Tapu İptal ve Tescil Davası: Yolsuz Tescilin Düzeltilmesi
10 Temmuz 2026

Tapu İptal ve Tescil Davası: Yolsuz Tescilin Düzeltilmesi

Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinde geçerli bir hukuki sebebe dayanmaksızın oluşturulmuş bir tescili düzeltmek amacıyla açılan aynî nitelikte bir davadır. Türk Medeni Kanunu m.716 uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, geçerli bir borçlandırıcı işlem ile bunun sicile tescili birlikte gerçekleştiğinde tamamlanır. Borçlandırıcı işlemin geçersiz olması, tescilin sahte belgeye dayanması ya da işlemi yapan kişinin ehliyet veya tasarruf yetkisinden yoksun olması durumunda ortaya çıkan tescil yolsuz tescil olarak nitelendirilir. TMK m.1024-1025 hükümleri, bu sicil bozukluğunun mahkeme kararıyla düzeltilmesine imkân verir. Aşağıda dava türünün hukuki niteliği, kimler tarafından açılabileceği, iyi niyetli üçüncü kişinin korunması, sık karşılaşılan sebepler ile görevli mahkeme ve tedbir usulü, mevzuat ve Yargıtay uygulaması ışığında ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Tapu İptalinin Hukuki Niteliği ve Yolsuz Tescil Kavramı

Türk hukukunda tapu sicili, taşınmazlar üzerindeki aynî hakların doğumu, devri ve sona ermesi bakımından kurucu bir kayıt sistemi olarak düzenlenmiştir. TMK m.705 taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasını tescile bağlarken TMK m.716 satış, bağış veya benzeri bir borçlandırıcı işlemin tescili istem hakkı doğurduğunu belirtir. Sicildeki kayıt ile maddi hukuk durumu birbirine uyumlu olmadığında, sicil ile gerçek hak sahipliği arasında bir çelişki meydana gelir. Öğreti ve Yargıtay uygulaması, yolsuz tescili “geçerli bir borçlandırıcı sebep bulunmadan yapılan, hukuki sebepten yoksun ya da bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan tescil” olarak tanımlar. Bu tanım, hem sicilin ilk oluşumundaki yolsuzlukları hem de sonraki değişikliklerdeki hukuki sebep eksikliğini kapsar.

Tapu iptal ve tescil davası, sicildeki bu yolsuz kaydın mahkeme kararı ile silinmesini ve gerçek hak sahibi lehine yeniden tesis edilmesini amaçlar. Karar geriye etkili biçimde sonuç doğurur; yolsuz tescile dayalı sonraki tasarruflar da bu düzeltmeden etkilenebilir. Ancak TMK m.1023 güven ilkesi karşısında iyi niyetle hak kazanan üçüncü kişilerin durumu ayrı bir değerlendirmenin konusudur.

TMK m.1024-1025 Çerçevesinde İptal Talebi ve Dava Hakkı

TMK m.1024/1 hükmüne göre “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” Aynı maddenin ikinci fıkrası, yolsuz bir tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağını hükme bağlar. TMK m.1025/1 ise dava yolunu açık biçimde düzenler: “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.”

Dava hakkına sahip olanlar, yolsuz tescil nedeniyle aynî hakkı zedelenen gerçek hak sahibi, mirasçıları ve halefleridir. Mirasa dayanan uyuşmazlıklarda saklı paylı olsun olmasın tüm mirasçılar bu davayı açabilir. Dava, tapu kaydında görünen malik ile onunla birlikte hareket eden diğer kayıt malikleri aleyhine açılır. Sonraki elden ele devirlerde, kayıttaki tüm halkalar davaya dahil edilmelidir; aksi halde sicildeki bir tescilin yalnızca kısmen düzeltilmesi mümkün olmayabilir.

TMK m.1023 Güven İlkesinin Sınırı ve İyi Niyetli Üçüncü Kişi

TMK m.1023, “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmüyle tapu sicilinin resmiyetine dayanan güvenin korunacağını düzenler. Bu ilke uyarınca, yolsuz tescili öğrenmeden önce sicile güvenerek taşınmazı devralan ve bir aynî hak elde eden iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı, gerçek hak sahibinin düzeltme talebine karşı korunur. Uygulamada bu koruma; kazananın üçüncü kişi konumunda olması, sicildeki yolsuz tescile dayanması, iyi niyetle hareket etmesi ve tasarruf yetkisi dışındaki geçerlilik unsurlarının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlanır.

Bu tabloda, gerçek hak sahibinin talebi doğrudan taşınmazın iadesine değil, TMK m.1025/son fıkrasında güvence altına alınan tazminat sonucuna dönüşebilir. Uygulamada güven ilkesinin sınırı, üçüncü kişinin kötü niyetinin ya da bilmesi gerekliliğinin ispatıyla aşılır. Bu nedenle uyuşmazlığın erken safhasında ihtiyati tedbir alınması ve tapuya şerh düşürülmesi, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bir alıcının ortaya çıkmasını fiilen önlediği için stratejik öneme sahiptir. Konu ile bağlantılı olarak ecrimisil davası gibi zilyetliğe dayanan tazminat talepleri de aynı sürecin parçası olabilir.

Sık Karşılaşılan Yolsuz Tescil Sebepleri

Uygulamada tapu iptal ve tescil davası pek çok farklı sebeple gündeme gelir. Sicilin yolsuz duruma düşmesine yol açan başlıca haller şunlardır:

  • Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma): Miras bırakanın bağışlama iradesini tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görüntüsü altında gizlemesi. Yargıtay 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı bu davaların temel çerçevesini çizmiş; miras hakkı zedelenen tüm mirasçılara dava hakkı tanımıştır.
  • Sahte vekâletname ile devir: Malikin bilgisi dışında düzenlenmiş ya da sahte imzayla oluşturulmuş vekâletnameye dayanılarak yapılan tescil. Ceza yargılamasıyla birlikte tapu iptali davası paralel olarak yürütülür.
  • Ehliyetsizlik: TMK m.15 kapsamında ayırt etme gücünden yoksun malikin, akıl hastalığı ya da benzeri sebeple işlem tarihinde ehliyetten yoksun bulunması. Sağlık kurulu raporları ile belgelenir.
  • Hile, hata veya tehdit (irade sakatlığı): TBK m.30-39 hükümleri çerçevesinde irade beyanının sakatlanması nedeniyle geçersiz olan borçlandırıcı işlem.
  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereklerinin ihlali: TBK m.611 vd. hükümlerine göre kurulan bakım sözleşmesinin, bakım yükümlülüğünün fiilen yerine getirilmemesi veya bağış amaçlı olarak akdedilmiş olması hallerinde iptali istenebilir.
  • Mükerrer tapu kaydı ve kadastro tespitindeki hatalar: Aynı taşınmazın iki kayda konu olması veya kadastro çalışmalarında maddi olgular bakımından yapılan yanlışlıklar.
  • Yetkisiz temsil ve tasarruf yetkisinin yokluğu: Şirket yetkilisi olmayan kişinin taşınmaz devri, vasi izninin bulunmadığı işlemler.

Kiracıların bulunduğu taşınmazlarda dava süreci ile birlikte kira ilişkisinin yönetimi de önem taşır. Bu konuda uygulamaya ışık tutan kiracı tahliye taahhüdü uygulaması için ayrı analizimize başvurabilirsiniz.

Görevli Mahkeme, Yetki ve İhtiyati Tedbir

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin olduğundan HMK m.12/1 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi altındadır. Görevli mahkeme, taşınmazın değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir. Kesin yetki kuralı gereği taraflar arasındaki yer seçimi geçerli olmaz; farklı yer mahkemesinde açılan dava yetki bakımından reddedilir.

Davanın açılmasıyla birlikte, taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla HMK m.389 vd. hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmesi kritik öneme sahiptir. Verilen tedbir kararı, tapu kütüğüne ihtiyati tedbir şerhi olarak işlenir. Bu şerh, dava süresince taşınmazın mülkiyetinin devrini ve üzerinde sınırlı aynî hak tesisini engelleyerek TMK m.1023 güven ilkesinden yararlanacak iyi niyetli üçüncü kişi ihtimalinin doğmasını fiilen ortadan kaldırır. Uyuşmazlıkta idari işlem boyutu bulunuyorsa gayrimenkul idari yaptırımlar başlıklı çalışmamıza da göz atmanız yararlı olur.

Karar Sonrası Tescil Düzeltmesi ve Uzlaşma İhtimalleri

Mahkeme, davayı kabul ettiğinde kararında yolsuz tescilin iptaline ve gerçek hak sahibi adına tesciline hükmeder. Karar kesinleştikten sonra tapu müdürlüğüne müzekkere ile bildirilir ve sicil resen düzeltilir. Kararın geriye etkili sonuç doğurması nedeniyle, yolsuz tescile dayalı olarak elde edilen semerelerin iadesi ile taşınmazdan haksız yararlanma bedeli de talep edilebilir. TMK m.1026, bir aynî hakkın sona ermesiyle tescilin hukuki değerini yitirdiği durumlarda malikin veya ilgilinin terkin talebini düzenler; aynen düzeltmenin mümkün olmadığı hallerde tazminat sonucuna gidilir.

Karar öncesinde ya da yargılama sırasında taraflar arasında sulh imkânı gündeme gelebilir. Özellikle miras uyuşmazlıklarında mirasçılar arasında paylaşım anlaşması yapılarak dava geri alınabilir ya da tapu kayıtları rızai olarak düzeltilebilir. Uzlaşma tutanağı düzenlenirken, taşınmazın gerçek değeri, tapu harcı ve vergi yükümlülükleri ile bakiye borçların paylaşımı ayrıntılı biçimde belirlenmelidir. Anlaşmaya varılamayan hallerde ise kararın icraya konulması ve iyi niyetli üçüncü kişi savunmalarına karşı hazırlıklı olunması önem taşır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

Tapu iptal ve tescil davası zamanaşımına tabi midir?
Kural olarak aynî haklardan doğan davalar zamanaşımına tabi değildir. Yargıtay yerleşik uygulaması muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarını da zamanaşımı dışında tutar. Ancak iyi niyetli üçüncü kişi eline geçen taşınmaz bakımından TMK m.1023 güven ilkesi devreye girer ve fiili sonuç değişir.

Sahte vekâletname ile yapılan tapu devrinde ceza davasının sonucunu beklemek gerekir mi?
Zorunlu değildir. Ceza yargılaması ile hukuk davası paralel yürütülebilir. Hukuk mahkemesi, ceza dosyasındaki delilleri değerlendirmekte serbesttir. Sahtelik bakımından bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı somut olayın koşullarına göre belirlenir.

Yolsuz tescili öğrendikten sonra taşınmaz üçüncü kişiye devredildiyse ne yapılabilir?
Üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı incelenir. TMK m.1024/2 uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Üçüncü kişi iyi niyetli sayılırsa gerçek hak sahibi, TMK m.1025 ve genel hükümler çerçevesinde tazminat talep edebilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devredilen taşınmaz için iptal davası açılabilir mi?
Açılabilir. Sözleşmenin gerçek amacının bağışlama olduğu, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediği veya diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı ispat edilirse iptal ve tescil kararı verilir. TBK m.611 vd. ile birlikte muris muvazaası ilkeleri uygulanır.

Dava süresince taşınmazın satılmasını nasıl önlerim?
Dava dilekçesi ile birlikte veya davanın açılmasından hemen sonra ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir. Mahkemenin verdiği tedbir kararı tapu kütüğüne şerh olarak işlenir ve bu andan itibaren yapılacak devirler iyi niyet iddiasından yararlanamaz.

Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilinin gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesinde temel yargısal araçtır. Sürecin başarısı; yolsuz tescilin somut sebebinin doğru nitelendirilmesi, delillerin usulüne uygun toplanması ve ihtiyati tedbir başta olmak üzere koruma tedbirlerinin zamanında alınmasıyla doğrudan ilişkilidir. Uyuşmazlığın koşullarını hukukçu bir gözle değerlendirmek, hem gerçek hak sahibinin korunması hem de iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının doğru dengelenmesi açısından belirleyicidir.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Tapu iptal ve tescil davası zamanaşımına tabi midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kural olarak aynî haklardan doğan davalar zamanaşımına tabi değildir. Yargıtay yerleşik uygulaması muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarını da zamanaşımı dışında tutar. Ancak iyi niyetli üçüncü kişi eline geçen taşınmaz bakımından TMK m.1023 güven ilkesi devreye girer ve fiili sonuç değişir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Sahte vekâletname ile yapılan tapu devrinde ceza davasının sonucunu beklemek gerekir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Zorunlu değildir. Ceza yargılaması ile hukuk davası paralel yürütülebilir. Hukuk mahkemesi, ceza dosyasındaki delilleri değerlendirmekte serbesttir. Sahtelik bakımından bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı somut olayın koşullarına göre belirlenir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Yolsuz tescili öğrendikten sonra taşınmaz üçüncü kişiye devredildiyse ne yapılabilir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı incelenir. TMK m.1024/2 uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Üçüncü kişi iyi niyetli sayılırsa gerçek hak sahibi, TMK m.1025 ve genel hükümler çerçevesinde tazminat talep edebilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devredilen taşınmaz için iptal davası açılabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Açılabilir. Sözleşmenin gerçek amacının bağışlama olduğu, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediği veya diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı ispat edilirse iptal ve tescil kararı verilir. TBK m.611 vd. ile birlikte muris muvazaası ilkeleri uygulanır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Dava süresince taşınmazın satılmasını nasıl önlerim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Dava dilekçesi ile birlikte veya davanın açılmasından hemen sonra ihtiyati tedbir talep edilmesi gerekir. Mahkemenin verdiği tedbir kararı tapu kütüğüne şerh olarak işlenir ve bu andan itibaren yapılacak devirler iyi niyet iddiasından yararlanamaz.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk