Hasta Hakları ve Aydınlatılmış Onam: Yönetmelik (1998) Rehberi
10 Temmuz 2026

Hasta Hakları ve Aydınlatılmış Onam: Yönetmelik (1998) Rehberi

Hasta hakları, Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığın korunması ile geliştirilmesi hakkının sağlık hizmetleri alanına yansımasıdır. 1 Ağustos 1998 tarihli ve 23420 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, bu güvenceyi somut hukuki hak ve yükümlülüklere dönüştüren temel düzenlemelerdir. Hasta hakları aydınlatılmış onam, bilgi alma, mahremiyet, tedaviyi kabul veya red, kayıtlara erişim ve şikayet mekanizmaları gibi başlıklar altında Yönetmelik’te ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu yazıda temel ilkeler, aydınlatılmış onamın kapsamı, tedaviyi reddetme hakkı, mahremiyet ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ilişkisi ve İl Sağlık Müdürlüklerince kurulan Hasta Hakları Kurulu’na başvuru süreci pratik biçimde ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Hasta Hakları — Temel İlkeler ve Anayasal Dayanak

Hasta hakları, sağlık hizmeti sunulan her ortamda hastanın insan onuruyla bağdaşır biçimde, bilgilendirilerek ve rızasıyla tedaviye tabi tutulmasını güvence altına alan haklar bütünüdür. Anayasa m.17/2 hükmü, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağını; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağını açıkça hükme bağlar. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu (RG 15.05.1987, Sayı 19461) sağlık hizmetlerinin planlanması, koordinasyonu ve halkın sağlıklı yaşama hakkının korunmasına ilişkin genel çerçeveyi çizerken; Hasta Hakları Yönetmeliği (RG 01.08.1998, Sayı 23420) hastaya özgü bireysel hakları düzenlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılmıştır. Yönetmelik’in 4’üncü maddesi hasta, personel, sağlık kurum ve kuruluşu ile hasta hakları kavramlarının tanımlarını verir. 5-11’inci maddeleri ise sağlık hizmetlerinden faydalanmanın temel ilkelerini düzenler.

Temel ilkeler arasında şu başlıklar yer alır: hizmete adalet ve hakkaniyet çerçevesinde eşit erişim (m.6), bilgi verilmesi, sağlık kuruluşunu ve personelini seçme, tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakım, tıbbi gereklilikler dışında müdahale yasağı, ötenaziye ilişkin yasak, tıbbi özen gösterilmesi. Adalet ve hakkaniyet ilkesi; ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durumun sağlık hizmetlerine erişimde bir farklılığa yol açamayacağı anlamına gelir. Yönetmelik, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi (Oviedo Sözleşmesi) ilkeleri ile örtüşür. Bu sözleşmenin 5’inci maddesi, aydınlatılmış onamı bir sağlık müdahalesi için zorunlu koşul olarak öngörür. Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları m.26 da bilgilendirme ve rıza yükümlülüğünü meslek etiği düzeyinde pekiştirir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında, gereği gibi alınmamış aydınlatılmış onamı Anayasa m.17’de düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması hakkına müdahale olarak nitelendirmektedir.

Bilgi Alma Hakkı ve Sağlık Kayıtlarına Erişim (Yönetmelik m.15-18)

Yönetmelik m.15/1 uyarınca hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydalarını ve muhtemel sakıncalarını, alternatif tıbbi müdahale yöntemlerini, tedaviyi kabul etmemesi halinde ortaya çıkacak muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ile neticelerini sözlü veya yazılı olarak isteme hakkına sahiptir. Bilgi, hastanın kendisi tarafından; küçük, mümeyyiz olmayan veya kısıtlı ise kanuni temsilci tarafından talep edilebilir. Hastaya sunulan aydınlatma metninde geçen ve anlaşılmayan hususlar bakımından ek bilgi de talep edilebilir; bu bilgi sözlü, yazılı veya görsel olarak sağlanabilir.

Yönetmelik m.16, hastanın sağlık durumuna ilişkin bilgileri içeren tıbbi kayıtları inceleme; m.17 kayıtlarda görülen eksik, belirsiz veya yanlış bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkını düzenler. Aynı Yönetmelik m.18 bilgi verilmesi caiz olmayan halleri ve tedbir alınacak durumları belirler: hastanın manevi yapısına olumsuz etki yapacağı belirlenen bilgilerin aile fertlerine verilmesi tercih edilebilir. Ancak günümüz uygulamasında hasta merkezli anlayış hakim olduğu için hastanın kendi bilgisini talep etmesi halinde kural olarak bilginin ondan gizlenmemesi esastır. Sağlık kayıtlarının paylaşımı, aynı zamanda 6698 sayılı KVKK m.6 kapsamında özel nitelikli kişisel veri işlemedir; bu bakımdan tıbbi kayıtların üçüncü kişilere aktarımı için hastanın açık rızası ya da kanunen öngörülen sır saklama yükümü çerçevesinde bir hukuki sebep aranır. Kişisel verilerin izinsiz açıklanması durumunda ceza sorumluluğu doğabileceğine ilişkin ayrıntılı çerçeve için dijital gizlilik, kişisel veri ve KVKK rehberimiz incelenebilir.

Aydınlatılmış Onam: Yönetmelik m.22, 24 ve 26

Aydınlatılmış onam; hastanın, önerilen tıbbi müdahalenin türü, amacı, yararı, riskleri, alternatifleri ve tedaviyi kabul etmemesi halinde ortaya çıkacak muhtemel sonuçları hakkında yeterince ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle verdiği rızadır. Hasta Hakları Yönetmeliği m.22 uyarınca kanunda gösterilen istisnalar dışında rıza olmaksızın hiç kimse tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz. Yönetmelik m.24, rızanın kural olarak hastanın kendisi tarafından; hasta küçük veya mahcur ise veli veya vasi tarafından verileceğini düzenler. Aynı madde kanuni temsilcinin muvafakat vermediği hallerde bile küçük veya kısıtlı hastanın açıklanan bilgileri anlayabilecek düzeydeki katkısına önem verilmesini emreder. Yönetmelik m.26 hükmü ise rızanın alınırken kullanılacak Rıza Formu‘na ilişkin usul ve esasları ortaya koyar; Bakanlıkça hazırlanan rıza formu örnekleri hastanın anlayabileceği düzeyde sade dilde düzenlenir.

Aydınlatılmış onamın geçerliliği için üç unsurun birlikte bulunması gerekir: hastanın rıza ehliyeti bulunmalı, bilgilendirme yeterli ve anlaşılır olmalı, rıza özgür iradeyle verilmelidir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu (HGK) yerleşik içtihatlarında; ispat yükünün hekim ve sağlık kuruluşunda olduğu, salt matbu form imzalatılmasının aydınlatma yükümünün yerine getirildiği sonucunu doğurmadığı, tipik risk ve sık görülen komplikasyonların da aydınlatma kapsamında olduğu vurgulanmıştır. Aydınlatma; girişimden makul süre önce, hastanın karar verebilme imkanı olacak biçimde yapılmalıdır. Estetik amaçlı müdahalelerde ve elektif işlemlerde aydınlatma yükümü daha da genişletilmiş sayılır. Onam kural olarak yazılı biçimde alınır; ancak yazılı olmayan onam da acil olmayan hallerde ispat şartına bağlı olmak üzere geçerlidir.

Acil hal istisnası: Yönetmelik m.24, hasta veya kanuni temsilcinin muvafakatinin bulunmadığı ya da hastanın irade beyanında bulunamadığı hallerde tıbbi zorunluluk halinde hayatı ya da hayati organlardan birini tehdit eden acil durumlarda hastanın rızası aranmaksızın tıbbi müdahale yapılabileceğini kabul eder. Bu istisna, TCK m.26’da düzenlenen kanunun hükmü ile Türk Medeni Kanunu m.24’te düzenlenen kişilik hakkının korunması ilkeleriyle örtüşür. Acil durum ortadan kalktığında hastanın veya kanuni temsilcisinin rızası her koşulda alınmalıdır. Aydınlatılmış onamın hiç alınmaması veya hastanın anlayabileceği biçimde alınmaması, tıbbi uygulama kusursuz olsa dahi hekim ve hastanenin sorumluluğunu doğurabilir. Bu bağlamda malpraktis davası ile aydınlatma eksikliğinden kaynaklanan tazminat davası birbirinden bağımsız iki ayrı dava sebebi olarak ileri sürülebilir; ayrıntılı çerçeve için malpraktis davası: doktor ve hastane tazminatı yazımıza bakılabilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Tedaviyi Reddetme ve Durdurma Hakkı (Yönetmelik m.25)

Yönetmelik m.25 hükmü, kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere hastaya, kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkı tanır. Bu hak; hastanın özerkliğinin, kendi geleceğini belirleme hakkının ve vücut bütünlüğü üzerindeki tasarruf yetkisinin doğrudan bir uzantısıdır. Reddedilen tedavinin ortaya çıkarabileceği sonuçların hastaya veya kanuni temsilcisine anlatılması ve bu bilgilendirmeyi gösteren yazılı belge alınması Yönetmelikte açıkça aranmıştır. Yazılı belge alınmadan yalnızca sözlü ret alınması, ilerleyen dönemde ispat sorunları doğurur ve sağlık kuruluşunun sorumluluğunu genişletebilir.

Tedaviyi reddetme hakkının kanuni istisnaları vardır. Adli mercii kararı ile zorla tedavi öngörülen bulaşıcı hastalıklar, akıl sağlığı gerekçesiyle koruma altına alma ile Ceza İnfaz Kurumları’nda tutuklu ya da hükümlü olan hastaların bazı zorunlu tedavileri bu istisnalar arasında değerlendirilir. Yine 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu kapsamında toplum sağlığını korumak amacıyla öngörülen zorunlu aşılamalar ve karantina uygulamaları da hastanın red hakkını sınırlar. Anayasa Mahkemesi kararlarında; zorunlu tedavinin, ancak kanuni dayanağı ölçülülük ilkesine uygun olduğu ölçüde Anayasa m.17’ye uygun sayılabileceği belirtilmiştir. Yönetmelik m.25 son fıkrası çok önemli bir güvence içerir: hastanın tedaviyi red hakkını kullanması, aynı hastanın sonraki müracaatlarında aleyhine kullanılamaz. Bu, hastanın yeniden başvurduğunda kabul göreceğini ve sağlık kuruluşunun onu tedaviden mahrum etmemekle yükümlü olduğunu ifade eder.

Mahremiyet ve Kişisel Veri — Yönetmelik m.21 ve KVKK ile İlişki

Yönetmelik m.21 hükmü, hasta mahremiyetinin korunmasını sağlık hizmeti sunumunun esaslı bir ilkesi olarak kabul eder. Buna göre her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle yapılır. Mahremiyete saygı ve mahremiyetin korunmasını isteme hakkı; hastanın sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içinde yürütülmesini, muayene ve tedavinin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini, tıbben sakınca olmayan hallerde bir yakınının yanında bulunmasına izin verilmesini, tedavi ile doğrudan ilgili olmayan kişilerin bulunmamasını, hastalığın niteliği gerektirmedikçe şahsi ve ailevi hayata müdahale edilmemesini ve sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını kapsar. Aynı madde, hastanın ölmesinin mahremiyetin ihlaline gerekçe oluşturmayacağını açıkça belirtir.

Mahremiyet hakkının bir boyutu da kişisel verilerin korunmasıdır. Hastaya ait sağlık verileri, 6698 sayılı KVKK m.6 uyarınca özel nitelikli kişisel veri olarak kabul edilir ve işlenmesi sıkı koşullara bağlanmıştır. Sağlık verisi, kural olarak sır saklama yükümlülüğü altındaki kişilerce veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amaçlarıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Bunun dışındaki hallerde ise açık rıza şarttır. Sağlık verisinin izinsiz olarak elde edilmesi, yayılması ya da başkasına verilmesi 5237 sayılı TCK m.135-136 çerçevesinde ceza sorumluluğunu doğurur; ayrıntılı çerçeve için dijital gizlilik, kişisel veri ve KVKK yazımız incelenebilir. Sağlık personelinin hasta bilgisini sosyal medyada paylaşması, hasta fotoğraflarının izinsiz yayımlanması, tanı bilgisinin hasta yakınına dahi hastanın açık rızası olmaksızın verilmesi mahremiyet hakkının açık ihlalidir.

Hasta Hakları Kurullarına Başvuru ve Malpraktis Davası ile İlişki (Yönetmelik m.42)

Yönetmelik m.42 hükmü, hasta ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakkına sahip olduğunu düzenler. 8 Mayıs 2014 tarihli ve 28994 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle Yönetmelik’e eklenen m.42/A, 42/B, 42/C ve 42/D maddeleri; hasta hakları uygulamalarına ilişkin başvuru sürecini ve kurul yapısını ayrıntılı olarak düzenler. Buna göre İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde; üniversite hastaneleri, özel sağlık kurum ve kuruluşları, kamu hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri ile toplum sağlığı merkezlerinden gelen başvuruları değerlendirmek üzere Hasta Hakları Kurulu oluşturulur. Kurulun başkanı İl Sağlık Müdürü veya müdürlük temsilcisidir. İhtiyaç halinde birden fazla kurul oluşturulabilir.

Hasta ya da yakınları öncelikle başvurdukları sağlık kuruluşunun bünyesindeki Hasta İletişim Birimi‘ne (eski adıyla Hasta Hakları Birimi) sözlü, yazılı ya da elektronik ortamda başvurabilir. Birim yöneticisi şikayeti yerinde çözmeye çalışır; yerinde çözülemeyen başvurular Hasta Hakları Kurulu’na iletilir. Kurul, yerinde çözülemeyen yazılı ve/veya elektronik başvuruları değerlendirir, karara bağlar, öneride bulunur ve düzeltici işlemleri belirler. Kurul kararları ilgili sağlık kuruluşuna ve personele yazılı olarak tebliğ edilir; kararların özeti kişi isimlerine yer verilmeksizin İl Sağlık Müdürlüğü internet sayfasında duyurulur. Kurul kararına karşı; kamuya ilişkin işlemlerde 60 gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Kurul kararı, ilgili personel hakkında disiplin soruşturması başlatılması için de bir dayanak oluşturabilir.

Hasta Hakları Kurulu’na başvuru, tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. Sağlık hakkı ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi zarar için özel sağlık kuruluşlarına karşı 6098 sayılı TBK m.49 ve m.502 hükümleri çerçevesinde Tüketici Mahkemesi’nde, kamu sağlık kuruluşlarına karşı ise 2577 sayılı İYUK m.13 çerçevesinde İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açılabilir. Aynı ihlalin geçici iş göremezliğe yol açması halinde 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sosyal güvenlik hakları da devreye girer; bu bağlamda iş göremezlik ödeneği ve 5510 SK m.18-19 yazımız pratik bir yol haritası sunar. Kamu sağlığına ilişkin idari işlem ve düzenlemelere karşı yürütülecek hukuki mücadelenin genel çerçevesi için İdare Hukuku hizmet sayfamıza göz atabilirsiniz. Hasta Hakları Kurulu kararı ile ceza yargılaması, hukuk davası ve idari yargı süreçleri birbirinden bağımsız yürüyebilir; ancak deliller ortak olduğu için başvuruların bir avukat eşliğinde stratejik olarak yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

Aydınlatılmış onam yazılı olmak zorunda mı?
Hasta Hakları Yönetmeliği m.26 uyarınca Bakanlıkça hazırlanan rıza formu örnekleri esas alınarak onam kural olarak yazılı biçimde alınır. Sözlü onam da geçerli olmakla birlikte ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşunda olduğundan yazılı belge alınması esastır. Yargıtay 13. HD ve HGK yerleşik içtihatları, salt matbu formun imzalatılmasının aydınlatma yükümünün yerine getirildiği sonucunu doğurmayacağını vurgular.

Acil durumda rıza aranır mı?
Yönetmelik m.24 hükmü, hastanın veya kanuni temsilcisinin muvafakatinin bulunmadığı ya da hastanın irade beyanında bulunamadığı hallerde, hayatı veya hayati organlardan birini tehdit eden acil durumlarda rıza aranmaksızın tıbbi müdahalenin yapılabileceğini öngörür. Acil durum ortadan kalktıktan sonra hastanın veya kanuni temsilcisinin rızası her koşulda alınmalıdır.

Tedaviyi reddetmem sonraki başvurularımda aleyhime kullanılır mı?
Hayır. Yönetmelik m.25 son fıkrası açıkça hastanın tedaviyi red hakkını kullanmasının, aynı sağlık kuruluşuna sonraki müracaatlarda aleyhine kullanılamayacağını hükme bağlar. Ancak reddetme kararının sonuçlarının hastaya anlatılması ve bunu gösteren yazılı belgenin alınması Yönetmelik gereğidir.

Hasta hakları ihlali için Hasta Hakları Kurulu’na nasıl başvurulur?
Önce sağlık kuruluşundaki Hasta İletişim Birimi’ne sözlü, yazılı veya elektronik ortamda başvurulur. Yerinde çözülemeyen başvurular İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Hasta Hakları Kurulu’na iletilir. Kurul; başvuruyu değerlendirir, ihlal tespiti halinde ilgili personel ve kuruluşa yazılı tebligat yapar ve disiplin işlemine dayanak oluşturabilir. Kurul kararı tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.

Sağlık kayıtlarımın kopyasını alabilir miyim?
Evet. Yönetmelik m.16 hastanın sağlık durumuna ilişkin tıbbi kayıtları inceleme ve m.17 kayıtlardaki eksik, belirsiz veya yanlış bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkını düzenler. 6698 sayılı KVKK m.11 uyarınca kişisel verinin bir örneğinin talep edilmesi de mümkündür. Bu talep sağlık kuruluşuna yazılı olarak yapılır ve kural olarak 30 gün içinde ücretsiz karşılanır.

Hekim, hasta yakınına tanı bilgisini hasta rızası olmadan verebilir mi?
Kural olarak veremez. Yönetmelik m.21 mahremiyete saygı ilkesi ile 6698 sayılı KVKK m.6 sağlık verisinin özel nitelikli olması nedeniyle, tanı ve tedavi bilgisi ancak hastanın açık rızası, sır saklama yükümlüsünün mesleki gerekliliği ya da kanunda öngörülen istisnalar çerçevesinde paylaşılabilir. Küçük ve kısıtlı hastalarda ise kanuni temsilciye bilgi verilmesi bu ilkenin doğal istisnasıdır.

Hasta hakları ihlalleri; yalnız bir Hasta Hakları Kurulu meselesi değil, aynı zamanda ceza, hukuk ve idare hukukunu birlikte ilgilendiren çok boyutlu bir uyuşmazlık alanıdır. Aydınlatılmış onam eksikliği, mahremiyet ihlali veya tedavi hakkının reddedilmesi durumunda hem şikayet hem de tazminat yollarının süresinde ve delil temelli biçimde işletilmesi gerekir. Somut olayınıza özgü hukuki değerlendirme için sağlık hukuku alanında çalışan bir avukattan destek almanız tavsiye edilir.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Aydınlatılmış onam yazılı olmak zorunda mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hasta Hakları Yönetmeliği m.26 uyarınca Bakanlıkça hazırlanan rıza formu örnekleri esas alınarak onam kural olarak yazılı biçimde alınır. Sözlü onam da geçerli olmakla birlikte ispat yükü hekim ve sağlık kuruluşunda olduğundan yazılı belge alınması esastır. Yargıtay 13. HD ve HGK yerleşik içtihatları, salt matbu formun imzalatılmasının aydınlatma yükümünün yerine getirildiği sonucunu doğurmayacağını vurgular.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Acil durumda rıza aranır mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Yönetmelik m.24 hükmü, hastanın veya kanuni temsilcisinin muvafakatinin bulunmadığı ya da hastanın irade beyanında bulunamadığı hallerde, hayatı veya hayati organlardan birini tehdit eden acil durumlarda rıza aranmaksızın tıbbi müdahalenin yapılabileceğini öngörür. Acil durum ortadan kalktıktan sonra hastanın veya kanuni temsilcisinin rızası her koşulda alınmalıdır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Tedaviyi reddetmem sonraki başvurularımda aleyhime kullanılır mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. Yönetmelik m.25 son fıkrası açıkça hastanın tedaviyi red hakkını kullanmasının, aynı sağlık kuruluşuna sonraki müracaatlarda aleyhine kullanılamayacağını hükme bağlar. Ancak reddetme kararının sonuçlarının hastaya anlatılması ve bunu gösteren yazılı belgenin alınması Yönetmelik gereğidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Hasta hakları ihlali için Hasta Hakları Kurulu’na nasıl başvurulur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Önce sağlık kuruluşundaki Hasta İletişim Birimi’ne sözlü, yazılı veya elektronik ortamda başvurulur. Yerinde çözülemeyen başvurular İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Hasta Hakları Kurulu’na iletilir. Kurul; başvuruyu değerlendirir, ihlal tespiti halinde ilgili personel ve kuruluşa yazılı tebligat yapar ve disiplin işlemine dayanak oluşturabilir. Kurul kararı tazminat davası açma hakkını ortadan kaldırmaz.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Sağlık kayıtlarımın kopyasını alabilir miyim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. Yönetmelik m.16 hastanın sağlık durumuna ilişkin tıbbi kayıtları inceleme ve m.17 kayıtlardaki eksik, belirsiz veya yanlış bilgilerin düzeltilmesini isteme hakkını düzenler. 6698 sayılı KVKK m.11 uyarınca kişisel verinin bir örneğinin talep edilmesi de mümkündür. Bu talep sağlık kuruluşuna yazılı olarak yapılır ve kural olarak 30 gün içinde ücretsiz karşılanır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Hekim hasta yakınına tanı bilgisini hasta rızası olmadan verebilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kural olarak veremez. Yönetmelik m.21 mahremiyete saygı ilkesi ile 6698 sayılı KVKK m.6 sağlık verisinin özel nitelikli olması nedeniyle, tanı ve tedavi bilgisi ancak hastanın açık rızası, sır saklama yükümlüsünün mesleki gerekliliği ya da kanunda öngörülen istisnalar çerçevesinde paylaşılabilir. Küçük ve kısıtlı hastalarda ise kanuni temsilciye bilgi verilmesi bu ilkenin doğal istisnasıdır.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk