Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı 2026: Menşe Adı, Mahreç İşareti, Amblem, Denetim ve Tecavüz (SMK m.33-54)
04 Eylül 2026

Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı 2026: Menşe Adı, Mahreç İşareti, Amblem, Denetim ve Tecavüz (SMK m.33-54)

Antep fıstığı, Malatya kayısısı, Ezine peyniri: bu adlar bir işletmeye değil, bir yöreye ve o yörede üretim yapan herkese aittir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu bunları coğrafi işaret olarak korur; tescil bir kişiye tekel sağlamaz, şartlara uyan tüm üreticilere kullanım hakkı verir. Bu rehber, coğrafi işaret rejimini mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Coğrafi işaret, belirgin bir niteliği veya ünü itibarıyla bir yöreyle özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir (SMK m.34).
  • İki türü vardır: menşe adı (üretimin tamamı o yörede) ve mahreç işareti (en az bir üretim aşaması o yörede).
  • Geleneksel ürün adı, coğrafi bir yerle bağlantısı olmayan ancak geleneksel üretim yöntemiyle ün kazanmış ürün adlarını korur (m.34).
  • Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvurusu, kanunda sayılan üretici birlikleri ve kamu kurumları gibi kişilerce yapılır; bireysel tekel doğurmaz (m.36).
  • Tescilli işareti şartlara uymadan kullanmak tecavüzdür; hukuk davaları ve kanunda öngörülen yaptırımlar gündeme gelir (m.44 vd.).

Coğrafi işaret nedir?

Kanun’un 34. maddesi coğrafi işareti, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret olarak tanımlar. Buradaki bağ, ürün ile coğrafya arasındaki nedensellik ilişkisidir: toprak, iklim, su, üretim geleneği ya da insan faktörü ürünün niteliğini belirliyor olmalıdır.

Marka ile temel fark budur. Marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğerlerinden ayırt eder ve sahibine tekel hakkı verir. Coğrafi işaret ise bir işletmeye değil, yöreye aittir; tescil, o yörede ve belirlenen şartlarda üretim yapan herkese kullanım hakkı sağlar. Bu nedenle coğrafi işaret bir kişi adına tescil edilse dahi, tescil ettiren kişi işareti tek başına kullanma hakkına sahip olmaz; denetim ve kullanımın düzenlenmesinden sorumlu olur. Marka rejimini marka tescili ve marka hakkına tecavüz yazımızda ele aldık.

Menşe adı, mahreç işareti ve geleneksel ürün adı

TürŞartÜretim yeri
Menşe adıÜrünün tüm veya esas nitelikleri o yöreye özgü doğal ve beşerî unsurlardan kaynaklanırÜretim, işleme ve diğer işlemlerin tamamı sınırları belirlenmiş alanda
Mahreç işaretiBelirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri yöreye ait olmasıÜretim, işleme veya diğer işlemlerden en az biri belirlenmiş alanda
Geleneksel ürün adıGeleneksel üretim yöntemi, bileşimi ya da hammaddesinden kaynaklanan ünCoğrafi alan şartı aranmaz
Markaİşletmeyi ayırt etmeİlgisiz; sahibine tekel verir

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Ayrımın pratik sonucu, üretim alanının sıkılığındadır. Menşe adında ürünün hammaddesinden ambalajına kadar süreç belirlenen alanda gerçekleşmelidir; bu, ürünü yöreye sıkı biçimde bağlar. Mahreç işaretinde ise hammadde başka yerden gelebilir, ancak ürünün ününü doğuran aşama belirlenen alanda yapılmalıdır. Geleneksel ürün adında coğrafi bağ aranmaz; belirleyici olan üretim yönteminin geleneksel olmasıdır.

Kimler başvurabilir? (m.36)

Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvurusu, kanunda sayılan kişilerce yapılabilir: üretici grupları, ürünle ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, ürünle ilgili kamu yararına çalışan veya üyelerinin ekonomik çıkarlarını korumaya yetkili dernek, vakıf ve kooperatifler ile tek üretici olması hâlinde o üretici. Bireysel bir işletmenin, kendi ticari çıkarı için başvuru yapması kural olarak mümkün değildir.

Başvuruda sunulması gereken belgeler kapsamlıdır: ürünün tanımı ve ayırt edici özellikleri, coğrafi sınırların açıkça belirlenmesi, üretim yöntemi ve teknik özellikler, ürün ile coğrafi alan arasındaki bağın açıklanması ve denetim biçimine ilişkin bilgiler. Denetim planı, başvurunun en kritik parçasıdır: işaretin nasıl denetleneceği, denetim merciinin kim olacağı ve hangi periyotlarla kontrol yapılacağı gösterilmelidir. Denetimi öngörülmeyen bir tescil, uygulamada koruma sağlamaz.

Tescil süreci ve itiraz

Başvuru Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır. Kurum, şekli inceleme ve kanunda öngörülen şartlar bakımından değerlendirme yapar; uygun bulunan başvurular Bültende yayımlanır. Yayımdan itibaren kanunda öngörülen süre içinde ilgililer itiraz edebilir.

İtiraz sebepleri arasında şunlar bulunur: başvurunun kanundaki tanıma uymaması, coğrafi alan ile ürün arasındaki bağın kurulamaması, adın jenerik hâle gelmiş olması, önceki bir marka ile çatışma bulunması ve başvuru sahibinin yetkili kişiler arasında yer almaması. Jenerik ad savunması özellikle önemlidir: bir ad, zaman içinde ürünün genel adı hâline gelmişse artık coğrafi işaret olarak tescil edilemez. İtirazın reddi hâlinde yeniden inceleme ve değerlendirme yoluna, ardından kararın iptali için mahkemeye başvurulabilir.

Kullanım hakkı, amblem ve denetim

Tescilli coğrafi işaretin kullanımı iki şarta bağlıdır: ürünün tescil belgesindeki şartlara uygun olması ve kullanımın denetime tabi tutulması. Şartlara uyan her üretici, ayrıca izin almaksızın işareti kullanabilir; ancak denetim merciine bildirimde bulunması ve denetime tabi olması gerekir. Bu yapı, coğrafi işareti bir tekelden çok bir kalite güvencesine dönüştürür.

Kanun ayrıca amblem kullanımını düzenler: tescilli coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları, ürünün ambalajında amblemle birlikte kullanılır. Amblemin kullanılması, ürünün tescil şartlarını taşıdığını gösterir ve tüketiciye güvence sağlar. Amblemi, şartları taşımayan ürünlerde kullanmak başlı başına aykırılık oluşturur. Denetim ise başvuruda gösterilen merci tarafından yapılır ve denetim raporlarının Kuruma sunulması gerekir; denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi tescilin iptali sonucunu doğurabilir.

Tecavüz hâlleri ve yaptırımlar (m.44-53)

Coğrafi işaret hakkına tecavüz sayılan başlıca hâller şunlardır: tescil belgesindeki şartlara uymayan ürünlerde işaretin ticari amaçla kullanılması, ürünün gerçek menşeinin belirtilmesine ya da “tarzında”, “usulüyle”, “benzeri” gibi ifadelerin eklenmesine rağmen işaretin kullanılması, ürünün niteliği hakkında yanıltıcı ifadelerle işaretin kullanılması ve işaretin ününden haksız yarar sağlanması.

FiilDeğerlendirme
Şartlara uymayan üründe işaret kullanmaDoğrudan tecavüz
“…… tarzı”, “…… usulü” ibareleriyle kullanmaGerçek menşe belirtilse de tecavüz
Amblemi şartsız üründe kullanmaAykırılık; yanıltıcı uygulama
Ambalajda yöre görselleriyle çağrışım yaratmaHaksız yarar; somut olaya göre değerlendirilir
Denetime tabi olmadan kullanmaKullanım şartlarının ihlali
Farklı ürün grubunda ünden yararlanmaSomut olaya göre haksız rekabet de doğar

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Tecavüz hâlinde tespit, men, ref ve tazminat davaları açılabilir; ürünlere el konulması ve imhası ile hükmün ilanı istenebilir. Ayrıca gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş, gıda mevzuatı kapsamında ayrı idari yaptırımlara tabidir; bu iki yol paralel işler. Haksız rekabet hükümlerine dayanan talepler de gündeme gelir; bunu haksız rekabet (TTK m.54-63) yazımızda ele aldık.

Coğrafi işaret ile marka çatışması

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, bir yöre adının önce marka olarak tescil edilmiş olmasıdır. Kanun bu çatışmayı iki yönlü düzenler. Birincisi ileriye dönüktür: tescilli bir coğrafi işaretle aynı veya benzer olan ve aynı ya da ilişkili ürünleri kapsayan marka başvuruları reddedilir; tescil edilmişse hükümsüzlüğü istenebilir. İkincisi geçmişe dönüktür: coğrafi işaret tescilinden önce iyiniyetle tescil edilmiş ve kullanılmakta olan markalar, kanunda öngörülen şartlarla kullanılmaya devam edebilir. Bu, kazanılmış hakların korunmasına yönelik bir dengedir.

İkinci tartışma, yöre adı içeren markalarda ortaya çıkar. Bir işletmenin ticaret unvanında ya da markasında yöre adının bulunması tek başına ihlal oluşturmaz; belirleyici olan, tüketicide ürünün tescilli coğrafi işaret şartlarını taşıdığı izlenimini yaratıp yaratmadığıdır. Ambalajda yöre görsellerinin, haritanın ve geleneksel motiflerin kullanılması bu izlenimi güçlendirir ve haksız yarar sağlama iddiasını destekler. Üçüncüsü, ürünün gerçekten o yörede üretilmesine rağmen tescil şartlarını taşımamasıdır: bu hâlde üretici, yöre adını coğrafi kaynak belirtmek amacıyla dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanabilir, ancak tescilli işaret ve ambleminden yararlanamaz. Bu ayrımın kurulması, hem savunma hem talep bakımından dosyanın merkezinde yer alır.

Ticaret unvanı, alan adı ve işletme adında kullanım

Coğrafi işaret koruması yalnızca ürün ambalajıyla sınırlı değildir. Yöre adının ticaret unvanında, işletme adında, tabelada ya da internet alan adında kullanılması da somut olaya göre tecavüz oluşturabilir. Ölçüt yine aynıdır: kullanım, tüketicide ürünün tescilli işaretin şartlarını taşıdığı izlenimi yaratıyor ve işaretin ününden haksız yarar sağlıyorsa müdahale edilebilir.

Alan adları bakımından ek bir imkân daha vardır: alan adı uyuşmazlıklarında, ilgili uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına başvurularak alan adının devri ya da iptali istenebilir. Bu yol, mahkeme sürecine göre daha hızlı sonuç verir ancak yalnızca alan adının akıbetini belirler; tazminat talebi için ayrıca dava açılması gerekir. Ticaret unvanı bakımından ise unvanın terkini talep edilebilir; bu talep, ticaret sicili kayıtlarına işlenmesi bakımından ayrı bir hüküm gerektirir. Tabela ve işletme adı kullanımlarında ise men ve ref talepleriyle birlikte, kullanımın kaldırılması istenir. Bütün bu taleplerde ortak nokta, kullanımın hangi tarihten beri sürdüğünün belgelenmesidir: uzun süredir bilinmesine rağmen sessiz kalınması, dürüstlük kuralı çerçevesinde savunma olarak ileri sürülür.

Üretici için pratik değeri

Coğrafi işaret, üretici açısından üç somut fayda sağlar. Birincisi fiyat farkıdır: tescilli işaret taşıyan ürünler, aynı kategorideki ürünlere göre daha yüksek bedelle alıcı bulur. İkincisi taklide karşı hukuki dayanaktır: tescil olmadan “bizim yörenin ürünü” iddiasıyla yapılan mücadele yalnızca haksız rekabet hükümlerine dayanabilirken, tescil sonrası doğrudan tecavüz hükümleri işletilir. Üçüncüsü ihracat ve pazarlama avantajıdır; uluslararası düzeyde tanınma imkânı doğar.

Buna karşılık yükümlülükler de vardır: üretim şartlarına uyulması, denetime tabi olunması ve amblem kurallarına uygun ambalaj kullanılması gerekir. Şartlara uymayan üretici, kendi yöresinde bulunsa dahi işareti kullanamaz. Bu nedenle tescil öncesinde üretici grubunun, ürün tanımını ve üretim şartlarını gerçekçi belirlemesi önemlidir; fazla dar tanımlanan şartlar yöredeki üreticilerin çoğunu kapsam dışında bırakır, fazla geniş tanım ise ürünün ayırt ediciliğini zayıflatır.

Uluslararası koruma ve ihracat

Coğrafi işaret koruması da ülkeseldir; Türkiye’deki tescil yurt dışında kendiliğinden hüküm doğurmaz. İhracat yapan üreticiler için bu, ciddi bir risk oluşturur: yurt dışında aynı ad başka bir işletme tarafından marka olarak tescil ettirilebilir ve Türk üreticinin kendi ürününü o adla satması engellenebilir. Bu nedenle ihracat pazarlarında koruma, ürünün ticari geleceği bakımından belirleyicidir.

Korumanın üç yolu vardır. Birincisi ilgili ülkede ulusal başvuru yapmaktır; her ülkenin kendi sistemi ve şartları geçerlidir. İkincisi, coğrafi işaretlerin uluslararası tesciline ilişkin sistemlere başvurmaktır; tek başvuruyla birden çok ülkede koruma talep edilebilir. Üçüncüsü, ikili ve çok taraflı ticaret anlaşmalarındaki karşılıklı koruma listeleridir: bu listelerde yer alan işaretler, taraf ülkelerde doğrudan korunur ve listeye alınması için ulusal makamlar aracılığıyla süreç yürütülür. Uygulamada en etkili yol, ihracatın yoğun olduğu pazarlarda erken başvuru yapmak ve aynı anda o ülkelerde aynı adın marka olarak tescil edilip edilmediğini araştırmaktır. Yurt dışında kötüniyetli tescil tespit edilirse, hükümsüzlük ve devir talepleriyle ilgili ülkenin usulüne göre mücadele edilir; bu süreçler uzun sürdüğünden önleyici başvuru her zaman daha ucuzdur.

Başvuru öncesi hazırlık ve dosya

Başvurunun kabul edilme ihtimalini belirleyen şey, dosyanın teknik zenginliğidir. Ürün ile yöre arasındaki bağın somut verilerle gösterilmesi gerekir: toprak ve iklim analizleri, tarihsel kayıtlar, gazete ve kitap kaynakları, yöreye ilişkin bilimsel çalışmalar, üretim istatistikleri ve pazar verileri. Ürünün ünü, yalnızca yerel bilgiye değil belgelenebilir kaynaklara dayanmalıdır.

İkinci kritik unsur, coğrafi sınırın belirlenmesidir. Sınır çok geniş tutulduğunda ürün-yöre bağı zayıflar; çok dar tutulduğunda ise yöredeki üreticilerin bir kısmı dışarıda kalır ve sonradan itirazlar doğar. Sınırın idari birimlere göre değil, üretim geleneğinin fiilen sürdüğü alana göre belirlenmesi yerinde olur. Üçüncüsü denetim yapısıdır: denetim merciinin bağımsızlığı, denetim sıklığı ve uygunsuzluk hâlinde uygulanacak süreç önceden yazılmalıdır. Bu üç unsur eksik hazırlanan dosyalar, itiraz aşamasında zorlanır ve süreç yıllara yayılır.

Denetim raporları, iptal ve hükümsüzlük

Coğrafi işaret tescili, alındıktan sonra kendiliğinden sürmez; ayakta kalması denetimin fiilen yapılmasına bağlıdır. Tescil ettiren, başvuruda gösterdiği denetim merci aracılığıyla üretimi düzenli olarak kontrol etmek ve denetim raporlarını Kuruma sunmakla yükümlüdür. Raporların sunulmaması ya da denetimin fiilen yapılmadığının tespiti, tescilin iptali sebebidir. Bu, uygulamada en çok ihmal edilen aşamadır: tescil bir defalık bir başarı gibi görülür ve sonraki yıllarda denetim yapısı işletilmez.

İptal ile hükümsüzlük birbirinden farklıdır. Hükümsüzlük, tescilin baştan itibaren kanuni şartları taşımadığı gerekçesine dayanır: ürün-yöre bağının bulunmaması, adın jenerik olması ya da başvuru sahibinin yetkili kişiler arasında yer almaması gibi. Hükümsüzlük kararı geçmişe etkilidir ve tescil hiç yapılmamış sayılır. İptal ise sonradan ortaya çıkan sebeplere dayanır ve ileriye etkilidir: denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ya da tescil şartlarının artık sağlanmaması bu kapsamdadır. Her iki dava da fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinde görülür ve hukuki menfaati bulunanlar tarafından açılabilir. Üretici birlikleri bakımından pratik sonuç şudur: tescil sonrası bir denetim takvimi kurulmalı, kontrol kayıtları düzenli tutulmalı ve uygunsuzluk tespit edilen üreticiler hakkında uygulanan işlemler belgelenmelidir. Bu kayıtlar, hem iptal riskine karşı savunma sağlar hem de tecavüz davalarında işaretin fiilen korunduğunu gösterir.

Tecavüzün durdurulması dava dilekçesi örneği

…………… FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE

DAVACI: …… Üreticiler Birliği / …… Ticaret Odası, Adres

DAVALI: …… (üretici/satıcı), Adres

DAVA KONUSU: Coğrafi işaret hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, giderilmesi ile tazminat istemidir. İhtiyati tedbir taleplidir.

DAVA DEĞERİ: …… TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır)

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkil, …… tescil numaralı “……” coğrafi işaretinin tescil ettireni ve denetim merciidir. Tescil belgesi ve denetim planı ektedir.

2. Davalı, tescil belgesinde belirlenen coğrafi alan dışında üretilen ve ürün tanımına uymayan ürünlerinde “……” ibaresini kullanmaktadır. Ambalaj görselleri, satış ilanları ve numune ektedir.

3. Davalının bazı ürünlerinde “…… tarzı” ibaresi kullanılmaktadır. 6769 sayılı Kanun uyarınca, ürünün gerçek menşeinin belirtilmesi ya da bu tür ifadelerin eklenmesi tecavüzü ortadan kaldırmaz.

4. Ayrıca ambalajda amblem kullanılmakta olup ürün denetime tabi tutulmamıştır.

5. Bu fiiller coğrafi işaret hakkına tecavüz oluşturmakta, yöredeki üreticilerin emeğini ve işaretin ününü zedelemektedir.

6. Satışın sürmesi zararı artırdığından, üretim ve satışın durdurulması ile ürünlere el konulması yönünde ihtiyati tedbir talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.33 vd., 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54 vd. ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Tescil belgesi, denetim kayıtları, ürün numunesi ve ambalaj görselleri, satış ilanları, bilirkişi incelemesi, tanık.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne; tecavüzün tespiti, durdurulması ve giderilmesine, …… TL tazminatın davalıdan tahsiline, ürünlere el konulması ve imhasına, hükmün ilanına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Başvuruyu yapabilecek kişi misiniz? Bireysel işletme kural olarak başvuramaz.
  2. Ürün-yöre bağını belgeleyin: tarihsel kaynaklar, analizler, üretim verileri.
  3. Coğrafi sınırı üretim geleneğinin fiilen sürdüğü alana göre çizin.
  4. Üretim şartlarını ne çok dar ne çok geniş belirleyin.
  5. Denetim planını baştan kurgulayın; denetimsiz tescil koruma sağlamaz.
  6. Amblem kullanımını ambalajda doğru uygulayın.
  7. Taklit tespit ettiğinizde numune ve ambalaj kayıtlarını toplayın.
  8. “Tarzı”, “usulü” ibareleriyle yapılan kullanımların da tecavüz olduğunu unutmayın.

Sık sorulan sorular

Coğrafi işaret nedir?

Belirgin niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöreyle özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir (SMK m.34).

Menşe adı ile mahreç işareti farkı nedir?

Menşe adında üretim, işleme ve diğer işlemlerin tamamı belirlenen alanda yapılır; mahreç işaretinde bu aşamalardan en az biri yeterlidir.

Geleneksel ürün adı nedir?

Coğrafi bağ aranmaksızın, geleneksel üretim yöntemi, bileşimi ya da hammaddesinden kaynaklanan ünü bulunan ürün adlarını korur.

Coğrafi işaret kime ait olur?

Bir kişiye değil, yöreye aittir. Tescil ettiren, kullanımı düzenler ve denetler; tekel hakkı doğmaz.

Kimler başvurabilir?

Üretici grupları, ilgili kamu kurumları ve meslek kuruluşları, dernek-vakıf-kooperatifler ve tek üretici varsa o üretici.

Ben de o yörede üretiyorum; kullanabilir miyim?

Evet, tescil belgesindeki şartlara uymanız ve denetime tabi olmanız kaydıyla ayrıca izin almanıza gerek yoktur.

“…… tarzı” yazarsam sorun olmaz mı?

Olur. Gerçek menşein belirtilmesi ya da “tarzında, usulüyle, benzeri” gibi ifadeler eklenmesi tecavüzü ortadan kaldırmaz.

Amblem zorunlu mu?

Tescilli coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları ambalajda amblemle birlikte kullanılır; şartsız üründe amblem kullanmak aykırılıktır.

Denetim yapılmazsa ne olur?

Denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi tescilin iptali sonucunu doğurabilir.

Jenerik hâle gelmiş adlar tescil edilebilir mi?

Hayır. Ürünün genel adı hâline gelmiş adlar coğrafi işaret olarak tescil edilemez.

Marka olarak tescil ettirebilir miyim?

Coğrafi işaretle çatışan marka başvuruları reddedilir; coğrafi işaret bir işletme markası gibi tekelleştirilemez.

Hangi davalar açılabilir?

Tespit, men, ref ve tazminat davaları ile el koyma, imha ve hükmün ilanı talepleri.

İptal ile hükümsüzlük arasındaki fark nedir?

Hükümsüzlük baştan şart eksikliğine dayanır ve geçmişe etkilidir; iptal ise sonradan doğan sebeplere (denetimsizlik gibi) dayanır ve ileriye etkilidir.

Türkiye tescilim ihracat pazarlarında geçerli mi?

Hayır. Koruma ülkeseldir; ulusal başvuru, uluslararası tescil sistemleri ya da ticaret anlaşmalarındaki karşılıklı koruma listeleri yoluyla ayrıca korunmalıdır.

Yöre adı daha önce marka olarak tescil edilmişse ne olur?

Coğrafi işaretle çatışan sonraki marka başvuruları reddedilir; önceki iyiniyetli tescillerin ise kanunda öngörülen şartlarla kullanımı sürebilir.

Yöre adının alan adında kullanılması ihlal mi?

Tüketicide tescil şartlarını taşıdığı izlenimi yaratıyor ve üründen haksız yarar sağlanıyorsa müdahale edilebilir; alan adının devri ya da iptali istenebilir.

Gıda mevzuatı ayrıca uygulanır mı?

Evet. Taklit ve tağşiş fiilleri gıda mevzuatı kapsamında ayrı idari yaptırımlara tabidir; iki yol paralel işler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.33-54 ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve gıda mevzuatı hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk