İntifa Hakkı Tesisi: TMK m.794-822 — Kurulma, Süre ve Sona Erme (2026)
İntifa hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ikinci kitabında Eşya Hukuku başlığı altında irtifak hakları arasında düzenlenmiş; 794 ile 822. maddeler arasında hüküm altına alınmış sınırlı bir ayni haktır. Sağladığı yetki geniş olduğundan uygulamada en çok başvurulan kişisel irtifak türü sayılır: intifa hakkı sahibi konu malı zilyetliğinde bulundurabilir, yönetebilir, bizzat kullanabilir ve semerelerini toplayabilir. Buna karşılık malikin mülkiyeti çıplak mülkiyete dönüşür; malik hakkın devam ettiği sürece taşınmazı kullanamaz, gelirini elde edemez, yalnızca sınırlı gözetim ve güvence hakları kalır. Bu rehber; intifa hakkının konusu (TMK m.794), kurulması ve resmi senet-tapu tescili şartı (m.795), sahibinin hakları (m.803-806), yükümlülükleri (m.807-815), süresi (m.797 — gerçek kişide ölüme, tüzel kişide 100 yıl) ve sona ermesi (m.796) başlıklarını 2026 uygulaması ile Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin yerleşik çizgisi ışığında ele almakta; ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile intifa hakkı arasındaki temel farkı da ayrıca değerlendirmektedir.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
İrtifak Hakkı Sistemi ve İntifa Hakkının Konusu — TMK m.794
TMK m.794’e göre intifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilir ve aksine düzenleme olmadıkça sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar. Bu tanım intifa hakkının, İsviçre Medeni Kanunu m.745 örneksenerek benimsenmiş ve mülkiyet hakkının üç ana yetkisinden ikisini (kullanma – usus ve yararlanma – fructus) kişi lehine ayrıştıran bir sınırlı ayni hak olduğunu ortaya koyar. Üçüncü yetki olan tasarrufta bulunma (abusus — devir, ipotek tesisi, esaslı değişiklik) çıplak malikte kalır. Uygulamada bu ayrım, intifa hakkı sahibinin taşınmazı bizzat kullanabilmesi, kiraya verebilmesi, ürün toplayabilmesi ve gelirinden yararlanabilmesi; buna karşılık taşınmazı satması, ipotek etmesi veya yıkarak yeniden inşa ettirmesinin mümkün olmaması sonucunu doğurur.
İntifa hakkının konusu geniştir. Taşınırlarda (araç, makine, ekonomik değeri olan eşya), taşınmazlarda (konut, iş yeri, arsa, tarım arazisi), alacak ve haklarda (bir alacağın veya patentin gelirinden yararlanma) ve bir malvarlığının tamamı ya da bir bölümünde (miras şirketi yararına tesis) intifa kurulabilir. İntifa hakkı kişisel bir irtifak türüdür; yalnızca lehine tesis edildiği kişi bakımından hüküm doğurur, devredilemez ve mirasla intikal etmez. Hakkın kendisi haczedilemez; ancak m.806 uyarınca kullanımın devri hâlinde elde edilen kira, kâr payı veya faiz geliri haczedilebilir. Uygulamada intifa hakkı en çok üç amaç için tesis edilir: (i) miras planlaması kapsamında ebeveynin çocuklarına çıplak mülkiyeti devredip kendisine intifa saklaması, (ii) eşler veya yakın akrabalar arasında yaşam boyu barınma güvencesi sağlanması, (iii) ticari yapılarda üçüncü kişi lehine gelir hakkı kurulması. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi (bkz. ölünceye kadar bakma sözleşmesi TBK 611-619) ile intifa hakkı arasındaki fark ise yazının ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı ele alınacaktır.
İntifa Hakkının Kurulması — TMK m.795 Resmi Senet ve Tapu Tescili
TMK m.795 uyarınca intifa hakkının kurulmasında konu malın türüne göre farklı usul öngörülmüştür. Buna göre intifa hakkı; taşınırlarda zilyetliğin devri ile, alacaklarda alacağın devri ile ve taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Bu üçlü ayrım, hakkın hukuki güvenlik açısından farklı görünürlük yollarıyla üçüncü kişiler bakımından anlaşılır kılınmasını amaçlar. Taşınmaz intifa hakkı bakımından yalnızca m.795 değil; TMK m.706 ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.60/3 hükümleri de birlikte uygulanır. Bu üç hüküm birlikte değerlendirildiğinde taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesisine ilişkin sözleşmenin resmi senetle tapu sicil müdürlüğü huzurunda düzenlenmesi ve akabinde tapu kütüğüne tescil edilmesi zorunludur. Adi yazılı sözleşme, hatta noterce onaylanmış bir düzenleme dahi resmi senet yerine geçmez; şekle aykırı yapılan intifa tesisi işlemi kural olarak baştan geçersizdir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi bu şekil kuralını istikrarlı biçimde uygular; adi yazılı sözleşmeye dayanan intifa iddialarını reddeder.
Kurma sebepleri bakımından intifa hakkı üç ana grup içinde değerlendirilir. Sözleşmeye dayalı intifa; malik ile hak sahibi arasında yapılan resmi senetli sözleşme ile tesis edilir. Karşılıksız (bağış niteliğinde) veya ivazlı (bedel karşılığı) olarak kurulabilir. Ölüme bağlı tasarruflara dayalı intifa; vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla mirasbırakanın belirli bir kişi lehine intifa hakkı tesis etmesi hâlinde ortaya çıkar. Miras taksimi sırasında mirasçılardan biri veya birkaçı lehine çıplak mülkiyet – intifa ayrımına gidilerek de kurulabilir; bu durumda mirasın paylaşılmasına ilişkin usul için mirasın paylaşılması davası TMK 642-651 rehberimizle birlikte değerlendirme yapılmalıdır. Yasal intifa ise doğrudan kanundan doğar; belirli koşullarda TMK’nın öngördüğü nitelikte kanunî bir yararlanma hakkı olarak gündeme gelir.
Tescil aşamasında tapu müdürlüğü; tarafların kimlik bilgilerini, taşınmazın niteliğini, intifa hakkının süresini (belirlenmişse), karşılıksız olup olmadığını ve devir yasağı gibi ek kayıtları resmi senede yansıtır. İntifa hakkı, taşınmazın irtifak sütununa şerh edilir ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hâle gelir. Tapu memuru tarafından şekil kurallarına aykırı düzenlenen intifa hakkı, yolsuz tescil oluşturur ve TMK m.1024-1025 kapsamında iptal edilir; taraf iradelerinin sakatlığı, ehliyetsizlik veya sahtelik iddialarında da aynı hukuki yol izlenir. Ayrıntılar için tapu iptal ve tescil davası (yolsuz tescil TMK 1024-1025) rehberimize başvurulabilir.
İntifa Sahibinin Hakları — TMK m.803, 804 ve 806
İntifa sahibine tanınan hakların temeli TMK m.803’te düzenlenmiştir. Bu hükme göre intifa sahibi, konu malın zilyetliğine, yönetimine, kullanılmasına ve ondan yararlanılmasına tam yetkilidir; ancak bu yetkilerini iyi bir yönetici gibi özenle kullanmak zorundadır. Uygulamada bu maddenin sonuçları çok yönlüdür: intifa sahibi taşınmazı bizzat kullanabilir, üçüncü kişilere kiraya verebilir, tarım ürününü toplayabilir, yapının hasılatını elde edebilir ve elde ettiği faydayı hukuka uygun biçimde değerlendirebilir. Buna karşılık taşınmazın niteliğini bozacak esaslı değişiklikler, yıkım, yeniden inşa gibi tasarruflar hakkın sınırlarını aşar ve malikin yazılı onayı olmaksızın yapılamaz.
Doğal ürünler bakımından TMK m.804 özel bir kural öngörmüştür. Buna göre intifa süresi içinde toplanan (olgunlaşan) doğal ürünler intifa sahibine aittir; süre bitiminde henüz toplanmamış ürünler ise yeniden çıplak malike döner. Bu kural özellikle bağ, bahçe ve tarım alanlarında sınır tespitini önemli hâle getirir. TMK m.805 ise dönemsel edimlerin (kira, faiz, dönemsel gelir) gün esasına göre intifa sahibi ile malik arasında paylaştırılacağını hüküm altına alır; intifanın başladığı ve sona erdiği güne düşen orantılı miktar taraflara ayrılır. Bu paylaşım kural olarak takvim günü hesabına dayanır ve muacceliyet tarihinden bağımsız uygulanır.
Hakkın kullanılmasının devri TMK m.806’da düzenlenmiştir. Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hakkın şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir. En yaygın devir yolu kiralamadır; intifa sahibi konu taşınmazı üçüncü kişiye kiraya verebilir ve kirayı kendisi tahsil eder. Kullanma yetkisinin devri intifa hakkının kendisinin devri anlamına gelmez; hak sahipliği devam eder, yalnızca yararlanma bir üçüncü kişi üzerinden sağlanır. Devir hâlinde malik, TMK m.806/2 uyarınca haklarını doğrudan doğruya devralana karşı ileri sürebilir; yani çıplak malik, kiracıya karşı defileri kullanabilir ve intifa sahibinin yükümlülüklerine aykırılık hâlinde doğrudan devralana yönelebilir.
İntifa Sahibinin Yükümlülükleri — TMK m.807, 811, 812, 813 ve 815
İntifa hakkının geniş yararlanma yetkisi karşısında kanun, dengeyi kurmak için intifa sahibine bir dizi yükümlülük yüklemiştir. Malikin gözetim hakkı TMK m.807 ile tanınmıştır; malik intifa süresince konu malın bakım ve kullanımını izleyebilir, gerektiğinde denetim isteyebilir. TMK m.808 ise malikin belirli koşullarla güvence isteme hakkını düzenler; konu malın değerinin azalması, intifa sahibinin özensiz davranışları veya güven sarsıcı olayların ortaya çıkması hâlinde malik teminat gösterilmesini talep edebilir. Güvence verilmemesi durumunda TMK m.810 uyarınca hakim, malikin talebiyle intifa hakkının kullanımına ilişkin sınırlayıcı önlemler alabilir.
TMK m.811 uyarınca intifa hakkı kurulurken tarafların birlikte defter tutma yükümlülüğü vardır; taşınırlarda listeleme, taşınmazlarda ise tespit tutanağı düzenlenmesi malın iadesi aşamasında delil işlevi görür. Defter, hangi ürün, eşya, demirbaş veya ekonomik değerin intifa başlangıcında konu malın kapsamında bulunduğunu belgelendirir. İade aşamasında bu deftere göre kıyaslama yapılır; olağan kullanımdan doğan aşınma dışında zarar tespit edilirse tazminat sorumluluğu doğar. Uygulamada defter tutulmadığında ispat yükü büyük ölçüde intifa sahibi aleyhine çevrilir.
Malın korunması TMK m.812’de temel yükümlülük olarak öngörülmüştür. İntifa sahibi konu malı korumak, olağan bakım ve kullanım kurallarına uygun davranmak zorundadır. Buna aykırılık sözleşmeye aykırılığın yanı sıra haksız fiil sorumluluğu da doğurabilir. Bakım ve işletme giderleri TMK m.813 uyarınca kural olarak intifa sahibine aittir; olağan bakım, küçük onarım, temizlik, işletme gideri (elektrik, su, ısınma) hakkın devamı boyunca hak sahibince karşılanır. Buna karşılık esaslı onarım (çatı yenileme, taşıyıcı sistem güçlendirme gibi olağanüstü bakım) çıplak malikin sorumluluğundadır; ancak intifa sahibinin bu tür işleri malike bildirme yükümlülüğü bulunur. Bildirim yapılmadığı takdirde artan zarardan intifa sahibi sorumlu tutulabilir.
Sigorta ettirme yükümlülüğü TMK m.815’te düzenlenmiştir. Bu hükme göre konu malın olağan kullanımı kapsamında yangın, doğal afet gibi risklere karşı sigorta ettirilmesi zorunlu ise, intifa sahibi bu sigorta primini karşılamakla yükümlüdür. Malikin evvelce sigorta yaptırdığı hâllerde primler intifa sahibine yansıtılır. Vergiler bakımından ise emlak vergisi ve benzeri dönemsel yükümlülükler kural olarak intifa sahibinin sırtındadır; işletme yüküyle bağlantılı vergiler intifa sahibince, mülkiyet vergisi niteliği taşıyan yükümlülükler malikçe karşılanır. TMK m.798, konu malın harap olması veya kamulaştırılması hâlinde malikin yeniden inşa yükümlülüğü olmadığını; ancak sigorta bedeli veya kamulaştırma bedelinin intifa sahibinin haklarına yansıtılacağını öngörür.
İntifa Hakkının Süresi ve Sona Ermesi — TMK m.796 ve 797
İntifa hakkının süresi TMK m.797 ile düzenlenmiştir. Bu hüküm iki temel kural içerir. Gerçek kişilerde intifa hakkı, sözleşmede aksine bir süre kararlaştırılmışsa dahi en geç hak sahibinin ölümü ile sona erer; hak mirasçılara intikal etmez. Bu kural intifa hakkının kişisel irtifak niteliğinin doğrudan sonucu olup emredicidir. Tüzel kişilerde ise intifa hakkı, tüzel kişiliğin sona ermesi ile ortadan kalkar; ancak tüzel kişiliğin uzun süreli devamı hâlinde dahi en çok 100 yıl geçmekle intifa hakkı kendiliğinden sona erer. 100 yıllık üst sınır emredicidir; sözleşme ile daha uzun süre kararlaştırılamaz. Bu üst süre, kişi lehine tesis edilen sınırlı ayni hakkın malikin mülkiyetini süresiz engellemesini önlemeyi amaçlar. Uygulamada bir vakıf veya şirket lehine tesis edilen intifa hakkı, tüzel kişilik devam etse dahi 100. yılın sonunda kendiliğinden sona erer ve terkin edilmesi gerekir.
Sona erme sebepleri TMK m.796’da düzenlenmiştir. Buna göre intifa hakkı; (i) konusunun tamamen yok olması (malın telef olması) ile, (ii) taşınmazda tescilin terkini ile ve (iii) yasal intifa hakkında sebebin ortadan kalkması ile sona erer. Bunlara ek olarak; sürenin dolması, hak sahibinin ölümü (gerçek kişi), tüzel kişiliğin sona ermesi veya 100 yıllık üst sürenin tamamlanması (tüzel kişi), hak sahibinin feragati, birleşme (konu malın malik ile hak sahibinin aynı kişide toplanması) hâllerinde de intifa hakkı sona erer. Taşınmazlarda sona ermenin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için mutlaka tapu sicilinden terkin edilmesi gerekir; terkin yapılmadıkça tapu kütüğündeki şerh geçerli sayılır ve hukuki güven ilkesi gereği iyi niyetli üçüncü kişiye koruma sağlar.
Sona erme sonrası hesap ilişkisi bakımından TMK m.822 önemli bir zamanaşımı süresi getirir. Bu hükme göre malikin, intifa sahibinden isteyebileceği taleplerin (tazminat, iade, ürün hesabı) intifa hakkının terkin edildiği veya sona erdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi zorunludur; aksi hâlde talep zamanaşımına uğrar. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması, bir yıllık sürenin hak düşürücü değil zamanaşımı süresi olduğunu; def’i olarak ileri sürülmesi hâlinde dikkate alınacağını benimser. İntifa hakkı sahibinin de m.813 kapsamında olağan bakım ve işletme giderlerini karşıladığını ispat yükü yine kendisinde olup, defter tutulmuş ise m.811 kapsamındaki tespit tutanağı en önemli belgesel dayanaktır.
Uygulama — Bağış, Miras, Kiralama ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Farkı
İntifa hakkı uygulamada dört ana biçimde karşımıza çıkar: bağışla birlikte tesis, mirasta tesis, ticari amaçlı kullanım devri ve yaşlılık planlaması. Bağışla birlikte tesis; ebeveynin sağlığında çocuklarına taşınmazı bağışlaması ancak kendi ölümüne kadar intifa hakkını saklaması biçiminde uygulanır. Bu yolla çıplak mülkiyet çocuklara devredilirken, ebeveyn hayatta olduğu sürece taşınmazı kullanma veya kirasını alma yetkisini korur. Ölüm hâlinde intifa kendiliğinden sona erer ve tam mülkiyet çocuklarda birleşir; ayrıca miras vergisi ve harç yükü de bu yapı ile hafiflemiş olur. Miras planlamasında da vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mirasbırakan, çıplak mülkiyeti bir mirasçıya bırakırken intifayı sağ kalan eşe tanıyabilir; bu düzenleme aile bütünlüğü ve barınma güvencesi bakımından tercih edilir. Ölüme bağlı tasarrufların denetimi ve mirasın paylaşılmasına ilişkin usul için mirasın paylaşılması davası (TMK 642-651) yazımız incelenebilir.
Kiralama ile intifa hakkı arasında sıkça karıştırılan noktalar vardır. Kiralama, TBK m.299 vd. kapsamında düzenlenen kişisel bir borç ilişkisidir; kiracıya konu malı kullanma yetkisi tanır ancak taşınmaz üzerinde ayni hak doğurmaz. İntifa hakkı ise sınırlı ayni hak niteliğinde olup tapuya tescille kurulur, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir ve malikin değişmesi hâlinde dahi devam eder (halefiyet kuralı). Kira kural olarak süreye bağlı ve devredilebilir bir ilişkidir; intifa hakkı gerçek kişide ömür boyu sürebilir, devredilemez. Ayrıca kiracının hakları tescile bağlanmadan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemezken, intifa hakkı yalnızca terkin edildiğinde son bulur ve bu süre içinde alınıp satılan taşınmazın yeni maliki intifayı kabullenmek zorundadır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden farkı uygulamada en kritik ayrım noktasıdır. TBK m.611-619 kapsamındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesi; bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının ise bir malvarlığı veya belirli malvarlığı değerlerini bakım borçlusuna devretmeyi üstlendiği karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşme resmi vasiyetname şeklinde düzenlenir ve tapuda mülkiyet baştan bakım borçlusuna geçer; malikin ölümü ile sözleşme sona erer. İntifa hakkında ise mülkiyet çıplak malikte kalır; intifa sahibi yalnızca yararlanma yetkisine sahiptir. Bakım yükümlülüğü ölünceye kadar bakma sözleşmesinin özünü oluşturur; intifa hakkında böyle bir yükümlülük yoktur, aksine olağan bakım ve giderler intifa sahibinin sırtındadır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi TBK m.617 uyarınca ağır ihlal hâlinde feshedilebilir, TBK m.619 uyarınca ise mirasçıların iptal davası hakkı saklıdır; intifada bu iki mekanizma bulunmaz, hak yalnızca kanuni sebeplerle sona erer. Kurumun karşılaştırmalı analizi ve iptal riskleri için ölünceye kadar bakma sözleşmesi TBK 611-619 yazımızı inceleyebilirsiniz.
Uygulamada yolsuz tescil hâlleri intifa hakkını da etkiler; sahtelik, aldatma, ehliyetsizlik veya iradesizlik iddiasıyla açılacak tapu iptal ve tescil davası (TMK 1024-1025), intifa hakkı tescili bakımından da uygulama alanı bulur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, intifa hakkı kurulmasında iradenin sakatlığı, ehliyetsizlik veya iradi beyan eksikliği hâllerinde tapu iptali ve terkin talebinin kabul edileceğini istikrarlı biçimde benimser; ispat yükü kural olarak iddia edende olup, hile ve muvazaa iddialarında yazılı delil aranmaz. İntifa hakkı sözleşme öncesi hazırlıkla, tescil sonrası bakım ve tazminat riskleriyle çok yönlü hukuki sonuçlar doğurur; bu nedenle hem tesis aşamasında hem de sona erme sürecinde deneyimli bir gayrimenkul hukuku avukatının katkısı, hem hakkın işlerliğinin korunması hem de tarafların menfaat dengesinin sağlanması açısından önem taşır.
İlgili Rehberler
- Gayrimenkul Hukuku Ana Rehber
- Tapu İptal ve Tescil Davası (Yolsuz Tescil TMK 1024-1025)
- Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi (TBK 611-619)
- Mirasın Paylaşılması Davası (TMK 642-651)
- İntifa Hakkı Nedir? — TMK m. 794
- 📄 Emekli Maaşı Haczine İtiraz (Şikâyet) Dilekçesi Örneği
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Sıkça Sorulan Sorular
İntifa hakkı ile çıplak mülkiyet arasındaki fark nedir?
İntifa hakkı, TMK m.794’e göre sahibine konu mal üzerinde tam yararlanma yetkisi (kullanma ve semerelerinden yararlanma) tanır; ancak tasarruf yetkisi (devir, ipotek, esaslı değişiklik) çıplak malikte kalır. Çıplak malik hakkın devamı süresince taşınmazı kullanamaz, gelirini elde edemez; yalnızca gözetim ve güvence hakları ile sona erme sonrasında tam mülkiyete kavuşma beklentisine sahiptir. İntifa hakkı sona erdiğinde tam mülkiyet çıplak malikte kendiliğinden birleşir.
İntifa hakkı devredilebilir veya mirasçılara intikal edebilir mi?
Hayır. İntifa hakkı kişisel irtifak niteliği taşıdığından devredilemez ve mirasçılara intikal etmez. TMK m.797 gereği gerçek kişi lehine kurulan intifa en geç hak sahibinin ölümü ile sona erer. Ancak TMK m.806 uyarınca sözleşmede aksine hüküm yoksa veya şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa hakkın kullanılması (örneğin taşınmazı kiraya vermek) üçüncü bir kişiye devredilebilir; bu devir hakkın kendisinin değil, yalnızca kullanım yetkisinin devridir.
İntifa hakkı nasıl kurulur; resmi senet ve tapu tescili zorunlu mu?
TMK m.795 gereği taşınmazlarda intifa hakkı tapu kütüğüne tescil ile kurulur. TMK m.706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.60/3 birlikte uygulandığında, tescil öncesi tarafların iradesini içeren sözleşmenin tapu sicil müdürlüğü huzurunda resmi senetle düzenlenmesi zorunludur. Adi yazılı sözleşme veya noter onaylı düzenleme resmi senet yerine geçmez; şekle aykırı intifa tesisi baştan geçersizdir. Taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri kurulma için yeterlidir.
Gerçek kişi lehine intifa ne kadar sürer; tüzel kişilerde durum nedir?
TMK m.797 uyarınca gerçek kişi lehine intifa en geç hak sahibinin ölümüyle sona erer; hak mirasçılara geçmez. Sözleşme ile ölüme kadar olan sürenin altında bir süre kararlaştırılabilir ancak ölümü aşan bir süre öngörülemez. Tüzel kişilerde ise intifa tüzel kişiliğin sona ermesi ile ortadan kalkar; ancak tüzel kişilik uzun süreli devam etse dahi en çok 100 yıl geçmekle intifa hakkı kendiliğinden sona erer. 100 yıllık üst sınır emredicidir ve sözleşme ile uzatılamaz.
İntifa hakkı hangi hâllerde sona erer?
TMK m.796 uyarınca konusunun tamamen yok olması, taşınmazda tescilin terkini ve yasal intifada sebebin ortadan kalkması başlıca sona erme sebepleridir. Bunlara ek olarak sürenin dolması, gerçek kişide ölüm, tüzel kişide sona erme veya 100 yılın dolması, hak sahibinin feragati ve birleşme (mülkiyet ile intifa hakkının aynı kişide toplanması) hâllerinde de intifa sona erer. Taşınmazlarda sona ermenin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tapudan terkin şarttır; aksi hâlde tapu kütüğüne dayanan iyi niyetli üçüncü kişi korunur.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile intifa hakkı arasında ne fark vardır?
TBK m.611-619’daki ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu, bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi üstlenir; karşılığında mülkiyet baştan devredilir. İntifa hakkında ise mülkiyet çıplak malikte kalır; intifa sahibinin bakım yükümlülüğü yoktur, aksine olağan bakım ve giderler (m.813) intifa sahibince karşılanır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ağır ihlal hâlinde fesih (TBK m.617) ve mirasçılarca iptal (TBK m.619) yollarına açıkken; intifa hakkı yalnızca TMK m.796 kapsamındaki sona erme sebepleriyle son bulur.


