaya süresinde kaydettirilmesi gerekir; süre kaçırıldığında alacak sıra cetveline giremez. İkincisi sıradır: amme alacağının imtiyazlı olup olmadığı ve hangi sırada yer alacağı İcra ve İflas Kanunu’ndaki sıra hükümlerine göre belirlenir. Üçüncüsü rehinli alacaklardır: rehinli malın bedelinden rehinli alacaklar öncelikle karşılanır. Dördüncüsü temsilci sorumluluğudur: şirketin iflası, kanuni temsilcilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; alacağın şirketten tahsil edilememiş olması, temsilciye yönelmenin şartını oluşturur. Beşincisi, konkordato projesinde amme alacaklarının nasıl ele alındığının incelenmesidir.

Borçlu için savunma ve yönetim stratejisi

Cebri tahsil süreci başladığında atılacak adımların sırası, sonucu belirler. Önerilen yol haritası şudur. Birinci adım tespittir: borç dökümü alınarak her kalemin türü, dönemi, vade tarihi ve kesinleşip kesinleşmediği çıkarılır; bu tablo olmadan doğru bir strateji kurulamaz.

İkinci adım zamanaşımı kontrolüdür: her kalem için tahsil zamanaşımı hesaplanır ve zamanaşımına uğrayanlar ayrıştırılır; bu kalemler için yapılandırma talebinde bulunulmaması, aksine zamanaşımı def’i ileri sürülmesi gerekir. Üçüncü adım süre yönetimidir: ödeme emri tebliğ edilmişse on beş günlük dava süresi işler; bu süre kaçırılmamalıdır. Dördüncü adım tedbir talebidir: dava dilekçesine yürütmenin durdurulması talebi eklenir ve telafisi güç zarar somutlaştırılır. Beşinci adım paralel yollardır: dava açılırken aynı zamanda tecil ve taksitlendirme başvurusu yapılabilir; ancak taksitlendirme talebinin borcun kabulü sayılıp zamanaşımını kesebileceği gözetilmelidir. Altıncı adım haciz yönetimidir: konulan hacizlerin ölçülülüğü, haczedilemez mallar ve ücret sınırı kontrol edilir; usulsüz hacizler için itiraz edilir. Yedinci adım nakit planıdır: satış aşamasına gelmiş dosyalarda malın gerçek değerinin altında satılmasını önlemek için ödeme ya da yapılandırma seçenekleri hızla değerlendirilir. Bu sıranın izlenmesi, hem hak kaybını hem malvarlığı kaybını önler.

Gecikme zammı ve ferilerin hesabı

Cebri tahsil sürecinde ödenecek tutar, asıl borçtan ibaret değildir; fer’i alacaklar zamanla asıl borcu aşabilecek büyüklüğe ulaşır. 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesi gecikme zammını düzenler: amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı kanunda belirlenen oranda gecikme zammı tatbik olunur; ay kesirlerine isabet eden gecikme zammının günlük olarak hesap edileceği de maddede öngörülmüştür.

Hesaplamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi gecikme faiziyle farktır: Vergi Usul Kanunu’nun 112. maddesindeki gecikme faizi tarhiyat aşamasında normal vade tarihinden tahakkuka kadar işlerken, gecikme zammı tahsil aşamasında vadeden itibaren işler; ikisi farklı dönemleri kapsar ve mükerrer uygulanamaz. İkincisi kapsamdır: gecikme zammı vergi aslı ve asla bağlı cezalar üzerinden hesaplanır; usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları gibi asla bağlı olmayan cezalarda uygulanmasına ilişkin kanuni düzenleme gözetilir. Üçüncüsü tecil faizidir: borcun tecil edilmesi hâlinde gecikme zammı yerine tecil faizi işler ve bu oran genellikle daha düşüktür. Dördüncüsü yapılandırmadır: yapılandırma kanunları gecikme zammı yerine kanunda öngörülen katsayı uygulanmasını öngörür. Beşincisi kontroldür: tahakkuk ve tahsil kayıtlarındaki hesaplama hatalarının düzeltme yoluyla giderilmesi mümkündür. Zamanaşımı ve süreleri vergilendirmede zamanaşımı yazımızda ele aldık.

Teminat, ihtiyati haciz ve erken tedbirler

İdare, alacağın tehlikeye düştüğünü düşündüğü hâllerde kesinleşmeyi beklemeden tedbir alabilir; bu, mükellef bakımından beklenmedik bir haciz sürprizine dönüşebilir. 6183 sayılı Kanun’un 9. maddesi teminat istenmesini, 13. maddesi ihtiyati haczi, 17. maddesi ise ihtiyati tahakkuku düzenler.

Bu kurumların işleyişi şöyledir. Birincisi teminat istenmesidir: Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren hâller ile 359. maddede sayılan hâllere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde, vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden teminat istenir. İkincisi ihtiyati hacizdir: 13. maddede sayılan hâllerde, hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhâl uygulanır; bu karara karşı kanunda öngörülen süre içinde dava açılabilir. Üçüncüsü ihtiyati tahakkuktur: kanunda sayılan hâllerde, henüz tahakkuk etmemiş vergi ve cezaların derhâl tahakkuk ettirilmesidir. Dördüncüsü savunmadır: bu tedbirlere karşı, kanunda sayılan şartların gerçekleşmediği ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülür. Beşincisi, teminat gösterilmesi hâlinde ihtiyati haczin kaldırılabilmesidir.

Borç sorgusu ve günlük hayata etkileri

Ödenmemiş bir amme borcunun sonuçları, haciz ve satışla sınırlı kalmaz; günlük ticari hayatta da engeller doğurur. Bu nedenle borç durumunun düzenli sorgulanması gerekir.

Karşılaşılan başlıca etkiler şunlardır. Birincisi ihalelerdir: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunan isteklilerin ihale dışı bırakılacağını öngörür; yapılandırılmış ve taksitleri düzenli ödenen borçların durumu ilgili mevzuata göre değerlendirilir. İkincisi kamu ödemeleridir: 6183 sayılı Kanun, kamu idarelerince yapılacak ödemelerde borç sorgusu yapılmasına ve mahsup uygulanmasına ilişkin düzenlemeler içerir; bu nedenle hakediş ve ödemelerden mahsup gündeme gelebilir. Üçüncüsü ruhsat ve izinlerdir: bazı mevzuatlarda ruhsat, izin ve belge yenilemelerinde borcu yoktur şartı aranır. Dördüncüsü tapu ve devir işlemleridir: taşınmaz ve araç devirlerinde borç sorgusu yapılması, işlemin kilitlenmesine yol açabilir. Beşincisi teşvik ve desteklerdir: prim teşvikleri ve devlet destekleri, cari borçların düzenli ödenmesi şartına bağlanmıştır. Altıncısı kredi süreçleridir: bankalar kredi değerlendirmesinde borç durumunu dikkate alabilir. Bu nedenle borç birikmesi hâlinde erken davranmak, yalnızca faiz yükünü değil ticari kayıpları da önler.

Ödeme emrine itiraz dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: Ad Soyad / …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ödeme emrinin iptali ile yürütmenin durdurulması istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Davalı idarece, ……/…… dönemine ilişkin olduğu belirtilen borç için ödeme emri düzenlenmiştir.

2. Böyle bir borç bulunmamaktadır: Ödeme emrine konu tutar, ……/……/…… tarihinde ödenmiş olup dekont ve tahsilat makbuzu ektedir.

3. (Alternatif) Kısmen ödenmiştir: Borcun …… tutarındaki kısmı ödenmiş olmasına rağmen ödeme emri tutarın tamamı için düzenlenmiştir.

4. (Alternatif) Zamanaşımına uğramıştır: Alacağın vadesi ……/……/…… tarihi olup, 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesindeki tahsil zamanaşımı süresi dolmuştur; zamanaşımını kesen ya da durduran bir hâl de bulunmamaktadır.

5. (Alternatif) Ödeme emri, borcun asıl ve ferilerinin türü ile miktarını gösterecek şekilde düzenlenmemiş olup Kanun’un 55. maddesindeki şekil şartlarını taşımamaktadır.

6. Ödeme emrine karşı açılan davanın tahsilatı kendiliğinden durdurmaması nedeniyle, telafisi güç zararların önlenmesi bakımından yürütmenin durdurulması gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6183 sayılı Kanun m.55, 58, 102, 103, 104; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27.

DELİLLER: Ödeme emri, tahsilat makbuzları ve dekontlar, tahakkuk fişleri, borç dökümü, tebligat evrakı.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle ödeme emrinin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Ödeme emrinin tebliğ tarihini kayıt altına alın; süre on beş gündür.
  2. İtiraz sebeplerinizi kanunda sayılan üç başlığa oturtun.
  3. Yürütmenin durdurulması talebini mutlaka ekleyin.
  4. Vade tarihlerini kontrol ederek zamanaşımını hesaplayın.
  5. Ödenmiş tutarlar için dekontları hazır bulundurun.
  6. Haczedilemeyecek mallar ve ücret sınırını gözetin.
  7. Ölçüsüz hacizlere karşı itiraz edin.
  8. Tecil ve taksitlendirme imkânını paralel değerlendirin.

Sık sorulan sorular

Ödeme emri ne kadar süre verir?

Yedi gün içinde ödeme ya da mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü getirir (m.55).

Dava süresi ne kadar?

Tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür (m.58).

Hangi sebeplerle itiraz edilebilir?

Böyle bir borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla.

Dava açmak tahsilatı durdurur mu?

Ödeme emri aşamasında kendiliğinden durmaz; yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Mal bildirimi zorunlu mu?

Evet. Bildirimde bulunmayanlar hakkında kanunda öngörülen yaptırımlar uygulanır (m.60).

Hangi mallar haczedilemez?

Kanun’un 70. maddesinde sayılan zorunlu ev eşyası, meslek aletleri ve kanunda belirtilen diğer mallar.

Maaşımın tamamı haczedilir mi?

Hayır. Aylık ve ücretlerde kanunda öngörülen kısım haczedilebilir.

Banka hesabıma haciz konabilir mi?

Üçüncü kişilerdeki alacakların haczi usulüyle konabilir; haczedilemez nitelikteki ödemeler için itiraz edilir.

Haciz ölçüsüzse ne yapılır?

Alacağı ve takip giderlerini aşan hacizlere itiraz edilerek kaldırılması istenir.

Tahsil zamanaşımı kaç yıl?

Vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başından itibaren beş yıldır (m.102).

Zamanaşımını ne keser?

Ödeme, cebren tahsil işlemleri, borcun kabulü ve kanunda sayılan diğer hâller (m.103).

Taksitlendirme mümkün mü?

Çok zor durumun belgelenmesi ve teminat gösterilmesi şartıyla tecil talep edilebilir (m.48).

Gecikme zammı ile gecikme faizi aynı mı?

Hayır. Gecikme faizi tarhiyat aşamasında, gecikme zammı ise vadesinde ödenmeyen alacağa tahsil aşamasında uygulanır.

Kesinleşmeden haciz konabilir mi?

Kanunda sayılan hâllerde ihtiyati haciz uygulanabilir; karara karşı süresinde dava açılabilir (6183 m.13).

Şirket iflas ederse vergi borcu ne olur?

Amme idaresi iflas masasına kaydolur ve alacak sıra cetveline göre ödenir; temsilci sorumluluğu ayrıca işler (6183 m.100).

Malımı devredersem takipten kurtulur muyum?

Hayır. 6183 m.24 vd. uyarınca iptal davası açılabilir; bağışlamalar ve alacaklıyı zarara uğratan tasarruflar hükümsüz sayılabilir.

İpotekli malda vergi alacağı öncelikli mi?

Hayır. Rehinli alacaklar rehinli malın bedelinden öncelikle ödenir; amme alacağı bu sınıra tabidir (6183 m.21).

Aciz hâli borcu bitirir mi?

Hayır. Borç devam eder; mali durum düzelirse takibe devam edilir, kanunda öngörülen hâllerde terkin mümkündür.

Haczedilen mal nasıl satılır?

Kanun’un 84 ve devamı maddelerindeki usule göre paraya çevrilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.48, 55, 58-60, 62, 70, 79, 84 ve 102-104 hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk