Bir kamu ihalesini kazanan yüklenici, idareden doğan hakediş alacağını bir bankaya veya üçüncü bir kişiye devredebilir mi? Özellikle işi finanse etmek için kredi kullanan firmalar için bu soru hayatidir. Bu rehberde kamu ihalesi sözleşmelerinde hakediş alacağının temlikini sade bir dille açıklıyoruz.
Temlik ile Sözleşmenin Devri Aynı Şey Değildir
İki kavram sıkça karıştırılır. Sözleşmenin devri (4735 sayılı Kanun m.16), yüklenicinin sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini üçüncü bir kişiye devretmesidir. Alacağın temliki ise yalnızca idareden olan para alacağının (hakediş, teminat gibi) devredilmesidir. Temlikte yüklenicinin işi yapma sorumluluğu aynen devam eder; alacağı devralan üçüncü kişi yalnızca o alacağı talep edebilir, işin ifasına ilişkin hiçbir sorumluluk üstlenmez. Yani temlik, işin sahibini değiştirmez, sadece parayı kimin alacağını belirler.
Genel Kural ve İhaledeki Özel Sınırlama
Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesine göre alacaklı, kural olarak borçlunun rızası olmaksızın alacağını yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye devredebilir; 184. madde uyarınca yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Ancak kamu ihale sözleşmelerinde önemli bir özel düzenleme vardır:
- Yapım işi ve hizmet alımlarında: Tip sözleşme gereği yüklenici, hakediş ve alacaklarını idarenin yazılı izni olmaksızın başkalarına temlik edemez; temliknamenin noter tarafından düzenlenmesi ve idarece istenen kayıt ve şartları taşıması gerekir.
- Mal ve danışmanlık hizmet alımlarında: Böyle bir sınırlama bulunmadığından, yüklenici idarenin iznine ihtiyaç duymadan yazılı sözleşmeyle alacağını devredebilir.
İdarenin yazılı izni alınmadan ya da izin alınsa bile noterce düzenlenmeden yapılan bir temlik, idare açısından bağlayıcı olmaz (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1457 E., 2022/2954 K.).
Hangi Alacak Temlik Edilir, Haciz Varsa Ne Olur?
Yalnızca tahakkuk etmiş bir hakediş değil, henüz doğmamış ancak doğacak ve belirlenebilir nitelikteki alacaklar da temlik edilebilir; belirlenemeyen alacaklar temlik edilemez. Temlik sözleşmesinde alacak tutarının belirtilmesi gerekir ve idare yalnızca devredilen tutar kadar üçüncü kişiye ödeme yapar. Önemli bir nokta da şudur: hakediş üzerinde haciz bulunması, ya da Sosyal Güvenlik Kurumu prim borcu veya vergi borcu nedeniyle yapılması gereken kesintiler temlikten önce gelir. İdare, kanundan ve sözleşmeden doğan bu kesinti ve cezaları düştükten sonra kalan net tutarı temlik alana öder. Bu nedenle temlik alan tarafın, alacağın üzerinde önceden konulmuş haciz veya benzeri kısıtlamalar bulunup bulunmadığını araştırması büyük önem taşır.
Feri Haklar ve Pratik Noktalar
Alacağın temlikiyle yeni alacaklıya yalnızca ana alacak değil, ona bağlı feri haklar da geçer; kural olarak alacağa bağlı teminatlar ve işlemiş faiz de devir kapsamında temlik alana intikal eder. Temlik alan, devraldığı alacağı yüklenicinin yerine geçerek idareye karşı ileri sürer. Uygulamada dikkat edilmesi gereken birkaç husus vardır: temlik sözleşmesinde devredilen alacak tutarı açıkça yazılmalı, yapım ve hizmet alımlarında temlikname noterde düzenlenerek idarenin yazılı izni alınmalı, idarenin sözleşmede öngördüğü ek kayıt ve şartlar varsa bunlara uyulmalıdır. İdareye usulüne uygun bildirilmeyen veya izne tabi olduğu hâlde izinsiz yapılan bir temlik, idarenin ödemeyi yükleniciye yapmasını engellemez. Bu nedenle hem temlik eden yüklenici hem de alacağı devralan taraf için, sürecin baştan doğru kurgulanması olası uyuşmazlıkları önler.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


