TMK 407 Kısıtlama Sebepleri ve Vesayet Kararı Rehberi
10 Temmuz 2026

TMK 407 Kısıtlama Sebepleri ve Vesayet Kararı Rehberi

Türk hukukunda kişinin fiil ehliyetinin sınırlandırılması ve gerektiğinde vasi atanması, Türk Medeni Kanunu (TMK) vesayet hükümleriyle düzenlenmiştir. Kısıtlama sebepleri TMK 405-408 arasında sınırlı sayıda gösterilmiş olup her ergin ancak bu maddelerde sayılan hâllerden birinin varlığında kısıtlanabilir. Kısıtlama kararı, kural olarak kısıtlanacak kişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince verilir ve karar kesinleştikten sonra hem yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. Bu yazıda TMK 405 akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, TMK 406 savurganlık ve bağımlılık, 7499 sayılı Kanun ile güncellenen TMK 407 hükümlüye kısıtlama ile TMK 408 istem üzerine kısıtlama başlıklarını uygulama ayrıntılarıyla birlikte inceliyoruz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Kısıtlama Nedir, Kimleri İlgilendirir?

Kısıtlama (hacir); ergin bir kişinin, kanunda gösterilen sebeplerden biri sebebiyle fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlandırılması ve kendisine bir vasi ya da uygun görüldüğünde kayyım atanmasıdır. Kısıtlama kararının verilebilmesi için kişinin ergin olması, kanuni sebeplerden birinin somut olayda gerçekleşmesi ve yargılama sonunda mahkemenin bu yönde bir hüküm kurması gerekir. TMK 405-408 arasındaki dört temel sebep şunlardır:

  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m.405).
  • Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, malvarlığının kötü yönetilmesi (TMK m.406).
  • Ceza infaz kurumunda bulunma sebebiyle isteğe bağlı veya belirli koşullarda isteğe bağlı olmayan kısıtlama (TMK m.407).
  • Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik, ağır hastalık gibi sebeplerle kişinin kendi talebiyle kısıtlanması (TMK m.408).

Kısıtlama kararı; kişinin sözleşme yapma, mirası kabul veya reddetme, taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma gibi hukuki işlemlerinin geçerliliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle sadece kişi ehliyeti değil, aile bireylerinin ve üçüncü kişilerin hukuki güvenliği de bu kararın kapsamına girer.

TMK 405 Akıl Hastalığı ve Akıl Zayıflığı

TMK m.405/1’e göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Sadece akıl hastalığı ya da zayıflığının bulunması yetmez; bu durumun aşağıdaki üç sonuçtan birine yol açması aranır:

  • Kişinin günlük işlerini görememesi.
  • Korunma ve bakım için başkasının sürekli yardımına ihtiyaç duyulması.
  • Kişinin başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması.

TMK m.409/2 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya, ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Tek hekim imzalı rapor ya da özel muayenehane raporu bu şartı karşılamaz; Yargıtay uygulamasında rapor eksikliği bozma sebebidir. Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

TMK 406 Savurganlık, Bağımlılık ve Kötü Yaşama Tarzı

TMK m.406’ya göre savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu sebeple devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır. Bu sebepte iki temel unsur birlikte aranır:

  • Sayılan hâllerden birinin (savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama, kötü yönetim) somut olarak varlığı.
  • Kişinin kendisini veya ailesini darlık, yoksulluk ya da bakıma muhtaçlık gibi somut bir tehlikeye sürüklemesi.

Örneğin sırf ölçüsüz harcama tek başına yeterli görülmez; bu davranışın aile ekonomisini çökertecek boyutta olduğunun delillerle ortaya konması beklenir. TMK m.409/1 gereğince bu sebeplere dayalı kısıtlamada ilgili kişi dinlenmeden karar verilemez. Aile hukuku ile ceza mevzuatının kesişim noktalarına dair mahkemeler, ailenin ekonomik güvenliğini ve sosyal düzenini de değerlendirmeye alır.

TMK 407 Hükümlüye Kısıtlama: 7499 Sayılı Kanun ile Gelen Güncel Düzenleme

tmk 407 kısıtlama kuralı 2024 yılı itibarıyla köklü biçimde değişmiştir. Anayasa Mahkemesi, 22.03.2023 tarih ve 2022/105 E., 2023/54 K. sayılı kararıyla, “bir yıl veya daha uzun süreli hapse mahkûm olan her erginin kendiliğinden kısıtlanması” hükmünü, ayırt etme gücüne sahip ve işlerini yürütebilecek durumda bulunan hükümlülerin haklarının orantısız biçimde sınırlanması gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu iptal kararının ardından 12.03.2024 tarihli 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanun ile TMK m.407’ye yeni bir metin getirilmiştir.

Güncel düzenlemeye göre:

  • Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
  • Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir.
  • Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir; vesayet makamı da karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Böylece eski dönemdeki “1 yıl ve üzeri hapis = otomatik kısıtlama” mantığı terk edilmiş, hükümlünün iradesi ve somut korunma ihtiyacı öne çıkarılmıştır. Konunun uygulama ayrıntıları için hükümlüye vasi ve kayyım tayininin zorunlu olup olmadığı başlıklı rehberimize bakabilirsiniz.

TMK 408 İstem Üzerine Kısıtlama

TMK m.408 uyarınca yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir. Bu sebep, kişinin kendi iradesine dayalı bir vesayet başvurusudur. Talep sahibinden, ileri sürdüğü olguları belge ve delillerle ortaya koyması beklenir; mahkeme, sadece beyanla yetinmeyip somut ispat aranan bir değerlendirme yapar. TMK m.409/1 gereği bu sebepte de ilgili dinlenmeden karar verilemez.

Kısıtlama Davası Süreci: Yetkili Mahkeme, Rapor ve Dinlenme

Kısıtlama ve vasi atanmasına ilişkin işlemler basit yargılama usulü hâkim vasıflarını taşıyan çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Sürecin ana adımları şunlardır:

  • Görevli ve yetkili mahkeme: Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görev ve yetkilidir (TMK m.411).
  • Bildirim ve resen inceleme: Vesayeti gerektiren bir hâlin varlığını öğrenen resmî makamlar, memur ve idareciler ile aile bireyleri durumu vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
  • Sağlık kurulu raporu: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu şarttır (TMK m.409/2).
  • Kişinin dinlenmesi: Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama, kötü yönetim ve kendi talebiyle kısıtlamada ilgili dinlenmedikçe karar verilemez (TMK m.409/1). Akıl hastalığında ise hâkimin kurul raporunu değerlendirerek kişiyi dinleyebileceği düzenlenmiştir.
  • Karar ve ilan: Kısıtlama kararı kesinleştikten sonra hem kısıtlının yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir (TMK m.410).

Ceza infaz kurumundaki hükümlülere ilişkin başvurularda ise infaz kurumu ile vesayet makamı arasındaki bildirim süreci, TMK m.407 uyarınca özel biçimde işler. Tutukluluk hâline ilişkin uygulama sorularınız varsa infaz sürecinde vasi ve kayyım tayini başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Vasi Atanması ve Vesayet Makamının Denetimi

Kısıtlama kararıyla birlikte vesayet makamı, TMK m.413 uyarınca vasi olarak “bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini” atar. Haklı sebep engel olmadıkça vasiliğe kısıtlının eşi veya yakın hısımlarından biri, oturdukları yerin yakınlığı ve kişisel ilişkileri göz önünde tutularak öncelikli olarak atanır. Vasi göreve başladıktan sonra:

  • Kısıtlının malvarlığını yönetir, kişisel işlerini yürütür ve onu hukuki işlemlerde temsil eder.
  • Belirli önemli işlemler için TMK m.462 uyarınca vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) iznini almak zorundadır: taşınmaz alım-satımı, olağan yönetim sınırlarını aşan işler, önemli tutarlı ödünçler, davadan feragat gibi.
  • Daha nitelikli işlemlerde ise TMK m.463 uyarınca ayrıca denetim makamının (asliye hukuk mahkemesi) izni gerekir: evlat edinme, vatandaşlık işlemleri, kişisel sorumluluk gerektiren şirket ortaklıkları, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasın kabulü veya reddi gibi.
  • Vasi, hesap dönemleri sonunda vesayet makamına hesap verir; görev süresi kural olarak iki yıldır ve uzatılabilir.

Vesayet makamı gerekli gördüğünde vasiyi görevden alabilir ya da yeni bir vasi atayabilir. Kısıtlama sebebi ortadan kalktığında, vesayet altındaki kişi veya ilgililerin talebi ya da mahkemenin resen incelemesiyle kısıtlılık kararı kaldırılabilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

TMK 407 uyarınca hükümlüye artık otomatik olarak vasi mi atanıyor?
Hayır. 7499 sayılı Kanun sonrası TMK 407 metnine göre hükümlü, kural olarak isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Yalnızca toplam beş yıl ve üzeri kesinleşmiş hapis cezası infaz edilirken, kişiliğin veya malvarlığının korunması gerekli görülürse isteği bulunmasa da kısıtlama yoluna gidilebilir.

Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama için hangi rapor aranır?
TMK 409/2 uyarınca resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Tek hekim imzalı rapor veya özel muayenehane raporu, akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararına dayanak yapılamaz.

Kısıtlama davasını hangi mahkeme görür?
Kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkilidir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.

Savurganlık sebebiyle kısıtlama için tek başına ölçüsüz harcama yeterli midir?
Değildir. TMK 406, savurganlığın veya bağımlılığın kişiyi ya da ailesini darlık, yoksulluk ya da bakıma muhtaçlık tehlikesine sürüklemesini de arar; bu sonucun somut delillerle ortaya konması beklenir.

Kısıtlama kararı sonradan kaldırılabilir mi?
Evet. Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması hâlinde vesayet altındaki kişi, yakınları veya vasinin talebi üzerine, gerekli inceleme ve rapor değerlendirmesinin ardından kısıtlılık kararı kaldırılabilir; bu karar da yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince verilir.

Kısıtlama ve vesayet süreçleri; hem kısıtlanacak kişinin temel hakları hem de üçüncü kişilerin hukuki güvenliği yönünden titiz bir yargılama gerektirir. Delil toplama, sağlık kurulu raporunun içeriği, dinlenme hakkının kullanımı ve 2024 sonrası TMK 407 uygulamasındaki farklılıklar birlikte değerlendirilmeden verilen kararlar, ileride kaldırma davalarına ve tazminat taleplerine konu olabilir. Bu nedenle hem hükümlü yakınlarının hem de akıl hastalığı, savurganlık ya da ağır hastalık gibi sebeplerle kısıtlama gündeme gelen ailelerin, dava başlamadan önce vesayet hukukuna hâkim bir avukatla süreci planlaması önerilir.

{“@context”:”https://schema.org”,”@type”:”FAQPage”,”mainEntity”:[ {“@type”:”Question”,”name”:”TMK 407 uyarınca hükümlüye artık otomatik olarak vasi mi atanıyor?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Hayır. 7499 sayılı Kanun sonrası TMK 407 metnine göre hükümlü, kural olarak isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Yalnızca toplam beş yıl ve üzeri kesinleşmiş hapis cezası infaz edilirken, kişiliğin veya malvarlığının korunması gerekli görülürse isteği bulunmasa da kısıtlama yoluna gidilebilir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama için hangi rapor aranır?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”TMK 409/2 uyarınca resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Tek hekim imzalı rapor veya özel muayenehane raporu, akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararına dayanak yapılamaz.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Kısıtlama davasını hangi mahkeme görür?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkilidir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Savurganlık sebebiyle kısıtlama için tek başına ölçüsüz harcama yeterli midir?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Değildir. TMK 406, savurganlığın veya bağımlılığın kişiyi ya da ailesini darlık, yoksulluk ya da bakıma muhtaçlık tehlikesine sürüklemesini de arar; bu sonucun somut delillerle ortaya konması beklenir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Kısıtlama kararı sonradan kaldırılabilir mi?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Evet. Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması hâlinde vesayet altındaki kişi, yakınları veya vasinin talebi üzerine, gerekli inceleme ve rapor değerlendirmesinin ardından kısıtlılık kararı kaldırılabilir; bu karar da yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince verilir.”}} ]}
Post by Av. Fatma Öztürk