Ne yaşandı?
Yıllardır aynı işyerinde çalışan bir işçi, “depodan ürün aldığı” gerekçesiyle bir sabah tazminatsız işten çıkarılıyor. İşçi suçlamayı kesinlikle reddediyor; kendisine kamera kaydı, tutanak ya da tanık gibi somut bir delil de gösterilmiyor. İşveren ise bunu doğruluk ve bağlılığa aykırılık sayıp kıdem ve ihbar tazminatı ödemeden sözleşmeyi feshettiğini söylüyor.
Hukuki durum
İş Kanunu m. 25/II, işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları hâlinde işverene bildirimsiz (derhal) ve tazminatsız fesih hakkı tanır. Ancak bu ağır bir sonuçtur ve iddia edilen olayı ispat yükü işverendedir; soyut bir suçlama yeterli değildir. Ayrıca işveren, olayı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her hâlde bir yıl içinde bu hakkını kullanmak zorundadır (m. 26); bu süre geçtikten sonra yapılan fesih haklı sayılmaz.
İşveren iddiasını ispatlayamazsa fesih “haksız fesih” hâline gelir. Bu durumda işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanır; iş güvencesi kapsamındaysa (genel olarak 30 ve üzeri işçi, en az 6 ay kıdem, belirsiz süreli sözleşme) işe iade davası da açabilir.
Ceza soruşturması ya da davası açılmış olması, iş mahkemesindeki sonucu doğrudan belirlemez; iş yargılamasında deliller bağımsız değerlendirilir. Ceza mahkemesindeki beraat tek başına işe iadeyi garanti etmediği gibi, mahkûmiyet de iş davasını kendiliğinden sonuçlandırmaz. Bu nedenle iş davasında kendi delillerinizi ayrıca ortaya koymanız önemlidir.
Ne yapmalısınız?
Önce feshin yazılı ve gerekçeli yapılıp yapılmadığına bakın; savunmanızın alınıp alınmadığını ve hangi somut delile dayanıldığını sorun. İş davalarında arabuluculuk dava şartı olduğundan önce arabulucuya başvurulur; anlaşma olmazsa iş mahkemesinde dava açılır. Suç isnadı varsa ceza süreci ayrıdır; ancak bir avukatla hareket etmek, hem tazminat hem de itibarınız açısından önemlidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.