Yatırım teşvikleri, devletin ekonomiye yön verirken kullandığı en güçlü araçlardan biridir. Ancak bu aracın kim tarafından, hangi ölçütlere göre belirleneceği, hukuk devleti açısından kritik bir sorudur. Anayasa Mahkemesi’nin 15 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararı, tam da bu soruya yanıt verdi ve idarenin düzenleyici yetkisinin yasal çerçeveyle sınırlı olduğunu yeniden hatırlattı.
Davaya Konu Düzenlemeler
2022 tarihli 7419 sayılı Kanun’la Endüstri Bölgeleri Kanunu’nda yapılan iki değişiklik AYM’nin önüne geldi (Esas: 2025/5, Karar: 2026/68). İlki, endüstri bölgelerindeki yatırımlara verilecek teşviklerin kanunda herhangi bir ölçüt gösterilmeksizin Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenmesini öngörüyordu. İkincisi ise yönetici şirketlerin Bakanlığın talep ettiği her türlü belge ve bilgiyi sunma zorunluluğuydu.
Belirlilik İlkesi ve Hukuk Devleti
Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi, kuralların öngörülebilir ve belirli olmasını gerektirir. Mahkeme, teşvik kapsamının, koşullarının ve sınırlarının yasada hiçbir ölçüte bağlanmadan tamamen idarenin takdirine bırakılmasının belirlilik ilkesini zedelediğine hükmetti. Yasama organının temel çerçeveyi çizmeden yürütmeye sınırsız yetki devretmesi, kuvvetler ayrılığı bakımından da sorunlu görüldü.
Mülkiyet Hakkı ve Sınırsız Belge Talebi
İkinci iptal gerekçesi, mülkiyet hakkıyla ilgilidir. Yönetici şirketlerin, kapsamı ve sınırı belirlenmemiş biçimde ‘her türlü’ belge ve bilgiyi sunmaya zorlanması, Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale olarak değerlendirildi. Mahkemeye göre, idari denetim meşru bir amaç taşısa da, bu amacın ölçülü ve sınırı belirli araçlarla gerçekleştirilmesi gerekir.
Kararın Uygulamaya Etkisi
Bu karar, yalnızca endüstri bölgeleriyle sınırlı bir etki doğurmuyor. İdarenin düzenleyici işlemlerinde belirlilik ve ölçülülük ilkelerinin ne kadar belirleyici olduğunu gösteren bir emsal niteliği taşıyor. Yasayla çerçevesi çizilmeden idareye bırakılan geniş takdir yetkilerinin, anayasal denetimde zorlanacağı açıkça ortaya kondu. Yatırımcılar açısından ise teşvik rejiminin yeniden yasal bir zemine oturtulması beklentisi doğdu.
İptal kararlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte, ilgili düzenlemelerin yasama organınca belirlilik ilkesine uygun şekilde yeniden ele alınması gerekecek. Bu süreçte, teşvik ölçütlerinin kanun düzeyinde tanımlanması ve idari belge taleplerinin kapsamının sınırlandırılması öne çıkan başlıklar olacak.
📚 İlgili Rehberler
- Vergi Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- AYM’den Endüstri Bölgeleri Kanunu’na iptal: Teşvik yetkisi ve belge zo
- Danıştay’dan ‘vergi hatası’ kararı: Düzeltme yolunun sınırları belirle
- Anayasa Mahkemesi’nden vergi tebligatında iptal: VUK 107/A’daki Bakanl
- 7582 Sayılı Kanun Resmî Gazete’de: Varlık Barışı ve Vergide Yeni Düzen
- İdarenin Re’sen İcra Yetkisi
