Konkordato ilan eden işverene karşı işçi alacaklarım güvende mi?
İşçilerin ücret, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları İİK m.206'nın birinci sırasında imtiyazlı alacaklardır ve konkordato mühletindeki takip yasağının istisnası olarak değerlendirilebilir. Somut olayda mühlet kararı ve komiserin uygulaması esas alınır.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Konkordato ve işçi alacakları ilişkisi, hem işverenin borçlarını yeniden yapılandırma ihtiyacı hem de işçinin ücret, kıdem ve ihbar tazminatı gibi imtiyazlı alacaklarının güvence altında olması gereken hukuki nitelikleri nedeniyle özel öneme sahiptir. İşçi alacakları, İİK m.206 kapsamında birinci sırada imtiyazlı alacak olarak kabul edilir ve konkordato mühletinde takip yasağının önemli istisnalarından birini oluşturur.
İşçi Alacakları Neden İmtiyazlıdır? (İİK m.206)
İşçilerin ücret alacakları, kıdem ve ihbar tazminatları, iş kazası veya meslek hastalığından doğan tazminat alacakları İİK m.206’nın birinci sırasında imtiyazlı alacak olarak sayılmıştır. Bu düzenlemenin amacı, çalışanı ekonomik açıdan koruyarak sosyal devlet ilkesinin gereklerini karşılamaktır. Konkordatoda imtiyazlı alacakların sırası için hub altındaki imtiyazlı ve rüçhanlı alacaklar yazımıza bakabilirsiniz.
İşçi Alacakları Mühlet Süresince Takip Edilebilir mi?
Konkordato mühletinde kural olarak borçluya karşı yeni takip başlatılamaz (İİK m.294). Ancak İİK m.206’nın birinci sırasındaki alacaklar bakımından takip yasağının uygulanmayacağı doktrinde ve uygulamada kabul görmekte; ücret, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçi alacakları için takip yasağı istisnası geçerli olabilir. Somut olayda mahkemenin mühlet kararı ve komiserin uygulaması esastır.
Kıdem ve İhbar Tazminatının Durumu
İş sözleşmesi sona ermiş işçiler bakımından kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacakları imtiyazlı sırada değerlendirilir. Konkordato projesindeki tenzilat (indirim) ve vade önerisi kural olarak imtiyazlı alacakları etkileyecek biçimde uygulanamaz; imtiyazlı alacaklılar projeye kural olarak rıza göstermek zorunda değildir ve alacaklarını tam olarak talep edebilir.
Yürütülen İş Sözleşmelerinin Durumu (İİK m.296)
Konkordato mühleti verilmesi, iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Borçlu ticari faaliyetini sürdürdüğü sürece iş sözleşmeleri de devam eder; işveren ücretleri ödemekle yükümlüdür. Mühlet süresince yapılan iş sözleşmesi feshi ve doğan alacaklar bakımından işçi, İş Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde haklarını kullanabilir.
İşçi Ne Yapmalı?
Konkordato ilanını gören işçi; alacağını komiserin belirlediği sürede yazılı olarak bildirmeli, imtiyazlı sırada olduğunu somut belgeleriyle (bordro, hizmet sözleşmesi, hesap dökümü) ispat etmelidir. Alacaklının hakları ve bildirim usulü için alacaklıyım rehberimize, alacaklarını bildirme prosedürü için alacaklının hakları ve alacak bildirimi yazımıza bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Konkordato ilan eden işverene karşı işçi alacakları için takip yapabilir miyim?
İşçi alacakları İİK m.206’nın birinci sırasında imtiyazlıdır ve takip yasağının istisnası kapsamında değerlendirilebilir; ancak somut olayda mahkemenin mühlet kararı ve komiserin uygulaması esastır. Hakların doğru kullanımı için hukuki destek alınması yararlıdır.
Kıdem ve ihbar tazminatı konkordato projesinden etkilenir mi?
İmtiyazlı alacaklar bakımından projedeki tenzilat ve vade önerisi kural olarak bağlayıcı olmaz; işçi alacakları imtiyazlı sırada tam olarak talep edilebilir.
Konkordato ilan edilince iş sözleşmem sona erer mi?
Hayır. Konkordato mühleti iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez; borçlu ticari faaliyetini sürdürdüğü sürece iş sözleşmeleri devam eder ve ücret ödeme yükümlülüğü sürer.
Uzman görüşü almak için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
İşçilerin Konkordato Sürecine Katılımı
Konkordato başvurusu yapan şirkette çalışan işçiler, sadece alacaklı olmakla kalmaz; aynı zamanda konkordato sürecine katılım hakkı ile de donatılır. Alacaklılar toplantısına katılabilir, oy kullanabilir ve alacaklılar kurulunda temsil edilebilirler.
İşçilerin çokluğu, konkordatoda önemli bir çoğunluk unsurudur. Bir şirkette çalışan onlarca veya yüzlerce işçinin alacakları toplam alacaklar içinde ciddi bir yüzde tutabilir. Bu, çift çoğunluk kuralında (alacaklı sayısı + alacak tutarı) belirleyici olabilir.
İşçilerin sendika ile örgütlenmesi hâlinde konkordato sürecine katılım daha etkin olur. Sendika üyeleri toplu olarak temsil edilir; işçi hakları güçlü bir sesle savunulur. Sendikanın hukuki desteği ile alacak bildirimi, itiraz ve müzakere süreçleri daha profesyonel yürütülür.
Konkordato Mühletinde İş Sözleşmesinin Sürekliliği
Konkordato mühleti başladığında iş sözleşmeleri kural olarak devam eder. Mühlet, işveren için otomatik fesih hakkı doğurmaz. Ancak ekonomik zorluklar nedeniyle işveren, İş K. m. 29 kapsamında toplu işçi çıkarma yoluna gidebilir.
Toplu işten çıkarma için özel prosedür vardır: Türkiye İş Kurumu’na bildirim, ekonomik nedenlerin açıklanması ve 30 gün önceden ilan. Konkordato mühleti bu prosedüre engel değildir; ancak toplu fesih hakkının kullanılması işletmenin devamlılığını da tehdit edebilir.
Alternatif olarak kısa çalışma ödeneği mekanizması değerlendirilebilir. İş K. ve 4447 s. Kanunla düzenlenen bu düzenleme kapsamında geçici olarak çalışma saatleri azaltılır veya durdurulur; İşsizlik Sigortası Fonundan işçilere ödeme yapılır. Konkordato mühletinde işletmenin nefes alması için kritik bir imkândır.
Devir ve Yeni İşveren Sorumluluğu
Konkordato sonrası şirketin bir kısmının veya tamamının başkasına devredilmesi hâlinde, iş sözleşmelerinin geçişi İş K. m. 6 kapsamında düzenlenmiştir. İşyerinin devri hâlinde iş sözleşmeleri kendiliğinden yeni işverene geçer. İşçi kıdemi, hakları ve alacakları korunur.
Devir sonrası yeni işveren, devir tarihinden önceki iş sözleşmesinden doğan borçlardan müteselsil olarak sorumludur. Bu, işçi haklarını koruyan güçlü bir mekanizmadır. Ancak sorumluluk süresi ve kapsamı somut olayda değerlendirilir.
Alt işveren-asıl işveren ilişkisinde de konkordato özel dikkat gerektirir. İş K. m. 2/6 uyarınca asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı müteselsil sorumluluk taşır. Konkordato başvurusu yapan asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı da ödeme yükümlülüğünü sürdürür.
Sıkça Sorulan Sorular
İşçi olarak konkordato toplantısına katılabilir miyim?
Konkordato ile toplu işten çıkarılma olabilir mi?
Kısa çalışma ödeneği konkordato ile alınabilir mi?
Şirket başkasına devredilirse haklarım korunur mu?
Alt işveren şirketiyim, asıl işveren konkordato aldı ne olur?
İlgili Rehberler
- 📘 İcra ve İflas Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Konkordatoda İşçi Alacakları
- Konkordato Hukuku Genel Rehber
- Konkordatoda Vergi ve SGK Alacakları
- Konkordato Süreci Adım Adım 2026
- Konkordato ve İşçi Alacakları: Kıdem, İhbar ve Ücret
Konunuza özel değerlendirme için ekibimizle iletişime geçin.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
İİK m.206/1 İmtiyaz Kapsamı ve Sınırı
İcra ve İflâs Kanunu’nun 206. maddesi, iflâs masasındaki paylaşımda alacaklıların hangi sıralamayla tatmin edileceğini düzenler. Bu maddenin birinci sırasında imtiyazlı alacak olarak yer alan işçilik alacakları, konkordato sürecinde de önemini korur; çünkü İİK m.305/1-d hükmü, birinci sırada yer alan imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi için yeterli teminatın gösterilmesini konkordatonun tasdiki şartları arasında sayar.
İİK m.206/1’e göre birinci sırada imtiyazlı sayılan işçilik alacaklarının kapsamı şunlardır: iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacaklar ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak edilmiş ihbar ve kıdem tazminatları. Doktrin ve uygulamada, ücret, ikramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve yıllık ücretli izin alacağı gibi kalemlerin de bu imtiyazlı sınıfa dahil olduğu kabul edilir.
Ancak imtiyazın zaman bakımından bir sınırı vardır: son bir yıllık ücret alacakları birinci sırada imtiyazlıyken, bu süreyi aşan ücret alacakları imtiyazsız (adi) sıraya (İİK m.206/4) düşer. Bu tarihsel eşik, işçi bakımından hangi taleplerin öncelikli tahsil edilebileceği hususunda kritik bir dönüm noktasıdır.
Kıdem Tazminatı Konkordatoda Nasıl İşler?
Kıdem tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu m.120 ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi hükümleri uyarınca hesaplanır. Buna göre kıdem tazminatına hak kazanan işçiye, çalıştığı her tam yıl için 30 günlük son giydirilmiş brüt ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerekir; bir yıldan artan süreler orantılı olarak dikkate alınır.
Konkordato mühletinin ilanı, işçinin kıdem tazminatına hak kazanmasını tek başına doğurmaz. Kıdem tazminatı, iş sözleşmesi 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde sayılan sebeplerden biriyle (işverenin İK m.25/II dışındaki fesihleri, işçinin İK m.24 uyarınca haklı feshi, emeklilik vb.) sona erdiğinde muaccel olur. Hesaplamada esas alınacak tarih, iş sözleşmesinin fiilen sona erdiği tarihtir; mühletin ilan tarihi değildir. Bu nedenle mühlet ilanından sonra da işçi çalışmaya devam ediyorsa, kıdemi işlemeye ve tazminat matrahı yükselmeye devam eder.
İhbar Tazminatı ve Kullanılmayan Yıllık İzin Ücreti
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde bildirim sürelerini düzenler: 6 aya kadar süren çalışmalarda 2 hafta, 6 ay – 1,5 yıl arası çalışmalarda 4 hafta, 1,5 – 3 yıl arası çalışmalarda 6 hafta ve 3 yıldan uzun çalışmalarda 8 hafta. Bu bildirim sürelerine uymadan sözleşmeyi fesheden taraf, karşı tarafa bildirim süresine ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesi ise iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçinin hak kazandığı ancak kullanmadığı yıllık ücretli izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden kendisine ya da hak sahiplerine ödenmesi gerektiğini emreder. Konkordato sürecinde iş sözleşmesi sona eren işçi, ihbar tazminatını, kullanılmayan yıllık izin ücretini ve varsa bakiye ücret alacaklarını topluca talep edebilir; bu alacakların tamamı İİK m.206/1 kapsamındaki imtiyazlı işçilik alacakları içinde birlikte değerlendirilir.
Mühlet Süresinde İş Sözleşmelerinin Devamı
Konkordato mühleti (geçici veya kesin), tek başına iş sözleşmesini sona erdirmez ve işverene toplu fesih yetkisi tanımaz. Aynı şekilde işçi bakımından da yalnızca konkordato ilanı, İK m.24/II uyarınca haklı fesih sebebi değildir. Yargıtay uygulaması, işverenin faaliyetinin devam etmesi, ücretlerin düzenli ödenmesi ve çalışma koşullarının esaslı biçimde ağırlaştırılmaması halinde iş sözleşmelerinin mühlet süresince aynen devam edeceğini kabul eder.
Buna karşılık işveren, konkordato mühletinde ücretleri düzensiz veya eksik öderse ya da tümüyle ödemezse, işçi 4857 sayılı Kanun’un 24/II-e bendine dayanarak iş sözleşmesini derhal haklı sebeple feshedebilir; bu durumda kıdem tazminatı ile birlikte ödenmeyen ücret ve fer’i haklarını isteyebilir. Konkordato mühletinin varlığı işverene, ücret ödeme borcunu askıya alma hakkı vermez.
İşçinin Konkordato Projesine Katılımı — Oy Kullanır mı?
İİK m.302, alacaklılar toplantısında hangi alacaklıların oy kullanabileceğini belirler. Aynı maddenin altıncı fıkrasında, “206’ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacakların alacaklıları”nın alacak ve alacaklı çoğunluğunun hesabında dikkate alınmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bunun ratio legisi bellidir: birinci sıra imtiyazlı alacakların konkordatoda tam olarak ödenmesi teminat altına alındığından (İİK m.305/1-d), bu alacaklıların proje kapsamında herhangi bir tenzilata katlanması söz konusu değildir; dolayısıyla oylamada da yer almazlar.
Sonuç olarak işçi, konkordato projesinden hukuken etkilenmez: projede yer alan tenzilat oranları ve vade uzatmaları işçilik alacaklarına uygulanmaz. İşçinin alacakları, komiser tarafından tutulan alacaklılar cetveline aynen kaydedilir ve tam olarak ödenmek üzere teminata bağlanır. Bu husus, alacaklı konumundaki üçüncü kişilerin süreçteki hakları ile karıştırılmamalıdır; nitekim alacaklıyım, borçlu konkordato ilan etti ne yapmalıyım başlıklı çalışmamızda adi alacaklıların izleyeceği farklı prosedür ayrıntılı işlenmiştir.
İşçi Alacaklarının Ödenmemesi Hâlinde Yargıtay 9. HD Uygulaması
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, işverenin ücret ödeme borcunu ihlal etmesi işçi bakımından her zaman haklı fesih sebebi teşkil eder. Konkordato mühletinin varlığı, bu ilkeyi değiştirmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/35375 K. 2016/21931 T. 12.12.2016 sayılı kararında, ücretin tam ve zamanında ödenmemesinin — kısmi ya da düzensiz ödemeler dahil — işçiye 4857 sayılı Kanun m.24/II-e uyarınca derhal fesih hakkı verdiğini; işçinin bu fesih üzerine kıdem tazminatı ve diğer alacaklarını talep edebileceğini vurgulamıştır.
Aynı doğrultuda Yargıtay, konkordato ilan eden işverenin işçiye ait ücret, kıdem ve ihbar alacaklarını ödemekten kaçınamayacağını; İİK m.206/1’deki birinci sıra imtiyazın işçiyi güçlü biçimde koruduğunu, hatta bu alacakların tam ödeneceğine dair teminat gösterilmemesinin konkordatonun reddi sebebi olabileceğini kabul etmektedir. Konkordato sürecinin genel akışı ve mühlet aşamalarına ilişkin ayrıntılı çerçeve için konkordato süreci aşama aşama 2026 başlıklı yazımıza; kamu alacaklarının, SGK primlerinin ve vergilerin süreçteki konumu için ise konkordato vergi SGK amme alacakları incelemesine bakılabilir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir başka husus, işçinin konkordato mühletinin ilanına rağmen ücret alacağı için icra takibi başlatabilmesidir. İİK m.206/1’de sayılan birinci sıra imtiyazlı işçilik alacakları bakımından mühlet süresince takip yasağının uygulanmayacağı kabul edilmektedir; bu nedenle işçi, ücret, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için mühlet süresinde de icra takibi başlatabilir ve haciz talep edebilir.
✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: İİK m.206, 302 + İK m.14, 17, 59 referansları mevzuat.gov.tr üzerinden, Yargıtay 9. HD içtihadı karararama.yargitay.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat/garanti içermez.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


