Muris muvazaası, halk arasında “mirastan mal kaçırma” olarak bilinen bir durumu anlatır. Miras bırakan (muris), aslında bir mirasçısına bağışlamak istediği taşınmazı, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla “satış” gibi göstererek devredebilir. İşte bu danışıklı işlem, hukukta muvazaa olarak değerlendirilir.
İşlem neden geçersiz sayılır?
Burada iki işlem iç içedir. Görünürdeki işlem (satış), tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir. Arkasındaki gerçek işlem (bağış) ise taşınmaz bağışının tabi olduğu şekil şartlarına uyulmadığı için ayrıca geçersiz kalır. Sonuçta yapılan devir, hukuken korunmaz.
Açılabilecek dava
Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik içtihadı (1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı), saklı pay sahibi olsun olmasın mirasçıların bu muvazaaya dayanarak dava açabileceğini kabul eder. Mirasçılar, muvazaalı işlemin iptalini ve taşınmazın miras payları oranında adlarına tescilini isteyebilir. Bu dava, kural olarak miras bırakanın ölümünden sonra açılır.
İspat bakımından; satış bedelinin gerçekte ödenip ödenmediği, murisin ekonomik durumu, devrin amacı ve tanık beyanları önem taşır. Muris muvazaasını, tenkis davasından ayırmak gerekir: muvazaada işlem baştan geçersiz sayılırken, tenkiste geçerli ama saklı payı ihlal eden tasarruf belirli ölçüde indirilir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Gayrimenkul uyuşmazlıklarında her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuz için bir avukata danışmanız yararınıza olacaktır.


