Yabancı yatırımcı ile ev sahibi devlet arasındaki uyuşmazlıkları çözen ICSID tahkiminde, verilen karara karşı başvurulabilecek yollar iç hukuktaki kanun yollarından önemli ölçüde farklıdır. Bu yazıda ICSID kararının iptali (annulment) usulünü ve bunu inceleyen ad hoc komiteyi sade bir dille açıklıyoruz.
ICSID Kararı Temyiz Edilemez
ICSID, 1965 tarihli Washington Sözleşmesi ile kurulan ve Dünya Bankası bünyesinde faaliyet gösteren bir yatırım uyuşmazlıkları merkezidir. Sözleşme’nin 53. maddesine göre ICSID kararı tarafları bağlar, daha üst bir makama götürülemez ve Sözleşme’de öngörülenler dışında bir çözüme konu edilemez. Yani klasik anlamda bir temyiz yolu yoktur; milletlerarası tahkimde kararın bir an önce kesinleşmesi, mutlak doğruluğundan önce gelir. Bunun yerine, çok sınırlı bir denetim imkânı olan iptal usulü öngörülmüştür.
İptal (Annulment) Sebepleri
Sözleşme’nin 52. maddesine göre taraflardan biri, Genel Sekreterliğe yazılı başvuruyla yalnızca şu beş sebepten birini veya birkaçını ileri sürerek kararın iptalini isteyebilir: hakem kurulunun usulüne uygun oluşturulmamış olması, kurulun yetkisini açıkça aşması, kurul üyelerinden birinin rüşvet alması, yargılama usulünün temel bir kuralından ciddi biçimde sapılması ve kararın dayandığı gerekçeleri belirtmemesi. İptal, esasa ilişkin yeni iddia veya delil sunulan bir yol değildir; inceleme yalnızca bu tahdidi sebeplerle ve başvuruda ileri sürülen gerekçelerle sınırlıdır, uyuşmazlığın esası yeniden ele alınmaz.
Ad Hoc Komite ve Usul
İptal talebini, kararı veren heyet ya da bir üst mahkeme değil; bu iş için yeni oluşturulan üç kişilik bir ad hoc komite inceler. Komite, ileri sürülen sebepleri yerinde bulursa kararı kısmen veya tamamen iptal edebilir; bu hâlde uyuşmazlık, talep üzerine yeni bir hakem heyetine götürülebilir. Başvuru için kesin süreler vardır: rüşvet dışındaki sebepler bakımından kararı izleyen 120 gün, her hâlükârda kararı izleyen üç yıl içinde başvurulması gerekir. İlk dönem örnek kararları olan Klöckner v. Kamerun ve Amco v. Endonezya davalarında, heyetin yetkisini aşması ve gerekçe eksikliği gibi sebeplerle kararların iptal edildiği görülmüştür.
İcra ve İç Hukuktan Farkı
ICSID kararının icrası da kendine özgüdür. Sözleşme’nin 54. maddesine göre her üye devlet, kararı bağlayıcı kabul eder ve kararın parasal yükümlülüklerini kendi mahkemesinin nihai bir kararı gibi yerine getirir. Bu nedenle ICSID kararları için yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin usul ile 1958 New York Sözleşmesi uygulanmaz; karar, kamu düzeni gerekçesiyle dahi yerel mahkemelerce denetlenemez veya icrası engellenemez. İç hukuktaki hakem kararlarının devlet mahkemesinde iptal davasına konu olmasından farklı olarak, ICSID’de denetim tamamen Sözleşme’nin kendi sistemi içinde kalır. Bu özellikler, ICSID tahkimini yabancı yatırımcı açısından öngörülebilir ve güvenli bir uyuşmazlık çözüm yöntemi hâline getirir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


