Bilişim ve yazılım sektörü, hızlı büyüme dönemlerinde çekilen yatırım fonu, kritik yetenek maliyetleri ve müşteri edinme giderleri nedeniyle nakit yakımı yüksek bir alandır. Küresel talep dalgalanmaları, döviz kuru duyarlılığı ve SaaS iş modellerinde uzun geri ödeme dönemleri, sektörde konkordato başvurusunu gündeme getirebilir. Bilişim şirketlerinde konkordatonun ayırıcı unsuru; hizmet sürekliliği, veri koruma ve fikri mülkiyet portföyünün korunmasıdır.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
SaaS ve Abonelik İlişkilerinin Durumu
SaaS (hizmet olarak yazılım) modelinde müşteriler aylık veya yıllık abonelik ücretleri öder ve karşılığında sürekli hizmet bekler. Konkordato ilan eden bir SaaS şirketinin, mühlet süresince ticari faaliyetini sürdürmesi kural olarak beklendiğinden hizmet sunumu devam etmelidir. Aboneliklere ilişkin mevcut sözleşmeler kural olarak sona ermez; mühlette sözleşme rejimi için mühlette sözleşmeler (İİK 296) yazımıza bakabilirsiniz.
Lisans, Kaynak Kodu ve Fikri Mülkiyet Hakları
Yazılım şirketleri için en değerli varlıklar sıklıkla fikri mülkiyet (patent, marka, kaynak kodu, telif hakkı) portföyüdür. Konkordato mühleti kural olarak bu varlıklara sahiplik yapısını değiştirmez ancak bunlar üzerindeki tasarruflar (satış, devir, lisanslama) mühlet süresince mahkeme veya komiserin iznine tabi olabilir; ayrıntı için mühlette izne tabi işlemler yazımıza bakınız.
Freelance, Danışman ve Çalışan Ayrımı
Bilişim sektöründe iş sözleşmesi ile hizmet sözleşmesi (freelance/danışmanlık) arasındaki ayrım önem taşır. İşçi statüsünde çalışanların ücret, kıdem ve ihbar alacakları İİK m.206’nın birinci sırasında imtiyazlıdır; freelance çalışanların alacakları ise kural olarak adi alacak niteliğinde değerlendirilir. Ayrıntı için konkordato ve işçi alacakları yazımıza bakabilirsiniz.
Kritik Hizmet Sürekliliği ve Veri Koruma
Kurumsal müşterilere kritik altyapı hizmeti (bulut, veri saklama, ödeme geçidi) sunan bilişim şirketlerinde, konkordato ilanı hizmet kesintisi endişesi yaratabilir. Bu durumda mahkeme, kritik hizmetin sürdürülmesine ilişkin özel tedbirlere hükmedebilir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) çerçevesindeki veri sorumlusu yükümlülükleri konkordatodan bağımsız olarak devam eder.
Yatırımcı ve Ortak İlişkileri
Girişim sermayesi ile finanse edilmiş bilişim şirketlerinde ortaklar arası ilişkiler, ortaklık sözleşmesi, koruyucu haklar ve dönüşüm hükümleri bakımından karmaşık olabilir. Konkordato süreci bu ilişkileri sona erdirmez ancak yönetim kararlarını komiser denetimi çerçevesinde şekillendirebilir. Yönetim kurulunun sorumluluğu için AŞ yönetim kurulu sorumluluğu yazımıza bakınız.
Sık Sorulan Sorular
SaaS aboneliğim olan bilişim şirketi konkordato ilan etti; hizmetim kesilir mi?
Konkordato mühleti kural olarak ticari faaliyetin sürmesine engel değildir; SaaS aboneliği kural olarak devam eder. Ancak hizmet sürekliliği somut olayın koşullarına ve mahkeme tedbirlerine göre değişebilir. Alacaklıysanız sürecin adımları için alacaklı rehberi yazımıza bakabilirsiniz.
Yazılım şirketinin kaynak kodu konkordato sürecinde satılabilir mi?
Fikri mülkiyet portföyü mahkeme veya komiserin izin rejimi kapsamında değerlendirilir; kritik varlıkların devri, borçlunun ve alacaklıların çıkarları gözetilerek karara bağlanır.
Uzman görüşü almak için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Bilişim Sektörünün Konkordato Özellikleri
Bilişim ve yazılım sektöründe konkordato başvuruları genellikle yatırım turlarının başarısız olması, ürün-pazar uyumsuzluğu, artan bulut altyapı maliyetleri veya büyük müşteri kaybı sebepleriyle gündeme gelir. Bu sektörün varlık yapısı ve gelir modeli konkordatoyu klasik sektörlerden farklılaştırır.
Bilişim şirketlerinin varlıklarının çoğu maddi olmayan duran varlıklardır: yazılım kodları, patentler, marka değeri, veri tabanları, müşteri portföyü. Bu varlıkların değerlemesi ve tasfiyesi klasik makine-tesis odaklı sektörlerden çok farklıdır.
SaaS (Software as a Service) modeliyle çalışan şirketlerde abonelik gelirleri ana gelir kaynağıdır. Konkordato başvurusu haberi yayıldığında müşteri kaçışı riski yüksektir; bu nedenle iletişim stratejisi ve hizmet devamlılığı garantisi kritiktir.
Fikri Mülkiyet ve Kod Varlıklarının Yönetimi
Yazılım kodları, patentler ve markalar konkordato masasındaki en değerli varlıklar olabilir. Ancak bunların doğru değerlemesi uzmanlık gerektirir. Bilirkişi olarak bilişim hukuku ve fikri mülkiyet alanında uzman kişi atanmalıdır.
Kodların lisans anlaşmaları, konkordato mühletinde özel dikkat gerektirir. Müşteriye verilen kullanım lisansları borçlu şirket iflas ederse ne olur? Bu soru için genellikle esnek çıkış klozları (source code escrow, IP transfer hakları) müşterilere sağlanmış olmalıdır.
Açık kaynak kod bağımlılıkları da değerlendirilmelidir. Yazılım şirketleri genellikle çok sayıda açık kaynak kütüphane kullanır. Bu kütüphanelerin lisans koşulları (GPL, MIT, Apache vs.) konkordato sürecinde yükümlülük yaratabilir; özellikle GPL lisanslı bileşenler dikkat gerektirir.
Yetenek Kaybı Riski ve Müşteri Sözleşmeleri
Bilişim sektörünün en büyük varlığı yetenekli çalışanlardır. Konkordato haberi çalışanların ayrılma tercihini artırır. Kilit yazılımcı, sistem mimarı ve ürün yöneticilerinin kaybı, konkordato sonrası yeniden yapılanma şansını ortadan kaldırabilir.
Bunu önlemek için çalışan tutma programları konkordato projesine dahil edilebilir: kısa vadeli bonus taahhütleri, kıdem korunması güvenceleri, gelecek stock option planları. Bu düzenlemeler mahkeme onayı ile uygulanabilir.
Kurumsal müşteri sözleşmelerinde SLA (Service Level Agreement) yükümlülükleri önemli bir yer tutar. Konkordato mühletinde SLA’ların ihlali cezai maddeleri devreye sokabilir. Müşterilere hizmet devamlılığı ve yedekleme planları açıklanmalı, güven inşası proaktif yönetilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
SaaS abonelikleri konkordato ile devam eder mi?
Yazılım kodlarım konkordato masasında nasıl değerlenir?
Kilit çalışan kaybını nasıl önleyebilirim?
SLA yükümlülükleri konkordato mühletinde ne olur?
Açık kaynak kod bağımlılıkları risk mi?
İlgili Rehberler
- 📘 İcra ve İflas Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Konkordato Hukuku Genel Rehber
- Konkordato Sağlık Sektörü
- Konkordato İnşaat Sektörü 2026
- Konkordato Süreci Adım Adım 2026
- Ulaştırma ve Nakliye Sektöründe Konkordato Süreci
- Turizm ve Otelcilik Sektöründe Konkordato Süreci
Konunuza özel değerlendirme için ekibimizle iletişime geçin.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Bilişim Sektörü Yapısal Riskler
Bilişim ve yazılım sektörü, geleneksel üretim veya ticaret işletmelerinden farklı bir gelir-gider dinamiğine sahiptir. Sektörün büyük bölümü proje bazlı gelir modeli üzerine kuruludur; bir kurumsal müşteriden alınan büyük bir yazılım geliştirme projesi, şirketin altı ila on iki aylık cirosunun önemli bir kısmını oluşturabilmektedir. Proje teslim tarihlerinin kayması, kabul testlerinin uzaması veya müşteri tarafından sözleşmenin feshi, nakit akışında ani ve derin daralmalara yol açmaktadır. Bu durum, sabit gider yapısı yüksek olan yazılım şirketlerinde likidite krizini hızla borç ödeme aczine dönüştürebilmektedir.
İkinci yapısal risk, döviz kaynaklı personel maliyetleridir. Nitelikli yazılım geliştiricilerin uluslararası pazarda serbestçe iş bulabilmesi, şirketleri maaşları Türk lirası dışında bir para birimine endeksleme ya da dövize bağlı zam politikası uygulama yoluna itmiştir. Buna karşın müşteri sözleşmelerinin önemli bir bölümü Türk lirası üzerinden yapıldığında, kur dalgalanmaları personel giderlerini gelirden çok daha hızlı büyütmektedir. Üçüncüsü, ihracat yapan yazılım şirketlerinde yurt dışı tahsilat riskleri, transfer fiyatlandırması ve stopaj rejimleri, konkordato süreci başladığında alacak yapısını olağan bir ticari işletmeninkinden çok daha karmaşık hale getirmektedir. Söz konusu risklerin birleşimi, bilişim şirketlerinde konkordatonun genellikle klasik ticari işletmelere kıyasla daha erken evrede gündeme gelmesine neden olmaktadır.
SaaS/Bulut Aboneliklerinin Statüsü
Yazılımın hizmet olarak sunulduğu SaaS (Software as a Service) modelinde, müşteri belirli bir dönem için abonelik bedeli öder ve karşılığında yazılıma bulut üzerinden erişim hakkı elde eder. Konkordato süreci başladığında bu tür sözleşmeler, İİK anlamında sürekli edimli sözleşme niteliği taşıdığından özel bir dikkat gerektirir. Borçlu şirket, konkordato mühleti içinde de aboneliği sağlamakla, yani sunucularını çalışır tutmakla, güvenlik güncellemelerini yapmakla ve müşteri destek hizmetini vermekle yükümlüdür.
Mühlet öncesi peşin tahsil edilmiş yıllık abonelik bedelleri açısından ise özel bir sorun ortaya çıkar. Müşteri, bedelini ödemesine rağmen hizmetin kesintiye uğrayacağı kaygısıyla iadesini talep edebilir. Bu talepler, hizmetin fiilen sunulmaya devam etmesi hâlinde reddedilebilir; ancak hizmet kesintiye uğrarsa, orantılı iade yükümlülüğü doğar ve bu iade alacağı konkordato masasına dahil edilir. Ayrıca müşteri verilerinin akıbeti, KVKK kapsamında ayrı bir yükümlülük setine tabidir; borçlu şirket faaliyetlerini durdursa dahi veri saklama ve silme yükümlülükleri devam eder. Konkordato komiseri, sürecin başında bulut altyapı sağlayıcısına (hosting, veri merkezi) yapılan ödemelerin aksatılmamasını öncelikli olarak izlemek zorundadır; aksi hâlde hizmet kesintisi zincirleme müşteri kayıplarına ve bilanço değerinin daha da erimesine yol açar. Konkordato ve e-ticaret platformları ilişkisi, benzer sürekli edim mantığı açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilebilir.
Yazılım Lisans ve Fikri Mülkiyet
Yazılım şirketlerinin bilanço dışında kalan asıl değeri, çoğu zaman kaynak kod, algoritma ve fikri mülkiyet haklarıdır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca bilgisayar programları, ilim ve edebiyat eseri kategorisinde koruma altındadır. Bu kanun kapsamında hem eser sahipliği hem de mali hakların (çoğaltma, yayma, işleme, temsil ve umuma iletim) devri veya lisanslanması ayrıntılı bir hukuki rejime tabidir.
Konkordato dosyasına ekonomik değeri olan bir yazılımın gerçek fiyatını yansıtabilmek için, öncelikle eser üzerindeki mali hakların kime ait olduğu netleştirilmelidir. Eğer yazılım şirket çalışanları tarafından üretilmişse, iş sözleşmesindeki hükümler ve FSEK’in çalışan eserlerine ilişkin düzenlemeleri incelenir. Dış geliştiricilerden veya bağımsız yüklenicilerden alınan modüller söz konusuysa, bu modüllere ilişkin lisans devir sözleşmelerinin varlığı belirleyicidir. Konkordato süreci içinde şirketin bir yazılım ürününü veya bir modülünü üçüncü bir tarafa devretmesi veya lisanslaması, komiserin onayına tabidir. Bu tür işlemler, hem konkordato projesi kapsamında ek finansman sağlamanın bir yolu olabilir, hem de yanlış fiyatlanırsa alacaklıların zararına yol açabilecek bir risk kaynağıdır. Kaynak kodun emanet (escrow) sözleşmesiyle üçüncü bir kuruma bırakılması, müşteri güvenini korurken şirketin fikri mülkiyeti üzerindeki kontrolünü sürdürmesine olanak tanıyan bir çözüm olarak öne çıkmaktadır.
Personel Alacakları — Yüksek Ücretli Kadro
Bilişim sektöründe personel maliyetleri, toplam işletme giderlerinin yüzde yetmişini aşabilmektedir. Kadronun büyük bölümü yüksek nitelikli mühendis, veri bilimci, ürün yöneticisi ve tasarımcıdan oluşur; bu çalışanların aylık ücretleri sektör ortalamasının belirgin biçimde üzerindedir. Konkordato başvurusu yapıldığında, birikmiş maaş, ikramiye, prim, kullanılmayan izin ücretleri ve kıdem-ihbar tazminatları toplamı, klasik ticari şirketlerin bilançolarındakinden çok daha yüksek meblağlara ulaşabilir.
4857 sayılı İş Kanunu ve 1475 sayılı Kanunun yürürlükte kalan 14. maddesi uyarınca, iş sözleşmesi sona eren çalışanın hak kazandığı kıdem tazminatı konkordatoda imtiyazlı alacak niteliğindedir. Yazılım şirketlerinde çalışan devir hızı normalde yüksek olsa da, konkordato haberi duyulduğunda kritik pozisyonlardaki mühendislerin şirketi terk etmesi hem konkordato projesinin uygulanabilirliğini hem de mevcut müşteri sözleşmelerinin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit eder. Bu nedenle komiser ve yönetim, mühlet süresince ödeme takvimini işçi alacaklarını mümkün olduğunca zamanında karşılayacak biçimde kurmalıdır. Anahtar personelin kalması için imzalanan tutundurma (retention) primleri, ihyayı hedefleyen projede ayrı bir gider kalemi olarak gösterilmelidir. Konu ile ilgili genel çerçeve için konkordatoda işçi alacakları: kıdem, ihbar ve ücret incelemesine bakılabilir.
Devlet Teşvikleri ve Ar-Ge Vergi İndirimleri
Bilişim ve yazılım şirketleri, sundukları katma değeri yüksek üretim nedeniyle çeşitli devlet teşviklerinden faydalanmaktadır. 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde çalışan personelin ücretlerine ilişkin gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta primi işveren hissesi desteği ve Ar-Ge indirimi gibi bir dizi kalemi düzenlemektedir. Ayrıca bilişim şirketleri, teknoparklarda faaliyet gösteriyorsa 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kazanç istisnasından ve KDV istisnasından yararlanabilmektedir.
Konkordato süreci başladığında bu teşviklerin akıbeti kritik önem taşır. Teşvikler, kural olarak faaliyetin devamı ve belirli koşulların korunmasına bağlıdır. Şirket, konkordato mühleti içinde Ar-Ge merkezi statüsünü ve bordroda yer alan Ar-Ge personelinin oransal ağırlığını koruduğu sürece, 5746 sayılı Kanun kapsamındaki indirim ve destekler devam eder. Ancak personel çıkışları veya Ar-Ge faaliyetinin fiilen durması, teşviklerin geriye dönük olarak sorgulanmasına ve bazı hâllerde alınan destekler için geri ödeme yükümlülüğüne yol açabilir. Konkordato projesinde Ar-Ge indirimi kaynaklı gelecek dönem vergi avantajlarının yer bulması, projenin gerçekçilik testinde önemli bir kalem olmakla birlikte, alacaklılara sunulan tabloların bu teşviklerin sürekliliği koşuluna bağlı olduğu açıkça ifade edilmelidir. Yönetim kurulunun bu teşviklerin sürdürülmesine ilişkin yükümlülükleri için konkordato ve anonim şirket yönetim kurulu sorumluluğu yazısı bütünleyici bir çerçeve sunar.
Uzun Vadeli Yazılım Bakım Sözleşmeleri
Kurumsal müşterilere sunulan yazılımların önemli bir kısmı, ilk teslimden sonra devam eden çok yıllık bakım, destek ve güncelleme sözleşmelerine bağlanmaktadır. Bu sözleşmeler, bilişim şirketleri açısından öngörülebilir gelir kaynağı oluşturmakla birlikte, konkordato bağlamında ciddi bir yükümlülük havuzu da doğurur. Sözleşme imzalandığındaki maliyet varsayımları (personel ücretleri, döviz kuru, altyapı bedelleri), yıllar içinde çarpıcı biçimde değişebilir; ilk yıl için hesaplanan bakım bedeli, dördüncü veya beşinci yılda maliyetin çok altında kalabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması ve bu durumun edimler arasındaki dengeyi borçlu aleyhine katlanılamayacak derecede bozması hâlinde, borçluya hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme ya da bu mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkı tanımaktadır. Uzun vadeli bakım sözleşmelerinde döviz kurundaki köklü değişiklikler, sektörel ücret enflasyonu ve altyapı maliyetlerindeki sert artışlar, aşırı ifa güçlüğü savunmasını gündeme getirebilir. Konkordato mühleti içinde borçlu şirket, TBK m.138 çerçevesinde uyarlama talebini yargısal yoldan gündeme getirebileceği gibi, bu iddiayı ticari müzakere zeminine taşıyarak müşteri ile revize koşullar üzerinde anlaşmayı da tercih edebilir. Uyarlama başarılı olduğunda hem şirketin nakit akışı iyileşir hem de konkordato projesinin gerçekçilik puanı yükselir; müzakere başarısızlığa uğradığında ise sözleşmenin feshi seçeneği masaya gelir ve müşteri tarafında oluşacak zarar, konkordato alacağı olarak masaya kaydedilir.
✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: 5846 s.FSEK + 5746 s.K. + TBK m.138 referansları mevzuat.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat/garanti içermez.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


