İddet süresi, evliliği sona eren kadının belirli bir süre yeniden evlenmesinin engellenmesini ifade eden ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesinde açıkça düzenlenen bir evlenme engelidir. Kanun koyucunun amacı, iki farklı evlilik arasında doğabilecek soybağı karışıklığının önlenmesi ve doğacak çocuğun babalığının tereddütsüz biçimde tespit edilebilmesidir. Aşağıdaki metinde iddet süresinin hukuki dayanağı, kapsamı, başlangıcı, doğumla kendiliğinden bitmesi, hâkim kararı ile kaldırılması ve nüfus siciline etkileri ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
İddet süresi nedir — TMK m.132 dayanak
İddet süresi, halk arasında “bekleme süresi” olarak da bilinen, evliliği sona eren kadının belirli bir zaman diliminde yeniden evlenmesini yasaklayan hukuki engeldir. TMK m.132/1 hükmü açık biçimde şunu düzenler: “Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.” Hükmün varlık nedeni, muhtemel bir gebeliğin önceki evlilikten mi yoksa yeni evlilikten mi kaynaklandığının açıklığa kavuşturulmasıdır. Tarihsel olarak azami gebelik süresine denk gelen otuz haftalık tıbbi kabul, sürenin uzunluğunun teknik dayanağını oluşturur. Kanun bu düzenlemeyi yalnızca kadın bakımından öngörmüş; erkek için herhangi bir bekleme süresi tanımlamamıştır. Modern tıbbi olanaklar sayesinde gebelik durumunun kısa sürede tespit edilebilmesi, uygulamada m.132/3 kapsamında sürenin hâkim kararıyla kaldırılmasına başvurulmasını yaygınlaştırmıştır.
Kimleri kapsar ve hangi durumlarda başlar
TMK m.132 hükmü, evliliği herhangi bir sebeple hukuken sona ermiş kadınları kapsar. Bekleme süresi; boşanma kararının kesinleşmesi, evliliğin butlanına karar verilmesi, eşin ölümü veya gaiplik kararı ile evliliğin feshi hâllerinde işlemeye başlar. Ayrılık kararı süreyi tetiklemez; zira evlilik hukuken devam etmektedir. Boşanma davasının yalnızca açılmış olması da yeterli değildir; sürenin başlaması için kararın kesinleşmesi şarttır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve nüfus mevzuatı uygulaması gereğince kararın kesinleşme tarihi süreyi başlatan an olarak esas alınır ve bu tarih nüfus siciline şerh olarak işlenir. Eşin ölümü hâlinde ise sürenin başlangıcı, ölüm tarihidir; gaiplikte ise evliliğin feshine ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınır. Yabancı mahkeme kararı ile boşanılmışsa, tanıma ve tenfiz kararının kesinleşmesiyle birlikte süre işlemeye başlar.
Süre — 300 gün, başlangıç ve bitiş
TMK m.132/1, bekleme süresini üçyüz gün olarak belirlemiştir. Süre gün hesabıyla işler; ilk gün evliliğin sona erdiği günün ertesi günüdür ve üçyüzüncü günün sonunda tamamlanır. Süre boyunca kadının başka biriyle evlenmek üzere nüfus müdürlüğüne başvurusu, kural olarak, evlenme dosyası tamamlanmayacağı gerekçesiyle reddedilir. Sürenin sonunda ayrıca bir dilekçe verilmesine gerek kalmaksızın engel kendiliğinden ortadan kalkar ve kadın yeniden evlenme ehliyetini eksiksiz biçimde kazanır. İstisnaen, süre içinde bir şekilde evlenme akdi gerçekleşse dahi bu durum evliliğin butlanı sonucunu doğurmaz; zira m.132’deki engel mutlak butlan sebepleri arasında sayılmamıştır. Ancak nüfus memuru, süre dolmadan evlendirme yapmama yükümlülüğü altındadır; aksi davranış disipliner sorumluluğa neden olabilir.
Doğum hâlinde — m.132/2 kendiliğinden kalkma
TMK m.132/2, “Doğurmakla süre biter.” biçiminde tereddüde yer bırakmayan bir hüküm içerir. Bu kural, kanun koyucunun bekleme süresinden güttüğü amaca doğrudan bağlıdır: soybağı karışıklığı riski, kadının doğum yapmasıyla ortadan kalkar; zira çocuğun kim olduğu ve hangi evlilik döneminden geldiği kesinleşmiştir. Doğumun canlı doğum veya ölü doğum biçiminde gerçekleşmesi hükmün uygulanmasında farklılık yaratmaz; hüküm, gebeliğin sonlanmasını esas almıştır. Doğumun gerçekleştiği; resmi doğum tutanağı veya tam teşekküllü sağlık kuruluşunun raporu ile nüfus müdürlüğüne bildirildiğinde, kadın üçyüz gün dolmasını beklemeksizin yeniden evlenme ehliyetine kavuşur. Bu hâlde ayrıca mahkeme kararı aranmaz; nüfus müdürlüğü, doğuma ilişkin resmi belge üzerinden işlem tesis eder. Buna karşılık, gebeliğin düşük veya kürtaj ile sonlanması hâllerinde uygulama tartışmalıdır; baskın görüş, sağlık kuruluşu tarafından belgelenen bir “gebeliğin sonlanması” durumunda m.132/2’nin kıyasen uygulanabileceği yönündedir; ancak uygulamada güvenli yol, m.132/3 kapsamında mahkemeye başvurmaktır.
Hâkim kararı ile kaldırma — m.132/3 dava usulü
TMK m.132/3 hükmü şudur: “Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.” Kanun bu maddede iki alternatif kaldırma sebebi tanımlamıştır.
Birinci hâl, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının tespit edilmesidir. Uygulamada mahkeme, başvuran kadının tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan veya Adli Tıp Kurumundan gebe olmadığına dair rapor sunmasını ister. Beta-hCG serum tahlili, ultrasonografik değerlendirme ve jinekolojik muayeneden oluşan üçlü inceleme ile gebelik ihtimali klinik olarak dışlanır. Raporun “gebe değildir” biçiminde açık ve tereddütsüz sonuca varması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik uygulamasına göre kanaat delili niteliğindeki tereddütlü rapor esas alınarak süre kaldırılamaz; rapor kesinlik taşımalıdır. Şüphe hâlinde mahkeme, Adli Tıp Kurumundan yeni bir rapor talep edebilir.
İkinci hâl, evliliği sona eren eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleridir. Aynı erkekle yeniden evlenilecekse soybağı karışıklığı riski zaten söz konusu olmadığından, bekleme süresi tümüyle amaçsız kalır. Bu ihtimalde gebelik incelemesi dahi aranmaksızın süre kaldırılır; taraflar, yeniden evlenme iradelerini beyan eden dilekçeyi birlikte veya kadın tek başına mahkemeye sunar.
Bekleme süresinin kaldırılması davası, HMK m.382 vd. hükümleri anlamında bir çekişmesiz yargı işidir; davanın karşı tarafı yoktur. Görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemesi; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme, HMK genel hükümleri çerçevesinde talep edenin yerleşim yeri mahkemesidir. Dilekçede boşanma/butlan/ölüm kaydı, kesinleşme şerhi ve talebin dayanağı belirtilir; delil olarak gebe olmadığını gösteren rapor eklenir. Yargılama basit ve seri biçimde yürütülür. Verilen karar niteliği itibarıyla inşai (kurucu) olup kesinleştiğinde nüfus müdürlüğüne bildirilerek işleme konulur.
Nüfusa tescil ve soybağı sonuçları
Bekleme süresinin kaldırılmasına ilişkin karar kesinleşince, kararın bir örneği ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilir. Nüfus müdürlüğü, kadının evlenme dosyasında bekleme süresi engelinin ortadan kalktığını kayda geçirir ve kadın üçyüz günü tamamlamayı beklemeksizin evlenme akdine girebilir. Doğum sebebiyle sürenin kendiliğinden bitmesi hâlinde mahkeme kararına dahi ihtiyaç yoktur; sağlık kuruluşunun doğum bildirimi nüfus müdürlüğü için yeterlidir.
Soybağı yönünden, TMK m.285 hükmü uyarınca evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu karine, m.132’nin ratio legis’idir. Bekleme süresi içinde doğan çocuk, kural olarak önceki evlilikten sayılır. Süre kaldırılmış olsa dahi bu karine değişmez; kaldırma kararı yalnızca kadının yeniden evlenmesine olanak verir, soybağı karinesini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bekleme süresi kaldırılmış olsa bile doğan çocuğun babalığı konusunda uyuşmazlık çıktığında, TMK m.286 vd. çerçevesinde soybağının reddi davası ayrıca açılabilir. Kaldırma kararı, kadın için evlenme engelini bertaraf etmenin ötesinde bir soybağı sonucu doğurmaz.
İş bu bilgi metni bilgilendirme amaçlıdır; avukatlık hizmeti veya bireysel hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayın koşullarına göre değerlendirme, dava dosyanıza vâkıf avukatınız tarafından yapılmalıdır.
Sıkça sorulan sorular
İddet süresi kaç gündür?
TMK m.132/1 uyarınca üçyüz gündür ve evliliğin sona ermesinden başlayarak işler.
Süre ne zaman başlar?
Boşanmada kararın kesinleşme tarihinde, ölümde ölüm tarihinde, gaiplikte evliliğin feshi kararının kesinleşme tarihinde, butlanda ise butlan kararının kesinleşme tarihinde başlar.
Doğum yapan kadın için süre işlemeye devam eder mi?
Hayır. TMK m.132/2 uyarınca doğurmakla süre kendiliğinden sona erer; ayrıca mahkeme kararına gerek yoktur.
Sürenin kaldırılması davasında hangi rapor istenir?
Tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan veya Adli Tıp Kurumundan alınan, kadının gebe olmadığını tereddütsüz biçimde gösteren kesin sağlık raporudur.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesi; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme talep edenin yerleşim yeri mahkemesidir.
Eski eşle yeniden evlenilecekse gebelik raporu gerekir mi?
Hayır. TMK m.132/3 bu hâli bağımsız bir kaldırma sebebi olarak düzenlemiştir; soybağı karışıklığı riski bulunmadığından rapor aranmaz.


