İflasın Ertelenmesi (Mülga) ve Yeni Konkordato: 7101 Sayılı Kanun ile Getirilen Sistem (2026)
10 Temmuz 2026

İflasın Ertelenmesi (Mülga) ve Yeni Konkordato: 7101 Sayılı Kanun ile Getirilen Sistem (2026)

İflasın Ertelenmesi (Mülga) ve Yeni Konkordato: 7101 Sayılı Kanun ile Getirilen Sistem (2026)

Türk hukukunda mali güçlük içindeki sermaye şirketleri ve kooperatiflerin iflastan korunması için uzun yıllar başvurulan iflasın ertelenmesi kurumu, İcra ve İflâs Kanunu (İİK) m.179 ile devamı hükümlerinde düzenlenmişti. Ancak bu kurum uygulamada ciddi biçimde eleştirilmiş, sıklıkla kötüye kullanıldığı gerekçesiyle 15.03.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile tamamen yürürlükten kaldırıldı. Kanun koyucu, aynı anda İİK’nın konkordatoya ilişkin m.285-308 hükümlerini de kapsamlı biçimde yeniden düzenleyerek iflasın ertelenmesinin işlevini karşılayabilecek yeni bir yeniden yapılandırma sistemi kurdu. Bu rehberde; iflasın ertelenmesinin tarihsel arka planı, kaldırılma gerekçesi, 7101 sayılı Kanun’un getirdiği yeni konkordato sisteminin temel unsurları — talep (m.285), belgeler (m.286), geçici mühlet (m.287 — 3 ay artı en fazla 2 ay uzatım), kesin mühlet (m.289 — 1 yıl artı en fazla 6 ay uzatım), tasdik çoğunluğu (m.302 — kaydedilen alacaklıların ve alacakların yarısı ya da alacaklıların dörtte biri ve alacakların üçte ikisi), tasdikin ve mühletin etkileri (m.294, m.305) — ele alınmakta; mülga iflasın ertelenmesi ile yürürlükteki konkordato sistemi karşılaştırmalı biçimde 2026 uygulaması ışığında değerlendirilmektedir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

İflasın Ertelenmesi — Mülga İİK m.179 vd. ve Tarihsel Arka Plan

İflasın ertelenmesi kurumu, İcra ve İflâs Kanunu’nun 179, 179/a, 179/b ve 179/c maddelerinde düzenlenmişti. Bu hükümler; sermaye şirketleri (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) ile kooperatiflerin, mali durumlarının bozulması sonucu borca batık hâle gelmeleri veya borca batıklığın tehdit etmesi hâlinde iflasın açılmasını belirli koşullarla ertelemek amacıyla başvurulabilecek bir yol öngörüyordu. Sistem, Alman ve İsviçre hukukundaki yeniden yapılandırma kurumlarından esinlenerek Türk hukukuna getirilmiş; sermaye şirketleri için ödeme güçlüğü karşısında bir savunma mekanizması olarak konumlandırılmıştı.

Mülga sistemin işleyişi ana hatlarıyla şu şekildeydi: Borca batık durumdaki şirketin yönetim kurulu veya alacaklıların bu durumu tespit ettiği hâllerde, ticaret mahkemesine iflasın ertelenmesi talebiyle başvuruluyordu. Mahkeme, iyileştirme projesinin sunulmasını ve bu projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığını inceliyor, kayyım atayarak şirket faaliyetlerini denetim altına alıyor ve iflasın açılmasını en fazla bir yıl süreyle erteleyebiliyordu. Erteleme süresi gerektiğinde uzatılabilir, ancak toplam süre beş yılı geçemez biçiminde uygulanıyordu. Erteleme kararının verilmesi ile birlikte şirket aleyhine yeni takipler yapılamıyor, mevcut takipler duruyor, muhafaza tedbirleri askıya alınıyordu.

İflasın ertelenmesi, teoride sermaye şirketlerinin mali durumlarını düzelterek ekonomik hayata devam etmesini sağlayacak bir mekanizma olarak tasarlanmıştı. Uygulamada ise 2001, 2008 ve 2013 sonrası ekonomik dalgalanmalarda başvuru sayısı hızla arttı. Ticaret mahkemelerinin iş yükü olağanüstü biçimde ağırlaştı; iyileştirme projelerinin denetimi güçleşti; erteleme süreleri kayyımların denetim eksikliği nedeniyle şirket lehine kullanılmakta zorlanır oldu. Kanun koyucu 2016-2017 yıllarında sistemin gözden geçirilmesi kararı aldı ve nihayet 2018 yılında iflasın ertelenmesi kurumunu tamamen mevzuattan çıkararak yerine yeni bir konkordato düzeni öngördü.

Kaldırılma Gerekçesi — 7101 Sayılı Kanun ve Sistemin Kötüye Kullanımı

7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 15.03.2018 tarihinde 30361 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan metninin genel gerekçesinde ve TBMM tutanaklarında; iflasın ertelenmesi kurumunun uygulamada beklenen amaca ulaşamadığı, aksine ekonomik güçlüğe düşen şirketlerin gerçek iyileştirme iradesi taşımaksızın yalnızca takiplerden korunmak için başvurdukları bir sığınak hâline geldiği açıkça vurgulanmıştır. Kanun koyucu; ertelemenin fiilen alacaklıların haklarını uzun süre askıya aldığını, kayyım denetiminin yeterince etkili işlemediğini, iyileştirme projelerinin çoğu kez gerçekçi olmayan varsayımlar üzerine kurulduğunu ve süreç sonunda şirketlerin büyük bölümünün iflasa gittiğini tespit etmiştir.

Kaldırılma kararının bir diğer önemli gerekçesi, iflasın ertelenmesi başvurularının yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatiflerle sınırlı olmasıydı. Şahıs işletmeleri, tacir gerçek kişiler veya ticari işletme sahibi kollektif ortaklar bu kurumdan yararlanamıyor; benzer güçlükleri yaşayan bu kesimler için etkili bir yeniden yapılandırma yolu bulunmuyordu. Konkordato ise başlangıçtan beri her borçlu (tacir, esnaf, sermaye şirketi, kooperatif dâhil) bakımından uygulanabilir bir kurum olduğundan, 2018 reformu ile bu kurum güçlendirilerek iflasın ertelenmesinin işlevi tümüyle karşılanmıştır. Böylece hem tekelci koruma dönemine son verilmiş hem de yeniden yapılandırma başvurusu her mali güçlük içindeki borçluya açılmıştır.

7101 sayılı Kanun’un getirdiği değişiklikler yalnızca iflasın ertelenmesinin ilgasıyla sınırlı kalmamıştır. Yeni konkordato sisteminde bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanan makul güvence raporu şart koşulmuş; alacaklılar kurulu görev tanımı genişletilmiş; kesin mühletin sözleşmelere etkisine dair m.296 hükmü eklenmiş; rehinli alacaklılar için özel düzenlemeler yapılmıştır. Kanun koyucu, konkordatonun kötüye kullanılmasını engellemek için başvuru koşullarını sertleştirmiş, komiserin ve mahkemenin denetim yetkisini artırmış; iyileştirmenin gerçekten mümkün olduğu hâllerde konkordatonun etkin biçimde işleyebilmesi hedeflenmiştir. Nitekim uygulamada 2018 sonrası konkordato talepleri özellikle 2019-2020 döneminde yoğunlaşmış, ticaret mahkemeleri yeni sisteme uyum sağlamıştır.

Yeni Konkordato Kurumu — İİK m.285 ve Talebin Amacı

İİK m.285 hükmü, konkordato talep etme yetkisini iki kesime tanımıştır. Buna göre; borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak amacıyla konkordato talep edebilir. Aynı hüküm; iflas talebinde bulunabilecek her alacaklıya da gerekçeli bir dilekçeyle borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme yetkisi tanımıştır. Bu ikili başvuru yapısı, konkordatoyu yalnızca borçlunun savunma aracı olmaktan çıkarıp; alacaklının da iflasa alternatif bir çözüm olarak kullanabileceği bir mekanizma hâline getirir. Konkordato başvurusunda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Konkordato ile amaçlanan iki temel sonuç vardır: birincisi, borçların bir kısmının silinmesi (tenzilat konkordatosu); ikincisi, ödemenin belirli bir vadeye yayılması (vade konkordatosu). Uygulamada iki yol birlikte kullanılır ve buna karma konkordato denir. Konkordato ile sağlanan koruma yalnızca imtiyazsız (alelade) alacaklıları bağlar; imtiyazlı alacaklar konkordato dışında tutulur ve tam olarak ödenir. Rehinli alacaklılar bakımından ise özel bir rejim öngörülmüştür (m.295): mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya devam ettirilebilir, ancak rehinli malın satışı gerçekleştirilemez ve muhafaza tedbirleri alınamaz.

Talebe eklenecek belgeler İİK m.286’da ayrıntılı biçimde sayılmıştır. Bunlar başta konkordato ön projesi olmak üzere; borçlunun malvarlığının durumunu gösteren belgeler (bilanço, gelir tablosu, envanter), alacaklıları ve alacakları gösteren liste, alacaklıların konkordato projesine ve iflâsa göre karşılaştırmalı olarak konumlarını gösteren tablo ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarınca hazırlanan finansal analiz raporu ile makul güvence veren denetim raporudur. Bu belgelerin eksik ibrazı hâlinde mahkeme talebi geri çevirebilir; belgelerin eksiksiz olduğu tespit edildikten sonra mahkeme derhâl geçici mühlet kararı vermek ve geçici komiser görevlendirmek zorundadır. Uygulama detayları için konkordato ilan eden borçlu karşısındaki alacaklıların hukuki durumu bakımından alacaklıyım, borçlu konkordato ilan etti ne yapmalıyım rehberimiz incelenmelidir.

Geçici Mühlet ve Kesin Mühlet — İİK m.287-289 (3+2 Ay ve 1 Yıl + 6 Ay)

Konkordato sisteminin ana koruma aracı olan mühlet, iki aşamalı olarak öngörülmüştür. İlk aşama geçici mühlet olup İİK m.287’de düzenlenmiştir. Mahkeme, belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl üç aylık geçici mühlet kararı verir ve bir veya birden fazla geçici komiser görevlendirir. Bu üç aylık süre, komiserin borçlunun durumunu incelemesi, iyileştirme projesinin gerçekliğini denetlemesi ve alacaklıların konumunu belirlemesi için verilir. Mahkeme, borçlunun veya geçici komiserin talebi üzerine ve gerekli görmesi hâlinde geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir. Böylece geçici mühletin toplam süresi hiçbir hâlde beş ayı geçemez. Bu üst sınır emredicidir ve sözleşme veya mahkeme kararıyla dahi aşılamaz.

Geçici mühletin sonuçları İİK m.288 hükmü uyarınca kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Bu düzenlemenin pratik anlamı, mühlet kararının verildiği andan itibaren borçlu aleyhine yeni takip başlatılamaması, mevcut takiplerin durması, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmaması, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlememesidir. Geçici mühlet ilân edilir; alacaklılara ve ilgililere bildirilir; ticaret sicili ve tapu kaydına şerh düşülür. Böylece kamuya karşı da açıklık sağlanır ve borçlunun mali durumu üçüncü kişilere karşı bilinir hâle gelir.

İkinci aşama kesin mühlet olup İİK m.289’da düzenlenmiştir. Geçici mühlet içinde mahkeme, komiserin raporu ve alacaklıların görüşleri doğrultusunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varırsa borçluya bir yıllık kesin mühlet verir. Bu bir yıllık süre, konkordato projesinin son hâlinin oluşturulması, alacaklılar toplantısına götürülmesi, çoğunluğun sağlanması ve mahkemece tasdik edilmesi için verilir. Güçlük arz eden özel durumlarda mahkeme, komiserin bu durumu bildiren gerekçeli raporu ile alacaklılar kurulunun görüşünü aldıktan sonra kesin mühleti altı aya kadar uzatabilir. Böylece kesin mühletin toplam süresi en fazla bir buçuk yıldır. Geçici mühletle birlikte konkordato bakımından mahkeme koruması altında geçirilebilecek en uzun süre iki yılı aşamaz. Geçici ve kesin mühlet arasındaki farklar ile mühletin işleyişi bakımından ayrıntılar için geçici mühlet ile kesin mühlet farkı konkordato rehberimize başvurulabilir.

Kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları İİK m.294’te düzenlenmiştir. Bu hükme göre mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz; evvelce başlamış takipler durur; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemez. İmtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla yapılan takiplerin devam edebileceği ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipler için özel düzenlemeler saklıdır. Rehinli alacaklılar bakımından m.295, sözleşmelere etki bakımından m.296 ve borçlunun tasarruf yetkisi bakımından m.297 hükümleri özel rejimler öngörür; borçlu komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir ancak mühlet kararından itibaren mahkemenin izni dışında rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez ve takyit edemez, ivazsız tasarrufta bulunamaz.

Tasdik ve Alacaklı Çoğunluğu — İİK m.302 (2/3 Alacak veya 1/2 Alacaklı Sayısı)

Konkordatonun tasdiki için gerekli alacaklı çoğunluğu İİK m.302 hükmünde iki alternatif biçiminde öngörülmüştür. Buna göre konkordato projesi; kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını (yani hem alacaklı sayısının yarısı hem alacak miktarının yarısı — birinci alternatif) veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini (yani alacaklı sayısının en az %25’i, alacak tutarının en az 2/3’ü — ikinci alternatif) aşan bir çoğunluk tarafından iltihak edilmiş olup mahkemece de tasdik edilirse muteber olur. Bu iki alternatif, borçlunun alacaklı yapısına göre farklı yollar sunar: az sayıda büyük alacaklının bulunduğu şirketlerde alacak tutarı çoğunluğuyla, çok sayıda küçük alacaklının bulunduğu şirketlerde ise sayı çoğunluğuyla konkordato geçerli hâle getirilebilir.

Tasdik incelemesi mahkemenin re’sen yürüttüğü bir denetim sürecidir. Mahkeme; alacaklılar toplantısında sağlanan çoğunluğun m.302 hükmüne uygun olup olmadığını, konkordato projesinin gerçekten uygulanabilir nitelikte olup olmadığını, borçlunun projeyi yerine getirebilme kabiliyetinin bulunup bulunmadığını, konkordatonun alacaklıların iflasa göre daha lehine olup olmadığını (karşılaştırma tablosu üzerinden) ve teminatın yeterli biçimde gösterilip gösterilmediğini denetler. Bu denetimin olumsuz sonuçlanması hâlinde tasdik reddedilir ve konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması (m.298) yoluna gidilebilir; başlangıçta borçlu tarafından borca batıklık gösterilmişse doğrudan iflas kararı verilir.

Tasdik kararının hüküm ve sonuçları İİK m.305’te düzenlenmiştir. Konkordato tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir ve mühlet içinde başlamış olan takipler kendiliğinden düşer. Konkordato projesinde aksi öngörülmedikçe imtiyazsız bütün alacaklılar için hükümlerini doğurur; projeye taraf olan olmayan tüm imtiyazsız alacaklılar tasdike bağlıdır. Konkordato projesi kapsamında yapılan tenzilatlar (indirimler) tasdik ile hukuki değerini kazanır; borçlu ödemeyi tenzilat sonrası tutar üzerinden ve öngörülen vadelerde yapmakla yükümlüdür. Konkordato projesine uyulmaması hâlinde m.308 kapsamında konkordatonun feshi veya iptali istenebilir. Fesih ve iptalin sonuçları farklıdır: fesih ileriye etkili sonuç doğururken, iptal geriye etkili biçimde konkordatoyu ortadan kaldırır ve iflâs sürecine dönülür.

İflasın Ertelenmesinden Konkordatoya Farklar — Özet Karşılaştırma

Mülga iflasın ertelenmesi ile yürürlükteki konkordato sistemi arasındaki temel farklar birkaç ana başlıkta özetlenebilir. İlk fark başvuru yetkisi bakımındandır: iflasın ertelenmesi yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler tarafından talep edilebiliyordu; alacaklılar da borca batıklık iddiasıyla dolaylı olarak süreci başlatabiliyordu. Konkordato ise İİK m.285 uyarınca borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altındaki her borçlu (tacir gerçek kişiler, esnaf, sermaye şirketleri, kooperatifler, adi ortaklıklar dâhil) ve iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı tarafından talep edilebilir. Böylece kişi bakımından uygulama alanı kayda değer biçimde genişletilmiştir.

İkinci fark, sürelerin yapılandırılması bakımındandır. İflasın ertelenmesinde temel erteleme süresi bir yıl olup uzatmalarla toplam beş yıla ulaşabiliyordu. Konkordatoda ise geçici mühlet en fazla beş ay (3 ay + 2 ay uzatım), kesin mühlet en fazla bir buçuk yıl (1 yıl + 6 ay uzatım) olarak öngörülmüş; toplam koruma süresi iki yıla sıkıştırılmıştır. Kanun koyucu bu kısaltmayla; kötüye kullanımı önlemeyi, iyileştirmenin belirli bir takvimle sonuçlandırılmasını ve alacaklıların uzun süreli belirsizlik altında bırakılmamasını hedeflemiştir. Süreç sonunda iyileşme sağlanamazsa iflas ya da tasfiye yolu daha erken açılabilir hâle gelmiştir.

Üçüncü fark, denetim ve şeffaflık bakımındandır. İflasın ertelenmesinde ana denetim aracı kayyımdı; kayyım şirketin işlerini denetler, mahkemeye rapor sunardı. Konkordatoda ise sistem daha geniş bir denetim ağı ile donatılmıştır: bağımsız denetim kuruluşundan makul güvence raporu talep aşamasında zorunludur; mahkemece konkordato komiseri (geçici komiser ve kesin komiser) atanır; alacaklılar kurulu oluşturulur; komiser periyodik rapor sunar; alacaklılar toplantısında proje müzakere edilir; mahkeme tasdik aşamasında re’sen denetim yapar. Böylece iflasın ertelenmesinde eleştirilen denetim boşlukları büyük ölçüde giderilmiştir.

Dördüncü fark, karar sonrası hukuki bağlayıcılık bakımındandır. İflasın ertelenmesi kararı yalnızca iflâs açılmasını erteler; alacaklıların hakları esas olarak korunur, ancak takipler askıya alınır. Konkordato tasdik kararı ise m.305 uyarınca imtiyazsız bütün alacaklılar için bağlayıcı hâle gelir; tenzilat konkordatosunda alacakların bir kısmı hukuken silinir ve borçlunun tasdik kararında öngörülen tutarı ödemesi ile tüm alacaklıların taleplerinin sona ermesi mümkün olur. Bu yönüyle konkordato, iflasın ertelenmesine göre borçluya kalıcı bir yeniden yapılandırma imkânı sunar. Anonim şirket yönetim kurulunun konkordato sürecindeki sorumluluğu ve borçlarını ödeyememe hâlinde bildirim yükümlülüğü bakımından konkordato anonim şirket yönetim kurulu sorumluluğu rehberimizde ayrıntılı bilgi bulunmaktadır. İcra hukuku sürecinin geneli bakımından İcra Hukuku ana rehber sayfamıza başvurulabilir.

İlgili Rehberler

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sıkça Sorulan Sorular

İflasın ertelenmesi kurumu hâlâ yürürlükte midir?
Hayır. İİK m.179 ve devamında düzenlenen iflasın ertelenmesi kurumu, 15.03.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren mali güçlük içindeki borçluların yeniden yapılandırma amacıyla başvurabilecekleri kurum, İİK m.285-308 arasında düzenlenen yeni konkordato sistemidir. Devam eden davalarda geçiş hükümleri uyarınca eski hükümlerin uygulanması istisnai hâller için öngörülmüştür.

Konkordato talebini kim yapabilir; mahkemesi hangisidir?
İİK m.285 uyarınca, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan her borçlu (tacir, esnaf, sermaye şirketi, kooperatif, adi ortaklık dâhil) ile iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı konkordato talep edebilir. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; yetkili mahkeme borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Talebe İİK m.286’da sayılan konkordato ön projesi, mali durum belgeleri, alacaklı listesi ve bağımsız denetim kuruluşu raporu eklenmesi zorunludur.

Geçici mühlet ve kesin mühlet ne kadar sürer?
Geçici mühlet İİK m.287 uyarınca üç ay olup mahkeme gerektiğinde en fazla iki ay uzatabilir; toplam süre beş ayı geçemez. Kesin mühlet ise İİK m.289 uyarınca bir yıldır ve mahkeme güçlük arz eden özel durumlarda komiserin gerekçeli raporu ve alacaklılar kurulunun görüşü ile altı aya kadar uzatabilir; kesin mühletin toplam üst süresi bir buçuk yıldır. Böylece geçici ve kesin mühlet birlikte hesaplandığında mahkeme koruması altında geçirilebilecek en uzun süre iki yıla ulaşabilir; bu süre emredicidir ve sözleşme veya mahkeme kararıyla dahi aşılamaz.

Konkordatonun tasdiki için nasıl bir alacaklı çoğunluğu aranır?
İİK m.302 iki alternatif çoğunluk öngörür. Birinci alternatife göre kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını aşan bir çoğunluğun (hem sayı yarısı hem alacak tutarı yarısı) projeye iltihak etmesi gerekir. İkinci alternatife göre kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluğun projeye iltihak etmesi yeterlidir. Bu çoğunluk sağlanmakla birlikte konkordato yalnızca mahkemece tasdik edildiğinde muteber olur; mahkeme projenin gerçekleştirilebilirliğini, borçlunun kapasitesini ve alacaklıların iflasa göre daha lehine bir sonuç elde edip etmediğini re’sen denetler.

Kesin mühlet süresince alacaklılar hangi haklarını kullanabilir?
İİK m.294 uyarınca kesin mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takipler de dâhil olmak üzere hiçbir yeni takip yapılamaz; başlamış takipler durur; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. İmtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir; rehinli alacaklılar bakımından m.295 uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir ancak muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Sürekli borç ilişkilerine dair sözleşmeler m.296 kapsamında koruma altındadır.

İflasın ertelenmesi ile konkordato arasındaki temel farklar nelerdir?
Birincisi başvuru yetkisi bakımındandır: iflasın ertelenmesi yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatiflerle sınırlıyken, konkordato her borçlu tarafından talep edilebilir. İkincisi süreler bakımındandır: iflasın ertelenmesi toplam beş yıla kadar uzayabilirken, konkordatoda mühletler toplam iki yıla sıkıştırılmıştır. Üçüncüsü denetim yapısı bakımındandır: konkordatoda bağımsız denetim raporu, komiser, alacaklılar kurulu ve mahkeme denetimi çoklu bir güvence ağı oluşturur. Dördüncüsü hukuki bağlayıcılık bakımındandır: konkordato tasdiki İİK m.305 uyarınca imtiyazsız tüm alacaklılar için bağlayıcı olup tenzilat konkordatosunda alacakların bir kısmı kalıcı olarak silinebilir; iflasın ertelenmesinde ise yalnızca iflas açılması ertelenirdi.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “İflasın ertelenmesi kurumu hâlâ yürürlükte midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. İİK m.179 ve devamında düzenlenen iflasın ertelenmesi kurumu, 15.03.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren mali güçlük içindeki borçluların yeniden yapılandırma amacıyla başvurabilecekleri kurum, İİK m.285-308 arasında düzenlenen yeni konkordato sistemidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Konkordato talebini kim yapabilir; mahkemesi hangisidir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “İİK m.285 uyarınca borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan her borçlu ile iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı konkordato talep edebilir. Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir; yetkili mahkeme borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Talebe İİK m.286’da sayılan konkordato ön projesi, mali durum belgeleri, alacaklı listesi ve bağımsız denetim kuruluşu raporu eklenmesi zorunludur.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Geçici mühlet ve kesin mühlet ne kadar sürer?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Geçici mühlet İİK m.287 uyarınca üç ay olup mahkeme gerektiğinde en fazla iki ay uzatabilir; toplam süre beş ayı geçemez. Kesin mühlet ise İİK m.289 uyarınca bir yıldır ve mahkeme güçlük arz eden özel durumlarda komiserin gerekçeli raporu ve alacaklılar kurulunun görüşü ile altı aya kadar uzatabilir; toplam üst süre bir buçuk yıldır. Böylece mahkeme koruması altında geçirilebilecek en uzun süre iki yıla ulaşabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Konkordatonun tasdiki için nasıl bir alacaklı çoğunluğu aranır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “İİK m.302 iki alternatif çoğunluk öngörür. Birinci alternatife göre kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını aşan bir çoğunluğun projeye iltihak etmesi gerekir. İkinci alternatife göre kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluğun projeye iltihak etmesi yeterlidir. Bu çoğunluk sağlansa da konkordato yalnızca mahkemece tasdik edildiğinde muteber olur; mahkeme projenin gerçekleştirilebilirliğini re’sen denetler.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Kesin mühlet süresince alacaklılar hangi haklarını kullanabilir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “İİK m.294 uyarınca kesin mühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takipler de dâhil hiçbir yeni takip yapılamaz; başlamış takipler durur; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz; zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. İmtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir; rehinli alacaklılar bakımından m.295 uyarınca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir ancak muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “İflasın ertelenmesi ile konkordato arasındaki temel farklar nelerdir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “İflasın ertelenmesi yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatiflerle sınırlıyken konkordato her borçlu tarafından talep edilebilir. İflasın ertelenmesi toplam beş yıla uzayabilirken konkordatoda mühletler toplam iki yıla sıkıştırılmıştır. Konkordatoda bağımsız denetim raporu, komiser, alacaklılar kurulu ve mahkeme denetimi çoklu bir güvence ağı oluşturur. Konkordato tasdiki İİK m.305 uyarınca imtiyazsız tüm alacaklılar için bağlayıcı olup tenzilat konkordatosunda alacakların bir kısmı kalıcı olarak silinebilir; iflasın ertelenmesinde ise yalnızca iflas açılması ertelenirdi.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk