Anlaşmalı boşanmada taraflar, çoğu zaman süreci hızlandırmak için “nafaka istemiyorum” diyerek feragat eder. Ancak boşanmanın ardından koşullar değişince, bu feragatin bağlayıcı olup olmadığı tartışma konusu olur. Burada feragat edilen nafakanın türü belirleyicidir.
Kanun ne diyor?
Hukukumuzda yoksulluk nafakası eşin kendi hakkıdır; dolayısıyla eş, özgür iradesiyle ve mahkeme onayıyla bu haktan feragat edebilir ve bu feragat kural olarak bağlayıcıdır. Buna karşılık iştirak (çocuk için ödenen) nafaka, çocuğun hakkıdır; ebeveyn, çocuğa ait bu haktan onun adına kalıcı olarak feragat edemez. Çünkü ebeveyn, çocuğun menfaatini ortadan kaldıracak işlemler yapamaz.
Uygulamada durum
Bu ayrımı netleştiren temel ilke şudur: anlaşmalı boşanmada “yoksulluk nafakası istemiyorum” diyen eş, sonradan bu nafakayı kural olarak yeniden talep edemez; feragat geçerlidir. Ancak aynı protokolde “çocuk için nafaka istemiyorum” denmiş olsa bile, çocuğun ihtiyaçları arttığında ya da koşullar değiştiğinde iştirak nafakası yeniden talep edilebilir.
Yani çocuk adına yapılan nafaka feragati, çocuğun değişen ihtiyaçları karşısında onu bağlamaz. Ayrıca yoksulluk nafakasından feragat edilmiş olsa da, tarafların mali durumundaki değişiklik nedeniyle önceden bağlanmış bir nafakanın artırılması/azaltılması ayrı bir konudur. Bu nedenle protokol imzalanırken, hangi nafakadan feragat edildiğinin ve bunun kalıcı sonuçlarının iyi anlaşılması gerekir.
Pratik sonuç
Anlaşmalı boşanma protokolü imzalamadan önce, feragat ettiğiniz hakların geri alınamayabileceğini bilerek hareket etmek önemlidir. Özellikle yoksulluk nafakasından feragat kural olarak kalıcıdır; çocuğun nafakası ise her zaman yeniden gündeme gelebilir. Protokolün ileride pişmanlık doğurmaması için, imzadan önce bir avukatla içeriğini ve sonuçlarını değerlendirmek yerinde olur.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.