Bir kişinin malvarlığının ölümünden sonraki akıbetini belirleyebilmesi için, bu yöndeki iradesini hukuken geçerli biçimde açıklayabilecek ehliyete sahip olması gerekir. Vasiyet ve miras sözleşmesi için aranan ehliyet şartları birbirinden farklıdır.

Kanun ne diyor?

Türk Medeni Kanunu m. 502, vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmayı arar. Miras sözleşmesi yapabilmek için ise daha ağır bir ehliyet gerekir: kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin (on sekiz yaşını doldurmuş) ve kısıtlı olmaması gerekir (m. 503-504). Bu fark, miras sözleşmesinin iki taraflı ve bağlayıcı niteliğinden kaynaklanır.

Uygulamada durum

Ehliyet, tasarrufun yapıldığı an itibarıyla aranır. Bu nedenle ileri yaş, ağır hastalık ya da zihinsel rahatsızlık bulunan kişilerin yaptığı vasiyetlerde, tasarruf anındaki ayırt etme gücü tartışma konusu olabilir. İhtilaf hâlinde, tasarruf tarihindeki sağlık durumu tıbbi kayıtlar, adli tıp/sağlık kurulu raporları ve tanık beyanlarıyla değerlendirilir.

Ayırt etme gücünden yoksunken yapılan ya da gerekli yaş/ehliyet koşulunu taşımayan tasarruflar, ehliyetsizlik nedeniyle iptal edilebilir niteliktedir. Ancak böyle bir tasarruf kendiliğinden geçersiz olmaz; ilgililerin süresinde iptal davası açması gerekir.

Ehliyetin varlığı asıl olduğundan, ehliyetsizliği ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Tasarruf anında geçici biçimde dahi ayırt etme gücünün bulunması, tasarrufu geçerli kılmaya yeterli olabilir; bu nedenle değerlendirme tasarruf tarihine odaklanır.

Pratik sonuç

Bir vasiyet ya da miras sözleşmesinin ehliyet yönünden geçerliliğini değerlendirirken, tasarruf tarihindeki durum belirleyicidir. İddialarınızı belgelerle desteklemek ve süreleri kaçırmamak için bir avukata danışmanız yararlı olur.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.