Evlilik İçinde Doğum, Soybağı ve Babalık Karinesi — TMK m.282-286 Rehberi (2026)
10 Temmuz 2026

Evlilik İçinde Doğum, Soybağı ve Babalık Karinesi — TMK m.282-286 Rehberi (2026)

Evlilik İçinde Doğum, Soybağı ve Babalık Karinesi — TMK m.282-286 Rehberi (2026)

Türk hukukunda çocuk ile ebeveynleri arasındaki hukukî bağın ismi soybağıdır. Bu bağ; çocuğun kişilik durumu, miras hakkı, velayet ilişkisi, nafaka yükümlülüğü, vatandaşlığı ve isim kaydı bakımından belirleyici öneme sahiptir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu, soybağının kurulmasını 282 ilâ 320. maddeler arasında düzenlemiştir. Rehberimizin odağında; soybağı kavramı ve kurulma yolları (m.282), davada usul ile hâkimin araştırma yetkisi (m.283-284), evlilik içinde doğum ve babalık karinesi (m.285/1), üçyüz günlük süre karinesi (m.285/2-3) ile karinenin çürütülmesi olan soybağının reddi (m.286) yer almaktadır. Yasal karinelerin işleyişinin anlaşılması; hem nüfus kayıtlarının doğru tutulmasında hem de soybağına ilişkin davaların doğru zeminde açılıp yönetilmesinde belirleyicidir. soybağı karine tmk 285 hükmü uygulamada en sık başvurulan düzenleme niteliğindedir ve bu rehberde madde madde ele alınacaktır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Soybağı Kavramı ve Kurulma Yolları — TMK m.282

Türk Medenî Kanunu m.282 hükmü, soybağının kurulmasına ilişkin genel ilkeleri düzenler ve öğreti bakımından “soybağı hukukunun anahtarı” niteliğindedir. Hüküm üç fıkradan oluşur ve dört farklı kurulma yolunu tanımlar. Birinci fıkra uyarınca çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Ananın kim olduğu doğum vakıasıyla belirlenir; ayrıca bir mahkeme kararına, tanımaya veya evliliğe gerek yoktur. Doğum belgesi, hastane kayıtları, resmî nüfus kayıtları ve ana-çocuk arasındaki biyolojik bağ doğal olarak nüfus siciline işlenir. Bu düzenleme; ananın soybağının kurulmasında Roma hukukundan bu yana gelen mater semper certa est (ana her zaman bellidir) ilkesinin modern Türk pozitif hukukundaki karşılığıdır. Ana bakımından karine söz konusu olmayıp; soybağının doğrudan doğum olgusuna bağlandığı doğal bir kural mevcuttur.

İkinci fıkra uyarınca çocuk ile baba arasında soybağı; ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Böylece baba ile çocuk arasındaki soybağının kurulma yolları üç ana kalıba oturur: (i) ana ile evlilik — evlilik birliği içinde doğan çocuğun babası kocadır; (ii) tanıma — babanın nüfus memuru, mahkeme, noter veya vasiyetname yoluyla çocuğu kendi çocuğu olarak tanıması (TMK m.295-298); (iii) hâkim hükmü — babalık davası (TMK m.301-304) veya soybağı tespiti davası sonucu verilen mahkeme kararı ile soybağının inşası. Bu üç yol arasındaki temel fark; birincisinde soybağının otomatik biçimde kanunî karineye dayanarak, ikincisinde tek taraflı irade beyanıyla, üçüncüsünde ise yargısal denetim sonucu kurulmasıdır.

Üçüncü fıkra farklı bir kurulma yolunu ele alır: soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur. Bu düzenleme TMK m.305-320 hükümleri ile ayrıntılı biçimde ele alınan evlât edinme kurumu ile soybağı arasındaki köprüyü kurar. Evlât edinme; biyolojik olmayan bir hukukî soybağı ilişkisidir. Küçüklerin evlât edinilmesi (m.305), erginlerin evlât edinilmesi (m.313) ve eşlerin birlikte veya tek başına evlât edinmesi (m.306) hâllerinde hâkim kararıyla evlâtlık ile evlât edinen arasında hukukî bir soybağı bağı doğar; evlâtlık, kural olarak evlât edinenin altsoyu hukukî statüsünü kazanır. Böylece TMK m.282; soybağının doğal (doğum), hukukî (evlilik ve tanıma) ve yargısal (hâkim hükmü ile evlât edinme) olmak üzere farklı zeminlerde kurulabileceğini sistematik olarak ortaya koyar.

Davada Usul ve Nüfus Sicili Kayıtları — TMK m.283-284

TMK m.283 uyarınca soybağına ilişkin davalar aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 gereğince asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Bu görev kuralı; soybağının reddi, babalık davası, tanımanın iptali, soybağı tespiti gibi bütün soybağı davaları için geçerlidir. Yetkili mahkeme kural olarak taraflardan birinin yerleşim yeri veya çocuğun bulunduğu yer mahkemesidir. Soybağı davalarının özel önem taşıması sebebiyle Cumhuriyet savcısı da yargılamaya katılabilir; bazı davalarda savcılığın davaya iştiraki zorunludur. Aile mahkemesinin görev alanının belirlenmesi; usul ekonomisi ve çocuğun üstün menfaati bakımından hızlı yargılamayı hedefler.

TMK m.284 hükmü ise soybağı davalarında usule ilişkin özel kurallar getirir. Genel kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır; ancak iki temel ilke ön plana çıkar. Birincisi, hâkim maddî olguları resen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Bu ilke; medenî yargıda geçerli olan taraflarca hazırlama ilkesinden ayrılır; hâkim, tarafların ileri sürmediği vakıaları ve delilleri de kendiliğinden araştırma yetkisine sahiptir. Böylece çocuğun üstün menfaati ve biyolojik gerçekliğe uygun soybağının kurulması ilkesi güçlendirilir. İkincisi, taraflar ve üçüncü kişiler; soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Özellikle DNA analizi bu kapsamda uygulamada temel araç hâline gelmiştir. Davalı taraf hâkimin öngördüğü incelemeye rıza göstermezse, hâkim durumun ve koşulların gerektirdiği ölçüde bu tutumun sonuçlarını rıza göstermeyen taraf aleyhine değerlendirebilir. Bu düzenleme, 6100 sayılı HMK m.292 ile de uyum içindedir.

Nüfus sicili kayıtları bakımından TMK m.7 genel kuralı önem taşır: resmî sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Doğum kaydı, evlilik kaydı, tanıma kaydı, evlât edinme tescili gibi nüfus siciline işlenen bilgiler aksi ispat edilene kadar geçerlidir. Nüfus memuru çocuğun doğumunu ana-babadan aldığı beyan üzerine tescil eder ve evlilik içi doğumda kocayı otomatik olarak baba olarak kaydeder. Bu kayıt ise kesin (mutlak) bir delil değildir; TMK m.286 kapsamında soybağının reddi ya da TMK m.301 kapsamında babalık davası yoluyla değiştirilmesi mümkündür. Uygulamada aile kütüğü kayıtlarının basit maddi hata sebebiyle düzeltilmesi asliye hukuk mahkemesinde görülür; ancak soybağı iddialarına dayanan düzeltme talepleri aile mahkemesinin görev alanında değerlendirilir. Yerleşik Yargıtay içtihatları “gerçek babanın nüfusuna kayıt” talebini soybağının reddi anlamında yorumlayarak aile mahkemesinin görevli olduğunu belirtir.

Babalık Karinesi ve Evlilik İçi Doğum — TMK m.285/1

Soybağı hukukunun en önemli düzenlemelerinden biri babalık karinesidir ve TMK m.285’te yer alır. Bu karine, evlilik birliği içinde doğan çocukların babasının koca olduğunu peşinen kabul eder ve nüfus kaydının bu yönde tutulmasını sağlar. Karine; aile birliğinin hukukî istikrarını korumaya, çocuğun soybağının hızla tescil edilmesine ve statüsüz çocuk (hukukî baba bulunmaksızın kalan çocuk) sorununun önlenmesine hizmet eder. TMK m.285/1 hükmü şöyledir: “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.” Böylece nüfus memuruna herhangi bir tıbbî inceleme yaptırmasına gerek kalmadan çocuğun kocanın nüfusuna tescili sağlanır.

Babalık karinesinin ilk şartı çocuğun evlilik birliği devam ederken doğmuş olmasıdır. Resmî nikâh yoluyla kurulmuş bir evlilik olması gerekir; sadece dinsel tören (imam nikâhı) ile birlikte yaşama, karine uygulaması için yeterli değildir. Bu durumda evlilik dışı çocuk statüsü söz konusu olur ve baba ile arasındaki soybağı ancak tanıma veya babalık davası yoluyla kurulur. Karine, evliliğin resmî olarak sicilde tescil edilmiş olması hâlinde otomatik biçimde uygulanır ve çocuğun babası olarak koca nüfusa yazılır. Karineye dayanılabilmesi için ana-babanın birlikte yaşamış olması, cinsel ilişkinin ispat edilmesi, gebelik döneminin fiilî ilişkiyle örtüşmesi gibi ek şartlar aranmaz; kanunun öngördüğü tek şart evlilik birliğinin devam ediyor olmasıdır.

Karinenin ikinci önemli özelliği çürütülebilir (adi) nitelikte olmasıdır. Kesin (kanuni-mutlak) karineler aksinin ispatına açık değildir; ancak babalık karinesi TMK m.286 ve devamı hükümlerinde düzenlenen soybağının reddi davası ile çürütülebilir. Bu bakımdan koca; gerçekte çocuğun biyolojik babası olmadığını ispat ederek karineyi çürütebilir ve nüfus kaydının düzeltilmesini sağlayabilir. Kocanın babalık iddiasında bulunmaması, karinenin uygulanmasına engel olmaz; nüfus memuru evlilik içinde doğan çocuğu yasa gereği kocanın nüfusuna kaydeder. Karinenin çürütülmesi için ayrı bir dava yolu izlemek gerekir ve dava; kanunda öngörülen kişilerce ve öngörülen sürelerde açılmalıdır. Aksi hâlde nüfus kaydı hukuken kalıcı olarak koca babalığını doğurur ve düzeltme imkânı süre yönünden kaybedilir.

Üçyüz Gün Karinesi — TMK m.285/2 ve m.285/3

TMK m.285’in birinci fıkrasının devamı ve ikinci-üçüncü fıkraları, babalık karinesinin evliliğin sona ermesi hâlindeki uygulamasını düzenler. Kural olarak; çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğmuşsa babası yine koca sayılır. Bu üçyüz günlük süre; kadın vücudunun ortalama gebelik süresi olan dokuz-on ay dikkate alınarak belirlenmiş biyolojik-hukukî bir ölçüttür. Boşanma, evliliğin iptali (butlan) veya kocanın ölümü hâllerinde evlilik sona erer; ancak eşin çocuğa gebe kalması evlilik döneminde gerçekleşmiş olabileceğinden üçyüz günlük süre içinde doğan çocuk yasa koyucu tarafından yine koca çocuğu sayılır. Bu düzenleme, çocuğun statüsüz kalmasını engellemeye ve hukukî belirlilik ilkesine hizmet eder.

TMK m.285/2 hükmü, üçyüz günlük sürenin geçmesinden sonra doğan çocuğun kocaya bağlanmasını sağlayacak istisnayı düzenler: “Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür.” Böylece üçyüz günlük süre mutlak bir kesme değil; aksinin ispatı ile aşılabilecek bir sınırdır. Örneğin boşanma kararının kesinleşmesinden on iki ay sonra doğan bir çocuk için ana, evlilik sürerken gebe kaldığını ispat ederse çocuk kocaya bağlanır. Ancak bu ispat oldukça güçtür ve gebelik başlangıcına ilişkin tıbbî deliller, ultrasonografi tarihi, hastane kayıtları, muayene raporları gibi somut belgeler gerektirir. Bu düzenlemenin arka planındaki mantık, kadın vücudunun bazen üçyüz günlük ortalamayı aşan gebelik dönemleri yaşayabileceğinin biyolojik gerçeklik olarak kabul edilmesidir.

TMK m.285/3 ise gaiplik hâlini özel olarak düzenler: “Kocanın gaipliğine karar verilmiş ise üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.” Gaiplik; ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun süredir haber alınamayan kişinin mahkeme kararıyla ölmüş sayılmasıdır (TMK m.32-35). Kocanın gaipliğine karar verilmişse evlilik gaiplik kararının kesinleşmesiyle sona erer. Ancak üçyüz günlük süre gaiplik kararının kesinleşme tarihinden değil; ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya kocadan son haber alındığı tarihten itibaren hesaplanır. Bu düzenleme; gerçekte kocanın uzun süredir hayatta olmayabileceği kabulünden hareket eder ve karinenin biyolojik gerçekliğe uygun biçimde uygulanmasını amaçlar.

Üçyüz gün karinesinin uygulanmasında dikkat edilecek bir başka husus; ananın evlilik sürerken başka bir erkekle birlikte yaşadığı iddiası veya evliliğin sona ermesinin ardından yeniden evlenmesi hâllerinde ortaya çıkan çakışan karinelerdir. Kadının önceki evliliğin sona ermesinden itibaren TMK m.132’de öngörülen üçyüz günlük iddet süresi içinde yeniden evlenmesi kural olarak yasaktır; ancak bu süre mahkeme kararıyla veya doğumla kalkabilir. İddet süresi kaldırılmadan yeniden evlenilirse önceki koca ve yeni koca için babalık karinesi çakışabilir; bu durumda somut olay koşullarına göre karinelerden hangisinin öncelikli uygulanacağı hâkim tarafından belirlenir ve gerekli hâllerde soybağının reddi davasıyla düzeltme yapılır.

Babalık Karinesinin Çürütülmesi — Soybağının Reddi (TMK m.286-291)

Babalık karinesi çürütülebilir nitelikte olduğu için, gerçekte çocuğun biyolojik babası koca değilse nüfus kaydının düzeltilmesi mümkündür. Bunun tek yolu soybağının reddi davasıdır ve TMK m.286-291 hükümlerinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. TMK m.286/1 hükmü kocaya; m.286/2 hükmü ise çocuğa dava hakkı tanır. Koca davayı ana ve çocuğa karşı; çocuk ise ana ve kocaya karşı açar. Küçük çocuk davayı yasal temsilcisi veya atanacak kayyım eliyle takip eder; ana ile çocuğun menfaatlerinin çatışması hâlinde çocuğa ayrı kayyım tayin edilir. Yerleşik Yargıtay uygulaması bu menfaat çatışmasının varlığı hâlinde ayrı kayyım tayinini zorunlu görür.

Anayasa Mahkemesi’nin 26.07.2023 tarihli ve 2023/37 E., 2023/140 K. sayılı kararı soybağı hukukunda önemli bir gelişme oluşturmuştur. Karar ile TMK m.286/1 hükmünün, ana tarafından soybağının reddi davası açılmasına imkân tanımaması yönü Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Karar Resmî Gazete’de 20.10.2023 tarihinde yayımlanmış ve dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi; ananın çocuğun biyolojik babasının bilinmesinde meşru menfaati bulunduğunu, dava açma hakkının tanınmamasının Anayasa’nın 20. maddesi (özel hayatın gizliliği) ve 40. maddesi (etkili başvuru hakkı) ile bağdaşmadığını tespit etmiştir. İptal sonrasında güncel duruma göre soybağının reddi davasını koca, çocuk ve ana ile TMK m.291 uyarınca kocanın belirli yakınları (altsoyu, ana-babası veya baba olduğunu iddia eden kişi) açabilir.

Soybağının reddi davasında ispat yükü, çocuğun ana rahmine düştüğü dönemin evlilik içi veya dışı olmasına göre farklılaşır. TMK m.287 uyarınca çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk, evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır. TMK m.288 ise çocuğun evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüş olması hâlinde davacı kocanın başka kanıt getirmesine gerek olmadığını düzenler; ispat yükü ters çevrilir ve dava kolaylaşır.

Hak düşürücü süreler bakımından TMK m.289 uyarınca koca; doğumu, baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde davayı açmak zorundadır. Çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde davayı açar. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 E., 2009/96 K. sayılı kararı ile TMK m.289/1’de yer alan “her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl” mutlak hükmü iptal edilmiştir. Böylece kocanın öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık süreye tabi olmakla birlikte doğumdan itibaren mutlak beş yıllık süre kaldırılmıştır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa süreler bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar (m.289/3). Yargılamada DNA testi belirleyici delil niteliğindedir ve HMK m.292 ile TMK m.284/2 birlikte değerlendirilir.

Tanıma ve Babalık Davası — Kısa Karşılaştırma

Evlilik dışı doğan çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulması için TMK m.282/2 uyarınca tanıma veya babalık davası yollarına başvurulabilir. Tanıma, TMK m.295-298 arasında düzenlenmiştir; çocuğun babası olduğunu iddia eden erkeğin bunu tek taraflı bir irade beyanıyla resmen açıklamasıdır. Tanıma; nüfus memuru veya mahkeme önünde yazılı başvuru; noter tarafından düzenlenen resmî senet; ya da vasiyetnameyle yapılabilir. Küçük veya kısıtlı olan babalar, yasal temsilcinin rızasıyla tanımada bulunabilir. Tanıma iradesinin geçerli olması için baba, çocuğun kendi çocuğu olduğuna dair açık ve tereddütsüz bir irade açıklamasında bulunmalıdır. Tanımanın iptali (TMK m.297-298) tanıyanın veya diğer ilgililerin dava hakkı ile mümkündür.

Babalık davası ise TMK m.301-304 arasında düzenlenmiştir ve çocuk ile ana tarafından tanımayan babaya karşı açılır. Dava, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. TMK m.303 uyarınca ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer; çocuğun dava hakkı için Anayasa Mahkemesi’nin 27.10.2011 tarihli ve 2010/71 E., 2011/143 K. sayılı kararı sonrasında katı süre uygulaması sorgulanmakta ve çocuğun ergin olduğu tarihten başlayarak bir yıllık süre içtihatlarda geniş yorumlanmaktadır. Babalık davasında da hâkim resen araştırır; DNA analizi merkezi öneme sahiptir. Karar sonucunda çocuk ile davalı arasında hukukî soybağı kurulur ve nüfus kayıtları düzeltilir.

Karşılaştırma yapıldığında; evlilik içi doğum ve babalık karinesi, otomatik ve hızlı bir kurulma sağlar; nüfus tescili karinenin doğal sonucu olarak yapılır; ancak biyolojik gerçekliğe aykırı olduğunda soybağının reddi davasıyla çürütülmesi gerekir. Tanıma ise tek taraflı irade beyanına dayanır; hızlı ve masrafsızdır; ancak babanın gönüllü olarak tanımada bulunması gerekir. Babalık davası en zorlu ve uzun süren yoldur; ancak baba gönüllü davranmadığında tek çözüm yoludur. Üç yol birbirini tamamlar niteliktedir ve somut olayın koşullarına göre uygun olan seçilir. Ayrıca çocuk ile baba arasında biyolojik değil hukukî bir soybağı kurulması amaçlanıyorsa evlât edinme (TMK m.305-320) yoluna başvurulur.

Yargılama Sonuçları ve Uygulama Sorunları

Soybağı davalarının tümü aile mahkemesinde görülür ve HMK genel hükümleriyle birlikte TMK m.284’ün özel usul kuralları uygulanır. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar; ispat vasıtaları, DNA testine rıza göstermeyen taraflar, kısıtlı ve küçük çocuklar için kayyım tayini, hak düşürücü sürelerin başlangıcı ve ana ile çocuğun menfaatleri arasındaki çatışmadır. Hâkim bu davalarda resen araştırma yetkisini geniş biçimde kullanır ve çocuğun üstün menfaatini gözetir. Nüfus kayıtları üzerinde yapılacak düzeltmelerde nüfus müdürlüğü de yargılamaya çağrılır ve karar kesinleştikten sonra tescil işlemleri yerine getirilir.

Uygulamada özellikle dikkat edilecek durumlar şunlardır: (i) evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun evlilik içinde doğmuş gibi kaydedilmesi babalık karinesini tetikler ve düzeltme ancak soybağının reddi davasıyla mümkündür; (ii) boşanma süreci devam ederken doğan çocuk hâlâ evlilik içi karinesine tabidir çünkü boşanma kararı kesinleşene kadar evlilik hukuken devam eder; (iii) ayrı yaşama süresince gebe kalınan çocuk için TMK m.288 kolaylığından yararlanılabilir ve davacı koca lehine ispat yükü hafifler; (iv) yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının çocukları için nüfus tescili ve karine uygulaması yine TMK hükümlerine tabidir; (v) yardımcı üreme teknikleri (tüp bebek, sperm bağışı vb.) sonucu dünyaya gelen çocuklar bakımından da genel karine kuralı uygulanır. Aile mahkemesinin verdiği karar kesinleştikten sonra nüfus siciline işlenir; nüfus müdürlüğü bu kararı aile kütüğüne aynen tescil eder. Çocuğun soyadı, velayet durumu, miras hakları ve nafaka yükümlülüğü kararın sonuçlarına göre yeniden düzenlenir.

Soybağı hukukunda karinelerin yapısı; hukukî belirlilik, biyolojik gerçeklik ve çocuğun üstün menfaati arasında hassas bir denge kurulmasını gerektirir. Yasal karinelerin doğru okunması, hangi davanın açılacağının belirlenmesi, sürelerin işlemesi ve uygun ispat stratejisinin oluşturulması bakımından somut sorunlarınızda aile hukuku alanında bilgili bir avukatla erken aşamada görüşülmesi önerilir. Bu değerlendirme; nüfus kayıtlarınızın hukukî durumu, açılabilecek davaların çerçevesi ve olası sonuçları bakımından size somut yol haritası sağlar.

İlgili Rehberler

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sıkça Sorulan Sorular

Soybağı hangi yollarla kurulur?
TMK m.282 uyarınca çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Ayrıca soybağı evlât edinme yoluyla da kurulabilir. Böylece kanun soybağının kurulması için beş temel yol öngörür: doğum (ana bakımından), evlilik (baba bakımından karine), tanıma (baba bakımından tek taraflı beyan), hâkim hükmü (babalık davası) ve evlât edinme (yargısal karar ile hukukî soybağı). Her bir yolun kendine özgü şartları, yargılama usulü ve sonuçları vardır. Ana bakımından soybağı doğrudan doğum vakıasına bağlıdır ve ayrıca bir karar veya karineye ihtiyaç göstermez.

Evlilik içinde doğan çocuğun babası nasıl belirlenir?
TMK m.285/1 uyarınca evlilik devam ederken doğan çocuğun babası kocadır; bu, kanunî bir karinedir. Karine uyarınca nüfus memuru çocuğu koca nüfusuna kaydeder; ayrıca bir mahkeme kararı veya tanıma yapılmasına gerek yoktur. Karinenin uygulanması için evliliğin resmî nikâh yoluyla kurulmuş olması gerekir; sadece dinsel tören ile birlikte yaşama, karine uygulaması bakımından yeterli değildir. Karine çürütülebilir nitelikte olup, koca çocuğun biyolojik babası değilse TMK m.286 kapsamında soybağının reddi davasıyla nüfus kaydı düzeltilebilir. Kocanın rızası veya iddiası aranmaksızın karine devreye girer ve nüfus tescili buna göre yapılır.

Üçyüz günlük süre karinesi nedir ve nasıl işler?
TMK m.285/1 uyarınca evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası da kocadır. Evlilik boşanma, iptal (butlan) veya kocanın ölümü ile sona erebilir; bu tarihten itibaren üçyüz gün içinde doğan çocuk için babalık karinesi uygulanır. Üçyüz günlük süre kadın vücudunun ortalama gebelik süresini yansıtır. TMK m.285/2 uyarınca bu süreden sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması için ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatı gerekir. TMK m.285/3 uyarınca kocanın gaipliğine karar verilmiş ise üçyüz günlük süre; gaiplik kararının kesinleşmesi tarihinden değil, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu düzenleme biyolojik gerçekliğe uygun bir karine yapısı oluşturur.

Babalık karinesi nasıl çürütülür?
Babalık karinesi kesin (mutlak) değildir; çürütülebilir niteliktedir. Çürütülmesinin tek yolu TMK m.286-291 kapsamında soybağının reddi davasıdır. Bu davayı koca, çocuk ve Anayasa Mahkemesi’nin 2023/37 E., 2023/140 K. sayılı kararı sonrası ana açabilir. TMK m.291 uyarınca ayrıca kocanın altsoyu, ana-babası veya baba olduğunu iddia eden kişi de belirli koşullarda dava açabilir. Koca için dava açma süresi doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıldır. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli kararıyla “her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl” mutlak süresi iptal edilmiştir. DNA testi bu davada belirleyici delil niteliğindedir; hâkim TMK m.284 uyarınca resen araştırır ve incelemeye rıza göstermeyen taraf aleyhine sonuç çıkarabilir.

Ana tarafından soybağının reddi davası açılabilir mi?
Evet, Anayasa Mahkemesi’nin 26.07.2023 tarihli ve 2023/37 E., 2023/140 K. sayılı kararı ile TMK m.286/1 hükmünün ana tarafından soybağının reddi davası açılmasına imkân tanımaması yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmesinden sonra ana da soybağının reddi davası açabilir. Karar Resmî Gazete’de 20.10.2023 tarihinde yayımlanmıştır ve dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi; ananın çocuğun biyolojik babasının bilinmesinde meşru menfaati bulunduğunu, dava hakkı tanınmamasının Anayasa’nın 20. maddesi (özel hayatın gizliliği) ve 40. maddesi (etkili başvuru hakkı) ile bağdaşmadığını tespit etmiştir. Böylece ana; koca, çocuk ve TMK m.291’de belirtilen ilgililer ile birlikte davayı açabilecek kişiler arasında yer alır.

Tanıma ile babalık karinesi arasında ne fark vardır?
Babalık karinesi TMK m.285 uyarınca evlilik içinde doğan çocuk için otomatik olarak devreye girer; nüfus tescili karinenin doğal sonucu olarak yapılır ve nüfus memurunun ayrıca bir irade beyanı araması gerekmez. Tanıma ise TMK m.295-298 uyarınca evlilik dışı çocuğun babası tarafından tek taraflı bir irade beyanıyla yapılan bir işlemdir; nüfus memuru, mahkeme, noter veya vasiyetname yoluyla gerçekleştirilebilir. Karine, evlilik birliğinin varlığına dayanır ve kanun gereği geçerlidir; tanıma ise kişinin gönüllü davranışını gerektirir. Karine, soybağının reddi davasıyla çürütülebilir; tanıma ise iptal davası (TMK m.297-298) ile geçersiz kılınabilir. Baba ile evlilik dışı çocuk arasındaki soybağı için babanın tanımaması hâlinde son çare TMK m.301’e dayalı babalık davasıdır.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Soybağı hangi yollarla kurulur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TMK m.282 uyarınca çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Ayrıca soybağı evlât edinme yoluyla da kurulabilir. Böylece kanun soybağının kurulması için beş temel yol öngörür: doğum (ana bakımından), evlilik (baba bakımından karine), tanıma (baba bakımından tek taraflı beyan), hâkim hükmü (babalık davası) ve evlât edinme (yargısal karar ile hukukî soybağı). Her bir yolun kendine özgü şartları, yargılama usulü ve sonuçları vardır. Ana bakımından soybağı doğrudan doğum vakıasına bağlıdır ve ayrıca bir karar veya karineye ihtiyaç göstermez.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Evlilik içinde doğan çocuğun babası nasıl belirlenir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TMK m.285/1 uyarınca evlilik devam ederken doğan çocuğun babası kocadır; bu, kanunî bir karinedir. Karine uyarınca nüfus memuru çocuğu koca nüfusuna kaydeder; ayrıca bir mahkeme kararı veya tanıma yapılmasına gerek yoktur. Karinenin uygulanması için evliliğin resmî nikâh yoluyla kurulmuş olması gerekir; sadece dinsel tören ile birlikte yaşama, karine uygulaması bakımından yeterli değildir. Karine çürütülebilir nitelikte olup, koca çocuğun biyolojik babası değilse TMK m.286 kapsamında soybağının reddi davasıyla nüfus kaydı düzeltilebilir. Kocanın rızası veya iddiası aranmaksızın karine devreye girer ve nüfus tescili buna göre yapılır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Üçyüz günlük süre karinesi nedir ve nasıl işler?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TMK m.285/1 uyarınca evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası da kocadır. Evlilik boşanma, iptal (butlan) veya kocanın ölümü ile sona erebilir; bu tarihten itibaren üçyüz gün içinde doğan çocuk için babalık karinesi uygulanır. Üçyüz günlük süre kadın vücudunun ortalama gebelik süresini yansıtır. TMK m.285/2 uyarınca bu süreden sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması için ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatı gerekir. TMK m.285/3 uyarınca kocanın gaipliğine karar verilmiş ise üçyüz günlük süre; gaiplik kararının kesinleşmesi tarihinden değil, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu düzenleme biyolojik gerçekliğe uygun bir karine yapısı oluşturur.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Babalık karinesi nasıl çürütülür?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Babalık karinesi kesin (mutlak) değildir; çürütülebilir niteliktedir. Çürütülmesinin tek yolu TMK m.286-291 kapsamında soybağının reddi davasıdır. Bu davayı koca, çocuk ve Anayasa Mahkemesi’nin 2023/37 E., 2023/140 K. sayılı kararı sonrası ana açabilir. TMK m.291 uyarınca ayrıca kocanın altsoyu, ana-babası veya baba olduğunu iddia eden kişi de belirli koşullarda dava açabilir. Koca için dava açma süresi doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıldır. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli kararıyla ‘her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl’ mutlak süresi iptal edilmiştir. DNA testi bu davada belirleyici delil niteliğindedir; hâkim TMK m.284 uyarınca resen araştırır ve incelemeye rıza göstermeyen taraf aleyhine sonuç çıkarabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Ana tarafından soybağının reddi davası açılabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet, Anayasa Mahkemesi’nin 26.07.2023 tarihli ve 2023/37 E., 2023/140 K. sayılı kararı ile TMK m.286/1 hükmünün ana tarafından soybağının reddi davası açılmasına imkân tanımaması yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmesinden sonra ana da soybağının reddi davası açabilir. Karar Resmî Gazete’de 20.10.2023 tarihinde yayımlanmıştır ve dokuz ay sonra yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi; ananın çocuğun biyolojik babasının bilinmesinde meşru menfaati bulunduğunu, dava hakkı tanınmamasının Anayasa’nın 20. maddesi (özel hayatın gizliliği) ve 40. maddesi (etkili başvuru hakkı) ile bağdaşmadığını tespit etmiştir. Böylece ana; koca, çocuk ve TMK m.291’de belirtilen ilgililer ile birlikte davayı açabilecek kişiler arasında yer alır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Tanıma ile babalık karinesi arasında ne fark vardır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Babalık karinesi TMK m.285 uyarınca evlilik içinde doğan çocuk için otomatik olarak devreye girer; nüfus tescili karinenin doğal sonucu olarak yapılır ve nüfus memurunun ayrıca bir irade beyanı araması gerekmez. Tanıma ise TMK m.295-298 uyarınca evlilik dışı çocuğun babası tarafından tek taraflı bir irade beyanıyla yapılan bir işlemdir; nüfus memuru, mahkeme, noter veya vasiyetname yoluyla gerçekleştirilebilir. Karine, evlilik birliğinin varlığına dayanır ve kanun gereği geçerlidir; tanıma ise kişinin gönüllü davranışını gerektirir. Karine, soybağının reddi davasıyla çürütülebilir; tanıma ise iptal davası (TMK m.297-298) ile geçersiz kılınabilir. Baba ile evlilik dışı çocuk arasındaki soybağı için babanın tanımaması hâlinde son çare TMK m.301’e dayalı babalık davasıdır.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk