Bir mesleğin icra edilmesine izin veren idari işlemin haksız biçimde geri alınması, yalnızca bir kariyeri değil, kişinin ekonomik geleceğini de doğrudan etkiler. Anayasa Mahkemesi’nin 8 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararı, çalışma izninin anayasal mülkiyet güvencesi kapsamına girip girmediği sorusunu açık biçimde yanıtladı.
Olayın Gelişimi
Başvurucu öğretmenin çalışma izni, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan bir eğitim kurumu nedeniyle 2016 yılında iptal edildi. Öğretmen, mesleğe dönmek için yaptığı başvurunun reddi üzerine iptal davası açtı ve 2019’da mahkeme kararıyla görevine döndü. Ancak çalışamadığı üç yıllık dönemde uğradığı zararlar için açtığı tazminat davasında hükmedilen miktarı yetersiz bularak bireysel başvuru yoluna gitti.
Çalışma İzninin Ekonomik Değeri
AYM’nin kararındaki en önemli tespit, öğretmenlik çalışma izninin ekonomik bir değer taşıdığı ve bu nedenle Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğidir. Mahkemeye göre, meslekî bir faaliyeti yürütme hakkı, kişiye gelir sağlayan ve hukuken korunan bir menfaattir. İdarenin hukuka aykırı işlemiyle bu menfaatin ortadan kaldırılması, mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşır.
Adil Denge ve Tazminatın Yetersizliği
Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin meşru sayılabilmesi için, kamu yararı ile bireyin menfaati arasında adil bir denge kurulması gerekir. Mahkeme, başvurucuya hükmedilen tazminatın, üç yıl boyunca mesleğini icra edememekten doğan maddi kayıpları karşılamaktan uzak olduğunu, bu nedenle adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu belirtti. Başvurucunun lisans mezunu ve kariyer sahibi bir kişiyken bir anda bu statüden yoksun bırakılması da kararda vurgulandı.
Özel Hayata Saygı Boyutu
Karar, yalnızca mülkiyet hakkıyla sınırlı kalmadı. Mahkeme, kişinin meslekî kimliğinin ve çalışma imkânının özel hayatın bir parçası olduğunu, dolayısıyla bu imkândan haksız yere yoksun bırakılmanın özel hayata saygı hakkını da ihlal ettiğini tespit etti. Bu yaklaşım, AİHM içtihatlarındaki ‘meslekî hayatın özel hayat kapsamında değerlendirilmesi’ anlayışıyla paraleldir.
Yeniden Yargılama ve Sonuçları
İhlal tespitinin ardından AYM, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili idare mahkemesine gönderdi. Yeniden yargılamada mahkeme, başvurucunun gerçek maddi kaybını gözeterek tazminat miktarını yeniden belirleyecek. Bu karar, idari işlemlerden doğan zararların tazmininde ‘sembolik’ değil ‘gerçek ve yeterli’ tazminat ilkesinin geçerli olduğunu ortaya koyan önemli bir emsaldir.
📚 İlgili Rehberler
- İdare Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- AYM: Çalışma izni haksız iptal edilen öğretmene ödenen tazminat yeters
- Davalarda Yürütmenin Durdurulması Kararı Nedir İdari, Hangi Şartlarda
- İdarenin Kamu Görevlisine Rücu Hakkı
- İdari Gözetim Kararına İtiraz
- Acentenin Sözleşme Sonu Hakkı: Denkleştirme (Portföy) Tazminatı
