Haksız Rekabet (TTK m.54-63): Tespit, Men, Tazminat ve Cezai Sorumluluk Rehberi 2026
10 Temmuz 2026

Haksız Rekabet (TTK m.54-63): Tespit, Men, Tazminat ve Cezai Sorumluluk Rehberi 2026

Haksız rekabet, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54-63. maddelerinde düzenlenen; dürüst ve bozulmamış rekabet düzenini korumaya yönelik özel bir sorumluluk rejimidir. Rakipler arasında ya da tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı ticari uygulamalar hem hukuki hem de cezai yaptırıma tabidir. Bu rehberde TTK m.54 amaç ve ilke, TTK m.55 haksız rekabet halleri katalogu, TTK m.56 dava türleri (tespit, men, eski hâle iade, maddi ve manevi tazminat), TTK m.62 cezai sorumluluk, TTK m.63 tüzel kişilerin cezai sorumluluğu ve TTK m.60 zamanaşımı düzenlemeleri Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulaması ışığında birlikte ele alınmaktadır. Ticari uyuşmazlıkların bütününe ilişkin genel çerçeveyi ticaret hukuku rehberimizde bulabilirsiniz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Haksız Rekabet Kavramı — TTK m.54 Dürüstlük Kuralı

TTK m.54 hükmü, haksız rekabete ilişkin bölümün amaç ve ilkesini belirler. Maddeye göre bu kısım hükümlerinin amacı, “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır”. İkinci fıkra ise sınırı çizer: rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Bu düzenleme ile Türk hukuku, haksız rekabeti yalnızca rakipler arasındaki bir çekişme olarak değil; müşterileri, tedarikçileri, çalışanları ve nihai tüketiciyi de kapsayan pazar düzeninin korunmasına yönelik bir bütün olarak kabul eder.

TTK m.54 çerçevesinde haksız rekabetin unsurları üç başlıkta toplanır. Birincisi, dürüstlük kuralına aykırı bir davranışın varlığıdır; medeni hukukun genel dürüstlük ilkesi (TMK m.2) burada da ölçüt olarak alınır. İkincisi, bu davranışın rekabet ilişkisini etkileme kapasitesine sahip olmasıdır; başka deyişle piyasadaki taraflardan en az birinin ekonomik menfaatini etkileyebilecek nitelikte olması gerekir. Üçüncüsü, zararın veya zarar tehlikesinin ortaya çıkmasıdır. Yerleşik uygulamada gerçekleşmiş zarar aranmaz; potansiyel zarar tehlikesi de haksız rekabetin varlığı için yeterlidir. Kusur unsuru hukuki taleplerin bir kısmı bakımından aranmaz; tespit, men ve eski hâle iade davalarında failin kusurlu olması şart değildir. Maddi tazminat talebi ise kusuru gerektirir.

Haksız rekabet, kartel ve rekabeti sınırlayan anlaşmalara ilişkin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’dan ayrı ve bağımsız bir rejimdir. 4054 sayılı Kanun, teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve hakim durumun kötüye kullanılması gibi pazar yapısını bozan davranışları düzenler ve Rekabet Kurulu tarafından idari yaptırıma bağlanır. TTK m.54 vd. ise bireysel bir teşebbüsün dürüstlüğe aykırı ticari uygulamalarını hedef alır ve mağdurun genel mahkemede kişisel dava açmasına imkân tanır. İki rejim aynı olayda birlikte devreye girebilir; bir kartel eylemi aynı zamanda haksız rekabet oluşturuyorsa, mağdurun her iki hukuk yoluna da başvurmasında engel yoktur.

Haksız Rekabet Örnekleri — TTK m.55 Örnek Katalog

TTK m.55, dürüstlüğe aykırı ticari uygulamaları örnekleyici (numerus clausus olmayan) bir katalog halinde sıralar. Katalog “başlıca” ifadesiyle açık bırakılmıştır; sayılanlar dışında kalan ancak dürüstlük kuralına aykırı sonuç doğuran her davranış da m.54 genel klozu üzerinden haksız rekabet sayılabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller şunlardır:

  • Kötüleme (m.55/1-a-1): Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme. Rakip firmanın ürününün tehlikeli olduğu, hijyenik olmadığı, sahibinin dolandırıcı olduğu yönündeki asılsız iddialar tipik örneklerdir.
  • Yanlış ve yanıltıcı beyan / aldatıcı reklam (m.55/1-a-2, a-3, a-4): Kendisi, ticari işletmesi, işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklama yapmak. “Sınırlı stok”, “kaçırılmaz fırsat” gibi gerçekliği bulunmayan aciliyet yaratıcı ifadeler, ödüllü olduğunu iddia etmediği hâlde kendisini ödüllü göstermek, gerçek olmayan indirim gösterimi bu kapsama girer.
  • Alt/üst fiyat ile mukayeseli reklam (m.55/1-a-5): Karşılaştırmalı reklamlarda kendini rakipleri karşısında öne çıkarmak için gerçek dışı veya yanıltıcı karşılaştırma yapmak, seçici ölçüt kullanmak. Fiyat karşılaştırmalarının aynı ürün ve aynı koşulda yapılmaması bu bende tipik örnektir.
  • Aldatıcı satış yöntemleri (m.55/1-a-7, a-8, a-9): Müşterinin karar özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleriyle etkilemek; taksitli satışlarda tüketiciyi yanıltacak biçimde yükümlülüklerini eksik bildirmek; malın niteliği, miktarı, kullanım amacı, yararı veya tehlikesi hakkında yanıltıcı bilgiler vermek.
  • Sözleşme ihlaline yöneltme (m.55/1-b): Müşterilerin başkalarıyla yapmış olduğu sözleşmeleri ihlal etmeye yöneltmek, işçi, vekil veya diğer yardımcı kişileri sırlarını açığa vurmaya ya da işverenlerine karşı yükümlülüklerini ihlal etmeye özendirmek. Rakip firmanın kilit çalışanlarına para karşılığında ticari sır ifşası teklif etmek bu bende tipik örnektir.
  • Başkasının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma (m.55/1-c): Kendisine emanet edilmiş tekliflerden, teknik çizimlerden, planlardan yetkisiz yararlanma; başkasının iş ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle iktibas ederek değerlendirme; başkasının iş ürünlerinden emek harcamadan doğrudan yararlanma.
  • Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı ele geçirme (m.55/1-d): Gizli tutulması gereken üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı yollarla elde etmek, kendisine emanet edilen sırları değerlendirmek veya başkalarına açıklamak. Eski çalışanın rekabet yasağını ihlal ederek elindeki müşteri listesini yeni işverenine aktarması bu bende girer.
  • İş şartlarına uymama (m.55/1-e): Özellikle kanun veya sözleşme ile rakiplere de yüklenmiş olan ya da bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymamak. Kayıt dışı istihdam, vergi ve sigorta yükümlülüklerini yerine getirmeyerek rakiplere karşı haksız fiyat avantajı sağlamak burada değerlendirilir.
  • Dürüstlüğe aykırı işlem şartları (m.55/1-f): Kanun hükümlerinden önemli ölçüde ayrılan veya sözleşmenin niteliğine aykırı olarak hak ve borçların dağılımında belirgin dengesizlik yaratan önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullanmak. Standart tüketici sözleşmelerinde tek yanlı ağır ceza koşulları, iade yasakları ya da yetki şartları bu bendin uygulama alanıdır.

Katalogun tamamlayıcısı olarak, işaretlerde karışıklık (iltibas) yaratma da dürüstlük kuralına aykırıdır. Bir başkasının haklı olarak kullandığı unvan, marka, işaret, tanıtım vasıtası veya alan adı ile iltibasa yol açacak biçimde davranmak haksız rekabet sayılır. Marka hakkına yönelik ihlaller aynı olay üzerinden hem Sınai Mülkiyet Kanunu hem de TTK m.55 kapsamında değerlendirilebilir. Konunun sınai mülkiyet boyutunu marka tescili ve marka hakkına tecavüz yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.

Hukuki Dava Türleri — TTK m.56 Tespit, Men, Eski Hâle İade

TTK m.56, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören yahut böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kişiye beş farklı talep imkânı tanır. Bu talepler tek dilekçe ile birlikte ileri sürülebilir; nitelikleri gereği bir arada verilen kararla sonuca bağlanır.

  • Tespit davası (m.56/1-a): Fiilin haksız olup olmadığının mahkemece tespitini istemektir. Kusur aranmaz. Tespit hükmü, mağdurun ileride açacağı tazminat davası bakımından bağlayıcı bir dayanak oluşturur; haksız rekabetin devam etmesi hâlinde men ve eski hâle iade taleplerine de temel teşkil eder. Piyasada süregelen bir yanıltıcı reklam kampanyasının haksız olduğunun hükmen belirlenmesi tipik örnektir.
  • Men davası (m.56/1-b): Devam eden haksız rekabetin durdurulmasını ve tekrarının önlenmesini talep etme hakkıdır. Bu dava, geleceğe yönelik önleyici koruma sağlar. Fiilin bir kez sona ermiş olması dava açılmasına engel değildir; tekrar tehlikesi mevcutsa men kararı verilebilir. Kusur aranmaz.
  • Eski hâle iade / maddi durumun ortadan kaldırılması (m.56/1-c): Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını; haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini; tecavüzün önlenmesi kaçınılmazsa haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını istemektir. Yanıltıcı reklamın toplatılması, aldatıcı ambalajların imhası, sitede yayınlanmış kötüleyici içeriğin kaldırılması bu bent kapsamındadır. Kusur aranmaz.
  • Maddi tazminat (m.56/1-d): Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini kapsar. Genel haksız fiil sorumluluğunun özel bir görünümüdür; kazanç kaybı, itibar zararı, müşteri kaybından doğan zararlar, savunma giderleri, yasal masraflar bu kalem altında istenebilir.
  • Manevi tazminat (m.56/1-e): Türk Borçlar Kanunu m.58’de öngörülen şartların varlığında verilir. Ticari itibarı sarsılan, kişilik hakkına saldırılan gerçek veya tüzel kişi mağdur, uygun bir manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.

TTK m.56/2, tazminat yönünden önemli bir esneklik getirir: “Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir.” Bu kural, mağdurun kendi zararını ispat etmekte güçlük çektiği ya da zararın karşı taraftaki kazançtan daha küçük göründüğü durumlarda çok etkili bir araçtır. Kâr mahrumiyetinin ve haksız rekabet sonucu davalıya intikal eden kazancın tazminata dönüştürülmesi mümkündür.

Aktif dava ehliyeti bakımından şu ayrıma dikkat edilmelidir: Zarar gören veya zarar görme tehlikesi bulunan gerçek ve tüzel kişiler tüm talepleri ileri sürebilir. Ancak müşteriler ile ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzükleri uyarınca üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili mesleki ve ekonomik birlikler ile tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar yalnızca tespit, men ve eski hâle iade davalarını açabilir; bu birlikler maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamaz.

Tazminat Davası — Maddi, Manevi ve Kâr Menfaati Karşılığı

Haksız rekabet nedeniyle tazminat, TTK m.56/1-d ve e ile m.56/2 hükümleri üzerinden şekillenir. Tazminat davasının temel unsurları şunlardır: haksız rekabet oluşturan bir fiil, bu fiili işleyenin kusuru (kast veya ihmal), somutlaşmış bir zarar ve fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı.

Maddi tazminat kalemleri: Uygulamada başlıca üç grup zarar hesaba katılır. Birincisi fiili zarar; kötüleme veya taklit nedeniyle azalan cirodan hesaplanan kayıp, iade edilen ürünlerin bedeli, geri çağırma giderleri, düzeltici reklam maliyetleri. İkincisi yoksun kalınan kâr; haksız rekabet olmasaydı mağdurun elde edeceği makul kazanç. Bu kalem TTK m.56/2 üzerinden davalının elde ettiği kazancın karşılığı olarak da hükme bağlanabilir; hâkim ikisinden mağdur lehine olanı seçer. Üçüncüsü savunma ve giderim maliyetleri; bilirkişi ücretleri, noter tespit masrafları, hukuki temsil giderleri.

Manevi tazminat: TBK m.58’e göre kişilik hakkının hukuka aykırı olarak saldırıya uğramasından zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adıyla bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Tüzel kişilerin ticari itibarına yönelik saldırılar (kötüleme kampanyaları, yalan haber yayma, marka değerini hedef alan yanıltıcı beyanlar) manevi tazminata dayanak oluşturur. Hâkim; olayın ağırlığı, sürekliliği, yayılma alanı, tarafların ekonomik durumu, kusur derecesi ve caydırıcılık ihtiyacını birlikte değerlendirir.

Kâr menfaati karşılığı (m.56/2): Hâkimin haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına hükmedebilmesi, tazminat hukukunda önemli bir ispat kolaylığıdır. Mağdurun kendi zararını rakamsal olarak ispatı güç olduğunda, davalının haksız fiilden elde ettiği kazanç (satış hacminin artışı, müşteri kazancının parasal değeri, iş sırrının değerlendirilmesinden doğan kar) tazminatın ölçütü olur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasında bu yol, özellikle taklit ürün satışı, iş sırrı ihlali ve sözleşme ihlaline yöneltme davalarında sıkça kullanılır.

Tazminat davasında ihtiyati tedbir de kritik bir araçtır. HMK m.389 vd. çerçevesinde mahkemeden; haksız rekabet oluşturan reklamların yayınının durdurulması, taklit ürünlerin satışının engellenmesi, alan adı erişiminin sınırlandırılması, itibar zedeleyici içeriğin çıkarılması gibi tedbirler talep edilebilir. TTK m.61, ihtiyati tedbir hususunda özel düzenleme getirmiş; haksız rekabet davası açacak olan mağdura HMK’nın ihtiyati tedbir hükümlerine ek olarak özel kolaylıklar tanımıştır. Haksız rekabet uygulamasında, ticaret şirketlerinin genel iç ilişki uyuşmazlıklarına ilişkin dava süreçleriyle ilgili olarak limited şirket ortakların hakları rehberimizi ve anonim şirket kuruluşu yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Cezai Sorumluluk — TTK m.62 ve m.63

Haksız rekabet, hukuki sorumluluğun yanı sıra cezai sorumluluk da doğuran bir fiildir. TTK m.62/1 uyarınca, aşağıdaki fiilleri kasten işleyenler haksız rekabetin cezai yaptırımına tabidir: (a) m.55’te sayılan haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyen; (b) kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi veren; (c) çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatan; (d) çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının veya vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyen veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler.

Yaptırım açısından TTK m.62/1 açıktır: bu fiilleri işleyenler iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Ceza, TCK genel hükümleri (m.61 vd.) çerçevesinde temel cezanın belirlenmesi ve artırım-indirim sebeplerinin uygulanmasıyla somutlaşır. Adli para cezasının gün karşılığı da TCK m.52 uyarınca hesaplanır.

Suç, şikâyete tabidir. Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen soruşturma başlatamaz; TTK m.56 kapsamında dava açmak hakkına sahip olanlardan birinin şikâyeti gerekir. Şikâyet süresi, fail ve fiilin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; bu süre TCK’daki dava zamanaşımı süresini aşamaz. Şikâyetten vazgeçme, dava düşürme sonucunu doğurur.

TTK m.63, tüzel kişilerin cezai sorumluluğunu düzenler. Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse m.62 hükmü, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır. Yani cezai yaptırım gerçek kişi organ üyelerine yöneltilir; tüzel kişi hakkında ise TCK m.60’a paralel biçimde güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir. Faaliyet izninin iptali ve müsadere tipik güvenlik tedbiri örnekleridir.

Cezai süreç ile hukuki dava süreci birbirinden bağımsız yürüyebilir; her iki hak paralel kullanılabilir. Ceza mahkemesindeki beraat kararı, hukuk mahkemesindeki tespit ve tazminat kararını zorunlu olarak etkilemez; kusur, illiyet ve zarar hukuk mahkemesince yeniden değerlendirilir. Ancak ceza mahkemesindeki maddi olay tespitlerinin, hukuk mahkemesi için önemli bir emare değeri bulunur.

Süre ve Yetkili Mahkeme — TTK m.60 Zamanaşımı, Asliye Ticaret

Zamanaşımı, haksız rekabet davalarının en dikkat gerektiren teknik meselelerinden biridir. TTK m.60 hükmü açıktır: TTK m.56’da yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu iki süreden hangisi önce dolarsa dava zamanaşımına uğrar. Öğrenme, mağdurun hem haksız rekabet oluşturan fiili hem de failini birlikte öğrenmesi anlamına gelir.

TTK m.60/2 önemli bir istisna getirir: haksız rekabet fiili aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu daha uzun süre hukuk davaları için de geçerli olur. Bu düzenleme, mağdurun cezai açıdan takip edilebilecek ağır fiillerde tazminat hakkını daha uzun süre koruyabilmesini sağlar.

Zamanaşımı bakımından üzerinde tartışma bulunan konu, tespit ve men davalarının bu sürelere tabi olup olmadığıdır. Öğreti ve Yargıtay uygulamasında yerleşik görüş, haksız rekabet devam ettiği sürece men ve eski hâle iade taleplerinin zamanaşımına tabi olmayacağı yönündedir; zira devam eden fiilin her günü yeniden bir haksız rekabet oluşturur. Fiilin sona ermesi hâlinde ise TTK m.60’ın süreleri işlemeye başlar.

Görevli mahkeme: Haksız rekabet davaları TTK m.4 uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir; tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Cezai yönden ise asliye ceza mahkemesi görevlidir; iki yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünden ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez.

Yetkili mahkeme: Haksız rekabet temelde bir haksız fiil niteliği taşıdığından, HMK m.16 uyarınca haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir. HMK m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Elektronik ortamda gerçekleşen haksız rekabetlerde (yanıltıcı web reklamı, kötüleyici sosyal medya paylaşımı, alan adı ihlali) yetki, zararın sonucunu doğurduğu her yer bakımından tartışılabildiğinden mağdur için pratik bir esneklik doğar.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, haksız rekabet uyuşmazlıklarında istinaf ve temyiz mercii olarak yerleşik bir uygulama geliştirmiştir. Dairenin içtihadında dürüstlük kuralının somut olay ölçütüyle değerlendirilmesi, ispat kolaylıkları, iltibas testinde ortalama tüketici standardı ve TTK m.56/2’nin uygulama koşulları netleştirilmiştir. Uyuşmazlığın hazırlık ve yürütülmesinde bu içtihat çizgisi kritik öneme sahiptir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Rakip firmanın ürünümü kötüleyen yorumlar paylaşması haksız rekabet midir?

Evet. TTK m.55/1-a-1, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini yahut faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi haksız rekabet olarak sayar. Sosyal medya paylaşımları, yorum siteleri ve kurumsal yazışmalarda yer alan asılsız kötüleyici içerikler bu bende girer. Tespit ve men taleplerinde kusur aranmaz; maddi tazminat için kasıt veya ihmalin varlığı gerekir.

Haksız rekabet davasında zamanaşımı ne kadardır?

TTK m.60’a göre TTK m.56 kapsamındaki davalar, davaya hakkı olan tarafın hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl, her hâlde fiilin doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Hangisi önce dolarsa uygulanır. Fiil aynı zamanda TCK’ya göre daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa, bu daha uzun süre hukuk davaları için de geçerlidir. Devam eden fiiller bakımından men talebi zamanaşımına takılmaz.

Haksız rekabet davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. TTK m.4 uyarınca haksız rekabet uyuşmazlıkları mutlak ticari dava sayılır; tarafların tacir olup olmaması sonuca etki etmez. Yetkili mahkeme; davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir. Ceza şikâyeti bakımından ise asliye ceza mahkemesi görevlidir.

Haksız rekabet suç mudur, hapis cezası öngörülür mü?

Evet. TTK m.62 uyarınca m.55’te sayılan fiilleri kasten işleyen, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, çalışanları sırları ele geçirmek için aldatan ya da çalışanının haksız rekabetini bilerek önlemeyen kişiler iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Suç şikâyete tabidir; şikâyet süresi fail ve fiili öğrenmeden itibaren altı aydır. Tüzel kişi bünyesinde işlenmişse TTK m.63 uyarınca organ üyeleri sorumlu olur, tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

Kendi zararımı ispat edemiyorum; yine de tazminat alabilir miyim?

Evet. TTK m.56/2 hâkime önemli bir yetki tanır: tazminat olarak davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verilebilir. Bu düzenleme, mağdurun kendi zararını rakamsal olarak ispatta güçlük çektiği veya davalının kazancının mağdurun kaybından yüksek olduğu durumlarda uygulanır. Yargıtay 11. HD içtihadında bu yol taklit ürün, iş sırrı ihlali ve müşteri çevresine yönelik saldırılarda sıkça kullanılır.

Haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz aynı olayda birlikte ileri sürülebilir mi?

Evet. Marka, unvan veya işaret ihlali içeren bir eylem, hem 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz hem de TTK m.55 çerçevesinde iltibas yaratma yoluyla haksız rekabet oluşturabilir. Mağdur her iki hukuki dayanağı birlikte ileri sürebilir; talepler tek dilekçede birleştirilebilir. Marka hukuku ile haksız rekabetin kesiştiği alanlarda hangi hukuki yolun daha etkili olduğu, somut olayın koşullarına ve tescil durumuna göre değerlendirilir.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Rakip firmanın ürünümü kötüleyen yorumlar paylaşması haksız rekabet midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TTK m.55/1-a-1 uyarınca başkalarını veya mallarını yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme haksız rekabet sayılır. Sosyal medya paylaşımları ve yorum siteleri bu kapsama girer. Tespit ve men için kusur aranmaz; tazminat için kasıt veya ihmal gerekir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Haksız rekabet davasında zamanaşımı ne kadardır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TTK m.60 uyarınca hakların doğumunu öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde fiilin doğumundan itibaren 3 yıldır. TCK’ya göre daha uzun süreli bir suç niteliğindeyse o uzun süre hukuk davalarına da uygulanır. Devam eden fiillerde men talebi zamanaşımına takılmaz.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Haksız rekabet davası hangi mahkemede açılır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. TTK m.4 uyarınca mutlak ticari dava sayılır. Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Haksız rekabet suç mudur, hapis cezası öngörülür mü?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TTK m.62 uyarınca iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Suç şikâyete tabidir; şikâyet süresi fail ve fiili öğrenmeden itibaren altı aydır. TTK m.63 uyarınca tüzel kişi bünyesinde işlenirse organ üyeleri sorumlu olur; tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirleri uygulanabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Kendi zararımı ispat edemiyorum; yine de tazminat alabilir miyim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TTK m.56/2 uyarınca hâkim, tazminat olarak davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Bu yol mağdurun zararını rakamsal olarak ispatta güçlük çektiği veya davalının kazancının kaybı aştığı durumlarda uygulanır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz aynı olayda birlikte ileri sürülebilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. Marka, unvan veya işaret ihlali içeren bir eylem hem 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz hem de TTK m.55 çerçevesinde iltibas yaratma yoluyla haksız rekabet oluşturabilir. Her iki dayanak tek dilekçede birlikte ileri sürülebilir.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk