Yoksulluk Nafakası (TMK m.175): Şartlar, Süresizlik ve Kaldırılma
10 Temmuz 2026

Yoksulluk Nafakası (TMK m.175): Şartlar, Süresizlik ve Kaldırılma

Yoksulluk Nafakası (TMK m.175): Şartlar, Süresizlik ve Kaldırılma

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşin geçimini güvence altına almaya yönelik, Türk aile hukukunun en köklü ve en tartışmalı kurumlarından biridir. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesinde düzenlenen bu nafaka türü; hakkaniyet, evlilik birliğinin doğurduğu dayanışma yükümlülüğü ve sosyal devlet ilkesi ekseninde değerlendirilir. Bu rehberde TMK m.175’in dayanağı, şartları, miktarın belirlenmesi, “süresizlik” ilkesinin Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesindeki hukuki güvencesi ve nafakanın kaldırılması, artırılması-azaltılması meseleleri güncel mevzuat ve içtihat ışığında ele alınmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Nedir? — TMK m.175 Dayanağı

Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte gelirsiz ya da yetersiz gelirli kalacak olan tarafa, diğer eşin mali gücü ölçüsünde ödeyeceği para tutarını ifade eder. TMK m.175 birinci fıkrasının açık lafzı şudur: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Bu hüküm iki temel yapı taşına dayanır. Birincisi, boşanmanın ekonomik açıdan sarsıcı sonuçlarını dengeleyerek yoksullaşmayı engellemek; ikincisi, evlilik birliğinin kurulmasıyla üstlenilen dayanışma yükümlülüğünün belirli koşullarda evlilik sonrasına uzatılmasıdır. Yoksulluk nafakası; boşanma davası süresince ödenen tedbir nafakasından ya da çocuğun bakımı için hükmedilen iştirak nafakasından bağımsız, kendine özgü bir nafaka türüdür.

Aile hukukundan doğan bu talep, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca kural olarak aile mahkemelerinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görev, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemeleri tarafından yerine getirilir. TMK m.177 gereği, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.

Yoksulluk Nafakasının Şartları — Kusur, Yoksulluk ve Ekonomik Güç

Kanun metninden hareketle yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için birkaç şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir.

Talep şartı. Yoksulluk nafakası, hakim tarafından resen (kendiliğinden) hükmedilebilecek bir nafaka değildir. Nafakanın açıkça talep edilmesi gerekir. Talep, boşanma davası içerisinde ileri sürülebileceği gibi, TMK m.178 uyarınca boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ayrı bir dava ile de istenebilir.

Kusur şartı. Nafaka isteyen tarafın, karşı eşe göre “daha ağır kusurlu” olmaması gerekir. Yani nafaka talep eden eşin kusursuz, az kusurlu ya da eşit kusurlu olması nafaka bağlanması için yeterlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları, eşit kusurlu eşin de yoksulluk nafakası talep edebileceğini kabul etmektedir. Buna karşılık nafaka yükümlüsü olacak eşin kusuru aranmaz; kusursuz olsa dahi karşı taraf koşulları taşıyorsa ödemekle yükümlüdür.

Yoksulluğa düşme şartı. Nafaka isteyen tarafın, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olması aranır. Yargıtay uygulamasında “yoksulluk” kavramı; kişinin zaruri geçim ihtiyaçlarını (barınma, gıda, sağlık, ulaşım, giyim) düzenli ve makul biçimde karşılayamayacak durumda olması olarak tanımlanır. Bir işi ve düzenli geliri olan, asgari ücret düzeyinde ya da üzerinde kazanç elde eden kişilerin talebi kural olarak reddedilir; ancak somut olayın koşulları (borç yükü, çocuk bakımı yükü, sağlık gideri, kira gideri) mahkemece bir bütün olarak değerlendirilir.

Nafaka yükümlüsünün mali gücü. Nafaka isteyen tarafın yoksulluğa düşecek olması tek başına yeterli değildir; nafakayı ödeyecek eşin de mali gücünün bu ödemeye elverişli olması gerekir. Mali güç değerlendirmesinde davalının aylık geliri, mal varlığı, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazlar, üstlendiği diğer nafaka yükümlülükleri ve olağan yaşam giderleri dikkate alınır. Kolluk aracılığıyla yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması, mahkemenin miktar takdirinde başlıca dayanağı oluşturur.

Miktarın Belirlenmesi — Takdir Kriterleri ve Ölçütler

Yoksulluk nafakasında miktar, kanunda sabit bir formüle bağlanmamıştır. TMK m.175 uyarınca miktar, “diğer tarafın mali gücü oranında” belirlenir. Hakim; tarafların sosyal ve ekonomik konumu, evlilik süresi, iş ve gelir durumu, ailedeki alışılmış yaşam standardı, çocuk sayısı ve varsa iştirak nafakası tutarı gibi kriterleri birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir tutar takdir eder.

Uygulamada Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları çerçevesinde nafakanın; borçluyu ekonomik olarak çökertecek biçimde takdir edilmemesi, alacaklıyı da asgari zorunlu ihtiyaçlarından yoksun bırakacak düzeyin altında bırakılmaması esastır. Alt sınırın belirlenmesinde çoğunlukla dönemin asgari geçim tutarı ile yoksulluk sınırı verileri dayanak alınır; üst sınır ise borçlunun ödeme gücüyle sınırlıdır.

Nafaka kural olarak irat (aylık) biçiminde ödenir; ancak TMK m.176/1 uyarınca maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının durumun gereklerine göre toptan (peşin) ödenmesine de karar verilebilir. Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (m.176/2). Yıllık artış talebi varsa hakim, TMK m.176/5 uyarınca gelecek yıllarda ödenecek tutarı sosyal ve ekonomik göstergelere göre karara bağlayabilir; uygulamada ÜFE veya TÜFE oranlarına endeksleme yaygındır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Süresizlik İlkesi ve Anayasa Mahkemesi Kararı

TMK m.175’in en tartışmalı ifadesi “süresiz olarak” ibaresidir. Kanun koyucu; yoksulluğun devam ettiği sürece ekonomik dayanışmayı sürdürmek amacıyla nafakayı, önceden belirlenmiş sabit bir süreye değil, koşulların devamına bağlamıştır. Bu ifade, aleyhine boşanma davası açılan bazı kesimlerce “ömür boyu ödeme” olarak yorumlanmış ve anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli, E.2011/136 ve K.2012/72 sayılı kararı ile “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; “süresizlik” ifadesinin nafaka alacaklısına ömür boyu koşulsuz bir hak tanıdığı anlamına gelmediği, koşulların ortadan kalkması halinde nafakanın TMK m.176 çerçevesinde kaldırılabileceği, azaltılabileceği ya da artırılabileceği açıkça vurgulanmıştır. Yüksek Mahkeme, düzenlemeyi sosyal devlet ilkesinin doğal bir gereği olarak değerlendirmiş ve boşanmayla yoksullaşan tarafı korumaya yönelik olduğunu belirtmiştir.

Bu doğrultuda güncel uygulamada da yoksulluk nafakası; belirli bir sabit süreyle (örneğin bir yıl ya da beş yıl) sınırlandırılmamakta; ancak nafakanın devamı için gerekli koşulların bulunmadığının tespiti halinde kısmen ya da tamamen sona erdirilebilmektedir. Yani “süresizlik”, “sonsuzluk” anlamına gelmez; koşullar dinamiktir ve nafaka da bu dinamik yapıya göre şekillenir.

Nafakanın Kaldırılması — TMK m.176/3

Yoksulluk nafakasının sona ermesi iki farklı yolla gerçekleşir: kendiliğinden sona erme ve mahkeme kararıyla kaldırma. TMK m.176/3 hükmü bu iki grubu net biçimde ayırır.

Kendiliğinden sona erdiren haller.

  • Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi: Nafaka alacaklısının resmi nikahla yeniden evlenmesi halinde nafaka herhangi bir dava açılmasına gerek olmaksızın sona erer. Nafaka yükümlüsü, yeni evliliğe ilişkin nüfus kaydını icra dairesine ibraz ederek ödemeyi durdurabilir; ödediği tutarları duruma göre geri de isteyebilir.
  • Taraflardan birinin ölümü: Nafaka alacaklısının ya da borçlusunun ölümü halinde yükümlülük kendiliğinden sona erer; kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu için mirasçılara geçmez. Ödenmemiş birikmiş taksitler ise borçlunun terekesinden istenebilir.

Mahkeme kararıyla kaldırılabilecek haller.

  • Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama: Nafaka alacaklısının başka bir kişiyle evlilik dışı ancak süreklilik arz eden fiili birliktelik yaşaması durumunda nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Yargıtay uygulamasında birlikte yaşamanın; süreklilik, ortak konut, ekonomik dayanışma, çevrede karı-koca gibi bilinme gibi objektif göstergelerinin ispatı aranır.
  • Yoksulluğun ortadan kalkması: Nafaka alacaklısının işe girmesi, düzenli gelir elde etmesi, miras yoluyla önemli bir mal edinmesi ya da başka bir yolla ekonomik durumunun düzelmesi halinde nafaka kaldırılabilir. Kaldırma için nafakanın miktarına göre alacaklının kazancı arasında bir orantı değerlendirmesi yapılır.
  • Haysiyetsiz hayat sürme: Toplumun genel ahlak ölçütleriyle bağdaşmayacak biçimde süreklilik arz eden yaşam tarzı, mahkemece kaldırma sebebi olarak değerlendirilebilir. Bir kereye mahsus davranışlar bu kapsamda değerlendirilmez.

Kaldırma davası nafaka yükümlüsü tarafından açılır ve yetkili mahkeme TMK m.177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesidir. Kaldırma kararı geriye etkili değildir; dava tarihinden itibaren hüküm doğurur.

Nafakanın Artırılması-Azaltılması ve İcra Takibi

Nafakanın sabit kalması zorunlu değildir. TMK m.176/4 hükmü, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebileceğini düzenler. Örneğin ekonomik dalgalanma nedeniyle nafakanın alım gücünün önemli ölçüde azalması, artırım talebini haklı kılabilir; bunun yanı sıra alacaklının işe girmesi, borçlunun işini kaybetmesi ya da başka bir çocuğa nafaka yükümlülüğü doğması azaltım talebine dayanak oluşturabilir.

Uygulamada nafakanın önceki hükümde yıllık artış oranına (ÜFE/TÜFE) bağlanmamış olması, artırım davalarının en yaygın sebebidir. Hakim, TMK m.4’ün genel hakkaniyet ilkesini gözeterek uyarlama yapar; talep edilenden fazla nafakaya hükmedemez.

Nafaka ödenmediğinde başvurulabilecek yollar. Nafaka ödenmediği takdirde alacaklı, kesinleşmiş nafaka ilamına dayanarak ilamlı icra takibi başlatabilir. Ödenmeyen aylıklar için birikmiş nafaka takibi yapılırken; çalışan borçlunun maaşının belli bir kısmına (nafaka alacakları maaş haczinde diğer alacaklardan önce gelir) haciz konulabilir. Ayrıca 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.344 uyarınca, nafaka hükmüne uymayan borçlu, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Şikayetin dinlenebilmesi için icra emrinin tebliğinden itibaren en az bir aylık cari nafakanın ödenmemiş olması gerekir. Borçlu, tazyik hapsi süresince nafakayı öderse tahliye edilir; ancak tekrar ödememesi halinde yeniden şikayet konusu olabilir.

Süreç Yönetimi, Zamanaşımı ve Hukuki Destek

Boşanma sırasında nafaka talep edilmemişse, karar kesinleştikten sonra da nafaka istenebilir; ancak bu ayrı dava, TMK m.178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırıldığı takdirde yoksulluk nafakası talep hakkı sona erer. Bu nedenle boşanma sonrası mali koşulları netleşmemiş olsa dahi, ihtiyaç duyulması muhtemel görünüyorsa nafaka talebinin sürenin sonuna bırakılmaması menfaate uygundur.

Yoksulluk nafakasının doğru yönetilebilmesi için hem talep sürecinde hem sonrasında; kusur belgelerinin, gelir-gider tablosunun, aile bütçesinin ve sosyal-ekonomik durum araştırmasına esas olacak delillerin özenle hazırlanması gerekir. Nafakanın miktarı, süresi ve devamı, ilerideki artırım-azaltım ve kaldırma davalarını da doğrudan etkilediğinden hukuki desteğin en baştan alınması menfaatlerin korunması bakımından belirleyicidir.

Hukukçular Evi aile hukuku ekibi olarak yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası, boşanma, tazminat, velayet ve mal rejimi başta olmak üzere aile hukukunun tüm alanlarında hukuki danışmanlık sunmaktadır. Yoksulluk nafakası talebiniz, kaldırma-artırım-azaltım süreciniz ya da icra takibi süreçleriniz için avukatlık hizmeti almak istiyorsanız aşağıdaki iletişim kanallarından bize ulaşabilirsiniz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

İlgili Rehberler

Sıkça Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakası kimlerden talep edilebilir?
TMK m.175 yalnızca eşler arasında ve boşanma sonrasında talep edilebilen bir nafaka türüdür. Nişanlılıkta, evlilik dışı birlikteliklerde ya da diğer akrabalar arasında yoksulluk nafakası talep edilemez. Boşanma davasında ya da boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde nafaka istenmelidir.

Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet. TMK m.175 nafaka isteyen tarafın “kusurunun daha ağır olmaması” şartını arar; kusursuz, az kusurlu ya da eşit kusurlu olan eş nafaka talep edebilir. Yalnızca daha ağır kusurlu (asli kusurlu) eş nafaka alamaz. Yargıtay içtihatları eşit kusur halinde de nafaka bağlanabileceğini kabul etmektedir.

Yoksulluk nafakası gerçekten ömür boyu ödenir mi?
Hayır. “Süresiz” ifadesi ömürlük ödeme anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli, E.2011/136 K.2012/72 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; alacaklı taraf yeniden evlenirse, taraflardan biri ölürse, alacaklı evlenme olmaksızın fiilen evli gibi yaşarsa, yoksulluk ortadan kalkarsa ya da haysiyetsiz hayat sürerse nafaka kendiliğinden ya da mahkeme kararıyla sona erer.

Nafaka alan taraf yeniden evlenirse ne olur?
TMK m.176/3 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer; ayrıca dava açılmasına gerek yoktur. Nafaka borçlusu, yeni evliliğe ilişkin nüfus kayıt örneğini icra dairesine sunarak ödemeyi durdurabilir. Evlilik tarihinden sonra ödenen tutarlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade istenebilir.

Nafaka ödenmezse ne olur?
Kesinleşmiş nafaka kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatılabilir; borçlunun maaşı ve mal varlığı üzerine haciz konulabilir. Ayrıca İİK m.344 uyarınca alacaklının şikayeti halinde, icra emrinin tebliğinden sonra en az bir aylık cari nafakanın ödenmemesi durumunda borçlu üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Borç ödenirse borçlu tahliye edilir.

Boşandıktan sonra nafaka talep etmek için süre var mı?
Evet. Boşanma davasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse, TMK m.178 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile talep edilebilir. Bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; bu süre geçtikten sonra yoksulluk nafakası istenemez.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Yoksulluk nafakası kimlerden talep edilebilir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TMK m.175 yalnızca eşler arasında ve boşanma sonrasında talep edilebilen bir nafaka türüdür. Nişanlılıkta, evlilik dışı birlikteliklerde ya da diğer akrabalar arasında yoksulluk nafakası talep edilemez. Boşanma davasında ya da boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde nafaka istenmelidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TMK m.175 nafaka isteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması şartını arar; kusursuz, az kusurlu ya da eşit kusurlu olan eş nafaka talep edebilir. Yalnızca daha ağır kusurlu eş nafaka alamaz. Yargıtay içtihatları eşit kusur halinde de nafaka bağlanabileceğini kabul etmektedir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Yoksulluk nafakası gerçekten ömür boyu ödenir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. Süresiz ifadesi ömürlük ödeme anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli E.2011/136 K.2012/72 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; alacaklı taraf yeniden evlenirse, taraflardan biri ölürse, alacaklı evlenme olmaksızın fiilen evli gibi yaşarsa, yoksulluk ortadan kalkarsa ya da haysiyetsiz hayat sürerse nafaka kendiliğinden ya da mahkeme kararıyla sona erer.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Nafaka alan taraf yeniden evlenirse ne olur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TMK m.176/3 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi halinde yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer; ayrıca dava açılmasına gerek yoktur. Nafaka borçlusu, yeni evliliğe ilişkin nüfus kayıt örneğini icra dairesine sunarak ödemeyi durdurabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Nafaka ödenmezse ne olur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kesinleşmiş nafaka kararına dayanarak ilamlı icra takibi başlatılabilir; borçlunun maaşı ve mal varlığı üzerine haciz konulabilir. Ayrıca İİK m.344 uyarınca alacaklının şikayeti halinde, icra emrinin tebliğinden sonra en az bir aylık cari nafakanın ödenmemesi durumunda borçlu üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Borç ödenirse borçlu tahliye edilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Boşandıktan sonra nafaka talep etmek için süre var mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. Boşanma davasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse, TMK m.178 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile talep edilebilir. Bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; bu süre geçtikten sonra yoksulluk nafakası istenemez.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk