Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Süre ve Engelleme Yaptırımı
10 Temmuz 2026

Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Süre ve Engelleme Yaptırımı

Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Süre ve Engelleme Yaptırımı

Boşanma davasında velayet bir ebeveyne bırakıldığında, velayeti kendisinde bulunmayan ana veya baba ile çocuk arasındaki bağın sürmesi Türk Medeni Kanunu tarafından ayrı bir hak olarak koruma altına alınmıştır. TMK m.323 uyarınca “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” Kişisel ilişki, yalnızca ebeveynin çocukla görüşme talebi değil; çocuğun her iki ebeveyni ile temas kurma menfaati ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.8 ile Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.9/3’te açıkça tanınan çocuk hakkıdır. Bu rehberde kişisel ilişki TMK 323 düzenlemesinin hukuki temeli, hâkimin belirleyeceği süre ve içerik, TMK m.324’teki sınırlar, TMK m.325 çerçevesinde üçüncü kişilerin hakları, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile getirilen yeni teslim usulü ve kişisel ilişki kararının sürekli engellenmesinin velayet değişikliğine etkisi ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Kişisel İlişki Kavramı ve Hukuki Temel — TMK m.323

Kişisel ilişki, velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin çocukla belirli aralıklarla bir araya gelme, telefon-görüntülü konuşma-mektuplaşma gibi araçlarla haberleşme ve tatil dönemlerinde çocuğu yanına alma yetkilerini kapsayan bütünsel bir haktır. TMK m.323, bu hakkın kaynağı olan ana kuralı koyar. Boşanma kararının hüküm fıkrasına dahil edilen kişisel ilişki düzenlemesinin dayanağı ise TMK m.182’dir: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.” Böylece kişisel ilişkinin kurulması hâkim tarafından re’sen değerlendirilir; taraflar ayrıca talep etmese dahi mahkeme çocuğun üstün yararı çerçevesinde düzenlemeyi yapmak zorundadır.

Kişisel ilişki hakkı, sadece velayeti olmayan ebeveyni koruyan bir düzenleme değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu yerleşik uygulaması, bu hakkın asıl sahibinin çocuk olduğunu; velayet düzenlemesinin çocuğu ebeveynlerinden birinden yalıtacak biçimde kurulamayacağını istikrarla vurgulamaktadır. Bu yaklaşım; kişilik hakkının bir sonucu olarak çocuğun her iki ebeveyni ile bağını sürdürme menfaatini, medeni hukukun kamu düzeninden sayılan kısmına yerleştirir. Bu nedenle kişisel ilişki düzenlemesinden tarafların rızasıyla dahi tam olarak vazgeçilemez; anlaşmalı boşanma protokolünde ilişkinin tamamen kaldırılmasına yönelik hükümlere hâkim onay vermez.

Hâkim kişisel ilişkiyi düzenlerken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararını esas alır. Uygulamada ölçütler; çocuğun yaşı ve idrak düzeyi, kardeşlerden ayrılıp ayrılmayacağı, ebeveynlerin coğrafi yakınlığı, çocuğun okul takvimi, süregelen tedavi ihtiyaçları ve ebeveyn ile çocuk arasındaki duygusal bağın niteliği olarak sıralanır. İdrak yaşına ulaşmış çocuğun dinlenmesi, Yargıtay HGK’nın 17.10.2012 tarih ve 2012/2-401 E. 2012/723 K. sayılı kararında istikrar kazanan biçimde asli usul kuralıdır; bu görüş hâkim için bağlayıcı değilse de kararın gerekçelendirilmesinde ağırlıklı bir yer tutar.

Süre ve İçerik: Standart Görüşme Düzeni, Tatiller ve Uzaktan İletişim

TMK m.323 “uygun kişisel ilişki” ifadesini kullanarak süre ve içeriği hâkim takdirine bırakmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; velayeti olmayan ebeveynin çocukla aylık düzenli görüşmesi, yarıyıl ve yaz tatilinde daha uzun süreli yatılı görüşme ile dini bayramlarda dönüşümlü görüşme sağlanacak biçimde bir çerçeve benimsenmiştir. Uygulamada karşılaşılan tipik düzenleme genel olarak şu unsurları içerir:

  • Aylık düzenli görüşme. Her ayın belirli hafta sonlarında (uygulamada sıklıkla 1. ve 3. hafta sonu) cumartesi sabahından pazar akşamına kadar yatılı olmak üzere kişisel ilişki kurulması.
  • Dini bayramlar. Ramazan ve Kurban Bayramlarının ikinci gününden son gününe kadar velayeti olmayan ebeveyn ile geçirilmesi; babaya ait yıl ve anneye ait yıl olmak üzere dönüşümlü uygulama da mümkündür.
  • Yarıyıl tatili. Sömestre tatilinin bir kısmında (uygulamada bir haftalık dilim) yatılı görüşme.
  • Yaz tatili. Temmuz ayı gibi belirli bir bölümün velayeti olmayan ebeveyn ile geçirilmesi.
  • Uzaktan iletişim. Yüz yüze görüşme dışında telefon ve görüntülü görüşme yoluyla düzenli haberleşme.
  • Doğum günü ve özel günler. Belirli saat aralıklarında çocuğun kutlanmasını sağlayan tamamlayıcı düzenlemeler.

Coğrafi mesafenin fazla olduğu hâllerde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, standart hafta sonu düzenlemesinin yeterli olmayabileceğini, sürelerin yol ve konaklama koşulları gözetilerek genişletilmesi gerektiğini vurgular. Farklı ilde ya da yurt dışında ikamet eden ebeveyn bakımından tatil dönemlerinin uzatılması, yarıyıl tatilinin tamamen bu ebeveyn ile geçirilmesine hükmedilmesi gibi çözümler benimsenir. Süt çocukluğu döneminde ve okul öncesi yaşlarda ise uzun süreli yatılı görüşme yerine düzenli, sık ve kısa süreli görüşmeler tercih edilir; çocuğun psikososyal gelişimi hâkimin başlıca ölçütü olur.

Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığı’nca yayımlanan “İletişim Vasıtası ile Görüntülü Görüşme Şeklinde Kurulan Kişisel İlişki Kararının Yerine Getirilmesi” başlıklı rehber, iletişim vasıtasıyla kişisel ilişkinin de kararla düzenlenebileceğini ve teknik olarak yerine getirilebilir bir kurum olduğunu resmen kabul eder. Uygulamada video görüşme; hastalık, coğrafi uzaklık, çocuğun yaş dönemine göre yatılı görüşmenin uygun olmadığı hâller ve iş temposu nedeniyle görüşmenin bölünmesi gereken durumlarda ana veya tamamlayıcı yol olarak sıkça karara bağlanmaktadır.

Kişisel İlişkinin Sınırları — TMK m.324

Kişisel ilişki mutlak bir hak değildir. TMK m.324 hem hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan hem de çocuğun huzurunun bozulması hâlinde hakkı kaldıran temel sınır normudur. Maddenin birinci fıkrasına göre “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.” Bu düzenleme her iki ebeveyne birlikte olumsuz bir yükümlülük yükler: velayeti taşıyan taraf kişisel ilişkiyi fiilen imkânsız kılmamak, velayeti taşımayan taraf ise çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtmamak ve eğitim düzenini bozmamakla yükümlüdür.

Maddenin ikinci fıkrası; kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ana ve babanın haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanması, çocukla ciddi biçimde ilgilenmemesi ya da diğer önemli sebeplerin varlığı hâllerinde kişisel ilişki hakkının reddedilebileceğini veya kişisel ilişki hakkı sahibinden alınabileceğini düzenler. Yerleşik uygulamada bu tedbirin gündeme geldiği başlıca hâller şunlardır:

  • Görüşme sırasında çocuğa fiziksel şiddet uygulanması, cinsel istismar iddiasına konu davranışların bulunması.
  • Görüşme sürecinin alkol veya uyuşturucu etkisi altında yürütülmesi.
  • Çocuğun uygun olmayan ortamda tutulması ya da barınma-beslenme koşullarının ciddi biçimde ihlal edilmesi.
  • Çocuğun velayet sahibi ebeveyne karşı sistematik olarak yabancılaştırılması.
  • Çocuğun kaçırılma riskinin somut olduğunun ortaya konması.
  • Kişisel ilişkinin çocuğun tedavi süreçlerini ya da eğitim düzenini yıkıcı biçimde bozması.

Kişisel ilişkinin reddi ya da kaldırılması ağır bir tedbirdir; sınırlanma ve süreli askıya alma öncelikle uygulanır. Uzman eşliğinde görüşme, kamuya açık ve gözetimli mekânda görüşme, süre kısaltılması, yatılı görüşmenin geçici olarak durdurulup gündüz görüşmesine dönülmesi gibi kademeli tedbirler tercih edilir. Yargıtay HGK’nın 17.10.2012 tarih ve 2012/2-401 E. 2012/723 K. sayılı kararında vurguladığı üzere idrak yaşındaki çocuğun bizzat dinlenmesi, kişisel ilişkinin sınırlanması veya kaldırılması taleplerinde asli usul kuralıdır; çocuğun görüşü alınmadan verilen kararlar bozma sebebi oluşturur.

Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki — TMK m.325 (Büyükanne, Büyükbaba, Hısımlar)

TMK m.325 üçüncü kişiler ile çocuk arasındaki kişisel ilişki hakkını düzenler ve şu hükme yer verir: “Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.” Bu düzenleme; büyükanne ve büyükbabalar, amca-hala-teyze-dayı, üvey anne ve baba ile fiili olarak çocuğun bakımına katılmış kişilere olağanüstü koşulların varlığı hâlinde dava hakkı tanır.

Uygulamada “olağanüstü hâl” kavramı dar yorumlanır. Anne veya babanın ölümü, gaipliği, uzun süreli hastalığı, cezaevinde bulunması, velayetinin kaldırılmış olması ya da çocuğun uzun süre büyükanne ve büyükbabası yanında büyümüş olması olağanüstü hâl kabul edilen tipik örneklerdir. Buna karşılık salt akrabalık bağı veya “torun sevgisi” tek başına olağanüstü hâl sayılmaz; talep sahibinin, ilişkinin çocuğun somut yararına hizmet edeceğini ve mevcut koşulların dava hakkı doğuracak nitelikte olduğunu ayrıca ortaya koyması gerekir. Görevli mahkeme aile mahkemesi, davalı çocuğun velayetini elinde bulunduran ebeveyn(ler)dir.

TMK m.325/2 uyarınca m.324’te ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişilere kıyasen uygulanır. Büyükanne veya büyükbaba çocuğun huzurunu tehlikeye atar, velayet sahibi ebeveyne karşı çocuğu kışkırtır, çocuğu velayeti taşımayan ebeveynin etkisine sokar ya da diğer ağır ihlallerde bulunursa hakkı reddedilir veya hak sahibinden alınır. Uygulamada büyükanne ve büyükbaba görüşmelerinin, mevcut ebeveyn kişisel ilişki kararı ile çakıştırılmayacak biçimde, ayrı ve kısa süreli hafta içi ya da hafta sonu dilimlerinde düzenlendiği görülmektedir.

Kararın Yerine Getirilmesi ve Engelleme Halinde Yaptırım — 5395 sayılı ÇKK m.41/A ve Yeni Yönetmelik

Kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde başvurulacak icra yolu 2021 sonrası köklü biçimde değişmiştir. 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin 25, 25/a, 25/b ve 341’inci maddeleri yürürlükten kaldırılmış; söz konusu düzenlemelerin karşılığı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen m.41/A-41/İ arasındaki bölümde yeniden şekillendirilmiştir. Yeni sistem 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik ile uygulamaya konulmuştur.

Bu değişikliğin özü, çocuk teslimi ve kişisel ilişki icrasının artık icra müdürlüklerinde değil, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADM) tarafından yerine getirilmesidir. Kişisel ilişki kararına uymayan ebeveyne karşı hak sahibi, ilamı alarak bulunduğu yer ADM müdürlüğüne başvurur. Müdürlük teslim emri düzenler; teslim, uzman eşliğinde (pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı) ve mümkün olduğunca çocuğun alıştığı bir ortamda gerçekleştirilir. Süreç harçtan istisna tutulmuş, tarafların icra gider avansı yatırma yükümlülüğü kaldırılmış; masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Teslim emrine uyulmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar 5395 sayılı Kanun’un ilgili bölümünde ayrıca düzenlenmiştir. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çocuğun teslim edilmemesi ya da kişisel ilişki kararının fiilen imkânsız kılınması disiplin hapsi ile yaptırıma bağlanmıştır. Buna paralel biçimde kişisel ilişki hakkını kullanan tarafın da çocuğu belirlenen sürenin sonunda iade etmemesi aynı yaptırıma tabidir. Böylece hem velayet sahibi ebeveynin engelleme hâllerine hem de kişisel ilişki sahibinin çocuğu iade etmeme hâline yönelik simetrik bir düzen kurulmuştur.

Kişisel İlişkinin Sistematik Engellenmesi ve Velayet Değişikliği — TMK m.324/3 ve TMK m.183

TMK m.324/3, kişisel ilişki düzenlemesinin ihlali ile velayet arasında doğrudan bir köprü kurar: “Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.” Bu düzenleme, engellemenin salt disiplin hapsi ile karşılanan bir usul ihlali olmadığını, aynı zamanda velayetin sürdürülmesi açısından esaslı bir zafiyet göstergesi olabileceğini kabul eder.

TMK m.183, yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin re’sen ya da ana veya babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler ve velayet değişikliği davasının kanuni dayanağıdır. Sistematik biçimde kişisel ilişki engellemesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından, koşulların çocuğun üstün yararı gerektirecek biçimde değişmesine yol açan “yeni olgu” olarak değerlendirilmiş; velayeti taşıyan ebeveynin süregelen engelleme davranışının velayet değişikliği için başlı başına yeterli olabileceği içtihada bağlanmıştır. Bu durum özellikle idrak yaşındaki çocuğun diğer ebeveynle bağının koparıldığı, çocuğun düşmanca yönlendirildiği ve normal görüşmenin yıllarca fiilen imkânsız kılındığı davalarda gündeme gelir. Velayet değişikliği yargılamasının ayrıntıları, delil planlaması ve Sosyal İnceleme Raporu (SİR) süreci için Velayet Değişikliği Davası (TMK m.183) rehberimiz incelenebilir.

Kişisel ilişki uyuşmazlıkları uygulamada nafaka ve ortak velayet gündemi ile bağlantılı biçimde ele alınır. Velayet değişikliği ile birlikte iştirak nafakasının yeniden belirlenmesi gerekebilir; koşulların değişmesi çerçevesinde nafaka güncellemesi için Nafaka Artırım-Azaltım Davası (TMK m.176) yazımıza, 2017 sonrası ortak velayet uygulaması ve TMK m.336 çerçevesi için Birlikte (Ortak) Velayet rehberimize göz atılabilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

İlgili Rehberler

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davasında kişisel ilişki mutlaka düzenlenir mi?
Evet. TMK m.182 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılığa karar verirken velayeti olmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi taraflar talep etmese bile re’sen düzenlemek zorundadır. Anlaşmalı boşanmada tarafların protokolü esas alınır; ancak hâkim çocuğun üstün yararına aykırı gördüğü düzenlemeleri değiştirebilir. Kişisel ilişkinin tümüyle kaldırılmasına yönelik protokol hükümlerine hâkim onay vermez.

Standart kişisel ilişki düzenlemesi nasıldır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; ayın belirli hafta sonlarında (uygulamada 1. ve 3. hafta sonu) yatılı görüşme, dini bayramların ikinci gününden son gününe kadar dönüşümlü görüşme, yarıyıl tatilinin bir bölümü ve yaz tatilinin belirli bir dilimi (uygulamada Temmuz ayı) standart olarak benimsenmektedir. Coğrafi mesafe, çocuğun yaşı ve okul takvimi süreleri genişletebilir veya daraltabilir.

Görüntülü görüşme ile kişisel ilişki kurulabilir mi?
Evet. Uygulamada telefon ve görüntülü görüşme, yüz yüze görüşmenin yerine ikame edilebilen bir kişisel ilişki biçimi olarak hâkim kararıyla düzenlenmektedir. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığı’nca hazırlanan rehber, iletişim vasıtasıyla kurulan kişisel ilişki kararlarının nasıl yerine getirileceğini ayrıntılı biçimde göstermektedir. Uzak mesafe, hastalık ve küçük yaş dönemlerinde bu yöntem sıkça tercih edilir.

Büyükanne ve büyükbaba çocuğu görebilmek için dava açabilir mi?
Olağanüstü hâllerin varlığı hâlinde evet. TMK m.325 uyarınca ana veya babanın ölümü, gaipliği, uzun süreli hastalığı, tutuklu-hükümlü olması, velayetinin kaldırılmış olması ya da çocuğun uzun süre büyükanne-büyükbaba yanında büyümüş olması gibi hâllerde büyükanne ve büyükbaba aile mahkemesinde kişisel ilişki davası açabilir. Salt akrabalık bağı ve sevgi tek başına yeterli sayılmaz; ilişkinin çocuğun somut menfaatine uygun düşmesi aranır.

Velayet sahibi ebeveyn çocuğu göstermezse ne yapabilirim?
Kişisel ilişki ilamıyla, bulunduğunuz yer Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne (ADM) başvurabilirsiniz. 7343 sayılı Kanun ile İİK m.25/a kaldırılmış; çocuk teslimi ve kişisel ilişki icrası, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A-41/İ ve 04.08.2022 tarihli Yönetmelik uyarınca ADM müdürlüklerine devredilmiştir. Süreç harçtan istisnadır; teslim uzman eşliğinde yürütülür. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi disiplin hapsi yaptırımına bağlıdır.

Kişisel ilişki kararının engellenmesi velayet değişikliğine yol açar mı?
Evet. TMK m.324/3 uyarınca velayeti taşıyan ebeveynin kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değişikliği sebebidir. TMK m.183 kapsamında açılacak davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulaması, sistematik engellemeyi çocuğun üstün yararını etkileyen “yeni olgu” olarak değerlendirmekte; ispatlandığı hâllerde velayetin diğer ebeveyne devrine hükmedilebilmektedir.

Boşanma sonrası çocukla kişisel ilişki hakkı, çocuğun her iki ebeveyni ile bağını sürdürme menfaatine ve velayet olmayan ebeveynin aile hayatına saygı hakkına dayanan çift yönlü bir düzenlemedir. Kararın kapsamı hâkim tarafından çocuğun üstün yararına göre belirlenir; kural olarak kaldırılamaz, ancak sınırlanabilir. Sistematik engelleme hem 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında disiplin hapsi hem de TMK m.183 çerçevesinde velayet değişikliği yaptırımına bağlıdır. Somut dosyanızın hukuki değerlendirmesi için aile hukuku alanında çalışan bir avukatla görüşmeniz uygun olur.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Boşanma davasında kişisel ilişki mutlaka düzenlenir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TMK m.182 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılığa karar verirken velayeti olmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi taraflar talep etmese bile re’sen düzenlemek zorundadır. Anlaşmalı boşanmada tarafların protokolü esas alınır; ancak hâkim çocuğun üstün yararına aykırı gördüğü düzenlemeleri değiştirebilir. Kişisel ilişkinin tümüyle kaldırılmasına yönelik protokol hükümlerine hâkim onay vermez.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Standart kişisel ilişki düzenlemesi nasıldır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında ayın belirli hafta sonlarında yatılı görüşme, dini bayramların ikinci gününden son gününe kadar dönüşümlü görüşme, yarıyıl tatilinin bir bölümü ve yaz tatilinin belirli bir dilimi standart olarak benimsenmektedir. Coğrafi mesafe, çocuğun yaşı ve okul takvimi süreleri genişletebilir veya daraltabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Görüntülü görüşme ile kişisel ilişki kurulabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. Uygulamada telefon ve görüntülü görüşme, yüz yüze görüşmenin yerine ikame edilebilen bir kişisel ilişki biçimi olarak hâkim kararıyla düzenlenmektedir. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığı’nca hazırlanan rehber, iletişim vasıtasıyla kurulan kişisel ilişki kararlarının nasıl yerine getirileceğini ayrıntılı biçimde göstermektedir. Uzak mesafe, hastalık ve küçük yaş dönemlerinde bu yöntem sıkça tercih edilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Büyükanne ve büyükbaba çocuğu görebilmek için dava açabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Olağanüstü hâllerin varlığı hâlinde evet. TMK m.325 uyarınca ana veya babanın ölümü, gaipliği, uzun süreli hastalığı, tutuklu-hükümlü olması, velayetinin kaldırılmış olması ya da çocuğun uzun süre büyükanne-büyükbaba yanında büyümüş olması gibi hâllerde büyükanne ve büyükbaba aile mahkemesinde kişisel ilişki davası açabilir. Salt akrabalık bağı ve sevgi tek başına yeterli sayılmaz; ilişkinin çocuğun somut menfaatine uygun düşmesi aranır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Velayet sahibi ebeveyn çocuğu göstermezse ne yapabilirim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kişisel ilişki ilamıyla bulunduğunuz yer Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne (ADM) başvurabilirsiniz. 7343 sayılı Kanun ile İİK m.25/a kaldırılmış; çocuk teslimi ve kişisel ilişki icrası, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A-41/İ ve 04.08.2022 tarihli Yönetmelik uyarınca ADM müdürlüklerine devredilmiştir. Süreç harçtan istisnadır; teslim uzman eşliğinde yürütülür. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi disiplin hapsi yaptırımına bağlıdır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Kişisel ilişki kararının engellenmesi velayet değişikliğine yol açar mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TMK m.324/3 uyarınca velayeti taşıyan ebeveynin kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değişikliği sebebidir. TMK m.183 kapsamında açılacak davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulaması, sistematik engellemeyi çocuğun üstün yararını etkileyen yeni olgu olarak değerlendirmekte; ispatlandığı hâllerde velayetin diğer ebeveyne devrine hükmedilebilmektedir.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk