Kefil Sorumluluğu ve Kefaletin Sona Ermesi | TBK 581-603 Rehberi
10 Temmuz 2026

Kefil Sorumluluğu ve Kefaletin Sona Ermesi | TBK 581-603 Rehberi

Kefalet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581. maddesinde düzenlenen ve kefilin, alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmeyi üstlendiği bir sözleşmedir. 2011’de yürürlüğe giren yeni TBK, kefili korumak amacıyla önceki 818 sayılı Borçlar Kanunu’na kıyasla çok daha sıkı şekil şartları ve sınırlamalar getirmiştir. Bu yazıda kefil sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi başlığı altında; el yazısı zorunluluğu, eş rızası, adi ile müteselsil kefaletin farkı, kefalet limiti, on yıllık süre ve rücu hakkı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

1. Kefalet Sözleşmesinin Tanımı ve Tarafları (TBK m. 581)

TBK m. 581’e göre kefalet sözleşmesi, kefilin, alacaklıya karşı borçlunun borcunun ifa edilmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Sözleşmenin üç temel süjesi bulunur: borcunu güvence altına aldıran alacaklı, asıl borçlu ve kefil. Kefalet, asıl borca fer’i (bağımlı) niteliktedir; yani asıl borç geçerli olmadan kefalet de doğmaz, asıl borç sona erdiğinde kefalet de kural olarak sona erer.

Kefaletin geçerliliği için mevcut ve geçerli bir asıl borcun varlığı zorunludur. Asıl sözleşme baştan hükümsüzse veya iptal edilmişse kefalet de bu geçersizlikten etkilenir. Ayrıca kefil, sözleşme yapma ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişi olmalıdır (TBK m. 582). Kefil kendisini alacaklıya karşı borçluya değil, alacaklıya karşı asıl borçlunun borcunun ödenmemesi rizikosuna karşı taahhüt eder; bu nedenle kefaletin bağımsız bir borç değil, teminat borcu niteliğinde olduğu vurgulanır.

2. Yeni TBK ile Getirilen Sıkı Şekil Şartları: El Yazısı ve Eş Rızası (TBK m. 583-584)

2011 yeni TBK reformu, kefaleti sadece “yazılı” olmaktan çıkarıp “nitelikli yazılı şekil” olarak yeniden düzenlemiştir. Sıradan bir imza ya da matbu form ile geçerli kefalet doğmaz.

TBK m. 583 — el yazısı unsurları: Kefaletin geçerli olabilmesi için aşağıdaki üç unsur bizzat kefilin el yazısıyla yazılmalıdır:

  • Kefilin sorumlu olacağı azami miktar (rakam veya yazıyla),
  • Kefalet tarihi,
  • Müteselsil kefalet söz konusuysa “müteselsil kefilim” ya da bu anlama gelen ifade.

Bu unsurlardan biri eksikse veya bilgisayar ile basılıysa kefalet sözleşmesi baştan geçersizdir. Yargıtay istikrarlı biçimde, kefil el yazısı bulunmayan sözleşmelerde kefalet ilişkisinin doğmadığına hükmetmektedir. Kira sözleşmelerinin arkasındaki matbu “kefil imzası” alanlarının çoğu bu nedenle geçersiz sayılmaktadır.

TBK m. 584 — eş rızası: Evli bir kişi kefil olacaksa, eşin yazılı rızası alınmadan kefalet geçerli olmaz. Rıza şu koşullara bağlıdır:

  • Yazılı şekilde verilmelidir (adi yazılı yeterlidir, noter aranmaz),
  • Sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç sözleşme kurulurken alınmalıdır,
  • Sonradan alınan rıza kefaleti geçerli hâle getirmez.

Ayrıca kefil sıfatının sonradan ağırlaştırılması (limit artışı, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüştürülmesi vb.) durumunda eşin rızası yeniden aranır. Mahkemece ayrılık kararı verilmiş ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa eş rızası şartı ortadan kalkar.

Eş rızasından muaf hâller: TBK m. 584 son fıkraları, ticari hayatın işleyişini kolaylaştırmak için istisnalar getirmiştir. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi tacir, ticaret şirketi ortağı veya yöneticisi tarafından işletmesiyle ilgili verilen kefaletler; esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlıların mesleki faaliyetleri kapsamındaki kefaletler; kamu sermayeli bankalarca kullandırılan faiz destekli krediler ile tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri kredilerinde verilen kefaletler eş rızası şartından muaftır.

3. Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Arasındaki Fark (TBK m. 585-586)

Kefaletin en pratik ayrımı, alacaklının kefile hangi koşulda başvurabileceği noktasında ortaya çıkar.

Adi kefalet (TBK m. 585): Alacaklı önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır. Asıl borçlu aleyhine icra takibi yürütülmüş ve buna rağmen alacak tahsil edilememiş olmalıdır. Kefil, kendisine karşı takip başlatıldığında “tartışma defi” (asıl borçlunun önce takibi) itirazını ileri sürebilir. Rehinli alacaklarda kefile başvurulabilmesi için ayrıca rehin konusu değerin paraya çevrilmesi de gerekir. Bu husus rehinli alacaklarda önemli bir sıralama koruması sağlar.

Müteselsil kefalet (TBK m. 586): Alacaklı asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan kefile başvurabilir. Kefil, tartışma defini ileri süremez; asıl borçluyla birlikte tümüyle sorumludur. Türkiye’de banka kredileri, kefil bulunan kira sözleşmeleri ve ticari borçlarda kural olarak müteselsil kefalet kararlaştırılır. Müteselsil kefalet, sözleşmede açıkça “müteselsil” ibaresiyle ve kefilin el yazısıyla belirtilmelidir; aksi hâlde adi kefalet karinesi geçerli olur ve alacaklı önce borçluyu takibe mecbur kalır.

4. Kefalet Limiti ve Birlikte Kefalet (TBK m. 587-589)

Kefil, sözleşmede belirtilen azami miktarı aşan bir sorumluluk üstlenmiş sayılmaz. Kefalet limiti hem asıl borç anaparasını hem de bunun feri niteliğindeki faiz, gecikme faizi, tazminat ve takip giderlerini kapsar; ancak kefilin toplam sorumluluğu sözleşmedeki limitle sınırlıdır (TBK m. 589 — kefilin sorumluluğunun kapsamı).

Sözleşmede azami miktar belirtilmemişse kefalet geçersizdir. Kefalet limitinin sonradan artırılması, eş rızasının yenilenmesini ve el yazısı unsurlarının tekrar yerine getirilmesini gerektirir. Kefil, sözleşmede belirtilenden fazla bir tutar için icra takibiyle karşılaştığında limit itirazını ileri sürerek sorumluluk sınırının içine çekilebilir.

Birlikte kefalet (TBK m. 587): Aynı borç için birden fazla kefil bulunması hâlinde, kefiller kural olarak paylı sorumluluk üstlenir. Ancak sözleşmede “müteselsil ve birlikte kefil” ibaresi yer alıyorsa her bir kefil borcun tamamından sorumludur; ödemeyi yapan kefil, ödediği miktardan payına düşenden fazlasını diğer kefillerden pay oranında geri isteyebilir. Alacaklı, ödeme gücü bulunan kefile başvurma serbestisine sahiptir; bu tercih alacaklıya güçlü bir tahsilat aracı sağlar.

5. Kefaletin Sona Ermesi ve 10 Yıllık Süre (TBK m. 598-602)

Kefaletin sona erme hâlleri kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. En yaygın sona erme sebepleri şunlardır:

  • Asıl borcun sona ermesi: Kefalet, asıl borca fer’i olduğundan asıl borç ödeme, takas, ibra veya zamanaşımı gibi sebeplerle sona erdiğinde kefalet de kendiliğinden sona erer (TBK m. 598/1).
  • Belirli sürenin dolması: Süreli kefalette sürenin bitmesiyle kefil kural olarak kefaletten kurtulur.
  • Alacaklının feragati: Alacaklının kefil karşısındaki haklarından açıkça vazgeçmesi kefaleti sona erdirir.
  • 10 yıllık üst süre (TBK m. 598/3): Bir gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu süre emredicidir; kısaltılabilir ancak sözleşmeyle uzatılamaz.

Kefaletin uzatılması: Kefaletin uzatılabilmesi için yeni bir yazılı sözleşme yapılması, kefilin el yazısı unsurlarını yeniden yerine getirmesi ve evli kefilde eşin yeniden yazılı rızası şarttır. Uzatma en fazla 10 yıllık yeni bir dönem için yapılabilir ve mevcut sürenin bitiminden önceki bir yıl içinde imzalanmalıdır. Şekle uyulmadan yapılan uzatma yeni kefalet doğurmaz.

Alacaklının kefile bildirim yükümlülüğü: Alacaklı, asıl borçlunun temerrüde düşmesi, iflas etmesi veya konkordato ilan etmesi hâllerinde durumu gecikmeksizin kefile bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yapılmamışsa alacaklı, kefile karşı bu ihmalden doğan zararı tazmin etmek zorunda kalabilir. Kefil, uygun koşullarda alacaklıdan güvence isteme veya asıl borçluyu takibe zorlama hakkına sahiptir.

6. Kefilin Rücu Hakkı ve Halefiyet (TBK m. 596)

Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği miktar ölçüsünde asıl borçluya rücu edebilir. TBK m. 596 uyarınca kefil, yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına kanunen halef olur; alacaklının asıl borçlu üzerindeki taleplerini, teminatlarını ve rehin haklarını devralır. Bu halefiyet yasa gereği kendiliğinden doğar; ayrıca temlik sözleşmesine gerek yoktur.

Rücu hakkı kullanılırken kefil, ödediği anapara yanında yasal faizi ve masrafları da isteyebilir. Ancak kefil, alacaklıya ödeme yapmadan önce asıl borçluya bildirim yapmalıdır; aksi hâlde asıl borçlunun ileri sürebileceği def’ilerle karşılaşabilir. Birlikte kefaletlerde kefiller arasında da rücu ilişkisi doğar; ödemeyi yapan kefil, payına düşenden fazlasını diğer kefillerden pay oranında isteyebilir.

Kefalet sözleşmelerinden doğan alacak, tahsilat ve icra süreçlerinde bankacılık ve kredi hukuku ile iç içe geçen düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Kefil hakkında başlatılan icra takibinin sonuçları için banka hesabına haciz ve e-haciz bloke kaldırma yazımızı, kefil hakkında açılan takibin kapatılması sürecinde icra dosyasının kapatılması ve tahsil harcı bölümünü, kefalet-ipotek ilişkilerinde ipotek ve rehnin paraya çevrilmesi düzenlemesini inceleyebilirsiniz. Nafaka borçlarında kefalet farklı bir düzlemde değerlendirilir; bkz. zorlama hapsi ve mal beyanı.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

El yazısı olmayan kefalet sözleşmesi geçerli midir?
TBK m. 583 gereği kefilin el yazısıyla sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil ifadesini yazması zorunludur. Bu unsurlar bilgisayarla basılmışsa veya el yazısı bulunmayan matbu formda ise kefalet baştan geçersizdir; kefil sorumlu tutulamaz. Sadece imza atmak kefalet doğurmaz.

Eşimden habersiz verdiğim kefalet geçerli mi?
Hayır. TBK m. 584 uyarınca evli iseniz eşinizin yazılı rızası olmadan verilen kefalet geçersizdir. Rıza sözleşme kurulurken veya öncesinde alınmış olmalıdır; sonradan verilen onay kefaleti geçerli hâle getirmez. Ticaret sicilinde kayıtlı bir işletmenin sahibi, ortağı veya yöneticisi olarak işiniz için verdiğiniz kefaletlerde ise eş rızası aranmaz.

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasında pratikte ne fark vardır?
Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluyu takip etmek ve borcu tahsil edememek zorundadır; kefil “tartışma defi” ile korunur. Müteselsil kefalette ise alacaklı doğrudan kefile başvurabilir. Müteselsil ifadesi kefilin el yazısıyla sözleşmede yer almazsa kefalet adi kabul edilir ve alacaklı önce borçluyu takibe zorlanır.

Kefaletim ne zaman sona erer?
Asıl borç ödendiğinde, süreli kefalette süre dolduğunda, alacaklı feragat ettiğinde ve gerçek kişiler için sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl geçtiğinde kefalet kendiliğinden sona erer. 10 yıllık süre TBK m. 598/3 uyarınca emredicidir; ancak yeni bir sözleşme ve eş rızası ile en fazla 10 yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği parayı borçludan geri alabilir mi?
Evet. TBK m. 596 gereği kefil, ödediği miktar ölçüsünde alacaklının haklarına kanunen halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir. Alacaklının asıl borçlu üzerindeki teminatları, rehin hakları ve dava hakları kefile geçer. Ödeme yapmadan önce asıl borçluya bildirim yapılması, borçlunun ileri sürebileceği def’iler açısından önem taşır.

Kefalet, kefili tüm malvarlığı ile sorumlu tutan ağır bir güvence türüdür. 2011 yeni TBK ile getirilen el yazısı, eş rızası, kefalet limiti ve 10 yıllık üst süre gibi düzenlemeler kefili korumaya yöneliktir. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, kefil sıfatının sınırları ve kefaletten kurtulma yolları somut olayın koşullarına göre değişebileceğinden, kefilin hem sözleşme öncesinde hem de alacaklının takibe geçtiği aşamada uzman bir avukatla değerlendirme yapması hukuki güvenlik açısından önem taşır.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “El yazısı olmayan kefalet sözleşmesi geçerli midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TBK m. 583 gereği kefilin el yazısıyla sorumluluk miktarını, kefalet tarihini ve müteselsil ifadesini yazması zorunludur. Bu unsurlar bilgisayarla basılmışsa veya el yazısı bulunmayan matbu formda ise kefalet baştan geçersizdir; kefil sorumlu tutulamaz.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Eşimden habersiz verdiğim kefalet geçerli mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. TBK m. 584 uyarınca evli iseniz eşinizin yazılı rızası olmadan verilen kefalet geçersizdir. Rıza sözleşme kurulurken veya öncesinde alınmış olmalıdır. Ticaret sicilinde kayıtlı işletme sahibi, ortağı veya yöneticisi olarak işiniz için verdiğiniz kefaletlerde eş rızası aranmaz.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasında pratikte ne fark vardır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır; kefil tartışma defi ile korunur. Müteselsil kefalette alacaklı doğrudan kefile başvurabilir. Müteselsil ifadesi kefilin el yazısıyla sözleşmede yer almazsa kefalet adi kabul edilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Kefaletim ne zaman sona erer?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Asıl borç ödendiğinde, süreli kefalette süre dolduğunda, alacaklı feragat ettiğinde ve gerçek kişiler için sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl geçtiğinde kefalet kendiliğinden sona erer. 10 yıllık süre TBK m. 598/3 uyarınca emredicidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği parayı borçludan geri alabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TBK m. 596 gereği kefil, ödediği miktar ölçüsünde alacaklının haklarına kanunen halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir. Alacaklının teminatları, rehin hakları ve dava hakları kefile geçer.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk