Evlilik birliği, sadece iki kişinin nüfus kaydında birleştirilmesi değildir. Türk Medeni Kanunu (TMK) evlenmeyle birlikte eşler arasında karşılıklı hak ve borçlardan oluşan bir “birlik” kurulduğunu kabul eder ve bu birliği hukukun özel korumasına alır. Evliliğin genel hükümleri kanunun 185 ile 201. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin merkezinde TMK m.185 ve m.186 durur; bunları evlilik birliğinin temsilini düzenleyen m.188, kadının soyadını konu edinen m.187, aile konutunu koruyan m.194 ve birliğin korunması bakımından hakim müdahalesini öngören m.195 tamamlar. Bu yazıda evlilik birliği tmk 185 çerçevesinde birlikte yaşama, sadakat, yardım, ortak konut ve gider katkısı yükümlülüklerini; kadının soyadına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarını ve birliğin korunmasında hakimin rolünü aktaracağız.## Evlilik Birliği ve Temel Unsurları — TMK m.185TMK m.185/1 açık bir biçimde şunu söyler: “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.” Birlik, bir sözleşme değil, kanunun belirlediği hak ve borçlar bütünüdür; evlenmenin gerçekleştiği andan itibaren doğar. İkinci fıkraya göre eşler, “bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle” yükümlüdür. Böylece birlik iki eksende tanımlanmıştır: eşlerin karşılıklı ilişkisi ve çocuklara karşı ortak sorumluluk.Üçüncü fıkra ise evlilik birliğinin temel kişisel yükümlülüklerini üç başlıkta toplar: “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Bu üç yükümlülük, doktrinde “evlilik birliğinin temel yükümlülükleri” olarak adlandırılır. Bunların ihlali, evlilik hukuku bakımından kusur unsurunun değerlendirilmesinde belirleyici olur; boşanma davasında maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası gibi taleplerin dayanağını oluşturabilir. TMK m.185 hükmü emredici niteliktedir; eşler bu yükümlülükleri sözleşmeyle ortadan kaldıramaz, aralarında yapılacak anlaşmalarla da fiilen etkisiz hale getiremezler.Birlik, eşleri ortak bir yaşam projesinde bir araya getirir. Bu proje kişisel ilişkiler, konut, çocuklar ve ekonomik varlık açısından bir bütündür. Aşağıdaki bölümlerde birliğin bu bileşenlerini kanun maddeleri üzerinden ele alacağız.## Birlikte Yaşama, Sadakat ve Yardım Yükümlülüğü — TMK m.185/3TMK m.185/3’te sayılan üç yükümlülüğün her biri bağımsız hukuki sonuçlar doğurur.**Birlikte yaşama** yükümlülüğü, eşlerin ortak konutta beraber yaşamalarını içerir; ancak bundan ibaret değildir. Kanun, ortak yaşamın maddi (aynı konutta ikamet) ve manevi (duygusal ve toplumsal beraberlik) boyutlarının birlikte gerçekleşmesini bekler. Haklı bir neden olmaksızın ortak konutu terk eden veya diğer eşi bu birliğin dışına iten eşin davranışı, “terk” veya “evlilik birliğinin sarsılması” bakımından değerlendirilir. Buna karşılık; iş, sağlık, eğitim, askerlik ve benzeri objektif nedenlerle geçici ayrılıklar, yükümlülüğün ihlali sayılmaz.**Sadakat** yükümlülüğü, evlilik birliğinin en tartışmasız yükümlülüklerinden biridir. Cinsel sadakati kapsamakla birlikte bununla sınırlı değildir. Sadakat; eşlerin birbirlerine dürüst davranmasını, birbirlerinden mali ve kişisel önemli olayları gizlememesini, birliğin çıkarları aleyhine üçüncü kişilerle işbirliği yapmamasını da içerir. Sadakatsizlik, Yargıtay uygulamasında hem “zina” (TMK m.161) hem de “evlilik birliğinin sarsılması” (TMK m.166) sebebiyle boşanma davalarında sıklıkla karşılaşılan bir gerekçedir.**Yardım (yardımcı olma)** yükümlülüğü, eşlerin ihtiyaç anında birbirlerine destek olmasını ifade eder. Bu destek sadece maddi değildir: hastalık, işsizlik, psikolojik sıkıntı, çocuk bakımı ve ev içi iş bölümü gibi durumlarda eşler birbirlerinin yükünü paylaşmakla yükümlüdür. Yardım yükümlülüğünün, ilerleyen bölümlerde ele alacağımız gider katkısı yükümlülüğünden (TMK m.186/3) daha geniş bir anlamı vardır; kişisel özenin, dayanışmanın ve manevi desteğin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.## Ortak Konut ve Gider Katkısı — TMK m.186Ortak konut seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma, TMK m.186’da düzenlenir. Madde şöyle der: “Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.”**Konutun birlikte seçilmesi (m.186/1),** eşlerden birinin tek başına ortak yaşamın merkezini belirleyemeyeceği anlamına gelir. Konut seçilirken ailenin ekonomik gücü, çocukların eğitim ihtiyaçları, iş yeri, sağlık ve benzeri makul ölçütler dikkate alınmalıdır. Konutun seçimi konusunda anlaşamayan eşler, TMK m.195 kapsamında hakim müdahalesini talep edebilir.**Birliğin birlikte yönetilmesi (m.186/2),** 4721 sayılı Kanun ile 743 sayılı eski Medeni Kanun’un “koca birliğin reisidir” anlayışını tamamen terk etmiştir. Artık eşlerin evlilik birliği içindeki hukuki durumu eşittir. Ekonomik kararlar, konutun kullanımı, çocuklarla ilgili tercihler ve birliğe ilişkin öteki tüm kararlar, kural olarak ortak alınır.**Gider katkısı (m.186/3),** eşlerin birliğin giderlerine “güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla” katılmasını öngörür. Buradaki denge, mutlak bir eşit paylaşım değildir; her eşin ekonomik ve fiziki durumu esas alınır. Belirli bir geliri olmayan eşin ev içi emeği (çocuk bakımı, ev işleri, aile işletmesine katkı) da bu katkının bir parçasıdır. Katkı yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, birlikte yaşamaya rağmen tedbir nafakası (TMK m.197) veya yoksulluk nafakası (TMK m.175) gibi taleplerin dayanağı olabilmektedir. Eşler arasında katkı payı alacağı bakımından ayrıntılar için mal rejimi tasfiyesi ve katkı payı yazılarımıza bakabilirsiniz.## Aile Konutunun Korunması — TMK m.194Ortak konut, kanunda “aile konutu” olarak özel bir koruma altındadır. TMK m.194/1 şöyle düzenler: “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu düzenleme, tapuda kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın, fiilen ailenin yaşam merkezini oluşturan konut üzerinde eşlerden birine tek başına tasarruf yapma yetkisi vermemektedir.Rızayı temin edemeyen veya haklı bir neden olmadan rıza verilmeyen eş, TMK m.194/2 uyarınca hakimin müdahalesini isteyebilir. Böylece bir eşin diğerinin bilgisi ve rızası dışında evi satması, ipotek ettirmesi, kira sözleşmesini bozması veya boşaltması engellenmiş olur.Aile konutu şerhi, bu korumanın tapu sicili üzerinden görünür kılınmasını sağlar. TMK m.194/3’e göre, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz eşlerden birinin mülkiyetindeyse, diğer eş tapu müdürlüğüne başvurarak “aile konutu şerhi” konulmasını isteyebilir. Şerh, üçüncü kişileri iyi niyet iddiasından yoksun bırakır; şerhten sonra yapılacak devirler, diğer eşin dava hakkını kolaylaştırır. Şerhin konulması için eşler arasında sürmekte olan bir boşanma davasının bulunması gerekmez; birliğin normal şartlarında da talep edilebilir.## Evlilik Birliğinin Temsili — TMK m.188Evlilik birliğinin dışa karşı, üçüncü kişilerle olan ilişkilerdeki temsili TMK m.188’de düzenlenmiştir. Buna göre “Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.” Bu yetki, olağan işlemleri kapsar: gıda, giyim, çocukların eğitim ve sağlık giderleri, konutla ilgili günlük harcamalar, faturaların ödenmesi gibi ailenin süregelen ihtiyaçları buraya girer. Eşlerden biri, bu tür işlemleri diğerinin ayrıca rızası olmaksızın yapabilir ve yaptığı işlemler birliği bağlar.Ailenin sürekli olmayan, olağan üstü nitelikteki ihtiyaçları için ise TMK m.188/2 daha katı bir rejim öngörür: eşlerden biri, bu tür işlemler için ancak “diğer eşten veya hakimden yetki almışsa ya da diğer eşin rızasının alınmasına imkan bulunmayacak durumdaysa” birliği temsil edebilir. Olağan üstü işlemlere örnek olarak; tatil kredisi çekilmesi, yüksek meblağlı taşınır alımı, uzun süreli kefalet ve benzeri işlemler verilebilir.Temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde eşler, üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur (TMK m.189). Ancak bir eşin temsil yetkisini kötüye kullanması veya bu yetkiyi kullanmakta yetersiz kalması durumunda, diğer eş hakimden temsil yetkisinin kaldırılmasını ya da sınırlandırılmasını isteyebilir (TMK m.190). Bu düzenlemeler, birliğin ekonomik istikrarını üçüncü kişilere karşı da güvence altına alan çift yönlü bir sistem oluşturur.## Kadının Soyadı — TMK m.187 ve Anayasa Mahkemesi Kararları4721 sayılı TMK’nın 187. maddesi başlangıçta “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir” hükmünü içeriyordu.Bu hükme yönelik hem norm denetimi hem de bireysel başvuru yolunda yıllar içinde tartışmalar yaşandı. 2013 yılından itibaren Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurularda kadının yalnızca bekarlık soyadını kullanma talebini eşitlik ve manevi varlığın korunması ilkeleri çerçevesinde değerlendirerek bu talepleri kabul etmeye başladı; bu tarihten sonra alt derece mahkemeleri de bu içtihada uyum sağladı.Norm denetimi bakımından kesin dönüm noktası ise 22.02.2023 tarihli, E.2022/155 sayılı ve K.2023/38 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı oldu. Bu kararla TMK m.187’nin birinci cümlesi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi. Karar 28.04.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve iptalin yürürlüğü, kanun koyucuya düzenleme yapması için 9 ay ertelendi. Böylece 28.01.2024 tarihinden itibaren kadının evlenmekle doğrudan eşinin soyadını alması zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Bugün için kadın; evlenme sırasında bekarlık soyadını tek başına koruyabilmekte, eşinin soyadını tek başına veya kendi soyadıyla birleşik olarak kullanmayı tercih edebilmektedir. Bu sonucun mevzuata tam olarak yerleştirilmesi bakımından yapılan yasal değişiklikler ve nüfus kayıt uygulamaları güncel olarak takip edilmelidir.## Birliğin Korunması ve Hakim Müdahalesi — TMK m.195Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya birliğe ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşlerin başvurabileceği hukuki yol TMK m.195’te düzenlenmiştir. Buna göre “eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler.” Bu yol, bir boşanma davası açmadan da işletilebilen bir birliği koruma yoludur.Hakim, öncelikle eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır ve onları uzlaştırmaya çalışır; gerektiğinde eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin (aile danışmanı, sosyal hizmet uzmanı vb.) yardımına başvurabilir. Bunun yeterli olmadığı hallerde hakim, eşleri belirli davranışlara yöneltmekle kalmayıp; birlikte yaşamaya ara verme kararı (TMK m.197), tedbir nafakası (TMK m.197/2), borçluların ödemelerinin doğrudan diğer eşe yapılmasına ilişkin karar (TMK m.198), tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (TMK m.199) gibi somut önlemleri de alabilir.TMK m.195 ve devamındaki hükümler, evlilik birliğinin kendiliğinden dağılmasını beklemek yerine, birliği ve ailenin yaşam düzenini korumak amacıyla erken bir hukuki müdahaleye kapı aralar. Uygulamada bu yol, özellikle mali kararların birliği tehlikeye attığı durumlarda, aile konutunun keyfi elden çıkarılma riski taşıdığı hallerde ve eşlerden birinin diğerine karşı yükümlülüklerini savsakladığı örneklerde işlevini gösterir.## Sonuç ve DeğerlendirmeEvlilik birliği, TMK’nın “aile hukuku” kitabında sadece bir statü olarak değil, karşılıklı hak ve borçlardan oluşan dinamik bir hukuki ilişki olarak düzenlenmiştir. Birlikte yaşama, sadakat ve yardım (m.185/3); ortak konut ve gider katkısı (m.186); temsil (m.188); soyadı (m.187, AYM iptali sonrası güncel çerçeve); aile konutu koruması (m.194) ve hakim müdahalesi (m.195) birlikte ele alındığında birliğin hem içeriye hem dışarıya bakan bir bütün olduğu görülür. Bu düzenlemelerin ihlali, boşanma davalarında kusur, tazminat, nafaka ve mal rejimi tasfiyesi değerlendirmelerine doğrudan yansır. Bu sebeple somut olayın koşullarına göre kanuni yolların — nafaka talebi, aile konutu şerhi, hakim müdahalesi veya boşanma — birbirinden ayırt edilerek işletilmesi önemlidir.## Sıkça Sorulan Sorular**1. Birlikte yaşama yükümlülüğü, eşlerin sürekli aynı konutta bulunmasını mı zorunlu kılar?**
Hayır. Kanun, ortak yaşamın hem maddi hem manevi boyutuyla sürdürülmesini ister. İş, sağlık, eğitim, askerlik gibi objektif nedenlere dayalı geçici ayrılıklar birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali sayılmaz. Ancak haklı bir gerekçe olmaksızın ortak konutu terk etmek, TMK m.164 kapsamında “terk sebebine dayalı boşanma” davasına konu olabilir.**2. Sadakat yükümlülüğü yalnızca cinsel sadakati mi kapsar?**
Hayır. Sadakat; eşlerin birbirlerine dürüst davranması, ekonomik ve kişisel açıdan önemli konuları gizlememesi, birlik aleyhine üçüncü kişilerle işbirliği yapmaması gibi geniş bir davranış bütününü içerir. Cinsel sadakatsizliğin dışındaki güven kırıcı davranışlar da boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.**3. Ev hanımı olan eş, gider katkısı yükümlülüğünü nasıl yerine getirir?**
TMK m.186/3, katkının “emek ve malvarlığı” ile yapılabileceğini açıkça belirtir. Ev içi hizmet, çocuk bakımı, aile işletmesine emek verme gibi katkılar; belirli bir geliri olmayan eşin katkısı olarak kabul edilir. Ayrıca bu emek, mal rejiminin tasfiyesinde katkı payı alacağı ve katılma alacağı hesaplamalarında da dikkate alınır.**4. Tapuda eşimin adına kayıtlı olan konuta aile konutu şerhi koydurabilir miyim?**
Evet. TMK m.194/3 uyarınca aile konutu olarak fiilen kullanılan taşınmaz eşlerden birinin mülkiyetindeyse, diğer eş tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir. Şerh, eşin rızası olmadan yapılacak devir ve tasarrufları engelleyici bir güvence sağlar.**5. Kadının 2024’ten itibaren soyadı bakımından durumu nedir?**
Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2023 tarihli iptal kararı 28.01.2024’te yürürlüğe girmiştir. Bugün itibarıyla kadın, evlenmekle doğrudan eşinin soyadını almak zorunda değildir; bekarlık soyadını tek başına koruyabilir, eşinin soyadını tek başına ya da kendi soyadı ile birleşik biçimde kullanmayı tercih edebilir. Ayrıntı ve uygulama bakımından güncel nüfus mevzuatı esas alınmalıdır.**6. Eşim aile giderlerini karşılamıyor, boşanmadan önce ne yapabilirim?**
Boşanma davası açmadan önce TMK m.195 kapsamında hakimin müdahalesini isteyebilirsiniz. Hakim; uyarma, uzlaştırmaya çalışma ve gerektiğinde tedbir nafakası (m.197), borçluların doğrudan sizin adınıza ödemesine karar verme (m.198), tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (m.199) gibi somut önlemler alabilir. Ayrıca birlikte yaşamaya ara verilmesi kararı da bu çerçeve içinde mümkündür.—### Uzman Hukuki DestekEvlilik birliğinden doğan yükümlülükler, aile konutu, temsil yetkisi ve hakim müdahalesi başvuruları teknik ve delil odaklı bir değerlendirme gerektirir. Somut olayınıza uygun stratejinin belirlenmesi için uzman aile hukuku avukatınıza danışmanız yararınıza olacaktır.– Telefon: +90 554 648 37 15
– WhatsApp: wa.me/905546483715—### İlgili Yazılar– Aile Hukuku (Hub)
– Anlaşmalı Boşanma Protokolü — TMK m.166/3 Şartlar (2026)
– Eşler Arasında Katkı Payı Alacağı — TMK m.227 Mal Rejimi
– Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi — Katılma Alacağı (TMK m.231-232)—**Yasal Uyarı — Reklam Yasağı:** Bu yazı, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Avukatlık Kanunu m.55 çerçevesinde bilgilendirme amaçlıdır; reklam, iş temini, teklif veya hukuki güvence niteliği taşımaz. İçerik genel bilgi vermek üzere hazırlanmış olup somut olayınıza ilişkin görüş yerine geçmez. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları vardır; işlem tesis etmeden önce mutlaka yetkili bir avukata danışınız.—{
“@context”: “https://schema.org”,
“@type”: “FAQPage”,
“mainEntity”: [
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Birlikte yaşama yükümlülüğü, eşlerin sürekli aynı konutta bulunmasını mı zorunlu kılar?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “Hayır. Kanun, ortak yaşamın hem maddi hem manevi boyutuyla sürdürülmesini ister. İş, sağlık, eğitim, askerlik gibi objektif nedenlere dayalı geçici ayrılıklar birlikte yaşama yükümlülüğünün ihlali sayılmaz. Ancak haklı bir gerekçe olmaksızın ortak konutu terk etmek TMK m.164 kapsamında terk sebebine dayalı boşanma davasına konu olabilir.”
}
},
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Sadakat yükümlülüğü yalnızca cinsel sadakati mi kapsar?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “Hayır. Sadakat; eşlerin birbirlerine dürüst davranması, ekonomik ve kişisel açıdan önemli konuları gizlememesi, birlik aleyhine üçüncü kişilerle işbirliği yapmaması gibi geniş bir davranış bütününü içerir. Cinsel sadakatsizliğin dışındaki güven kırıcı davranışlar da boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.”
}
},
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Ev hanımı olan eş gider katkısı yükümlülüğünü nasıl yerine getirir?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “TMK m.186/3 katkının emek ve malvarlığı ile yapılabileceğini açıkça belirtir. Ev içi hizmet, çocuk bakımı, aile işletmesine emek verme gibi katkılar belirli bir geliri olmayan eşin katkısı olarak kabul edilir. Ayrıca bu emek mal rejiminin tasfiyesinde katkı payı alacağı ve katılma alacağı hesaplamalarında da dikkate alınır.”
}
},
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Tapuda eşimin adına kayıtlı olan konuta aile konutu şerhi koydurabilir miyim?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “Evet. TMK m.194/3 uyarınca aile konutu olarak fiilen kullanılan taşınmaz eşlerden birinin mülkiyetindeyse diğer eş tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir. Şerh eşin rızası olmadan yapılacak devir ve tasarrufları engelleyici bir güvence sağlar.”
}
},
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Kadının 2024’ten itibaren soyadı bakımından durumu nedir?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2023 tarihli iptal kararı 28.01.2024’te yürürlüğe girmiştir. Bugün itibarıyla kadın evlenmekle doğrudan eşinin soyadını almak zorunda değildir; bekarlık soyadını tek başına koruyabilir eşinin soyadını tek başına ya da kendi soyadı ile birleşik biçimde kullanmayı tercih edebilir. Ayrıntı ve uygulama bakımından güncel nüfus mevzuatı esas alınmalıdır.”
}
},
{
“@type”: “Question”,
“name”: “Eşim aile giderlerini karşılamıyor, boşanmadan önce ne yapabilirim?”,
“acceptedAnswer”: {
“@type”: “Answer”,
“text”: “Boşanma davası açmadan önce TMK m.195 kapsamında hakimin müdahalesini isteyebilirsiniz. Hakim uyarma, uzlaştırmaya çalışma ve gerektiğinde tedbir nafakası (m.197), borçluların doğrudan sizin adınıza ödemesine karar verme (m.198), tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (m.199) gibi somut önlemler alabilir. Ayrıca birlikte yaşamaya ara verilmesi kararı da bu çerçeve içinde mümkündür.”
}
}
]
}


