Taraflar isteseler bile her uyuşmazlığı tahkime götüremez. Bir konunun tahkimle çözülebilmesi için “tahkime elverişli” olması gerekir. Bu, tahkimin sınırını çizen temel bir kavramdır.
Genel kural
Tahkime elverişliliğin temel ölçütü şudur: tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği, yani sulh olabileceği (uzlaşabileceği) konular kural olarak tahkime elverişlidir. Sözleşmeden doğan ticari uyuşmazlıkların büyük bölümü bu kapsama girer; nitekim ticari hayatta tahkimin bu kadar yaygın olmasının nedeni de budur.
Tahkime götürülemeyen konular
Buna karşılık bazı konular tahkim dışıdır. Mevzuatımıza göre (4686 sayılı Kanun ve HMK), taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradesine tabi olmayan konular tahkime götürülemez. Örneğin kişi hâllerine ilişkin bazı meseleler, belirli aile hukuku konuları ve kamu düzenini yakından ilgilendiren uyuşmazlıklar bu kapsamdadır.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: tahkime elverişli olmayan bir konuda verilen hakem kararı iptal edilebilir ya da tenfizi (uygulanması) reddedilebilir. Bu nedenle tahkim yoluna başvurmadan önce, uyuşmazlığın gerçekten tahkime elverişli olup olmadığı baştan değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tahkim uygulaması olaya ve uygulanacak kurallara göre değiştiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız yararınıza olacaktır.


