Nikahsız Birliktelik (Fiili Birliktelik) — TMK m.134, TCK m.230, Nafaka, Mal Paylaşımı, Miras ve Çocuk Sonuçları
10 Temmuz 2026

Nikahsız Birliktelik (Fiili Birliktelik) — TMK m.134, TCK m.230, Nafaka, Mal Paylaşımı, Miras ve Çocuk Sonuçları

Türk hukukunda evlilik, kişilerin karşılıklı iradelerini evlendirme memuru önünde beyan etmesiyle kurulur. TMK m.134 uyarınca “erkek ve kadının evlenmeye yetkili makam önünde” bir araya gelerek karşılıklı evet demesi zorunludur. Bu şekil şartına uyulmadan yürütülen birliktelikler — halk arasında nikahsız birliktelik, fiili birliktelik ya da dini nikahlı birliktelik olarak adlandırılan durumlar — Medeni Kanun anlamında evliliğin sonuçlarını doğurmaz. Uzun süre birlikte yaşamak, çocuk sahibi olmak, ortak konutta oturmak veya dini bir tören yaptırmak evliliğin yerini almaz.

Buna karşın nikahsız birlikte yaşayan taraflar için hukuk tümüyle sessiz de değildir. Çocukların soybağı, kişilik hakları, sözleşme yoluyla kurulan mali düzenlemeler, adi ortaklık ilişkileri, sebepsiz zenginleşme talepleri ve dini nikah bağlamındaki TCK m.230 tartışması gibi başlıklarda ayrı bir hukuki analiz gerekir. Bu yazıda; TMK m.134 evlenme şeklini, TMK m.143 dinsel tören kuralını, AYM’nin TCK m.230/5-6 iptal kararını, mal paylaşımı ve nafaka açısından yasal boşluğu, çocuk yönünden tanıma (TMK m.295) ve babalık davası (TMK m.301) süreçlerini, mirasta durum (TMK m.495-501) ile sözleşmesel düzenleme yollarını mevzuat referanslarıyla açıklıyoruz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Nikahsız Birliktelik — TMK m.134 Evlenme Şekli ve Fiili Birlikteliğin Hukuki Konumu

Türk Medeni Kanunu evliliği bir şekil sözleşmesi olarak tasarlar. TMK m.134/1 “erkek ve kadın, evlenmeye yetkili memurun önünde, evlenme için karşılıklı olarak ve alenen ‘evet’ demek suretiyle evlenirler” hükmünü koyar. TMK m.141’e göre memur; tarafların birbirini eş olarak kabul edip etmediklerini sorar, aile cüzdanını verir ve evlenmenin tamamlandığını belirler. TMK m.142 uyarınca evlenme, evlendirme memurunun “sizi karı koca ilan ediyorum” beyanıyla tamamlanır. Bu şekil şartına uyulmadan gerçekleşen hiçbir birliktelik — ne kadar uzun sürerse sürsün — evlilik sayılmaz.

Fiili birliktelik hâlinde tarafların medeni hâli değişmez; nüfusta bekar olarak görünmeye devam eder ve tek başlarına yasal mirasçılık, birlikte kazanılan mallar üzerinde katılma alacağı, evlenmeye bağlı sosyal güvenlik yardımı veya yasal nafaka gibi hakları doğmaz. Bunun anlamı, taraflar arasında ekonomik veya duygusal bir bağın hukuken hiç dikkate alınmayacağı değildir; ancak dikkate alınma biçimi, evliliğe özgü hükümlerden farklıdır ve genel borçlar hukuku ile kişilik hakları hukukunun sınırları içinde kalır.

Yargıtay yerleşik uygulamasında fiili birliktelik yaşayan kadının ölüm sonrası destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini bazı hâllerde kabul etmiştir; ancak bu, evliliğe eşdeğer bir statü değil, somut ekonomik desteğin sürekliliğinin ispatına dayanan bir haksız fiil talebidir. Aynı şekilde 6284 sayılı Ailenin Korunması Kanunu, birlikte yaşayan kişileri de koruma tedbirleri kapsamına almıştır; bu, taraf koruma amaçlı bir düzenlemedir ve evliliğin sonuçlarını doğurmaz.

Dini Nikah ve Resmi Nikah — TMK m.143 ile TCK m.230/5-6 AYM İptali

Türk hukukunda dini nikah tek başına evlilik oluşturmaz. TMK m.143/1 açık bir kural koyar: “Evlendirme memuru tarafından evlendirmenin yapıldığını gösteren belge verilmedikçe dinsel tören yapılamaz.” TMK m.143/2 “evlenmenin geçerli olması dinsel törenin yapılmasına bağlı değildir” hükmüyle konuyu tamamlar. Yani resmi nikah, evlenmenin biricik geçerlilik şartıdır; dini tören ise ancak resmi nikahtan sonra yapılabilecek özel bir tören olarak düzenlenir ve medeni hukuk sonuçlarını değiştirmez.

Bu meselenin ceza hukuku boyutu TCK m.230’da yer almıştı. Maddenin orijinal 5. fıkrası “aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası” öngörüyordu; 6. fıkra ise “cezanın, evlenmenin kanuna uygun surette yapılmasıyla birlikte ortadan kalkacağını” düzenliyordu. Anayasa Mahkemesi’nin 27.05.2015 tarih ve 2014/36 E., 2015/51 K. sayılı kararı ile TCK m.230/5 ve /6 hükümleri iptal edilmiş, iptal kararı Resmî Gazete’nin 29.05.2015 tarihli ve 29372 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararın gerekçesinde, dini törenin resmi nikahtan önce yapılmış olmasının kişilerin özel hayat, aile hayatı, din ve vicdan özgürlüklerine oransız bir müdahale oluşturduğunu, aile birliğinin korunması için bu düzenlemenin demokratik toplum düzeninde gerekli olmadığını vurgulamıştır.

İptalin pratik sonucu şudur: resmi nikah yaptırmadan dini tören yapılması, artık suç değildir. Bununla birlikte dini nikahın hukuki geçerliliği hâlâ yoktur; taraflar bekar kalmaya devam eder, evlilik hükümleri uygulanmaz. Konunun ayrıntılı bir analizini resmi nikah dini nikah yerine geçer mi? TMK m.143 ve TCK m.230 yazımızda bulabilirsiniz. TCK m.230/1-4 fıkralarında düzenlenen birden çok evlilik ve hileli evlenme suçları yürürlüğünü korumaktadır: hâlihazırda evli olan kişinin ikinci bir kişiyle evlenmesi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla, gerçek kimliğini gizleyerek evlenmek ise üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Nafaka ve Mal Paylaşımı — Yasal Bir Rejim Yokluğu ve Sözleşme Yolu

Evlilik ile birlikte kendiliğinden uygulanan yasal mal rejimi — kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK m.202) — nikahsız birliktelikte doğmaz. Taraflardan biri diğerinin adına kayıtlı taşınmaz veya araç için otomatik bir “katılma alacağı” iddia edemez. Aynı şekilde evliliğin ekonomik dengesini koruyan araçlar — TMK m.169 kapsamındaki geçici tedbir nafakası, TMK m.175 yoksulluk nafakası veya TMK m.174 maddi-manevi tazminat — fiili birliktelikte uygulanmaz; çünkü bu düzenlemeler yalnızca evlilik birliğini şart koşar.

Ancak taraflar birbirlerine karşı borçlar hukuku çerçevesinde talepler ileri sürebilir. Birlikte yaşama süresince taraflardan biri, diğerinin malvarlığına doğrudan mali katkı yapmış (para ödemiş, kredi taksitini karşılamış, bir taşınmazın alımına iştirak etmiş) ve bu katkı kayıt altındaysa; TBK m.77 sebepsiz zenginleşme ya da somut olay örgüsüne göre TBK m.526 vekaletsiz iş görme hükümleriyle iadesini talep edebilir. Yargıtay bu tür davalarda katkının varlığını, miktarını ve nedensellik bağını arar; kadının ev içi hizmet katkısı ise evli çiftlere özgü değerleme kurallarıyla nikahsız birliktelikte kural olarak paraya çevrilmez, ancak somut olayda kadının kariyerini bırakması, işini terk etmesi gibi belirli özverileri olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Birlikte yaşayan tarafların birlikte iş kurması, birlikte gayrimenkul alması veya birlikte gelir elde etmesi hâlinde ilişki bir adi ortaklık (TBK m.620) ilişkisine dönüşebilir. TBK m.620/1 “adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir” tanımını verir. Sözleşme yazılı olmasa dahi tarafların iradi katılımıyla zımnen kurulmuş sayılabilir; ortaklığın sona ermesinde tasfiye ve kâr-zarar paylaşımı TBK m.638-645 çerçevesinde yürür. Sadakatsizlik veya birliktelikte yaşanan mağduriyetler ise ancak TMK m.24 kişilik hakkının ihlali boyutuna vardığında manevi tazminat talebine dayanak olabilir; sıradan romantik ilişki bozuklukları yasal bir dava sebebi değildir.

Çocuk Hakları — Ana Soybağı (TMK m.282), Tanıma (TMK m.295) ve Babalık Davası (TMK m.301-303)

Nikahsız birliktelikten doğan çocuklar hakkında Türk hukuku, evlilik birliğinden doğan çocuklarla — hak ehliyeti bakımından — eşit koruma sağlar. TMK m.282/1 “çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur” der. Yani anne ile çocuk arasındaki soybağı için ayrı bir işleme gerek yoktur; nüfus kaydı doğum tutanağı üzerinden gerçekleşir.

Baba ile çocuk arasında soybağı ise evlilik dışında iki yoldan kurulur. Birincisi tanımadır. TMK m.295 uyarınca baba, çocuğun ana ile soybağı belirlendikten sonra nüfus memuruna, mahkemeye, notere ya da resmi bir senetle veya vasiyetnameyle beyanda bulunarak çocuğunu tanıyabilir. Tanımanın geçerliliği için başka bir kişinin evlilik içi baba olarak kayıtlı olmaması ve tanıyanın ehliyetinin bulunması yeterlidir. Tanıma beyanı kural olarak geri alınamaz; ancak TMK m.297 çerçevesinde iptal davası açılabilir.

İkinci yol babalık davasıdır. TMK m.301 uyarınca çocuk ve anası, babalığın hükümle belirlenmesini isteyebilir. Dava babaya, o ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. TMK m.302 uyarınca davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine oluşturur. TMK m.303’te hak düşürücü süreler yer alır; ancak Anayasa Mahkemesi 27.10.2011 tarihli 2010/71 E., 2011/143 K. sayılı kararı ile çocuğun ergin olduğu tarihten itibaren bir yıllık mutlak süreyi iptal etmiştir. Bu iptalden sonra doktrindeki hâkim görüş, çocuğun bilme hakkının belirli bir yaş sınırıyla tükenmeyeceği yönündedir. Detaylı açıklama için babalık davası TMK m.301-303 soybağının tespiti yazımıza bakabilirsiniz.

Soybağı kurulan çocuk; baba yönünden nafaka, velayet, isim, mirasçılık ve genel olarak evlilik içi doğmuş çocuğun tüm haklarına sahip olur. TMK m.185/1 uyarınca ana-baba evli değilse velayet kural olarak anaya aittir (TMK m.337/1). Baba, kendisine velayet devrini ancak mahkeme kararıyla ve çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa alabilir.

Miras ve Yardım Hakkı — Nikahsız Eş Yasal Mirasçı Değildir (TMK m.495-501)

Miras hukukunda yasal mirasçı kategorisi kanunla belirlidir ve genişletilemez. TMK m.495 altsoyu, TMK m.496 ana-baba zümresini, TMK m.497 büyük ana-baba zümresini, TMK m.498 evlilik dışı hısımları, TMK m.499 sağ kalan eşi, TMK m.500 evlatlığı ve TMK m.501 mirasçı bırakmadan ölen kişide devleti düzenler. Kanunun “eş” kavramı yalnızca resmi nikahlı eşi ifade eder. Buna göre nikahsız birlikte yaşayan kişi, ne kadar uzun süre birlikte kalınmış olursa olsun, diğerinin yasal mirasçısı değildir; ölüm hâlinde miras, altsoya, altsoy yoksa ana-baba zümresine, o da yoksa büyük ana-baba zümresine intikal eder.

Bu boşluk ölüme bağlı tasarruflarla giderilebilir. Miras bırakan, TMK m.514 uyarınca vasiyetnameyle nikahsız birlikte yaşadığı kişiyi mirasçı atayabilir ya da belirli mal vasiyet edebilir; alternatif olarak TMK m.527-529 kapsamında miras sözleşmesiyle atama yapabilir. Ancak bu tasarruflar saklı payları ihlal edemez: TMK m.505-506 uyarınca altsoyun miras hakkının yasal miras payının yarısı, ana-babanın dörtte biri, eşin (varsa) belirli oranlar saklı paydır. Saklı payı zedelenen mirasçı TMK m.560’a dayanarak tenkis davası açabilir; tenkis, atanan mirasçı veya vasiyet alacaklısının payını saklı payı koruyacak biçimde geriye çeker.

Bir başka güvence ölünceye kadar bakma sözleşmesidir (TBK m.611-619). Bu sözleşmeyle bakım borçlusu, bakım alacaklısına ölünceye kadar bakıp gözetmeyi üstlenir; karşılığında bir taşınmaz mülkiyeti veya para/menkul devri alır. Sözleşmenin geçerliliği için TBK m.612 uyarınca miras sözleşmesi şeklinde yani noterde iki tanığın huzurunda yapılması gerekir. Nikahsız birlikte yaşayan kişilerin uzun vadeli güvenlik ihtiyacı için tercih edilebilir bir araçtır. Öte yandan, miras haklarını önceden ortadan kaldırmak isteyen taraflar için mirastan feragat sözleşmesi TMK m.528-530 noter şartı yazımızda düzenlenen kurumlar da değerlendirilebilir. Miras planlamasında saklı pay dengesi kritik olduğundan mutlaka avukat/noter danışmanlığı önerilir.

Sözleşmesel Düzenleme — Mali Destek Anlaşması, Adi Ortaklık ve Yaşam Birliği Sözleşmesi

Türk hukukunda nikahsız birliktelik için özel bir “yaşam ortaklığı” statüsü tanınmamış olsa da TBK m.26 sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar, aralarındaki mali ilişkiyi bir sözleşmeye bağlayabilir. Adi yazılı bir “yaşam birliği sözleşmesi” ile ortak gider paylaşımı, birlikte kazanılacak taşınmazlarda katılma oranı, birlikte yaşanan konutta oturma hakkı, ilişkinin sona ermesinde tarafların birbirine ödeyeceği tazminat/nafaka niteliğindeki tutarlar açıkça düzenlenebilir. Böyle bir sözleşme, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmadıkça (TBK m.27) hukuken geçerlidir ve icra takibine dayanak yapılabilir.

Ortak iş, ortak yatırım veya ortak taşınmaz alımı söz konusuysa adi ortaklık sözleşmesi (TBK m.620-645) yazılı olarak düzenlenmelidir. Sözleşmede sermaye katkısı, işletme yönetimi, kâr-zarar dağılımı, ortaklığın sona erme sebepleri ve tasfiye usulü belirlenmelidir. Birlikte yaşayan tarafların bir taşınmazı el birliğiyle satın alması hâlinde tapuda paylı mülkiyet (TMK m.688 vd.) kurulması ve payların oranının belirtilmesi önerilir; aksi hâlde ayrılık durumunda pay iddialarını ispatlamak güçleşir.

Uzun vadeli mali güvenlik için tercih edilebilecek diğer araçlar şunlardır: (i) ölünceye kadar bakma sözleşmesi (TBK m.611); (ii) hayat sigortası poliçesinde lehtar olarak birbirini göstermek; (iii) belirli bir bankada birlikte yaşayan tarafların erişebileceği ortak hesap açmak; (iv) vasiyetname veya miras sözleşmesi ile mirasçı atamak; (v) çocuk varsa çocuğun bakımına ilişkin emniyet fonu veya vasi/kayyım atamasına ilişkin vasiyet düzenlemek. Bu araçların hiçbiri evlenmenin doğurduğu kanuni sonuçları tam olarak ikame etmez; ancak sözleşme özgürlüğü, tarafların büyük ölçüde kendi düzenlerini kurmasına olanak verir. Aile hukukunun evlilik dışı ilişkilere yaklaşımının genel çerçevesi için aile hukuku ana sayfamıza göz atabilirsiniz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sıkça Sorulan Sorular

Uzun süre birlikte yaşayan çift, “fiilen evli” sayılır mı?
Hayır. Türk Medeni Kanunu evlilik için TMK m.134’te resmi memur önünde alenen “evet” beyanını şart koşar. Ne kadar uzun süre birlikte yaşanırsa yaşansın, ne kadar çok çocuk sahibi olunursa olunsun, resmi nikah kıyılmadıkça hukuki evlilik doğmaz. Uzun süreli birliktelik yalnızca bazı özel hükümlerde (ör. 6284 sayılı Kanun’un koruma tedbirleri, destekten yoksun kalma tazminatı) somut ekonomik-fiili bağın ispatına dayanan sonuçlar doğurur.

Resmi nikah olmadan yalnızca dini nikah yaptırmak suç mu?
Hayır. TCK m.230/5 ve /6 hükümleri Anayasa Mahkemesi’nin 27.05.2015 tarihli 2014/36 E., 2015/51 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal Resmî Gazete’nin 29.05.2015 tarih ve 29372 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Buna göre resmi nikah olmaksızın dini tören yapılması artık suç değildir. Ancak dini nikahın hukuki geçerliliği yoktur; taraflar bekar olarak kalır ve evliliğin sonuçlarından yararlanamaz. TMK m.143 dinsel törenin ancak resmi nikahtan sonra yapılabileceğini medeni hukuk kuralı olarak korumaya devam etmektedir.

Nikahsız birlikte yaşayan taraf, ayrılırken mal paylaşımı isteyebilir mi?
TMK m.202 kapsamındaki edinilmiş mallara katılma rejimi yalnızca evli çiftlere uygulanır; nikahsız birliktelikte katılma alacağı doğmaz. Ancak taraflar somut mali katkı ispat edebilirse TBK m.77 sebepsiz zenginleşme veya TBK m.526 vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanabilir. Birlikte satın alınan taşınmaz için tapuda paylı mülkiyet oranı belirlenmemişse ispat güçleşir; bu nedenle birlikte alım aşamasında paylı mülkiyet oranının açıkça yazdırılması önerilir.

Nikahsız birliktelikten doğan çocuk baba yönünden hangi haklara sahiptir?
TMK m.282 uyarınca çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba yönünden soybağı ancak tanıma (TMK m.295) ya da babalık davası (TMK m.301) ile kurulur. Soybağı kurulduktan sonra çocuk; nafaka, velayet, isim, mirasçılık ve evlilik içi doğmuş çocuklarla eşit tüm haklara sahip olur. Ana-baba evli değilse velayet TMK m.337 uyarınca kural olarak anaya aittir; baba, ancak mahkeme kararıyla ve çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet alabilir.

Nikahsız birlikte yaşayan kişi diğerinin mirasçısı olur mu?
Hayır. TMK m.495-501 arasındaki yasal mirasçılık düzeninde “sağ kalan eş” yalnızca resmi nikahlı eşi ifade eder. Nikahsız birlikte yaşayan taraf, birbirlerinin yasal mirasçısı değildir. Miras hakkı sağlanmak isteniyorsa TMK m.514 uyarınca vasiyetname veya TMK m.527 uyarınca miras sözleşmesiyle atama yapılabilir; ancak bu tasarruflar altsoyun ve ana-babanın TMK m.505-506 saklı paylarını zedeleyemez. Uzun vadeli güvenlik için TBK m.611 ölünceye kadar bakma sözleşmesi de tercih edilebilir.

Nikahsız birlikte yaşayan taraflar hukuki güvence için ne yapmalıdır?
İlk adım, ilişkinin mali boyutunu bir yazılı sözleşmeye bağlamaktır. TBK m.26 sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ortak gider paylaşımı, birlikte kazanılacak taşınmazlarda katılma oranı, birlikte yaşanan konutta oturma hakkı ve ayrılık hâlinde mali destek belirlenebilir. İkinci adım, ortak varlıklar için tapuda paylı mülkiyet (TMK m.688) oranını belirtmektir. Üçüncü adım, miras için vasiyetname veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemektir. Çocuk varsa tanıma beyanının (TMK m.295) baba tarafından zaman geçirmeden yapılması, çocuğun soybağını güvence altına alır.

İlgili Kaynaklar ve Bağlantılar

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Nikahsız birliktelikte mali güvence, çocuk soybağı ve miras planlaması saklı pay dengesi nedeniyle özenli bir hazırlığı gerektirdiğinden mutlaka bir avukatla değerlendirme yapılması önerilir.

{“@context”:”https://schema.org”,”@type”:”FAQPage”,”mainEntity”:[ {“@type”:”Question”,”name”:”Uzun süre birlikte yaşayan çift fiilen evli sayılır mı?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Hayır. TMK m.134 evlilik için resmi memur önünde alenen ‘evet’ beyanını şart koşar. Ne kadar uzun süre birlikte yaşanırsa yaşansın, ne kadar çok çocuk sahibi olunursa olunsun, resmi nikah kıyılmadıkça hukuki evlilik doğmaz. Uzun süreli birliktelik yalnızca bazı özel hükümlerde somut fiili bağın ispatına dayanan sonuçlar doğurur.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Resmi nikah olmadan yalnızca dini nikah yaptırmak suç mu?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Hayır. TCK m.230/5 ve /6 hükümleri Anayasa Mahkemesi’nin 27.05.2015 tarihli 2014/36 E., 2015/51 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, iptal Resmî Gazete’nin 29.05.2015 tarih ve 29372 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Buna göre resmi nikah olmaksızın dini tören yapılması artık suç değildir. Ancak dini nikahın hukuki geçerliliği yoktur; TMK m.143 dinsel törenin ancak resmi nikahtan sonra yapılabileceğini medeni hukuk kuralı olarak korumaya devam etmektedir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Nikahsız birlikte yaşayan taraf ayrılırken mal paylaşımı isteyebilir mi?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”TMK m.202 kapsamındaki edinilmiş mallara katılma rejimi yalnızca evli çiftlere uygulanır; nikahsız birliktelikte katılma alacağı doğmaz. Ancak taraflar somut mali katkı ispat edebilirse TBK m.77 sebepsiz zenginleşme veya TBK m.526 vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanabilir. Birlikte satın alınan taşınmaz için tapuda paylı mülkiyet oranı belirlenmemişse ispat güçleşir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Nikahsız birliktelikten doğan çocuk baba yönünden hangi haklara sahiptir?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”TMK m.282 uyarınca çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba yönünden soybağı ancak tanıma (TMK m.295) ya da babalık davası (TMK m.301) ile kurulur. Soybağı kurulduktan sonra çocuk nafaka, velayet, isim, mirasçılık ve evlilik içi doğmuş çocuklarla eşit tüm haklara sahip olur. Ana-baba evli değilse velayet TMK m.337 uyarınca kural olarak anaya aittir.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Nikahsız birlikte yaşayan kişi diğerinin mirasçısı olur mu?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Hayır. TMK m.495-501 arasındaki yasal mirasçılık düzeninde sağ kalan eş yalnızca resmi nikahlı eşi ifade eder. Nikahsız birlikte yaşayan taraf birbirlerinin yasal mirasçısı değildir. Miras hakkı sağlanmak isteniyorsa TMK m.514 uyarınca vasiyetname veya TMK m.527 uyarınca miras sözleşmesiyle atama yapılabilir; ancak bu tasarruflar altsoyun ve ana-babanın TMK m.505-506 saklı paylarını zedeleyemez.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Nikahsız birlikte yaşayan taraflar hukuki güvence için ne yapmalıdır?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”İlk adım, ilişkinin mali boyutunu TBK m.26 sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yazılı bir sözleşmeye bağlamaktır. İkinci adım, ortak varlıklar için tapuda paylı mülkiyet (TMK m.688) oranını belirtmektir. Üçüncü adım, miras için vasiyetname veya TBK m.611 ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemektir. Çocuk varsa TMK m.295 tanıma beyanının baba tarafından zaman geçirmeden yapılması, çocuğun soybağını güvence altına alır.”}} ]}
Post by Av. Fatma Öztürk