Bir yakınınız “sadece imza atacaksın, bir şey olmaz” diyerek kefil olmanızı istedi. Oysa kefalet, kendi malvarlığınızı riske atan ciddi bir taahhüttür. İmzalamadan önce bilmeniz gereken birkaç temel kural var.
Kefalet sözleşmesi sıkı şekle tabidir
Türk Borçlar Kanunu’na göre kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalı; sorumlu olunacak azami miktar ve kefalet tarihi belirtilmelidir. Dahası kefil; azami miktarı, tarihi ve (müteselsil kefilse) bu sıfatı kendi el yazısıyla yazmalıdır. Bu şartlara uyulmazsa sözleşme geçersizdir. Kefalet, güvenli elektronik imzayla da kurulamaz.
Evliyseniz: eşin rızası şart
Kural olarak evli bir kişi, eşinin yazılı rızası olmadan kefil olamaz. Bu rızanın, sözleşme kurulmadan önce veya en geç kurulduğu anda verilmiş olması gerekir. Eşin rızası yoksa kefalet geçerli olmaz.
Adi kefalet ile müteselsil kefalet farkı
Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya gitmeden doğrudan sizden ödeme isteyebilir. Bu nedenle müteselsil kefalet çok daha risklidir. Sözleşmede tür belirtilmemişse kefalet adi kefalet sayılır.
Azami miktara dikkat
Ne kadar borçtan sorumlu olacağınız sözleşmede net biçimde yer almalıdır. “Her türlü borca kefilim” gibi sınırı belirsiz ifadeler, kapsamı belirli olmadığı için geçersiz kabul edilebilir.
Özetle
Mümkünse müteselsil kefil olmaktan kaçının, sorumluluğunuzu belirli bir miktarla sınırlandırın ve imzaladığınız belgenin bir nüshasını saklayın. Tereddüt hâlinde bir avukata danışın. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır.


