Yıllık ücretli izin, işçinin dinlenme hakkının somut görünümüdür ve anayasal güvence altındadır. Buna rağmen izinlerin kullandırılmaması ya da işten ayrılırken ücretinin ödenmemesi sık karşılaşılan bir uyuşmazlıktır.

Kanun ne diyor?

İş Kanunu’nun 53. ve devamı maddelerine göre, işyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır. İzin süresi kıdeme göre belirlenir: bir yıldan beş yıla kadar (beş dâhil) en az on dört gün, beş yıldan fazla on beş yıldan az ise en az yirmi gün, on beş yıl ve daha fazla ise en az yirmi altı gündür. İzin hakkından vazgeçilemez.

Yargıtay bu kuralı nasıl uyguluyor?

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, işçinin yıllık iznini kullandığını (veya ücretini ödediğini) ispat yükü işverene aittir ve bu, kural olarak işçinin imzasını taşıyan izin belgesiyle kanıtlanır. İş ilişkisi sürerken kullanılmayan izin paraya çevrilmez; ancak sözleşme sona erince kullanılmayan izin günlerinin ücreti son ücret üzerinden ödenir. Yıllık izin ücreti alacağı zamanaşımına da tabidir.

Pratikte ne anlama geliyor?

  • İzin hak edişi için en az bir yıllık çalışma gerekir; süre kıdemle birlikte artar.
  • İzni kullandırdığını ispat yükü işverendedir; bu nedenle izin kayıtları önemlidir.
  • İşten ayrılırken kullanılmayan izinlerin ücreti, son brüt ücret üzerinden talep edilebilir.

Yıllık izin vazgeçilemez bir haktır ve kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir; kullanılmayan izinlerin ücreti iş sözleşmesi sona erince istenebilir. Kayıtların düzgün tutulması bu alacakta belirleyicidir.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Açıklanan kanun hükümleri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.