Hukuk Haberi

AYM: Eşin hacizde bulunması, diğer eşin haczi aynı gün öğrendiği anlamına gelmez

14 Ağustos 2026
AYM: Eşin hacizde bulunması, diğer eşin haczi aynı gün öğrendiği anlamına gelmez

Yürürlük durumu — 17 Ağustos 2026: Karar, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 18/2/2026 tarihli ve 2022/63967 başvuru numaralı kararıdır; 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bireysel başvuru kararı olduğundan İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesi yürürlükten kalkmamıştır; karar, maddedeki öğrenme karinesinin somut olaylarda nasıl uygulanacağına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, haczin borçlu ile üçüncü kişinin ortak konutunda değil bir şirket adresinde yapıldığı olayda, yalnızca eşlerin birlikte yaşamasına dayanılarak üçüncü kişinin de haczi aynı gün öğrendiğinin kabul edilmesini ve istihkak davasının süreden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali saydı. Karar oybirliğiyle alındı.

Olay: Şirket Kasasındaki Ziynet Eşyaları Haczedildi

Başvurucunun o tarihteki eşi ile kayınbabasına ait şirketin bir bankaya olan borcu nedeniyle ihtiyati haciz kararı alındı. Haciz 19 Aralık 2018’de şirketin adresinde yapıldı; işlem sırasında başvurucunun eşi ile şirket yetkilisi olan kayınbabası hazır bulundu. Şirket kasasında bulunan bir kısım ziynet eşyası da haczedildi.

Başvurucu haciz sırasında hazır değildi. Haciz tutanağına göre borçlu eş önce ziynet eşyalarının kendisine ve başvurucuya ait olduğunu, sonra kendilerine ait olmadığını söyledi; kayınbaba ise eşyaların kendisine ait olduğunu beyan etti. Yani tutanakta mülkiyet konusunda çelişkili beyanlar vardı.

Başvurucu, muhafaza amacıyla kasaya bırakılan ziynet eşyalarının kendisine ait olduğunu belirterek 21 Mart 2019’da istihkak davası açtı; hacizden yaklaşık dört ay sonra.

İki Derece, İki Ayrı Sonuç

İlk derece mahkemesi hacizden önce çekilmiş görüntü kayıtları ve tanık anlatımlarını değerlendirerek eşyaların başvurucunun kullanımında olduğunu kabul etti ve davayı kabul etti. Kararda bankanın süreye ilişkin itirazı yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmadı.

Bölge adliye mahkemesi ise, hacizde hazır bulunan borçlu eşle birlikte yaşadığı gerekçesiyle başvurucunun haczi haciz tarihinde öğrendiğini kabul ederek davayı süreden ve kesin olarak reddetti.

İİK 96/3: Yedi Günlük Süre ve Öğrenme Karinesi

İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesinin üçüncü fıkrası iki şeyi bir arada düzenliyor. Birincisi, haczedilen mal üzerinde istihkak iddiası olan borçlu veya üçüncü kişinin, malın haczedildiğini öğrenmesinden itibaren yedi gün içinde iddiasını ileri sürmesi gerektiği. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

İkincisi, sürenin başlangıcına ilişkin alacaklı lehine bir karine: istihkak iddiasının yapıldığı veya davanın açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu kişilerin iş ortakları, o tarihte malın haczini öğrenmiş sayılıyor.

AYM, bu karinenin amacını da açıkça ortaya koydu: bir mal üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet veya istihkak iddiasında bulunması karşısında alacaklının hak kaybına uğramasını ve icra takibinin sürüncemede bırakılmasını önlemek. Yani karine keyfi bir kural değil, meşru bir amaca hizmet ediyor.

“Birlikte Oturan” Ne Anlama Geliyor?

Kararın çekirdeği bu kavramın yorumunda. AYM, Yargıtay kararlarını da dikkate alarak kanunda geçen “birlikte oturan” ifadesini haczin yapıldığı yerle bağlantılı olarak değerlendirdi.

Kanunun lafzında “birlikte oturan kimseler” ve “iş ortakları” ifadelerinin ayrı ayrı kullanılmış olması, borçluyla müşterek kullanılan yere vurgu yapıldığını gösteriyor. Müşterek konutta yapılan hacizden birlikte oturanların, borçluya ait veya borçlunun ortağı olduğu şirkette yapılan hacizden ise diğer şirket ortaklarının haberdar olması hayatın olağan akışına uygun sayılabilir.

Buna karşılık kişinin hâkimiyetinin veya kullanımının bulunmadığı başka bir yerde yapılan hacizden yalnızca aile ya da eş ilişkisine dayanılarak haberdar sayılması, AYM’nin ifadesiyle bir ihtimale kesinlik kazandırmak anlamına geliyor ve her olaya uygun düşmüyor.

Haciz yeri ile öğrenme karinesinin ilişkisi

Haczin yapıldığı yerKişinin o yerle bağlantısıKarinenin uygulanabilirliği
Borçlu ile birlikte yaşanan ortak konutFiilen birlikte oturuyorÖğrenme kabulü olağan akışa uygun sayılabilir
Borçlunun ortağı olduğu şirketDiğer şirket ortağıÖğrenme yönünde değerlendirme yapılabilir
Üçüncü kişiye ait şirket adresiOrtaklık ve hâkimiyet yokYalnızca eş ilişkisine dayanılarak öğrenme kabul edilemez
Kişinin hiç bulunmadığı bağımsız bir adresBağlantı yokKarine koşulları oluşmaz

Somut Olayda Hangi Hususlar Değerlendirilmedi?

AYM, bölge adliye mahkemesinin şu unsurları hiç tartışmadan sonuca ulaştığını tespit etti:

  • Haczin, başvurucu ile eşinin birlikte yaşadığı ortak konutta yapılmamış olması.
  • Başvurucunun haciz sırasında hazır bulunmaması.
  • Başvurucunun haczin yapıldığı şirkette ortak olduğuna ilişkin bir bilginin bulunmaması.
  • Başvurucunun haciz işlemi konusunda icra müdürlüğünce bilgilendirildiğinin tespit edilememesi.
  • Hacizle bağlantılı diğer icra hukuk mahkemesi dosyasında başvurucunun taraf olmaması.
  • Haciz tutanağındaki mülkiyete ilişkin çelişkili beyanların değerlendirilmemesi.
  • Geçerli bir istihkak iddiasının bulunup bulunmadığının tartışılmaması.

Haciz sırasındaki istihkak iddiası nedeniyle icra müdürlüğü dosyayı takibin devam edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi için icra hukuk mahkemesine göndermişti ve o mahkeme müşterek zilyetlik gerekçesiyle takibin devamına karar vermişti. Ancak o dosyada alacaklı banka davacı, borçlu eş ile şirket davalı konumundaydı; başvurucu o yargılamanın tarafı değildi.

Size ait bir mal, başkasının borcu için mi haczedildi?

Yedi günlük süreyi kaçırmadan istihkak iddianızı ve delillerinizi birlikte kurgulayalım.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

İstihkak İddiasından Davaya: Usul Nasıl İşliyor?

Uygulamada en sık karışan nokta, istihkak iddiası ile istihkak davasının farklı aşamalar olması. İİK 96 ve 97 birlikte okunduğunda süreç şöyle işliyor.

İstihkak sürecinin dört aşaması

AşamaYapılan işlemSüre
1. İddiaHaczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı bulunduğunun icra dairesine bildirilmesiHaczi öğrenmeden itibaren 7 gün
2. İtirazİcra dairesinin alacaklı ve borçluya iddiaya itirazları olup olmadığını sorması3 gün (sükût hâlinde iddia kabul edilmiş sayılır)
3. İcra mahkemesi incelemesiİtiraz üzerine dosyanın icra mahkemesine gönderilmesi; takibin devamına veya talikine karar verilmesiMahkemenin takdiri
4. DavaTakibin devamına karar verilirse üçüncü kişinin istihkak davası açmasıKararın tefhim/tebliğinden itibaren 7 gün

Dikkat: Takibin devamına dair icra mahkemesi kararı kesindir. Bu aşamada dava açılmazsa üçüncü kişi alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Kararın tebliğ edilip edilmediği, dolayısıyla sürenin işlemeye başlayıp başlamadığı bu yüzden ayrıca kontrol edilmelidir.

Mülkiyet Karinesi ve İspat Yükü

İstihkak davalarında ispat yükünü belirleyen temel ölçüt, haciz sırasında malın kimin zilyetliğinde bulunduğudur. Borçlunun elinde bulunan bir mal bakımından mülkiyet karinesi kural olarak alacaklı lehine işler; malın üçüncü kişinin zilyetliğinde olduğu hâllerde ise karine üçüncü kişi lehine döner.

Kişisel nitelikteki ziynet eşyaları bakımından bu değerlendirme daha nüanslı yapılır. Eşyanın niteliği, kimin kullanımında olduğu ve hacizden önceki döneme ait kayıtlar birlikte tartışılır. AYM incelemesinde bu esasa ilişkin tartışmaya girmedi; inceleme yalnızca usul yönünden yapıldı.

Karar Ne Değiştirdi, Ne Değiştirmedi?

Anayasa Mahkemesi ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi ve bunun yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle manevi tazminat talebini reddetti; harç ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmetti.

Değişmeyenler: İİK 96 yürürlüktedir, yedi günlük süre aynen geçerlidir ve öğrenme karinesi ortadan kalkmamıştır. Değişen: karinenin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin, özellikle haczin yapıldığı yer ile kişinin o yerle bağlantısının, gerekçeli olarak tartışılması gerekiyor.

AYM ziynet eşyalarının kime ait olduğuna dair bir hüküm kurmadı ve haczin kaldırılmasına da karar vermedi. Öğrenme tarihi her dosyada kendi koşullarında yeniden değerlendirilecek.

Yargıtay İçtihadında Öğrenme Karinesi

AYM kararında, kanundaki “birlikte oturan” ifadesinin yorumu bakımından Yargıtay kararlarına da açıkça dayanıldı. İçtihatta yerleşen yaklaşım, öğrenme tarihinin soyut bir aile ilişkisiyle değil, haczin fiilen yapıldığı yerle ilişkilendirilmesi.

Kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bir kararında, baba–oğul ilişkisi bulunan borçlu ile davacının aynı konutta birlikte oturup oturmadıklarının dosyadan anlaşılamadığı, haczin tam olarak hangi konutta ve evin neresinde yapıldığının haciz tutanağından çıkarılamadığı belirtilmiş; öğrenme tarihi bakımından bu tereddüdün öncelikle giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Aynı içtihatta mahkemeye verilen görev şöyle özetlenmiştir: haciz tarihinde borçlu ve davacının nerede oturduğunu araştırmak; aynı konutta birlikte oturuyorlarsa üçüncü kişinin haczi aynı gün öğrendiğini kabul etmek; aynı avluda ayrı evlerde oturuyorlarsa haczin hangi evin eklentisinde yapıldığını belirleyip mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunu saptamak.

Bu çizgi, AYM’nin somut olayda vardığı sonuçla örtüşüyor. Haciz yerinin tespiti bir ayrıntı değil, sürenin başlangıcını belirleyen esaslı bir araştırma yükümlülüğü.

İhtiyati Haciz ile İstihkak İlişkisi

İncelenen olayda haciz, bir ihtiyati haciz kararına dayanılarak uygulanmıştı. İhtiyati haciz, alacaklının alacağını güvence altına almak için takip kesinleşmeden önce uygulanabilen geçici bir hukuki koruma tedbiridir.

İhtiyati haciz aşamasında da üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet iddiası bulunan mallar haczedilebilir. Bu durumda istihkak iddiası ve davası bakımından İİK 96 ve 97 hükümleri uygulanır; ihtiyati haciz olması, üçüncü kişinin korunma imkânını ortadan kaldırmaz.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi sürecinde tebligatların kime yapıldığıdır. Üçüncü kişiye hiçbir bildirim yapılmamışsa, öğrenme tarihinin haciz tarihi olarak kabul edilmesi güçleşir.

Süre Kaçırılırsa Hangi Yollar Kalır?

Yedi günlük süre hak düşürücü olduğu için kaçırılması ciddi sonuç doğurur. Ancak bu, malın tamamen kaybedildiği anlamına gelmez. Kalan seçenekler dosyanın durumuna göre değişir.

Süre kaçırıldığında değerlendirilebilecek yollar

DurumKalan imkân
İİK 96/3’teki yedi günlük süre kaçırıldıAynı takipte istihkak iddiası ileri sürme hakkı kaybedilir
İİK 97 uyarınca dava süresi kaçırıldıÜçüncü kişi alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır
Öğrenme tarihi tartışmalıSürenin hiç başlamadığı ileri sürülerek esasa girilmesi talep edilebilir
Mal satılıp bedele dönüşmüşGenel mahkemelerde sebepsiz zenginleşme veya tazminat yolu değerlendirilebilir
Nihai karar kesin ve kanun yolları tükenmişOtuz gün içinde bireysel başvuru gündeme gelir

Bu kararın önemi tam olarak üçüncü satırda yatıyor: öğrenme tarihinin tartışmalı olduğu dosyalarda, sürenin haciz tarihinde başladığı yönündeki kabulün gerekçelendirilmesi gerekiyor. Gerekçesiz bir karine uygulaması artık mahkemeye erişim hakkı yönünden denetlenebilir hâle geldi.

Belge önerisi: Haczi ne zaman ve nasıl öğrendiğinizi belgeleyen her kayıt değerlidir: icra dosyası UYAP sorgu ekran görüntüsü, tebligat zarfı, banka bildirimi, tapu müdürlüğünden alınan şerh yazısı. Bu belgeler süre tartışmasında doğrudan delil işlevi görür.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim hacizde vardı, ben yoktum. Haczi öğrenmiş sayılır mıyım?

AYM’nin bu kararına göre bu sonuç otomatik değildir. Haczin nerede yapıldığı belirleyicidir. Haciz sizinle eşinizin birlikte yaşadığı ortak konutta yapılmışsa öğrenmiş sayılmanız hayatın olağan akışına uygun kabul edilebilir. Buna karşılık hâkimiyetinizin bulunmadığı bir yerde, örneğin bir şirket adresinde yapılan hacizden yalnızca evlilik ilişkisine dayanılarak haberdar sayılmanız kanuni dayanaktan yoksun bulundu.

İstihkak iddiası için süre kaç gündür?

İcra ve İflas Kanunu’nun 96. maddesinin üçüncü fıkrasına göre borçlu veya üçüncü kişi, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmak zorundadır. Bu süre içinde iddia ileri sürülmezse aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkı kaybedilir.

Yedi günlük süre tam olarak hangi tarihte başlar?

Süre, haczin öğrenildiği tarihte başlar. Öğrenme tarihinin belirlenmesinde haczin yapıldığı yer, kişinin haciz sırasında bulunup bulunmadığı, o yerle bağlantısı ve kendisine icra dairesince bildirim yapılıp yapılmadığı gibi somut koşullar birlikte değerlendirilir.

İstihkak iddiası ile istihkak davası aynı şey mi?

Hayır. İstihkak iddiası, haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı bulunduğunun icra dairesine bildirilmesidir. İstihkak davası ise bu iddiaya itiraz edilmesi ve icra mahkemesinin takibin devamına karar vermesi üzerine açılan davadır. İkisinin süreleri ve usulü farklıdır.

Takibin devamına karar verilirse ne kadar süre içinde dava açmalıyım?

İİK 97 uyarınca üçüncü kişi, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır. Bu süre içinde dava açılmazsa üçüncü kişi alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.

Ziynet eşyalarımın bana ait olduğunu nasıl ispatlarım?

Hacizden önce çekilmiş fotoğraflar, video kayıtları, satış faturaları, tanık beyanları ve düğün kayıtları kullanılabilir. AYM’nin incelediği olayda ilk derece mahkemesi görüntü kayıtları ile tanık anlatımlarını değerlendirerek eşyaların başvurucunun kullanımında olduğu sonucuna varmıştı.

AYM bu kararla haczi kaldırdı mı?

Hayır. AYM doğrudan haczin kaldırılmasına hükmetmedi ve ziynet eşyalarının mülkiyeti hakkında da karar vermedi. İnceleme, davanın süreden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğiyle sınırlı tutuldu; giderim olarak yeniden yargılama yapılmasına karar verildi.

Karine tamamen ortadan kalktı mı?

Kalkmadı. İİK 96/3’teki karine yürürlüktedir ve alacaklının hak kaybına uğramasını, takibin sürüncemede bırakılmasını önlemeye yöneliktir. AYM yalnızca karinenin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Haciz iş ortağımın adresinde yapıldı. Karine bana uygulanır mı?

İİK 96/3 birlikte oturanların yanında iş ortaklarını da ayrıca sayıyor. Haciz borçluya ait veya borçlunun ortağı olduğu bir şirkette gerçekleştirilmişse diğer şirket ortaklarının hacizden haberdar olduğu yönünde değerlendirme yapılabileceği kararda belirtildi. Ortaklık ilişkisinin varlığı bu nedenle önemlidir.

İhlal neden kanunilik yönünden tespit edildi?

Bölge adliye mahkemesinin yorumu, kanunun açık lafzıyla çeliştiği ve başvurucu bakımından öngörülebilir olmadığı için müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varıldı. Anayasa’nın 13. maddesindeki kanunilik şartı karşılanmadığından m.36 kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş sayıldı.

Haciz tutanağınızı birlikte okuyalım

Öğrenme tarihi, zilyetlik ve süre analizini dosyanız özelinde yapalım.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp
← Hukuk Gündemi’ne dön