İcra takibine düşen bir borcu tek seferde ödemek çoğu zaman mümkün olmaz. Bu durumda kanun, borçluya borcunu taksitler hâlinde ödeyerek mallarının satılmasını önleme imkânı tanır. Bu rehberde icra borcunu taksitle ödemenin iki yolunu, şartlarını ve dikkat edilmesi gereken sonuçlarını sade bir dille açıklıyoruz.
İki Farklı Taksitlendirme Yolu
İcra borcunu taksitle ödemenin, haczin yapılıp yapılmadığına göre değişen iki yolu vardır:
- Hacizden önce taksit sözleşmesi: Henüz haciz yapılmadan, borçlu ile alacaklı icra dairesinde, icra müdürü huzurunda bir taksit sözleşmesi yapabilir. Burada alacaklının rızası şarttır. Sözleşme sürdüğü müddetçe alacaklının haciz isteme süresi işlemez ve borçlunun malları haczedilemez.
- Hacizden sonra taksit taahhüdü (İİK m.111): Borçlu, satış talebinden önce borcunu düzenli taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve ilk taksiti derhal öderse, icra işlemi durur.
İİK m.111’in Aradığı Şartlar
Hacizden sonra, kanuni taksitlendirmenin (alacaklının onayı aranmadan takibi durduran taksitlendirmenin) geçerli olması için şu şartlar birlikte aranır: Borçlunun borca yetecek kadar malı haczedilmiş olmalı; her taksit borcun dörtte birinden az olmamalı; ilk taksit derhal (peşin) ödenmeli; kalan taksitler aydan aya verilmek üzere en fazla üç ayda tamamlanmalıdır. İcra memuru bu şartların varlığını kendiliğinden inceler; şartlar sağlanmışsa takdir yetkisi yoktur ve takip durur. Bu şartları taşımayan bir teklif ise ancak alacaklı kabul ederse geçerli olur; bu hâlde taraflar taksit miktarını ve süresini diledikleri gibi belirleyebilir.
Çok Önemli: Hacizler Kalkmaz
Sık yapılan bir yanılgı, taksitlendirmenin hacizleri kaldıracağı düşüncesidir. Oysa taksitlendirme yalnızca hacizli malların satışını engeller; mallar üzerindeki hacizler devam eder. Taksit sözleşmesi sürerken satış isteme süreleri (İİK m.106 ve 150/e) işlemez; ancak bu sözleşmelerin toplam süresi on yılı aşarsa, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında ödenmezse, icra işlemi ve süreler kaldığı yerden devam eder; alacaklı kalan borcun tamamı için takibe ve satışa devam edebilir.
Taahhüdü İhlal ve Tazyik Hapsi
Borçlu, geçerli bir ödeme taahhüdünü ya da sözleşmesini makbul bir sebep olmadan ihlal ederse, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir (İİK m.340). Ancak bu cezanın verilebilmesi için taahhüdün hukuken geçerli olması şarttır: Ödenecek toplam miktarın (işleyen ve işleyecek faiz, vekâlet ücreti, harç ve masraflar dâhil) açıkça belirlenmiş, taksit sayısı ve tarihlerinin net gösterilmiş ve tarafların bu miktar üzerinde anlaşmış olması gerekir. Bu unsurlar eksikse tazyik hapsine hükmedilemez (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2001/8-19 E., 2001/26 K.; 12. Hukuk Dairesi, 2018/7445 E., 2018/8542 K.). Bir borçtan dolayı tazyik hapsi en çok üç ay olabilir; her taksit için ayrı ceza verilemez. Borç ödendiğinde ya da alacaklı şikâyetinden vazgeçtiğinde ceza düşer. Taahhüdü ihlal davalarında görevli mahkeme İcra Ceza Mahkemesidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


