Mahkeme önündeki temsil ile tahkimdeki temsil aynı kurallara tabi değildir. Milletlerarası tahkim, taraflara temsilci seçiminde önemli bir serbesti tanır. Bu rehberde tahkimde tarafların temsilini sade bir dille açıklıyoruz.
Tahkimde Temsil Serbestisi
Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 8. maddesine göre taraflar, tahkim yargılamasında eşit hak ve yetkiye sahiptir ve herkese iddia ve savunmasını ileri sürme imkânı tanınır. Maddenin açık hükmüne göre, tahkim yargılamasında taraflar yabancı gerçek veya tüzel kişiler tarafından da temsil edilebilir. Bu, milletlerarası tahkimin esnek ve uluslararası niteliğine uygun, taraf iradesine geniş alan tanıyan bir düzenlemedir.
Mahkeme İşlemleri İçin İstisna
Bu serbestinin önemli bir sınırı vardır: yabancı kişilerce temsil kuralı, tahkimle ilgili olarak mahkemelere yapılan istemlere uygulanmaz. Yani hakem seçimi, ihtiyati tedbir, iptal davası veya icra edilebilirlik belgesi gibi devlet mahkemesi önünde yapılan işlemlerde, genel kurallar ve Avukatlık Kanunu çerçevesinde temsil söz konusu olur. Kısacası tahkim duruşmasındaki serbesti, mahkeme aşamasına taşınmaz.
Vekâlet Ücreti
Tarafın vekille temsil edilmesi hâlinde, hakem veya hakem kurulu, davayı kazanan tarafın varsa vekili için avukatlık asgari ücret tarifesine göre bir vekâlet ücreti takdir eder ve bunu yargılama giderleri arasında gösterir. Böylece haklı çıkan taraf, temsil için katlandığı vekâlet ücretini karşı taraftan talep edebilir.
Temsilin Tenfize Etkisi
Temsil, kararın geçerliliği ve icrası bakımından da önemlidir. Yabancı bir hakem kararının Türkiye’de tenfizinde, taraflardan birinin hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş olması, tenfizin reddi sebepleri arasında sayılmıştır. Bu nedenle temsil yetkisinin baştan usulüne uygun biçimde kurulması büyük önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


