Boşanma sürecinde en çok merak edilen sorulardan biri şudur: “Eşim beni aldattı; eşimin birlikte olduğu kişiye de tazminat davası açabilir miyim?” Bu konu yıllarca tartışılmış, Yargıtay daireleri farklı kararlar vermiştir. Tartışma, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 6 Temmuz 2018 tarihli kararıyla (E. 2017/5, K. 2018/7) açıklığa kavuşmuştur. Bu rehberde aldatılan eşin üçüncü kişiye karşı dava hakkını sade bir dille açıklıyoruz.
Kural: Sırf Aldatma Sebebiyle Üçüncü Kişiden Tazminat İstenemez
Yargıtay’ın bağlayıcı içtihadına göre, evlilik birliği sürerken eşlerden biriyle – onun evli olduğunu bilerek – birlikte olan üçüncü kişiye karşı, aldatılan eş sırf bu nedenle manevi tazminat davası açamaz. Bu sonucun temel gerekçesi, sadakat yükümlülüğünün hukuki niteliğidir.
Neden? Sadakat Yükümlülüğü Nispi Bir Yükümlülüktür
Türk Medeni Kanunu’nun 185/3. maddesinde düzenlenen sadakat yükümlülüğü, evlilik ilişkisinden doğar ve yalnızca eşlerin birbirine karşı ileri sürebileceği “nispi” bir yükümlülüktür. Yani herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak değildir. Üçüncü kişi bu yükümlülüğün muhatabı olmadığından, salt evli bir kişiyle birlikte olması, aldatılan eşin bir mutlak hakkını ihlal eden haksız fiil sayılmaz. Bu nedenle üçüncü kişi, aldatan eşle birlikte müteselsil (zincirleme) sorumlu da tutulamaz.
Kusurlu Eşe Karşı Hak Saklıdır
Bu içtihat, aldatılan eşin haklarını tümüyle ortadan kaldırmaz. Aldatma, kusurlu eşin diğer eşe karşı işlediği bir davranıştır; bu nedenle aldatılan eş, kusurlu eşinden boşanma davasında maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) isteyebilir. Sınırlama yalnızca “üçüncü kişiye” karşı doğrudan açılacak tazminat talebiyle ilgilidir.
İstisna: Üçüncü Kişinin Bağımsız Kişilik Hakkı İhlali
Üçüncü kişi, aldatma olgusundan bağımsız olarak, doğrudan aldatılan eşin kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunmuşsa sorumluluğu doğar. Örneğin:
- Aldatılan eşe hakaret etmek, onur ve saygınlığını zedelemek,
- Sosyal medyada küçük düşürücü paylaşımlar yapmak,
- Özel veya mahrem görüntü ya da bilgileri ifşa etmek,
- Taciz, tehdit ya da konut dokunulmazlığının ihlali.
Bu tür bağımsız ve nitelikli ihlallerde, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri (TBK m. 49 ve m. 58) çerçevesinde üçüncü kişiden manevi tazminat istenebilir. Burada belirleyici olan, aldatmanın kendisi değil, kişilik haklarına yönelmiş ayrı bir saldırının varlığıdır.
Anayasa Mahkemesi de Aynı Yönde
Anayasa Mahkemesi de bu yaklaşımı, aile hayatına saygı hakkı (Anayasa m. 20) yönünden incelediği başvuruda teyit etmiş; sırf aldatma nedeniyle üçüncü kişiye tazminata hükmedilmemesinin bir hak ihlali oluşturmadığı sonucuna varmıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Üçüncü kişiye karşı (kişilik hakkı ihlali bulunan istisnai hâllerde) açılacak tazminat davasında görevli mahkeme, haksız fiile dayalı bir alacak söz konusu olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetki bakımından haksız fiilin işlendiği yer, zararın doğduğu yer veya davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Özetle: Eşinizin başka biriyle birlikte olması, tek başına o kişiye dava açmanız için yeterli değildir. Ancak o kişi size doğrudan, aldatmadan bağımsız bir haksız fiille zarar verdiyse hukuki yollar açıktır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


